Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tarih
İnsan haklarının evrenselliği ve Osmanlı farkı
Tarih
Çirmen Savaşı
Sarıkamış faciası...
Tezhip Sanatı
Dürrî Mehmed Efendi
Fener'de Tarihî Sokaklar, Evler
Osmanlı Kıyafetleri
II. Mustafa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Necmeddin Halil Onan

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

1902 de, Çatalca'da doğdu. Babası, Düyûn-ı Umûmiyye me'mûrlarından, Halil Hilmi Beydir. İlk ve orta öğrenimini Çatalca ve İstanbul'da yaptıktan sonra, İstanbul Edebiyat Fakültesi Türk Edebiyatı bölümüne girdi. İstiklâl Savaşı sıralarında, Dârülfünûn'un geçici olarak kapatılması üzerine, öğrenimini yanda bırakarak Ankara'ya geldi ve Anadolu Ajansı'nda çalıştı. Millî Mücâdele bittikten sonra İstanbul'a dönüp yeniden öğrenimine devam ederek, 1924’te me'zûn oldu. Bir müddet, tekrar Anadolu Ajansı'nda ve özel okullarda çalıştı. 1929’dan başlayarak İzmir, Adana ve Ankara'da edebiyat öğretmenliklerinde ve lise müdürlüklerinde bu¬lunduktan sonra Maârif Müfettişliğine, Yüksek Öğretim Umûm Müdürlüğü vekâletine ve Dil ve Târih-Coğrafya Fakültesi Eski Türk Edebiyatı profesörlüğüne getirildi. 1959’da bu son görevinden emekliye ayrıldı ve 1968 de İstanbul'da öldü.

Millî Edebiyat hareketinin geliştiği sıralarda, yâni Mütâreke devrinde yetişen şâirlerdendir. Bunun içindir ki şiirlerinde, bu devrin bütün şâirlerinde olduğu gibi, ferdî tahassüslerin yanıbaşında millî duygular da yer almış; konuşulan Türkçeye ve hece veznine değer verilmiştir. Şiirlerini Çakıl Taşları (1927) ve Bir Yudum Daha (1933) adlı kitablarda topladı. Bunlardan başka, 1932 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilip kitab hâlinde basılmamış olan İşleyen Yara adlı bir romanı bulunduğu gibi; İzâhlı Dîvân Şiiri Antolojisi (1940, 1946)’ni, Nâmık Kemâl'in Ta'lîm-i Edebiyyât Üzerine Bir RisâIesi (1950)’ni ve Fuzûlî'nin Leylâ ve Mecnûn'unun tenkîdli baskısını (1956)'da yayımlamıştır.


Kaynak: Akyüz, Kenan, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1985.

Şiirleri

Mâzîdeki Hâtıralar

Son bağlar kopunca sevgililerden,
Kalbe, o hayâlin çıktığı yerden,
Şifasız kederler sızar nihayet.

Nihâyet, en yakın emellerin de
Zehirli rüzgârlar eser yerinde;
Gidenle beraber gider saadet.

Kırılmış bir kalbe son kalan yoldaş
Gizlice dökülen beş, on damla yaş,
Bir de yâd edilen hâtıralardır.

Çünkü her sevincin sonu kederde;
Saadet, sabaha karşı göklerde
Doğan bir yıldızın ömrü kadardır.


Temennî

Ben ki sessiz, habersiz gönül bağladım size,
Şimdi ne zaman dalsam derin gözlerinize,
Birdenbire ruhumu çılgın arzular sarar,
Atılmak ister gibi karanlık bir denize.

Düşündüğüm sizsiniz her gün, her gece şimdi.
Bu dünyâda saadet siz demek bence şimdi.
Ruhunuz eş olmamış, diyorlar, benim gibi
Size yalnız gönlünü veren bir gence şimdi.

Aczimi anlasam da yolumdan dönmem geri.
Tuttunuz can köşemde hükmedecek bir yeri.
Bir kere gözlerime baksanız, anlardınız
Sizin için kalbimde canlanan emelleri.

Her aşk için, gönlünüz kapanmış bir saraymış;
Sevenler, kapısında uzun yılları saymış.
Ben de, bunu düşünüp diyordum ki : Allah'ım,
Keşke, sizi bu kadar güzel yaratmasaymış.


Bir Yolcuya

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun solunda
Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda,
İstiklâl uğrunda, nâmûs yolunda
Can veren Mehmed'in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed'in, düşmanı boğduğu sele
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin
Bir harbin sonunda bütün milletin
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz