Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Milas Hacı İlyas Camii
Tersaneye Gemi ve İş Yapan Yerler
Ocağın küçük zabitleri
Balkanlar'da Osmanlı Fütuhatı
Osmanlı Devleti'nde Maliye
Amerika Kongre Kütüphanesinde Bulunan İkinci Abdülhamid Han Albümü Hakkında
Hacı İvaz Paşa
Afyonkarahisar Kabe Mescidi
Sultanzâde Mehmet Paşa
Hadım Ali Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Molla Hüsrev

Osmanlı devletinde XV. yüzyılın ikinci yarısı içinde yetişen ve fıkıhta en yüksek ilim adamlarından olan Molla Hüsrev hakkında Fatih Sultan Mehmed "zamanımızın Ebu Hanife’sidir" diye takdir ve iftihar ederdi. Molla Hüsrev'in babası Yozgat civarında Yerköy'de bulunan bir Türkmen aşiretine mensuptu; bu âlimin ismi Mehmed Hüsrev, babasının adı Feramerz ve onun babası da Ali adında bir Türkmendir.

İslâm hukukçuları arasında bugün de büyük bir mevki tutmakta olan Molla Hüsrev, fıkıhtan Dürer ve Gurer isimli metin ve şerhi havi kıymetli eserler ile şöhret bulmuştur.

Molla Hüsrev, Molla Fenarî evladından Yusuf Bâ1î'den ders görüp icazet almış, Bursa'da müderrislik etmiş, Edirne kadılığında bulunup II. Sultan Mehmed'in birinci defadaki cülusunda kazasker tayin edilmiş ise de, II. Murad'ın tekrar hükümdar olması üzerine o da kazaskerlikten çekilerek şehzade ile beraber Manisa’ya gitmiştir; hatta Sultan Mehmed'in kendisinin diğerleri gibi makamında kalmasını arzu etmesine karşı "uzlet zamanınızda sizi terk edemem" diyerek birlikte gitmişti.

Molla Hüsrev, cülustan sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından tayin edilen maaş ile yanından ayrılmadı ve Hızır Bey'in vefatı üzerine 863 H. 1458 M. de İstanbul kadılığına tayin edildi ve hatta Bilâd-ı selâse denilen Galata, Eyüp ve Üsküdar kadılıkları da vazifesine ilâve olundu; bu hizmetleri yapmaya yetişmekle beraber müsait zamanlarında kitap bile istinsah ederdi.

Bir düğün cemiyetinde padişahın, Molla Güranî'yi sağına ve kendisini sola oturtacağını haber alarak bu hale gücenip 867 H. 1462 M. de İstanbul'u terk ile Bursa'ya gitmiş ve orada bir medrese yaparak ders okutmağa başlamıştı. Yaptığı hatayı tamir etmek isteyen Sultan Mehmed, Molla Hüsrev'i İstanbul'a getirterek Müftü yani Şeyhülislâm tayin eyledi ve vefatı tarihi olan 885 H. 1480 M.'ye kadar burada kaldı. Cenazesi Bursa'ya götürülüp medresesine defnedildi.

Molla Hüsrev'in fıkıhtan Dürer ile bunun şerhi olan Gurer'den başka usûl-i fıkıhtan Mirkat ile şerhi olan Mir'at ve belâgatten Miftah şerhi ve yine usul-i fıkıhtan Telvih şerhi ve diğer bazı haşiyeleri vardır. Kendi el yazısı ile olan Dürer ve Gurer, Mir'at ve Mirkat'ı Fatih Sultan Mehmed 'e takdim etmiştir. Bu takdim edilen eserlerden Dürer, Köprülü ve Mirkat ise Yenicami kitapları arasındadır. Dürer ve Gurer'in sonunda kendi künyesini: Enelfakir Mehmed bin Feramerz bin Ali, olarak ve Mirkat'ta da ( Mehmed bin Feramerz bin Ali) diye göstermiştir; Türkçe ve Arapça şiirleri de vardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz