Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Yavuz Sultan Selim'in Hizmetleri
MEHTER, Osmanlılar'da
Tarihte Ocak Ayı Olayları
Osmanlı İle İlgili Haberler
Kütahya Hıdırlık Mescidi - Camisi
Osmanlı Padişah Tuğraları
Fatih Sultan Mehmed'in Hayatı
Afyonkarahisar Kubbeli Mescit
Şamlı adı hakkında
Minkarizâde Yahya Efendi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Kaygusuz Abdal

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Asıl adı Gaybî'dir. Kaygusuz Abdal'ın hayatı hakkında ki bilgilerin çoğu Bektaşî menkıbelerine dayanır. Bu menkıbelerin en tanınmışı onun Abdal Musa'ya bağlanışını anlatan hikayedir:

Alaiye (Alanya) beyinin oğlu Gaybî, avlanırken attığı okla bir geyiği koltuğundan vurur. Yaralı geyik kaçar, Gaybî arkasından koşar. Geyik Abdal Musa'nın tekkesine girer, arkasından avcı da girer, dervişlerden geyiği sorar. Dervişler görmediklerini söylerler. Çekişme başlar. Olaya Abdal Musa karışır ve koltuğu altından kanlı oku çıkararak Gaybî'ye gösterir. Gaybî okunu tanır ve Musa'ya bağlanır. Alanya beyi oğlunu tekkeden kurtarmak ister ama Gaybî, Musa'dan ayrılmaz. Bey, Teke (Antalya) beyine başvurarak oğlunun kurtarılmasını ister. Teke beyinin gönderdiği ordu Musa'ya yenilir, Gaybî tekkede kalır.

Kırk yıl tekkede Abdal Musa 'ya hizmet ettikten sonra şeyhi tarafından Mısır'a gönderilen Kaygusuz Abdal, orada bir tekke kurar. Bu tekke, İslam dünyasında büyük bir ün kazanır ve hastalarla başı dara düşenlerin sığınağı olur. Kaygusuz Mısır'da ölür. Türbesi, Kahire yakınlarında bulunan bir mağaradadır.

Hece ve aruzla şiirler söyleyen Kaygusuz'un nesirle yazılmış eserleri de var. Aruzla yazılmış şiirleri divanında toplanmıştır. Hece ile yazdıklarına ise cönklerde ve şiir mecmualarında rastlanıyor.

Şiirlerinin bir çoğunda Kaygusuz takma adını kullanan ozan , bazı şiirlerinde Serayî adını da kullanır. Kaygusuz adını taşıyan başka şairlerin de bulunması, eserlerinden bazılarının başka bir Kaygusuz'un olabileceği kuşkusunu, doğuruyor.

Kaygusuz Abdal, Bektaşîler arasında büyük saygı ile anılır ve Bektaşî uluları arasına girer. Hemen bütün Bektaşî tekkelerinde bulunan ve Kaygusuz'a ait olduğu kabul edilen bir resimde, bir yılan, bir akrep ve bir arslan, ayakları dibine yatarak ona boyun eğmiş görünürmüş.

XVIIL yüzyıl ressamlarından Levnî'nin yaptığı güzel bir Kaygusuz minyatürü vardır. Kaygusuz, bir eserinde 1397-98 yıllarında doğduğunu söylüyor. Eserlerinden de anlaşıldığına göre XV .yüzyılda yaşamış olan şair, Anadolu ve Rumeli'nin birçok yerlerini gezmiş ve iyi bir öğrenim görmüştür. Özellikle hece ile yazdığı şiirlerde ve nesirlerinde güzel bir Türkçe kullanır.

Kaygusuz'un tasavvufla ilgili şiirleri yanında tekerlemeleri, şathiyeleri (alaylı, iğneli ve simgeli şiirler) de önemli bir yer tutar. Yunus Emre yolunda yürüyen şair, bu tür şiirlerinde ona daha çok yaklaşır. Ölüm yılı bilinmiyor.

Eserleri: (Nesir eserleri): Budala-name, Mağlataname, Cefriyye-i Kaygusuz, Esrar-ı huruf.
Aruzla yazdığı şiirleri Dîvân’ındadır. Hece ile yazdıkları ise cönklerde ve şiir mecmualarındadır.

Kaynak: http://www.turkuler.com/ozan/kaygusuz.asp

Şiirleri

Allah Tanrı Yaradan

Allah Tanrı Yaradan
Gel içegör cur'adan
Yâr ile yâr olagör
Çıksın ağyar aradan

Bekle gönül bostanın
Su sığırı girmesin
Key sakın uçurursun
Kandili minareden

Fil yükün karıncaya
Yükletme çekebilmez
Lâ'l ü gevher kıymetin
Umma seng-i hâreden

Hacca vardım der isen
Kanda vardın hacca sen
Kılavuzsuz kuş uçmaz
Bunca dağ ü dereden

Hacca varan kişinin
Gönül yapmak işidir
Gönül Hakk'ın beytidir
Sakın sen emâreden

Sen özünü bil nesin
Hak sende sen kandesin
Hakk'ı bilmek dilersen
Geç ağ ile hâreden

Dünya ahret demegil
Biliş ü yad demegil
Uzak savaşa düşme
Geç kuru sehhâreden

Tıfıllayın dembedem
Dambu dumbu söyleme
Mansur'layın olursun
Bilmezsen müdâreden

İnsan nûr-ı kadimdir
Hasta değil hekimdir
Sen dahi insan isen
Anla bu esrâreden

Âşık olan bu yolda
Can ile baş oynadır
Sen dahi âşık isen
Bakma gel kenâreden

Sen insanı sorarsan
Hak'tan ayrı değildir
Sıfatı zât-ı mutlak
Hırkası çâr pareden

Aklına akıl deme
Sözüne delil deme
Çünkü kurtaramazsın
Nefsini emâreden

Kaygusuz'un hüneri
Helva vü biryan yemek
Andan özge hüneri
Umma bu bîçâreden


Eksik avradın kötüsü dizini dikip oturur

Eksik avradın kötüsü dizini dikip oturur
İşinin kolayın bulmaz yüzünü yıkıp oturur

Boğaza takmış akıkin aşına bulmaz kekiğin
Yeni donunun söküğün dizine takıp oturur

Ayağında meşin mesi kolunda gümüşün başı
Soyunmaya elbisesi taşraya bakıp oturur

Yata yata karnı şişer eşinin başında işer
Bitler kanatlanıp uçar sirkeye bakıp oturur

Çocuklar oynar aşığı köpekler yutar bulaşığı
Karga da kapmış kaşığı havaya bakıp oturur

Başa bağlamış emiri rençberler sever demiri
Danalar yemiş hamırı tekneye bakıp oturur

Kaygusuz aydır atılmaz pazara çeksen satılmaz
Soyunup koyna yatılmaz bir manda çöküp oturur


Kaplu kaplu bağalar kanatlanmış uçmağa

Kaplu kaplu bağalar
Kanatlanmış uçmağa
Kertenkele derilmiş
Diler Kırım geçmeğe

Kelebek ok yay atmış
Ava şikâra çıkmış
Tonuzları korkudur
Ayuları kaçmağa

Kazzaza batta koydum
Çervişin deremezem
Çuval çayırda gezer
Seğirdüben kaçmağa

Ergene'nin köprüsü
Susuzluktan bunalmış
Edirne minaresi
Eğilmiş su içmeğe

Allah’ımın dağında
Üç bin balık kışlamış
Susuzluktan bunalmış
Kanlı İster göçmeğe

Leylek koduk doğurmuş
Ovada zurna çalar
Balık kavağa çıkmış
Söğüt dalın biçmeğe

Kelebek buğday ekmiş
Manisa ovasına
Sivrisinek derilmiş
Irgad olup biçmeğe

Bir sinek bir devenin
Çekmiş budun koparmış
Salınıban seğirttir
Bir yâr ister koçmağa

Bir aksacık karınca
Kırk batman tuz yüklemiş
Gâh yorgalar gah seker
Şehre gider satmağa

Tonuz düğün eğlemiş
Ayuya kızın vermiş
Maymun sındı getirmiş
Kaftan gönlek biçmeğe

Deve hamama girmiş
Dana dellakllk eder
Su sığırı natır olmuş
Nöbet ister çıkmağa

Kaygusuz'un sözleri
Hindistan'ın kozları
Bunca yalan söyledin
Girer misin uçmağa


Yamru yumru söylerim her sözüm kelek gibi

Yamru yumru söylerim
Her sözüm kelek gibi
Ben âvâre gezerim
Sahrada leylek gibi

işim kalp sözüm yalan
Ben değil adım filân
Bu halk insana derim
Sözümü gerçek gibi

Aşk kuşları derilse
Aşktan dane verilse
Usûlüm toya benzer
Avazım ördek gibi

Terk etmedim benliği
Bilmedim insanlığı
Suretim âdem velî
Her huyum eşek gibi

Ârifler sohbetinde
Marifet söyleseler
Ben de hemen düşünmem
Ürerim köpek gibi

Gerçi Hakk'ın halkıyım
Marifetsiz aylakım
Ârifler sohbetinden
Kaçarım ürkek gibi

Bu marifet ilminden
Haberim yok cahilim
Benden mâna sorsalar
Sözlerim sürçek gibi

Âşıklar can içinde
Aşikâr gördü
Hakk'ı İşitmenin mânası
Olmıya görmek gibi


Yücelerden yüce gördüm

Yücelerden yüce gördüm
Erbabsın sen koca Tanrı
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanrı

Âsî kullar yaratmışsın
Varsın şöyle dursun deyü
Anları koymuş orada
Sen çıkmışsın uca Tanrı

Kıldan köprü yaratmışsın
Gelsin kullar geçsin deyü
Hele biz şöyle duralım
Yiğit isen geç a Tanrı

Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör şu cür'adan
Kaldır perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanrı

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz