Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlılarda Ticaret
Osmanlı Devletinde Arşivcilik Ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi
osmanlı foto arşivi için açıklama
Mehmed Behçet Yazar
Yağlıkçızâde Emin Mehmet Paşa
Osmanlı'da 'EYALET sistemi' nasıldı?
İznik Hacı Özbek Camii
Kurulus Donemi
Tarihte Ocak Ayı Olayları
Nizameddin Ahmed Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Mal Alanında Tanzimat

Gülhane hatt-ı hümâyununda verginin ayarlanması ve düzenli bir şekilde toplanması gereği şu satırlarla işaret edilmişti:

"Bir devletin toprak bütünlüğünün korunması için asker ve daha başka gereçler için gider yapmak gereklidir. Bu ise akçe ile olur. Akçeye gelince, tebaanın vergisiyle sağlandığı için verginin düzenli bir şekle konulması çok önemlidir.

Eskiden gelir olarak kabul edilmiş olan yed-i vahid usulünden memleketimiz bundan önce kurtulmuş ise de, yıkıcı bir alet karakterini taşıdığı için hiçbir faydası görülmiyen iltizamat usulü hâlâ yürürlüktedir. Bu ise bir memleketin siyasî ve malî işlerini bir adamın isteğine ve insafına bırakmak demektir ki, eğer o adam iyi değil ise daima kendi çıkarına bakar. Böyle bir adamın hareketleri ve düşünceleri de ezicilik ve haksızlıktan başka bir şey olamayacağına göre bundan böyle her kişinin varlık derecesine göre uygun bir vergi bağlanacak ve bu vergiden başka kendisinden hiçbir suretle fazla bir şey istenmiyecektir."

Gülhane hattında işaret edilen bu durumu, II. Mahmut da görmüş ve maliye nazırlığını kurarak devletin gelirleriyle giderlerini düzenlemek istemişti. II. Mahmut devrinin sonunda ve Tanzimat devrinin başlarında devletin başlıca gelir kaynakları şunlardı:

Aşar: Haslar, mirî mukataalar, zeamet, ticaret, malikâne mukataaları, yurtluk, ocaklık ve evkafa ait toprak ürünlerinden aynî olarak alınan vergi idi. Hasların aşarı darphane-i âmire tarafından, mirî mukataaların aşan ise hazine tarafından mültezimler vasıtasiyle sağlanırdı. Diğer kaynakların âşârı ise ya sahipleri tarafından bizzat alınır yahut mültezimler vasıtasıyla toplanırdı.

Vergi: Devlete varlık sahiplerinin verdikleri para idi. Menkul, gayr-i menkul ve ticaret eşyası üzerinden her yıl devletin hazinesine verilecek değer, şehir ve kasaba belediyeleri tarafından sağlanırdı.

Cizye: Hıristiyan reayadan devletin aldığı vergi idi. II. Mahmut devrinde 1834 tarihli bir hat ile Hıristiyan varlık sahipleri cizye bakımından âlâ, evsat, ednâ olmak üzere üç bölüme ayrılmışlardı. Ednâ bölüm 15, evsat 30, âlâ 60 kuruş cizye vermekle görevli idi.

Bu esaslı gelir kaynaklarına gümrük, maden ve posta gelirlerini de eklemek gereklidir.

Tanzimatın birinci ve ikinci yıllarında, Gülhane hattında işaret edilen, iltizam ile aşar toplama usulü kaldırıldı. Bunun yerine eminlikler kuruldu ve maliye memurları vasıtasıyla âşârı toplama yolu kabul edildi.

Hıristiyanların devlete verdikleri cizyelerin de yukarıda gösterildiği gibi bölümlere göre ayarlanması bırakılarak patrikhanelerin aracılığı ile ayarlanması ve toplanması cihetine gidildi.

Fakat gerek âşârın, gerekse cizyenin toplanmasında kabul edilen usuller, beklenilen faydaları sağlamadığı için tekrar eski usullere dönüldü. Bununla beraber halkın eskiden olduğu gibi haksızlıklara uğramasına yer verilmemek için bazı tedbirler alındı. Bu tedbirler arasında başlıcaları şunlardır:

1. Valilerin yetkilerinden olan malî işlerin üzerlerinden alınarak defterdara verilmesi.

2. Vergilerin toplanmasından sorumlu maliye memurlarının ve tahsildarların atanması.

3. Vergilerin ayarlanmasında ve toplanmasında yetkileri olan belediye meclislerinin yetkilerinin genişletilmesi ve vilâyet meclislerinin kurulması.

4. Devlet memurlarından mültezimlik yapmak hakkının alınması.

Bu malî tedbirler Gülhane hattının mal alanındaki amacını gerçekleştirmekten uzaktı. Mustafa Reşit Paşa, etraflı bir mal düzeni programına sahip bulunmuyordu. O, Fransa'da olduğu gibi Türkiye'de de defterdarlıklar ve tahsildarlıklar kurulmasıyla mevcut fenalıkları, mümkün olduğu kadar önlemeyi düşünmüştü. Daha sonra kâğıt para çıkaracak bir bankanın kurulmasını da amaç edindi ise de arkadaşları, "yabancı devletlerin pek karışık olan yol ve düzenlerini zorla halka kabul ettirmeğe çalışırsanız bu memleketin çöküşüne sebep olacaksınız" diye karşı geldiler.

Mustafa Reşit Paşa düzen hakkındaki düşüncelerinden fedakârlık yapmak zorunda kaldı. Fakat Osmanlıda ilk kâğıt para onun teşebbüsiyle bastırıldı.

Hiçbir karşılık gösterilmeden çıkarılan kâğıt para bir müddet sonra değerden düştü. Bab-ı âlî böyle meselelerde tecrübesizdi. Avrupa hükümetlerine başvurarak kâğıt paraların "halis sikke" gibi sayılmasının sağlanması yolunda tebaalarına emir verilmesini istedi. Avrupa devletleri mal meselelerinde zorla kredi sağlanmasının mümkün olamayacağını karşılık olarak bildirdiler. Bunun üzerine uzmanların tavsiyesiyle eski maden paralardan bir kısmı piyasadan kaldırılarak bunların yerine ayarı Avrupa paralarının ayarına denk "mecidiye" basılmasına karar verildi. Yabancı paraların geçimi yasak edildi. Bu tedbirler birkaç yıl sonra kurulacak olan millî bankanın ilk hazırlıkları sayılabilir.

Sözün kısası mal alanında ortaya konulmak istenen düzen, devletin bu alandaki güçlükleri yenmesine yardım edecek karakterde değildi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz