Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Cezayir'in daresi
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Akıncılar
Anadolu Beylikleri Menteşeoğulları Beyliği
Anadolu Beylikleri Ladik Denizli Beyliği
Canbazlar - Tatarlar
Ak Mahmud Efendizâde Esseyyid Mehmed Zeynel Âbidin Efendi
Küçük Kaynarca Antlaşması
Şair Sami'nin bir gazeli
Türk Mûsikîsi’nin Kısa bir Tarihçesi
Osmanlı Devlet'inde Belediyecilik Ve Çorum Belediyesi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Muhsinzâde Mehmet Paşa

Sadrazam Muhsinzâde Abdullah Paşa'nın oğlu olup İstanbul'da Molla Gürani mahallesinde doğmuştur. Silâhşörlükle kapıcıbaşılar arasına alınmış ve babasının sadareti esnasında kapıcılar kethüdası olarak 1151 H.- 1738 M.'de vezirlikle Maraş valisi ve İnebahtı ve diğer muhafızlıklardan sonra Bender muhafızı olup 1160 H. - 1747 M. Ocak'ta Bender'e babası Abdullah Paşa'nın tayini üzerine Mehmed Paşa ikinci defa Maraş valiliğine gönderilmiştir.

Muhsinzâde Mehmet Paşa'ya aynı sene Rebiulevvel - 1747 Mart'ta Adana valiliği verilerek Anadolu'da eşkiya teftişine memur edilmiş ve 1162 H. - 1749 M. den itibaren 1169 H.-1756 M. senesine kadar Hotin, Özi ve ikinci defa Hotin ve sonra İnebahtı ve Ağrıboz adası muhafızlıklarında bulunarak 1169 H. - 1756 M. de Rumeli valisi ve sonra Vidin muhafızı olup 1170 Muharrem ve 1756 Ekim'de Özi eyâletine tâyin olunmuştur.

1174 Şevval (1758 Haziran) tevcihatında Halep valiliğine tayin edilen Muhsinzâde Mehmet Paşa, vazifesi başına gitmeden evvel İstanbul'a davet olunarak uzun senelerden beri nişanlı durduğu III. Mustafa'nın kız kardeşi olup o tarihte otuz üç yaşlarında bulunan dul Esma Sultan ile evlenmiştir (16 Şevval-23 Haziran).

Muhsinzâde Mehmet Paşa 1171 Zilkade- 1758 Temmuz'da Halep'ten Diyarbakır'a nakledilmiş ise de, henüz İstanbul'da balayı sürerken Anadolu valiliğine tayin edilerek bu suretle bir müddet daha zevcesi sultanın Kadırga'daki sarayında oturdu ve 1172 Şevval-1759 Haziranı'nda eyâlet merkezi olan Kütahya'ya gitti. 1174 Muharrem - 1760 Ağustos Bosna valiliğine tayin olunan Muhsinzâde, İstanbul'a gelip bir müddet daha zevcesiyle oturduktan sonra, aynı sene Zilkadesi başında - 1761 Haziran Bosna'ya hareket etti ve hakkındaki teveccüh nedeniyle daha İstanbul'da bulunduğu sırada aynı sene Şevval tevcihatında Hersek sancağı da Bosna'ya ilhak olundu.

Muhsinzâde Mehmed Paşa 1175 H. - 1762 M. de ikinci defa Rumeli valisi ve 8 Şaban 1176-22 Şubat 1763'te tekrar Bosna valisi ve 1177 Cemaziyelevvel - 1763 Kasım'da üçüncü defa Rumeli valiliğinde bulunup 7 Şevval 1178 - 30 Mart 1765'te Bahir Mustafa Paşa'nın yerine sadrâzam olmuştur.

Muhsinzâde'nin sadareti zamanı Gürcistan'da Rusların tahrikleriyle vukua gelen karışıklık, Mısır'da Çerkez beylerinin nüfus yarışı yüzünden çıkan gaileler ve Hicaz'da Vehabî cereyanlarına tesadüf etmiş ve bunlardan başka, Rusya ile bir muharebe ihtimali artmış olduğundan, bu haller kendisini son derecede sıkmış ve işin içinden çıkamayacak bir hale düşmüştü.

Vezir olduğu tarihten itibaren Avrupa'daki siyasi cereyanları merakla takip eden ve bilhassa sadrâzam olduktan sonra bu hususa âit havadis kâğıtları denilen Avrupa ahvaline dair gelen tahrirat ve mektupları okuyarak Osmanlı devletinin vaziyetini gözönüne alan Muhsinzâde Mehmed Paşa, bu müşkül durumdan sıyrılmak çarelerini aramakta idi; bilhassa İstanbul'da Rusya ile muharebe taraftarları epey meydan alarak pâdişâh da muharebe taraftarı olduğundan, vezir-i âzamın hesapsız bir maceraya atılmamak için akıllıca davranmayı, ihtiyat ile hareketi tavsiye etmesi ve icabeden hazırlık yapıldıktan sonra harbe girişilmesi hakkındaki mütalaası aczine yüklenip sadaretten azlolunarak yerine Aydın muhassalı Silâhdar Hamza Paşa getirildi (23 Rebiul-âhır 1182-6 Eylül 1768).

Muhsinzâde'nin malı müsadere edilmeyerek kendisine ikram olarak evvelâ Bozcaada'da ikamete memur olmuş ise de adaya gitmeden bir müddet Gelibolu'da, istirahatini rica etmiş olduğundan arzusuna müsaade olunmuş, fakat beş on gün sonra gönderilen ikinci bir fermanla mazul vezir-i âzamların Gelibolu'da oturmaları âdet olmadığından bahsolunarak, Rodos adasına gitmesi emredilmiştir (1182 Cemaziyelevvel başları - 1768 Eylül ortaları).

Muhsinzâde Mehmet Paşa, 16 Rebiulevvel 1183 - 20 Temmuz 1769 da Moro'da Anapoli muhafızlığına tayin olundu.

Ruslarla yapılmakta olan 1768 seferi içerisinde Rusların tahrik ve teşkilâtlarıyla evvelce alınan isyan tertibatı üzerine Mora'da bir ayaklanma vukua gelmiş ve korkunç bir hal almıştı. Mora'da bulunan Muhsinzâde Mehmet Paşa, aldığı isabetli tedbirle bu isyanı muvaffakiyetle bastırmış ve bu başarısı şöhretine sebep olmuştur.

Muhsinzâde, 1185 H. - 1771 M. de Rumeli eyâletinden Rus cephesine asker şevkine memur olup bu suretle Vidin'e gelmiş ve Yergöğü muhafazasiyle Vidin seraskerliğine tayin olunmuştur. Bu sırada sadrâzam ve serdar-ı ekrem kuvvetlerinin Babadağı'ndan ve Muhsinzâde'nin Eflâk'tan Bükreş üzerine yapmış oldukları taarruz muvaffak olamayarak bilhassa serdar-ı ekrem kuvvetleri perişan bir halde dağılmıştı. Serdar-ı ekremin bu mağlûbiyet haberi Îstanbul'a gelir gelmez derhal azledilip Bükreş'teki mağlûbiyeti henüz haber alınamayan Muhsinzâde ikinci defa sadrâzam olmuştur (1185 Şaban 20 - 1771 Kasım 28). Muhsinzâde'nin muharebe sahasında üç seneye yakın süren bu sadareti esnasında hiçbir başarı elde edilemediği gibi, zararı epey az bir surette tertip edilen antlaşmayı da lüzumsuz ihtiyatı sebebiyle bizzat onaylamaya cesaret edemeyerek işi İstanbul'a danışması ve oraca reddedilmesi üzerine bir müddet sonra daha ağır olan Kaynarca antlaşmasını kabule mecbur olmuştur.

Muhsinzâde Mehmet Paşa antlaşmanın imzalanması esnasında hastalanıp antlaşmayı müteakip tahtrevanla İstanbul'a hareketi esnasında 26 Cemaziyelevvel 1188 - 4 Ağustos 1774 de Karinabad kasabası yakınında vefat ettiğinden, cesedi evvelâ Edirne'de Eskicami hatiresine defnedilmiş ve sonra da sadık zevcesi Esma Sultan'ın müracaatı üzerine istanbul'a naklolunarak Eyüp'te türbe kapısının yanına gömülmüştür.

Muhsinzâde, babasıyla beraber seferlerde bulunmuş, otuz seneye yakın vezirlik etmiş, tecrübeli ve iyi görüşlü idi. Avrupa ahvaline ve devletin siyasetine ve askerî vaziyete vakıf olduğundan, alelacele Ruslarla muharebeye girmekten çekinmesi korkaklığına yorumlanarak azledilmiş ise de, hâdiseler isabetini tasdik eylemiştir.

Kendisini yakından tanıyan ve Kaynarca antlaşması esnasında sadaret kethüdası bulunan Giritli Resmî Ahmed Efendi, Muhsinzâde'nin müddet-i ömründe Avrupa devletleri ahvaline vakıf olmak için gece gündüz bunlara dair gelen evrakı okuyarak Avrupa'daki siyasî ahvale vakıf olduğunu beyan ettikten sonra, kendisinin tecrübeli, temkinli, vakur, müeddeb bir vezir olduğunu söylemektedir.

Muhsinzâde'nin birinci sadareti üç buçuk seneden fazla ve ikinci sadareti de iki sene dokuz aydan ziyade olup her iki sadareti müddeti yuvarlak hesap altı sene üç buçuk aydır. Kendisi son derece hesabi imiş; İstanbul'da Hocapaşa'da bir hanı vardı. Vezirliğinin ilk seneleri epey sıkıntı içinde geçmiş ve hatta Özi muhafızlığında kalma emrini, bahşiş alamayacakları için hiç kimse götürmemiş, ve ibka fermanının kendisine posta ile gönderildiğini yine kendisi söylemiş. Gelir ve giderini muntazam tutan bir vezir olduğu mevcut defterlerinde görülüyor. Vefatında yaşı yetmişi bulmuştu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz