Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Murtaza Efendi
Fatih Sultan Mehmed'in Hayatı
Kanuni Sultan Süleyman'ın Vefatı
Gönüllüler Aranıyor
Yeniçeri ocağının İstanbul'a nakli
Mimar Sinan: Yaşamı ve Sanatı
Hacı Halil Paşa
Türk Bilim Adamları
Varna Savaşı
Divan Üyeleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Mehmed Bahaî Efendi

Hoca Sadeddin Efendi'nin torunu ve Rumeli kazaskerliğinde bulunmuş olan Abdülaziz Efendi'nin oğludur. Babası Abdülaziz Efendi, Hoca Sadeddin'in dördüncü oğlu idi. 1043 H.-1633 M. de Halep kadısı iken vali Ahmed Paşa tarafından "tütüne ihtilasından dolayı işini görmeğe vakti yoktur" diye şikâyet edilmesi üzerine tütün yasağı bahanesiyle sıkı takibatta bulunan IV. Murat tarafından Kıbrıs'a sürgün edilmiştir.

Bahaî Efendi iki sene sonra afvolunarak Şam, Edirne ve İstanbul kadılıkları ile kazaskerlikte bulunduktan sonra 1059 Receb 1649 Ağustos'ta Abdürrahim Efendi yerine şeyhülislâm olmuştur. Bu tarihte hükümet işlerini ellerine alan ocak ağalarına ehemmiyet vermeyip dediklerini yapmadığı için araları açılmıştı. Hattâ iki defa Valide Sultan'a arıza takdim edip ağaların; kabule şayan olmayan tekliflerini kabul eylemediğinden dolayı bunlarla geçinemeyeceğini beyan ile makamından affını rica etmiş ise de Valide Sultan bir müddet müdara ile tahammül etmesini kendisine tavsiye eylemişti. Nihayet ağalar ile olan bu düşmanlığı sırasında İzmir konsolosunu azletmesi hakkında İstanbul'daki ingiliz elçisini baskı ile hapseylemesi ocak ağalarına fırsat vererek 1061 Cemziyelevvel 1651 Nisan'da azlolunup Bergama'ya sürgün edilmiştir; Bahaî Efendi'nin yerine ocak ağalarının arzusuyla hayli zamandanberi şeyhülislâmlık peşinde koşan Kara Çelebizade Abdülaziz Efendi getirilmiştir.

Kara Çelebizâde'nin azil ve sürgün edilmesinden sonra sadrâzam Abaza Siyavuş Paşa ile samimi hukukuna binâen onun ısrarıyla Bahaî Efendi acele İstanbul'a getirildi ve bir müddet sonra yani 1062 Ramazan ve 1652 Ağustos'ta amcazadesi Ebu Said Efendi'nin azli üzerine ikinci defa şeyhülislâm oldu ve 1064 Safer 13 ve 1654 Ocak ayında hunak hastalığından vefat edip Fatih'te evi karşısına defnedildi, işlerinde maiyyetinin tesiri altında idi.

Bahaî Efendi şöyle böyle tahsil görüp Mollabey olarak yükselmiş, zamanını şair ve edipleriyle hem-bezm olarak geçirmiştir. Tütün ve afyona düşkünlüğü vardı. Fevkâlde zekâsı ve sürat-i intikali ile meseleleri derhal kavramak kudretine sahipti; şeyhülislâmlığı Osmanlı devletinin karışık bir devrine tesadüf etmiştir. Son zamanlarda hastalığı kendisini asabi bir hale getirmişti.

Bahaî Efendi'nin şöhreti şair olmasındadır; şiirde asrının üstadları arasında yer almış, zarif ve aşıkane gazelleriyle şöhret bulmuş ve muasırları tarafından bazı gazellerine nazireler yapılmıştır. Bahaî Efendi iki defada dört buçuk ay kadar şeyhülislâmlık yapmıştır. Kendisinin iyiliğini görmüş olan tarih sahibi Vecihi, vefatı hakkında aşağıdaki güzel kıtayı söylemiştir.

Bahaî ol şeh-i mülk-i fazilet
İdince terk-i bezm-i devlet ü câh
Dedim târihini anin Vecihi
Makamın sadr-ı cennet ide Allah (Sene 1063)

Evliya Çelebi Anadoluhisarından bahsederken Bahaî Efendi'nin çinilerle süslü yalısını zikreder. Kanlıca körfezine eskiden Bahaî koyu denildiğine göre yalının burada bulunduğu anlaşılıyor (C. 1, s. 467).

Ehl-i tarikat ile Kadızâdelilerin mücadele halini alan ihtilâfları bunun meşihati zamanında iyice alevlenmişti; kendisi şeyhler tarafına meyl ile onların haklı olduklarına kail olduğu halde Kadızâdeliler'den korktuğu için sofiyyenin devranı aleyhinde fetva vermek mecburiyetinde kalmıştır. Tütünün mubah olduğuna dair fetvası vardır.

Yobazlara tariz yollu bir müseddesinin ilk ve son parçaları:

Zahidin her ne kadar ta'nı firavan olsa
Ana gam yemez idik zerrece irfan olsa
Sıdk ile mezheb-i İslâm'da pûnyan olsa
Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
Dahi eden dinimize bari müsülman olsa.

Gerçi kim nefse uyup itmedeyüz sehv ü hata
Bilürüz cürmümüzi itmeyiz inkâr asla
Gam değil aybımızı söylese dâim âda
Kâilüz hak söze biz gerçi Bahaî amma
Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
Dahleden dinimize bari müselman olsa

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz