Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Hamdullah Subhi Tanrıöver
İtalya'daki Diğer Hükûmetler
Avrupa Türkleri Neden Sevmez...
Kul Mehmet
Hazinedar Şahin Ali Paşa
Cem Sultan'a övgüm!
Cezayir'in İdaresi
'1808, 1908 ve 2008' yılının özelliği ne?
Kizil Sultan'i kim, niçin uydurdu ?
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Akıncılar

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Nazîre

Bir sairin şiirine başka bir sairce aynı ölçü, uyak ve redifte yazılan benzerine denir. Divân şairlerince bir şairin şiirini tanzîr etmek ona karşı bir saygı duyulduğunu ve onun şiirinin ve üslûbunun beğenildiğini anlatmak içindir. Bundan dolayı divan edebiyatında nazirelerin önemli bir yeri vardır. Divan edebiyatı ürünleri arasında bu amaçla düzenlenmiş pek çok nazire mecmuaları vardır.

Nazirenin, asıl şiirin bir taklidi olmaması ve en az onun kadar güzel olması gerekir. Durum böyle iken, divân şairleri nazîreciliği bir biçim benzeyişi düzeyinden ileri götürememişlerdir. örneğin, Fuzulî yolunda şiirler yazan Kâzım Paşa, onun birçok gazeline nazîre yazmışsa da, Fuzulî'deki ruh ve sanat onda olmadığı için kuru bir taklitten ileri gidememiştir. Yine Nedim'i izleyen İzzet Ali Paşa da, Nedim'deki şuh üslûbu taklit etmişse de başarılı olamamıştır. Halbuki nazirede asıl amaç, şairin kendi özelliğini ve sanatçı kişiliğini göstermesidir. Nedim, Fuzulî'nin âşıkane bir gazeline, kendi sanatçı kişiliğine uyan şuh ve nükteli bir üslûpla yazdığı nazireyle bu yolun en güzel örneğini vermiştir:

Fuzulî’nin gazeli

Hayret ey büt suretin gördükte lâl eyler meni
Sûret-i hâlim gören suret hayâl eyler meni

Mihr satmazsın mana rahm eylemezsin munca kim
Saye tek sevdâ-yı zülfün pây-mâl eyler meni

Za'f-ı tâli’ mâni-i tevfîk olur her nice kim
İltifatın ârzû-mend-i visâl eyler meni

Men gedâ sen şahâ yâr olmak yok amma n’eyleyem
Ârzû ser-geşte-i fikr-i muhâl eyler meni

Tîr-i gamzen atma kim bağrım deler kanım döker
Akd-ı zülfün açma kim âşüfte-hâl eyler meni

Dehr vakf etmiş meni nev-res civanlar aşkına
Her yeten meh-veş esiri hatt u hâl eyler meni

Ey Fuzûlî kılmazam terk-i tarîk-ı aşk kim
Bu fazilet dâhil-i ehl-i kemâl eyler meni


Nedim'in naziresi

Bûs-d la'lin şöyle sîr-âb-a zülâl eyler beni
Kim güren âb-ı hayât içmiş hayâl eyler beni

Şâire söz bulmağa minnet yok amma n’eyleyim
Âh kim hayret seni gördükçe lâl eyler beni

Sevdiğim câm-ı meye hacet nedir la'l-i lebin
Bir şeker-handeyle mest-i bî-mecâl eyler beni

Bağda zülf ü ruhun andıkça bu kimdir deyü
Sümbül ü gül biribirinden suâl eyler beni

Nükhet-i zülfünle geldikçe nesîm-i nev-bahâr
Turra-i sünbül-sıfat âşüfte-hâl eyler beni

Nâ-tüvânım şöyle çeşmin hasretinden kim gehî
Sâye-i müjgân-ı âhû pây-mâl eyler beni

Gerdişin gördükçe sâkî-i mülâyim-meşrebin
"Arzu ser-geşte-i fikr-i muhal eyler beni”

Hasret-i çeşminle ben hâk-i siyah olsam dahi
Baht âhir sürme-i çeşm-i gazâl eyler beni

Güldürür yâ ağlatır yâ kıtf eder yâhud itâb
Hâsılı neylerse ol ruhsâr-ı âl eyler beni

Arz-ı hâlim çok efendim hâk-d pây-i devlete
Lutfun amma bî-niyâz-ı arz-ı hâl eyler beni

Ben kulun lâyık değildir vaslına amma yine
İltifatın ârzû-anend-i visal eyler beni

Gûyyâ bilmez efendim bende-i dîrînesin
Kim Nedîmâ bu mudur deyü suâl eyler beni


Kaynak: DİLÇİN, Cem, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 6. bs. Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 2000.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz