Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Âşık
Ebu Saidzâde Feyzullah Efendi
Eğri Seferi Ve Haçova Meydan Savaşı
tanzimat dönemi
IV. Murat
XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Venedik İlişkileri
Molla Abdülkerim
Yavuz Ali Paşa
(Bıyıklı) Derviş Mehmet Paşa
İstanbul'un İncisi: Bedesten

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Memleket Yönetiminde Tanzimat

Gülhane hattında geçen prensiplerin değerlendirilmesi için memleket yönetiminde de köklü bir değişiklik yapılması gerekiyordu. Tanzimat öncesinde memleket yönetimi çığrından çıkmış bir durumda idi. Eyaletlerde, devlet otoritesine karşı sık sık isyanlar çıkması yönetim rejiminin bozukluğunu açığa vurmaktadır.

III. Selim, Yakın çağların başında ilk olarak bu rejimi düzenlemeye çalıştı. Memleket yönetiminin temel yapısına dokunmaya cesaret edemedi. Tımar ve zeamet usulü ile vezirler kanunnâmesini yeni şekillere sokmakla yetindi. İyi niyetle yapılmasına rağmen bu düzen umulan sonuçları vermedi.

II. Mahmut devrinde de bir aralık memleket yönetiminin düzenlenmesine çalışıldı. Fakat temel yapıya dokunulmadığı için yönetim alanında anarşi sürdü durdu.

Gülhane hattının ilâniyle başlıyan Tanzimat devrinde ise memleket yönetimi problemi daha temelli olarak ele alındı. Memleketin eyaletlere bölünmesine devam edildi. Eyaletler, sancaklara, sancaklar kazalara, kazalar da köyleri içlerine alan nahiyelere bölündü. Eyaletlerin yönetimi valilere bırakıldı. Her valinin yanına, bölge kuvvetlerine komuta edecek bir muhafız ile mal işlerini çevirecek bir defterdar verildi. Bundan başka Fransa'daki departman meclisleri örnek alınarak bazı sancaklarda meclisler kuruldu. Vali veya muhassılın başkanlığında kurulan bu meclislerde her sınıf halkın cins ve mezhep ayrılığı düşünülmeksizin bir nisbet içinde temsil edilmesi sağlandı. Bu suretle ortaya çıkan yeni memleket yönetimi sisteminde valinin eskiden hudutsuz gibi görünen görevleri bir taraftan muhafız ve defterdarın, diğer taraftan da meclisin görevleriyle çevrilmiş oldu.

Meclis, valilerin yardımcısı olmaktan başka, onların ezici ve haksız işler yapmasını önlemek gibi bir maksatla da kurulmuştu. Valiler, bölgenin yönetim, mal ve adalet ile ilgili bütün işleri hakkında meclis tarafından ileri sürülecek düşünceleri dinlemek ve uygulamak zorunda idiler.

Bu yönetim şekli bütün imparatorlukta aynı zamanda yürürlüğe konamadı. İlkin Rumeli'de Elviye-i selâse denilen, Yanya, Tırhala ve Manastır vilâyetlerinde, Anadolu'da da Diyarbakır ve Erzurum'da tatbik edildi. Daha sonra da bütün vilâyetlere yaydırıldı.

Devlet otoritesini İmparatorluğun her tarafında üstün kılmak gibi maksatla yapılan bu düzen birçok itirazlarla karşılandı. Eski rejimden faydalanan zorbalar itiraz edenlerin başında gelmekte idi. Hıristiyan halk, sancak meclislerinde yeter derecede temsil edilmediklerinden şikâyetçi idiler. Avrupa Büyük Devletleri de bu şikâyetlerinde hiristiyan halkı desteklemekten geri kalmıyorlardı. Osmanlı hükümeti zamanla artacak olan bu şikâyetlerin önüne geçmek için barış antlaşmasından daha etraflı bir memleket yönetimi idaresi sağlamağa çalıştı.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz