Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kaynakça - Bibliyografya
Hicaz Cephesi.
Çaldıran Savaşı
Tersane Halkı
Paşmakçızâde Abdullah Efendi
Çandarlı Halil Hayreddin Paşa
Karaman Yunus (Kirişçi Baba) Camisi
Osmanlı Su Tesisleri Özellikleri
Osmanlı Tersaneleri
'Adalet sempozyumu ve Osmanlı adâleti'

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Meslekî

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Yaşamıyla ilgili ayrıntılı bilgi yok. Asıl adının Bekir ya da Mustafa olduğu sanılıyor. Sivas'ın Kangal ilçesinin Mesçitli-Kertme köyünde doğmuştur. Kimi araştırmacılara göre doğum tarihi 1848, kimisine göre ya 1857 ya da 1858. 1930 yılında öldüğü ileri sürülüyor.

Ruhsatî'nin çırağı olduğu, Meslekî mahlâsını da Ruhsatî'nin verdiği sanılıyor.

Şiirleri

Ayrılık badesin tatlı mı sandın

Ayrılık badesin tatlı mı sandın
Ne tez tebdil oldu çimenin dağlar
Bu güzellik geçer sana da kalmaz
Daha neye bağlı gümanın dağlar

Nice güzellerden alırsın bacı
Al yeşil renklerden giyersin tacı
Yârden ayrılması zehirden acı
Bu yüzden gitmiyor dumanın dağlar

Gece gündüz yalvarmışım Sübhan’a
Bir dem vuslat bulamadım sunama
Daha simden geri beni kınama
Semaya erişmiş figanın dağlar

Meslekî gibi karaları bağlarsın
Aşkın ateşiyle yürek dağlarsın
Benim ahvalime sen de ağlarsın
Var ise zerrece imanın dağlar


Azrail serime çöktüğü zaman

Azrail serime çöktüğü zaman
Kırılır kanadım kol yavaş yavaş
Mevlâm nasîb etsin din ile iman
Akar gözlerimden sel yavaş yavaş

Yüksek uçan gönül yorulur birgün
Mizan terazisi kurulur birgün
Herkesin ettiği sorulur birgün
Döner mi ya Rabbi dil yavaş yavaş

İl keyfi yetirdin çaldın çağırdın
Her çeşitten yedin sürdün savurdun
İşte toprak senin vatanın yurdun
Çekilir fenadan el yavaş yavaş

Kabrim üzerine dikerler taşı
Kimin gölgesine saklarsın başı
Baba oğul görmez kardaş kardaşı
Gider geri dönmez yol yavaş yavaş

Isıcak ılıman suyum koyarlar
İyi kötü elbisemiz soyarlar
Meslekî'yim öldüğümü duyarlar
Girer salacama il yavaş yavaş


Dolanı dolanı gelir

Dolanı dolanı gelir
Ölüm yavaşça yavaşça
Kalem alıp yaz derdimi
Gülüm yavaşça yavaşça


Söyünmüyor bir dem nârım
Sevda oldu öz diyarım
Güz dedi geçti baharım
Selim yavaşça yavaşça

Garip gönlüm durmaz oldu
Gözüm ırak görmez oldu
İşe göçe varmaz oldu
Elim yavaşça yavaşça

Sevdiğimiz bu yana bakmaz
Kaş eğip kirpiğin yıkmaz
Kırıldı kanadım kalkmaz
Kolum yavaşça yavaşça

Şu dünyaya güvenilmez
Ölmeyince kan kesilmez
Meslekî’m artar eksilmez
Zulüm yavaşça yavaşça

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz