Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kütahya Karagöz Ahmet Paşa Camii
Sultân Orhan
Kütahya Kadidler Camii
Ahmet Hamdi Tanpınar
XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna Kadar Kapıkulu Süvari Bölükleri
Anadolu Beylikleri Antalya Hamitoğulları Beyliği
Anadolu İsyanları - Celâlîler
Barbaros Hayrettin Paşa
Anadolu İsyanları - Celâlîler
XVIII. Yüzyılda Çini Sanatı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Nigâr Hanım

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

1856 da, İstanbul'da doğdu. Babası, Macar iken Türk olarak Türkiye'de yerleşen, 1848 Macar İhtilâli mültecilerinden Osman Paşa'dır. Öğrenimini Fransız mektebinde yaptı. Özel olarak da Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldı. Çocuk sayılabilecek bir yaşta iken, şiir yazmağa başladı. Fransızcayı ve Fransız edebiyatını iyi biliyordu. Zekâsı, inceliği ve hem Batı'nın, hem de Doğu'nun edebiyatlarına ve mûsikîlerine âid yakın bilgisi ile, o zamanki kibar âleminin bu seçkin sîmâsı, her salı günü konağında -XVII. asır Fransız yüksek sosyetesinin salon toplantılarını andırır bir şekilde- devrin tanınmış şahsiyetlerini toplar; şiirler okunur, müzik dinlenir, sanat ve edebiyat konuları üzerinde konuşulurdu. Husûsî hayâtında pek mesûd olamayışının ıztırâbını anlatan şiirlerinde ince bir lirizm görülür. Şiirlerini Efsûs I (1877), E f s û s II (1891), N î r â n (1896), A k s - i Seda (1900) ve Elhân-ı Vatan (1916) isimli eserlerinde topladı. Safahât-ı KaIb (1901) ise, bir gönül hikâyesini mektublar hafinde veren mensur bir eserdir.

Nigâr Hanım, XIX. asrın ikinci yarısında yetişen kadın şâirlerimizin, yenilik edebiyatımızla en çok ilgilenenidir. Bunda aile çevresinin ve aldığı edebî kültürün te'sîri, şüphesiz ki, büyüktür. Asıl dikkate değen ve kendisini çağdaşları bulunan kadın şâirlerimizle birleştiren nokta, duyuş ve söyleyişteki benzerliktir. Gerçekten, o devrin kadın şâirlerinde genellikle görülen ifâde ürkekliği, kendini lâyıkıyle ifâde etmek hususunda varlığı sezilen bir çekinme ve güvensizlik, ifâdeye tam bir hâkimiyet için sarf edilen gayrete rağmen varılan neticenin kifayetsizliği ile, duyguların - biraz da sosyâl şartların te'sîrinde - Lâyıkıyle kadınlaşamamış olması gibi bir durum Nigâr Hanımın şiirlerinde de vardır. Fakat buna rağmen, kadın şâirler arasında, zamanının en bol ve en özlü eserlerini vermiş şahsiyetidir. 1 Nisan 1918 de, İstanbul'da öldü. Rumelihisarı'ndaki Kayalar mezarlığında gömülüdür.


Kaynak: Akyüz, Kenan, Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1985.

Şiirleri

Bir Daha Söyle

Yegâne sevdiğin âlemde ben miyim şimdi?
Sahîh ben miyim artık muhâtab-î aşkın?
Bütün o hiss-i amîki fuâd-ı pür-şevkin,
O ibtilâ-yı ezel, o alâik-î ebedî
Benim mi şahsıma mahsur?.. Bir daha söyle.
O sânihât-ı hazînin, o beyyinât-ı gamın,
Sahîh, mülhimi hep ben miyim, bugün, söyle;
Tahassüsâtını, efkârını bütün söyle.
Getir şu kalbime dök varsa, sevdiğim, elemin
Eden nedir seni rencûr?.. Bir daha söyle.


Gücenme

Gücenme, muztaribim, nâ-şekîb-i hicranım,
Gücenme, münkesirül hatırım, perişanım,
Gücenme, merhamet et bî-nasîb-i vuslatına,
Gücenme yâreliyim aslı iştiyakınla,
Gücenme, aslı harabım senin firakınla...

Düşün... kaçar mıyım ey yâr, ihtiyarımla?
Mücâhid olmadayım kalb-i bî-karârımla
Tahammül etmek için ıztırâb-ı firkatine.
Bu hasta kalbime dünyâda tesliyet yokken
Gücenme, kırma beni bir de iğbirar ile sen.

Tavahhuşumla müsebbib benim bu hicrana;
Bu ıztırâb müşabih azâb-ı vicdana,
Tahatturuyle bunun sızlıyor cerihalarım.
Niçin bu yâreleri açtın iltifatınla,
Mürüvvetinle, o gösterdiğin sebatınla?

Amîk hüzn ile perverde kalb-i rencîdem,
Hayâl ü hâtıram artık siyah - reng-i elem.
Bütün cevânibe nafiz gibi bugün kederim :
Senin görünmediğin yerler, âh, pek mağmum...
Gücenme, aslı yetişti bu tâli'-î meş'ûm.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz