Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
İRAD-I CEDİD
Anadolu Beyliklerinde Cami
Hâlide Nusret Zorlutuna
Kervansaraylar
Serbest Mîr-i Mîranlıklar ve Yurtluk Ocaklık Sancaklar
Yenişehirli Abdullah Efendi
XVI. ve XVII. Yüzyılda Nakkaşlar
Osmanlılarda Eğitim ve Öğretim
Osmanlı Devrinde Kabe 'nin Tamiratı
703. Yılında Osmanlıyı Anarken

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Koca Yusuf Paşa

Tersane liman, reisi Hasan Kaptan'ın kölesi olup Gürcü'dür. Efendisine sadakatle hizmet ettiğinden, âzad edildikten sonra onun vefatına kadar hizmetinde bulunmuş ve sonra Kasımpaşa'da Zincirlikuyu'da kışın kahvecilik etmek ve yazları donanma ile gidip gelerek bazılaryla müşterek olarak ticaret yapmak suretiyle geçinmekte idi. Hattâ Cezayirli Gazi Hasan Paşa 1178 H.-1764 M.'da daha Riyale kaptanı iken Yusuf ağa'ya sermaye verip ticaret yaptırmış ve işinden memnun olduğundan kaptan Paşa olunca kendisini hazinedar ve sonra kapı kethüdası yaparak kapıcıbaşılık rütbesi verdirmişti.

Yusuf Ağa, kapı kethüdalığında bulunduğu esnada Efendisi Hasan Paşa'nın işleri için saraya gidip geldiğinden, o münasebetle hazine vekili Osman ağa'nın teveccühünü kazanmıştı. Hasan Paşa, Yusuf Ağa'yı rikâb-ı hümâyun ağalıklarından birine tayin ettirmek istemiş ise de, Cezayirli'nin nüfuzunun artmasından zaten endişe etmekte olan sadrâzam Şahin Ali Paşa, o hususa yanaşmıyarak bir emri vakile Yusuf ağa'yı vezirlikle Mora valiliğine tayin ettirmiştir. Böyle bir emri vaki ile Hasan Paşa'nın gücenmesini arzu etmeyen I. Abdülhamit'i ikna için sadrâzam epey uğraşmıştır (12 Şevval 1199 - 18 Ağustos 1785).

Gazi Hasan Paşa, sadr-ı âzamın kendisini atlatmasını iyi görmedi ve ne yapıp yaparak onun azli üzerine şeyhülislâm Dürrizâde Arif Efendi'nin mümanaatına rağmen beş ay evvel Mora valisi olan Yusuf Paşa'yı sadarete tayin ettirip onun gelmesine kadar kendisi de sadaret kaymakamı oldu (24 Rebiulevvel 1200-25 Mart 1784).

Yeni sadrâzam gayretli ve hamiyetli bir zat olup Rusların aşırı isteklerine, Kırım'ın elden çıkmasına ve bu hale karşı halk efkârının acımasına ve bunlara ilâveten ingiltere ile Prusya'nın teşviklerine bakarak Ruslara karşı harb açmaya teşebbüs etti.

I. Abdülhamit, Halil Hâmit Paşa'nın komplosundan iyice korkmuş olduğundan, Cezayirli Hasan Paşa ile Yusuf Paşa'ya güvenerek saltanatını muhafaza kaygusuna düşmüş, ve fakat Ruslara karşı harb açmak istememekte idi. Muharebe taraftarı olan sadrâzam ise, Ruslara harb açmazsa hal' edileceğini beyan ile pâdişâhı korkutarak arzusuna nail oldu. Yusuf Paşa kapıkulu ocaklarının ihtiyaçlarını temin etmeden çapula gider gibi İstanbul'dan acele hareket etti; ordu sevk ve idaresindeki bu hatası başarısızlığın başlangıcı idi. Hele böyle perişan bir halde Sofya'ya, gelerek Ruslarla müttefikan devlete harb ilân etmiş olan Avusturya cephesine gitti ve Rus cephesini de eski sadrâzam Şahin Ali Paşa'ya bıraktı.

Muharebe, düşmanların galebeleriyle devam etti. III. Selim'in cülusunu müteakip Avusturya cephesindeki ilk muvaffakiyetleri nazar-ı dikkate alman Yusuf Paşa sadarette bırakıldı ise de, daha sonraki muvaffakiyetsizlikleri, yolsuzluk ve rüşvetçiliği ile dile gelmesi ve ordunun kışlık karargâhında büyük sıkıntılar çekilirken sadrâzamın cariyeler ile eğlenmekte olduğu haber alınıp asker arasında da eski itibarının kalmaması üzerine azledilerek yerine Avusturya cephesinde muvaffakiyetleri görülmüş olan Vidin seratskeri Kethüda Hasan Paşa sadrâzam ve serdar-ı ekrem oldu (3 Ramazan 1203 - 28 Mayıs 1789).

Yusuf Paşa sadaretten azlinden sonra Sivas eyâleti ile Vidin seraskerliğine tayin edildi ve Cezayirli Gazi Hasan Paşa sadrâzam ve serdar-ı ekrem olunca onun yerine kaptan Paşalıkta işe yarar bir vezirin tayin edilmesini pâdişâh, serdar-ı ekreme yazmış, o da kendi adamı Yusuf Paşa'yı münasip görüp ordudan tayin etti ise de, III. Selim, Yusuf Paşa'nın kaptanı deryalığını muvafık görmeyerek böyle kuvvetli bir vezirin cepheden ayrılmasını istemediğinden Yusuf Paşa Vidin seraskerliğinde bırakılmıştır.

Yusuf Paşa, 1205 Muharrem - 1790 Eylül'de Karaman eyâletiyle yine Vidin seraskerliğinde bırakılmış ise de, bir ay sonra azlolunarak Köstendil sancağıyla soğukluk gösterilmiş ve birkaç gün sonra Salih Paşa'nın yerine Bosna valiliğine gönderilmiştir (1205 Rebiulâhır - 1790 Aralık). Muharebenin devamı dolayısıyla sadrâzam ve serdar-ı ekrem Şerif Hasan Paşa'nın idamından sonra Yusuf Paşa ikinci defa sadrâzam ve serdar-ı ekrem oldu (1205 Cemaziyel-âhır - 1791 Şubat) ve Bosna'dan acele ordu merkezi olan Şummt'ya geldi. Maneviyatı iyice bozulmuş olan derme çatma kuvvetlerle bir iş göremedi. Ruslarla Yaş antlaşmasını imzalayarak İstanbul'a geldi. Antlaşma mucibince hududun Turla yani Dinyester nehrinden kesilmiş olması pâdişâhın gücenmesine sebeb oldu; gâh korkusu ve gâh vezirlikten çekilmek istemesi gibi hallerini duyan pâdişâh, kendisini tatmin ile istiklâl vererek geçmişe geçmiş nazariyle bakıp bundan sonra arzuya muvafık hizmette bulunmasını tavsiye etmişti; fakat nizam-ı cedid'in tanzimindeki müsamaha ve istiğnası, III. Selim'in darılmasına neden olduğu gibi aynı zamanda genç pâdişâh kendisine îtimad ve emniyet göstermediğinden dolayı İstanbul'a gelişinden kırk üç gün sonra azlolunarak yerine Kandiye muhafızı Melek Mehmet Paşa sadarete davet edildi.

Yusuf Paşa'nın azlinden sonra malı müsadere edilmedi ve bir yere tayinine kadar Beykoz'da oturması emrolunup az sonra düşman istilâsıyla tahrib edilmiş olan Anapa kalesinin tamiri ve o havalinin tanzimi için Anapa seraskerliğiyle Trabzon valiliğine tayin olundu.

Yusuf Paşa, Trabzon'dan sonra Cidde valisi oldu ve 1215 Muharrem - 1800 Haziran tarihinde Cidde'de aniden vefat etti. Hiçbir mazisi ve hizmeti olmamasına ve sadareti sırasında da alelacele devleti hesapsız bir faciaya sevk etmesine rağmen, hamiyetli vakur bir zat olmasından dolayı bazı tarihçiler kendisine Koca Yusuf Paşa unvanını vermişlerdir.

Hâdikatü'l-Vüzera zeyli'ne zeyil yazmış olan Cavid Ahmed Bey mezalim ile para istif etmesinden, irtişasından ve, sözlerine inanılır zevattan naklen, şehvanî ihtirasından bahsetmektedir. Sultan Selim, Halil Hâmid Paşa'nın teşebbüsü ile Abdülhamit'in hal'ine mâni olan Cezayirli Gazi Hasan Paşa'nın adamı ve Abdülhamit ve onun şehzadelerine taraftar olduğunu zan ve tahmin etmesi dolayısıyla Koca Yusuf Paşa'ya itimad göstermemiş ve antlaşma imzalamasıyla İstanbul'a gelmesini müteakip sadaret kaymakamı Çandarlızâde Ali Paşa'ya gönderilen hattı hümâyunda görüldüğü üzere, kısmen doğru olmayan bahane ile İstanbul'dan uzaklaştırmıştır. Fındıklı'da cami yanındaki 1201 H. - 1787 M. tarihli sebile çeşme Koca Yusuf Paşa'nın dır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz