Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tahsin Nâhid
Askerî Teşilâtın Başlangıcı
Osmanlılarda Eğitim ve Öğretim
yavuz sultan selim
Türk Kültüründe Beden
Macaristan Seferi ve Mohaç Meydan Savaşı
Ayasulug (Selçuk) Aydınoğlu İsa Bey Camii
Katliam Belgesi
Çandarlı Halil Hayreddin Paşa
V. Murad ve Reşad'ın torunları

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı Dönemi Halk Edebiyatı

Sayfadaki Başlıklar


Halk Şairleri

Halk Şairleri

“Osmanlı medeniyetini anlatmayı, hakkında bilgi vermeyi amaçlayan bu sitede âşık şiiri ne arıyor?” diyenler, halk edebiyatını sadece Osmanlı’ya başkaldırı yolu sayanlar, ya da saz âşıkları ile Osmanlı arasında bir alâka olmadığını düşünenler olabilir. Burada Prof. Dr. İskender Pala ne diyor, bir kulak verelim isterseniz:

“Bizce her iki şiir de birer gül gibi idi. Birisi bahçevan elinde her gün emek verilerek, dibi çapalanıp suyu verilerek, dikenleri budanıp tımar edilerek has bahçede yetiştiriliyordu ve gerektiği zaman vazolara taşınıyordu. Diğeri ise kırların berrak coğrafyasında suyunu yağmurdan, gıdasını rüzgârdan devşirerek, dikeniyle, budağıyla kendi başına yetişiyor, ama hiçbir vakit vazoya girme şansı olmuyordu…”

Gerçekten de birisi o dönemin köyünü, kırsal yaşantısını, obasını yansıtırken diğeri şehrini yansıtır bize. Ama kaynakları birdir aslında her ne kadar ayrı görünseler de. İkisi de Leylâ ile Mecnun’u, Ferhat ile Şirin’i anlatır bize, onlardan ilham alır ve kendi merceklerinden aktarırlar hayallerindeki görüntüyü.

Divan şairlerinden halk ağzında kullanılan kelimeleri duyduğumuz gibi, halk şairinden de divan edebiyatına dair terimleri duyabiliriz. Mesela divan edebiyatının müstesna şairlerinden Nedim halk edebiyatı içinde yer alabilecek eserler verirken, Âşık Ömer de aruz vezni ile eserler vermiştir.

Sözün kısası, ikisi de birlikte Osmanlı edebiyatını oluşturmuş ve solmayan çiçekler meydana getirmişlerdir.

Bu kısa yazının amacı şudur: Osmanlı edebiyatının yalnızca “fâ’ilâtün fâ’ilâtün…”den ibaret olmayıp, zamanında hesab-ı benân (hece ölçüsü) ile de eserler verilen bir edebiyat olduğunu; Osmanlı’nın kültürel vadisinde her ikisinin de kendi çapında güzel, hoş kokulu meyveler veren köklü bir ağaç olduğunu anlatmaya çalışmaktır.

Şimdi sözü âşıklarımıza bırakalım isterseniz, bakalım neler demişler, neler anlatmışlar.


13. yy

Âşık Paşa

Yunus Emre


14. yy

Sait Emre

Hacı Bayram-ı Velî


15. yy

Eşrefoğlu Rumî

Kaygusuz Abdal

Muhyî


16.yy

Âşık Garip

Âşık Kerem

Köroğlu

Hatayî (Şah İsmail)

Kazak Abdal

Köroğlu

Kul Hüseyin

Kul Mehmet

Muhiddin Abdal

Öksüz Dede / Öksüz Âşık

Pir Sultan Abdal

Teslim Abdal

Usulî


17. yy

Âşık

Âşık Ömer

Gevherî

Karacaoğlan

Katibî

Kayıkçı Kul Mustafa

Kul Himmet

Kul Nesimî

Kuloğlu

Tamaşvarlı Gazi Âşık Hasan


18. yy

Levnî

Mecnunî

Meftunî


19. yy

Âşık Celalî

Âşık Şenlik

Bayburtlu Zihni

Dadaloğlu

Dertli

Erzurumlu Emrah

Meslekî

Ruhsatî

Seyranî

Sümmanî

Tokatlı Âşık Nurî

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz