Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Melek Ahmet Paşa
Sultân II. Bâyezid
Hadım Süleyman Paşa
Müeyyedzade Abdurrahman Efendi
Mahmudiye Kalyonuna Ait Kırım Harbi ile İlgili Efsaneler
Osmanli Tarihi 1600-1700 Yillari Arasi Onemli Olaylar
Paşmakçızâde Abdullah Efendi
"BÜLBÜL" Nasıl Yazıldı?
Akkâ'da Zahir Ömer İsyanı
'Atatürk'ün Kerkük'e yazdığı mektup'

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı Şehzadeleri

Osmanlı padişahlarının çocuklarına şahzade'nin muhaffefi (hafifletilmişi) olarak şehzade denildiği gibi bazen bu makamda bilhassa XIV. yüzyılın son yarısıyla XV. yüzyılda diğer Anadolu beyliklerinde de görüldüğü veçhile çelebi unvanı da verilmişti.

Osmanlı padişahlarının oğulları babalarının sağlığında yüksek haslarla kendilerine gösterilen sancaklarda bulunup oraları idare ederler, bu suretle bütün askeri ve idari işlerde yetiştirilirlerdi. Bir şehzade yetişip takriben 10 - 15 yaş arasına geldikten sonra tayin olunduğu sancağa gönderilir ve devlet işlerinde kendisini yetiştirmek üzere maiyyetine lala denilen tecrübeli biri ve müteaddit hizmetler için kalabalıkça bir maiyyet verilirdi. Şehzadeler gidecekleri sancağa validelerini de beraber götürürlerdi. Sancakta bulunan şehzadelere çelebi sultan denilirdi. Osmanlı şehzadelerinden sancak beyi olanların maiyyetlerinde nişancı, defterdar, reisülküttap vesair kalem heyetiyle mir-i alem, mirahur, kapı ağası ve diğer bazı saray erkanı vardı. Şehzadelere Rumeli'de sancak verilmesi kanun değildi.

Çelebi Sultanlar yani sancak beyi olan şehzadeler, belirli zamanlarda -eğer yaşları müsaitse— bizzat divan kurarlar ve kendi sancaklarına ait işleri görürlerdi. Yaşları küçük olanların bu işlerine lalaları bakarlardı; zaten muameler lalanın nezareti altında olurdu; lala devletçe itimad edilen şahıslardan tayin edilirdi. Şehzadeler zeamet ve tımar tevcih ederler, berat verip bir yere gönderdikleri hükümlerde ve verdikleri beratlarda isimlerini havi tuğra çekerlerdi; yalnız yapacakları bu tayin ve tevcihlerin devlet merkezine bildirilerek esas deftere işaret edilmesi lazımdı.

XV. yüzyıl ortalarına kadar vaziyetin icabına göre İzmit, Bursa, Eskişehir, Aydın, Kütahya, Balıkesir, İsparta, Antalya, Amasya, Manisa, Sivas gibi şehirler başlıca şehzade sancak merkezleri bulunmuşlardı.

Osmanlı şehzadeleri ya babalarıyla beraber veyahut yalnız olarak sefere memur olurlardı. Eğer babalarıyla beraber muharebeye giderlerse ordunun cenahlarına veya gerisindeki (ihtiyat) kuvvetlere kumanda ederlerdi.

Osmanlı şehzadeleri içinde hükümdar olana karşı diğer kardeşlerinin saltanat iddiasıyla ortaya çıktıkları görüldüğü gibi XIV. yüzyılın son yarısında babası I. Murat'a karşı hükümdarlık iddiasıyla ortaya çıkan Savcı Bey adındaki şehzadeyi görmekteyiz.

III. Mehmed'in cülûsundan (1595) itibaren şehzâdelerin fiilen sancağa gönderilmeleri usûlü tamamen terk edilerek, onun adına bir vekil sancağa gönderilmiştir. Şehzâdeler ise âdeta Harem'e hapsedilmislerdi. Bu geleneğin terk edilmesi, Osmanlı saltanat kurumu için tam bir felaket olmustu. XVII-XVIII. asırlarda Topkapı Sarayı'nin Harem kısmında "Şimşirlik" denilen dairede hayatını geçiren şehzâdelerin şahsiyetleri, tam gelişememiş, ilim ve kültür bakımından zayıf kalmışlardı. Bununla beraber XVIII. asrın sonlarında şehzâdeler, tekrar serbest hareket eder olmuş ve devlet işleri ile ilgilenir olmuşlardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz