Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Hanlar ve Kervansaraylar
Kütahya Mevlevihane (Mevlevi Dergahı) Mescidi
Yıldırım Bayezid'in Oğlu Mustafa Çelebi Olayı
OSMANLI Padişahlarının Kadın Efendileri
OSMANLI TARIHI KRONOLOJISI
Kayıkçı Kul Mustafa
Eğitim Alanında Tanzimat
OSMANLININ SIRRI
Yunus Emre
Türk-İslam Devletleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Levnî

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Daha çok ressamlığı ve minyatürleriyle tanınan Levnî'nin bir başka özelliği de, Âşık Ömer'in etkisinde kalmış bir halk ozanı olmasıdır. Asıl adı Abdülcelil Çelebi'dlr. Edirne'den İstanbul'a geldiği, bir süre Bursa'da kaldığı evlendiği sanılıyor. Bir süre ressam çıraklığı yaptıktan sonra döneminin en ünlü ressamı olmuş Saray ressamlığına yükselmiştir.

Levnî'nin yalın bir dili olduğu gözleniyor. İnce, alaycı bir tutumu var. Güçlü bir ozan olmasa da dili kullanmasını bilen, zeki, iğneleyici yanı ortaya çıkan bir ozan.

Şiirleri

Çiçeğe arı arıya asel

Çiçeğe arı arıya asel
Aptala boru boruya gazel
Şaire türkü türküye güzel
Güzele gerdan ne güzel uymuş

Kavuğa sarık sarığa sümbül
Köçeğe yanak yanağa kâkül
Bahçeye güllük güllüğe bülbül
Bülbüle efgan ne güzel uymuş

Kediye fare fareye kovuk
Meclise kelâm kelâma doruk
Hastaya çorba çorbaya koruk
Koruğa havan ne güzel uymuş

Yemeğe sahan sahana kalay
Fakire kibar kibara saray
Hünkâra vezir vezire alay
Alaya kaftan ne güzel uymuş

Kapıya kilit kilide miftah
Dervişe hırka hırkaya külah
Kahveye yaran yârana meddah
Meddaha yalan ne güzel uymuş

Yayana atlı atlıya koşu
Dallıya kuşak kuşağa poşu
Sohbete helva helvaya turşu
Turşuya soğan ne güzel uymuş

Yağlıya nakış nakışa ipek
Üstada hüner hünere emek
Levnî’ye güzel güzele döşek
Döşeğe yorgan ne güzel uymuş


Atalar sözü destanı

Tut atalar sözünü kalbi selîm ol
Gönülden gönüle yol var demişler
Gider yavuzluğun tab'-ı halim ol
Sert sirke küpüne zarar demişler

Her kâra uzatma elin eteğin
Yelkovana döner âhır emeğin
Nitekim göllerde şaşkın ördeğin
Başın kor kıçından dalar demişler

Aldanma cihanın sakın varına
Düşmeyegör onun âh ü zarına
Bugünkü işini koyma yarına
Yar yıkıldığı gün tozar demişler

Çoktur bu âlemde boşa yelenler
Kanda bilenler ile bilmeyenler
Eskiden âdettir dağdan gelenler
Bağda olanları kovar demişler

Dediler bu pendi sordumsa kime
Tuz ekmek bilmeze müşkilin deme
Kül kömür ye nâmert lokmasın yeme
Gün olur başına kakar demişler

Arzeyle bu pendi kendi özüne
Dost addetme her güleni yüzüne
İncinme dostunun doğru sözüne
Doğru söz insana batar demişler

Bir mürşidi kâmil bulmayanlara
Pirler nasihatin almayanlara
Sözünün ispatı olmayanlara
Bir dipsiz kile boş anbar demişler

Yar İle ettiğin kavle ver karar
Kâr etmezsen bari eyleme zarar
Aza kanaat et olma tamahkâr
Ucuz satan tezek satar demişler

Kanaat halkasın bırakma elden
Elinden çıkmasın der isen dümen
Deve âhû gibi boynuz isterken
İki kulaktan da çıkar demişler

Güneş balçık İlen sıvanmaz ey dil
Bî-zeban da olsa bellidir kâmil
Kendüden gayruyu beğenmez cahil
Kendi çalar kendi oynar demişler

Hileyi irtikâp etme kıl hazer
Desinler sana bir er oğlu er
Sen elin kapısın çalarsan eğer
El de senin kapın çalar demişler

Gerek şakî olsun gerekse saîd
Kerîm kereminden eylemez teb'îd
Böyledir Mevla'dan sen kesme ümid
Gün doğmadan neler doğar demişler

Levnî nasihati pirlerin böyle
Durûb-ı emsalden hazm ile söyle
Meydan-ı hünerde ağırlık eyle
Ağır bassa beğni ağar demişler

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz