Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı Gümüş Parası
MEHTER, Osmanlılar'da
Sultan II. Murad
Mâzul sipahiler
Molla Abdülkerim
Hacivat Karagöz Oyunu Dağarcığı
OSMANLI Padişahlarının Kadın Efendileri
Özdemiroğlu Osman Paşa
Dolmabahçe Sarayı
Kuruçeşme'deki Osmanlı Eserleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı Devleti'nin Parçalanması - Fetret Devri

Sayfadaki Başlıklar


İç Durum
Timur'un Siyaseti
OSMANLI ŞEHZADELERİNİN SALTANAT MÜCADELELERİ
İsa ve Mehmed Çelebilerin Mücadeleleri
Emir Süleyman ve Çelebi Mehmed Mücadeleleri
Musa Çelebi'nin Rumeli'ye Geçirilmesi
Emir Süleyman ve Musa Çelebi Mücadeleleri
Musa Çelebi'nin Rumeli'de Hükümdarlığı

İç Durum

Ankara savaşı sonunda Osmanlı kuvvetleri yenilmiş, Anadolu beyleri ellerinden çıkan yerleri ziyadesiyle geri almışlar ve Osmanlı şehzadeleri arasında saltanat mücadelesi başlamıştı. Bununla beraber, Osmanlılar aleyhine Güney - doğu Avrupa'da yani Balkanlarda hiçbir hareket vuku bulmamış ve hattâ Osmanlılardan zarar görmüş olan Venedik, Ceneviz ve Macarlar tarafından da gerek münferiden ve gerekse müttefikan taarruzî bir tecavüz görülmemiştir. Hattâ dikkate şayan olarak Ankara'da mağlup kuvvetten 40.000 kişilik Osmanlı kuvvetlerinin Rumeliye geçmesine Bizans İmparatoru Manuel'in mâni olmak istemesine karşı Ceneviz ve Venedik gemileriyle birbirlerine rekabet edercesine bunların Rumeli'ye nakilleri yapılmış ve bu suretle Balkanlarda kuvvetli bir Osmanlı ordusu toplanmıştır.

Ankara bozgunluğundan istifade ederek Niğbolu savaşı nın acısını çıkarması îcabeden Macarlardı. Fakat bu sırada Papa Bonifas, Sigismund'a karşı Macar krallığını elde etmesi için Sicilya kralı olan Ladislas'a yardım etmekte olduğundan Macar kralı bu fırsattan istifade edemediğinden Sigismund Balkanlarda bir rol oynayamamıştır.

Asıl dikkate şayan olan bir hâdise de Ankara bozgunluğunun Balkanlardaki Hıristiyan tebaa üzerinde hiçbir tepki yaratmaması ve sükûnetin devam ederek Osmanlı idaresine karşı bağlı kalınmasıdır ki bu hal Rumeli'deki Osmanlı idaresinin diğer komşu devletlerden daha âdilâne olduğunu gösteren vakıalardan birisidir. İşte Osmanlı Devleti yeni elde edilen Balkanlarda siyasî ve idarî zekası ve ileri görüşlülüğü sayesinde bu fırtınalı ve tehlikeli havada Rumeli'yi hâdisesiz olarak elinde tutmağa muvaffak olmuştur. Osmanlı Devleti Timur'un darbesini yiyip parçalandığı üzere şehzadeler arasında saltanat mücadelesi olduğu sıralarda Balkan Devletlerinin Osmanlılara karşı birleşmemelerini, bazı ecnebi kaynaklar kiliselerin birleşmemiş olmasına atfetmişlerdir. Halbuki Osmanlı hükümeti tebaası arasında adaleti ve ahengi temin etmek ve dinî işlere karışmamak suretiyle bu emniyeti temin eylemiş olduğundan ve bundan başka Balkanlardaki Ortodoks mezhebine mensup mutaassıb halkın Katoliklere karşı âdeta müdafaasını yani onların vicdanî akidelerine karşı hürmeti ve buna kimseyi müdahale ettirmemeyi ilke kabul ettiğinden Rumeli'deki Ortodoks tebaa huzur içinde bulunmakta idi. Bu hale karşı bir terslik olması kabil değildi. Nitekim Bizans İmparatorlarının Katolik mezhebini kabul etmek için yaptıkları teşebbüsler de Ortodoks halkın ve papazların engellemesiyle karşılaşmıştı.

Yıldırım Bayezid esir düştüğü zaman en büyükleri Emir Süleyman olmak üzere İsa, Mehmed, Musa, Mustafa ve Kasım adlarında altı erkek çocuğu vardı; bunların beşi babalarıyla beraber Ankara muharebesinde bulunup Kasım pek küçük olduğundan Bursa'da bırakılmıştı.

Süleyman Çelebi, muharebenin kaybedildiğini görünce vezir-i âzam Çandarlızade Ali Paşa, Murad Paşa ve Yeniçeri ağası Hasan Ağa ve Balıkesir subaşısı yani askerî kumandanı Eyne Subaşı ile ve bir kısım kuvvetlerle beraber kaçmışlardı. İsa Çelebi, muharebeden kaçtıktan sonra Balıkesir taraflarında saklanmış, Mehmed Çelebi Amasya'ya çekilmiş ve Musa ile Mustafa esir düşmüşlerdi.


Timur'un Siyaseti

Timur'un amacı büyük ve kuvvetli bir Osmanlı devletinin yerine kendisinin yüksek hâkimiyetini tanıyan parçalanmış birkaç Osmanlı beyliği vücuda getirmek olduğundan Anadolu beylerine âid yerleri Osmanlılardan alıp eski sahiplerine verdikten sonra geriye kalan Osmanlı ülkesini de Bayezid'in dört şehzadesine vermiş ve bunlardan her birisine kendisine tabî hükümdarlık alâmeti olarak kemer, külah ve hil'at göndermiş ve şehzade Mustafa Çelebi'yi de beraberinde Semerkand'a götürmüştür. Timur, Edirne'de bulunan Emir Süleyman Çelebi'ye Rumeli'deki yerleri verip onu o tarafın hükümdarı yaparak Süleyman'ın elçisi olan kazasker Şeyh Ramazan'la kendisine tabî hükümdarlık alâmeti olarak yukarıda adı geçen külah vesair şeyleri yollamıştır. Diğer şehzadelerden İsa Çelebi Balıkesir ve Bursa'da, Mehmed Çelebi Amasya'da, ve Musa Çelebi de İsa'yı Bursa'dan çekilmeye mecbur ederek Bursa'da Timur'un al damgasıyla hükümdar olmuşlardır.

İşte Timur'un bu suretle Osmanlı ülkesini şehzadeler arasında taksim etmesi 11 sene süren ve tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu'nun parçalanmasından dolayı Saltanat fasılası veya Fetret devri denilen ve kanlı hâdiselerle dolu bir devrin açılmasına ve fütuhatın durmasına ve İstanbul İmparatoru'nun türlü entrikalarla bu durumu körüklemesine sebep olmuş ve bu suretle Timur'un maksadı da husule gelmiştir.

Ankara muharebesi ve bunun neticesinde bir daha kalkınamaması plânıyla Osmanlı Devleti'ni parçalaması bu devlet için mühim ve pek ağır bir darbe olmakla beraber çeyrek asırda kendisini süratle toplamaya muvaffak olması Osmanlı Devleti teşkilâtının sağlamlığını ve başta bulunanların idarî, siyasî kabiliyet, basiret ve enerjisini göstermektedir. Buna mukabil Hindistan, İran, Azerbaycan, Irak ve Suriye'den ve Ege Denizi'ne kadar geniş fütuhat yapmış olan Timur'un, ölümünden sonraki teşkilâtsız korkunç bir şahsın ortadan kalkması bu devletin az zamanda parçalanmasına sebep olmuş ve Osmanlı Devleti de büyüklük ve genişliğinin zirvesine yükselmiştir.


OSMANLI ŞEHZADELERİNİN SALTANAT MÜCADELELERİ

Büyük şehzade Emir Süleyman, Ankara muharebesinin kaybedildiğini görüp kaçtıktan sonra süratle Bursa'ya geldi, aile ve çocuklarını alarak Gemlik'ten bir gemiye atlayıp Güzelcehisar (Anadolu hisarı)'a çıktı ve bir müddet orada oturup imparatorla anlaştıktan sonra Gelibolu'ya gitti.

Ankara'da Yıldırım Bayezid'in mağlûbiyetini duymuş olan Manuel hemen memleketine döndü; malûm olduğu üzere Manuel, İstanbul'u muhasaradan kurtarmak için yardımcı bulmak maksadıyla Avrupa'ya gitmişti, imparator dönüşünde Süleyman Çelebi ile Gelibolu anlaşmasını yaptı (1403). Aynı zamanda Emir Süleyman yine burada Osmanlı kuvvetlerini Anadolu'dan Rumeli'ye geçirmiş olan Venedik ve Cenevizlilerle anlaştı.

Gelibolu anlaşması gereğince Emir Süleyman, Anadolu sahilindeki Kartal, Pendik ve Gebze ile bazı adaları ve Misivri'ye kadar Karadeniz sahilini ve Marmara'da Silivri'yi ve Rumeli'de Selanik, Tesalya ve diğer bazı yerleri Evrenuz Bey'in itirazına rağmen imparatora terk ediyor ve küçük kardeşi şehzade Kasım
ile kız kardeşi Fatma'yı imparatora rehin bırakıyordu. Bazı ticarî imtiyazlar verme suretiyle de Venedik ve Cinevizlilerle anlaşmıştı; buna mukabil bu iki cumhuriyet Timur'un Rumeli'ye geçmesine mâni olacaklarını taahhüd ediyorlardı.

İşte bu suretle Rumeli'ye geçen Süleyman Çelebi, Edirne'de hükümdar îlân edildi; Ankara muharebesinden dönmüş olan Sırp despotu Stefan Lazareviç'e de bazı tâvizlerde bulunarak uyuştu; Bulgaristan'da eski Çar ailesinin tahrikiyle bir hareket vukua geldiyse de derhal bastırıldı.

Âlim ve ince ruhlu, ilim ve sanat erbabının hâmisi olan Emir Süleyman, sefahate düşkün olup rahatı severdi; babasının azim ve iradesine ve enerjisine sahip değildi; bundan dolayı vezir-i âzam Çandarlızade Ali Paşa'nın gayretine rağmen devleti bir idare altında toplamak suretiyle Osmanlı birliğini kuramadı.


İsa ve Mehmed Çelebilerin Mücadeleleri

Balıkesir taraflarında gizlenip Timur'un İzmir taraflarında bulunduğu sırada Bursa'yı da işgal etmiş olan İsa Çelebi, Timur'un varlığıyla bir müddet orada oturdu. Timur, Semerkand'a dönerken Yıldırım Bayezid'in tabutunu Musa Çelebi'ye vererek babasını türbesine defnedilmek üzere yolladı. Musa Çelebi Bursa'ya gelerek İsa'yı kaçırttı ve Bursa'da hükümdarlığını îlân eyledi. Fakat bir müddet sonra İsa Bey tekrar Bursa üzerine gelerek Bursa'yı tekrar elde etti. Bu sırada Bursa'da İsa Çelebi'nin bulunması nedeniyle Musa Çelebi Kütahya'da dayısı Germiyanoğlu'nun yanında kalmağa mecbur oldu; bir ihtimale göre oradan Karamanoğlu'nun yanına gitti.

Amasya'da bulunan Şehzade Mehmed; Amasya, Canik, Tokat, Niksar ve Sivas taraflarında bulunan yerli beylerden Kara Devletşah Kubadoğlu, Gözleroğlu, Köpekoğlu, Kadı Burhaneddin Ahmed'in damadı Mezid Bey'le uğraşıp o havaliyi tamamen nüfuz ve hükmü altına almıştı. Eyne Bey Subaşının tavsiyesiyle Bursa taraflarında bulunan biraderi İsa'ya haber göndererek Anadolu'nun aralarında taksimini teklif ettiyse de İsa Çelebi : "Ben, ulu kardeşim" diyerek bunu kabul etmedi ve bunun üzerine iki taraf arasında çarpışmalar oldu. Ulubat Savaşı sırasında İsa Çelebi bozularak kaçtı; evvelâ Yalova'ya ve oradan da İstanbul'a gitti ve sonra Süleyman Çelebi'nin, imparatordan İsa'yı istemesi ve aralarında yapılan bir anlaşma üzerine İsa Edirne'ye gönderildi.

Bu tarihte Osmanlı ümerasından olarak gördüğümüz beylerbeyi Sarı Timurtaş Paşa —ki Ankara savaşında esir düşmüş ve Timur'un dönüşünde serbest bırakılmıştı— İsa Çelebi tarafında bulunup Ulubat muharebesinde mağlup olarak kaçarken, maiyyetinde bulunan rikâbdarı, efendisini hançerleyerek atını alıp kaçmıştı. Bunları takip eden Çelebi Mehmed kuvvetleri Timurtaş Paşa'yı yaralı olarak yakalayıp Çelebi Mehmed'e götürmüşler ve o da derhal başını kestirerek Emir Süleyman'a göndermiştir. Yine aynı muharebe Çelebi Mehmed'in serdarı Eyne Bey Subaşı da bizzat İsa Çelebi tarafından öldürülmüştür. Ulubat muvaffakiyeti üzerine Çelebi Mehmed, Bursa ve İznik'i elde etti. Çelebi Mehmed Bursa'yi aldıktan sonra hükümdarlığını îlân eyledi ve Germiyanoğlu Yakub Bey'e haber gönderip babasının tabutuyla beraber kardeşi Musa Çelebi'yi istedi ve o da gönderdi. Bayezid, camiinin aşağısına ve hastahanesinin karşısına defnedildi; 809 1406 H./'da M. büyük oğlu Emir Süleyman tarafından üzerine türbe yaptırıldı.

Emir Süleyman, yanına getirttiği İsa Çelebi'ye yardım ederek onu tekrar Bursa üzerine gönderdi; İsa Gelibolu'dan Anadolu tarafına geçip evvelâ Karesi taraflarını işgal ve sonra Bursa'ya uğramayarak Beypazarı taraflarına gitti ve o tarafta Karamanoğluyla çarpıştı ve döndükten sonra Bursa'ya geldi. Burasını hile ile yani Çelebi Mehmed'le anlaştığından bahis ile almak istediyse de Bursa halkı kaleye çekilerek müdafaa tertibatı aldılar; bunun üzerine İsa Çelebi şehri yaktı. Vaziyeti haber alan Çelebi Mehmed, süratle Bursa üzerine geldi; iki taraf arasındaki muharebede İsa Çelebi yine muvaffak olamadı ve Candaroğlu İsfendiyar Bey'in yanına kaçtı; İsa Çelebi, İsfendiyar Bey'le beraber Çelebi Mehmed'in elinde bulunan Ankara'yı zabtetmek üzere geldi ise de almaya muvaffak olamadı; Gerede muharebesinde üçüncü defa mağlup olan İsa, İsfendiyar'la beraber Kastamonu'ya, kaçtı. Çelebi Mehmed Bursa'ya gelip oradan Tokat'a döndü ve Dulkadiroğlu Nâsireddin Mehmed Bey'in kızıyla nişanlandı.

Mücadeleden bıkmayan İsa Çelebi bu defa da az bir maiyyetle Bursa üzerinden Mihaliç'e geldi. Çelebi Mehmed'in 10.000 kişilik bir kuvvetle geldiğini haber alınca Batı Anadolu'ya çekildi ve Aydınoğlu Cüneyd'in yanına gitti. İsa Çelebi burada iken Cüneyd'in delaletiyle Saruhan, Menteşe ve Aydın beyleri ile ittifak ederek talihini bir kere daha denedi; fakat kazanamadı. Cüneyd Bey ile müttefiklerine karşı Çelebi Mehmed mücadeleye girişti, Cüneyd, başa çıkamayacağını anlayınca Çelebi'ye bağlanarak kendisini affettirip sadık kalacağına dair teminat verdi; sonra Çelebi Mehmed, birdenbire Saruhan oğlu Hızırşah'ı Manisa'da bastırarak hamamda bulunduğu sırada yakalattı ve yalvarmasına bakmayarak katlettirdi. Son defa olarak İsa Çelebi Karamanoğlu'nun yanına kaçtı. İsa bir ara ve son defa Karaman'dan çıkarak Osmanlı arazisine girdi ise de bu taraflara hâkim olan Çelebi Mehmed'in adamları tarafından haber alınarak Eskişehir'de bir hamamda yakalanıp boğuldu; cesedi Bursa'ya getirilerek babasının türbesine defnedildi.


Emir Süleyman ve Çelebi Mehmed Mücadeleleri

Edirne'de bulunan Emir Süleyman Anadolu'da Mehmed Çelebi'nin harekâtını gözden kaçırmıyarak takip etmekteyidi. Son defa olarak İsa Çelebi'nin Aydın, Saruhan ve Menteşe beylerinin yardımlarına rağmen mağlup olması üzerine Mehmed Çelebi'nin Anadolu'da kudretini gösterdiğini görünce bizzat Anadolu'ya geçti ve Bursa'yı aldı; Çelebi Mehmed karşı koyamayarak Amasya'ya, çekildi. Emir Süleyman, Ankara üzerine gitti ve vezir-i âzam Ali Paşa'nın tertibi ile bir hile neticesinde Çelebi Mehmed'in Ankara muhafızı Firuz Beyzade Yakup Bey'in elinden Ankara'yı aldı; fakat daha ileri gitmedi ve bu kadar başarıyı kâfi görüp Bursa'ya döndü ve orada mûtadı olan işret ve sohbet âlemine devam etti.

Çelebi Mehmed, biraderi Emir Süleyman'ın bu gafletini görüp Bursa'da iken basmak üzere acele o tarafa yürüdü; Emir Süleyman'ın adamlarından Süleyman Subaşı, Çelebi Mehmed'in gelmek üzere olduğunu haber verdi; Emir Süleyman bu haberi aldığı zaman hamamda zevk âleminde idi. Fevkalâde telâş ederek Rumeli tarafına kaçmak istediyse de vezir-i âzam Çandarlızade Ali Paşa mâni oldu ve saltanat dâvası edenlerin metin olmalarını ve kaçmamalarını, askerlerin maneviyatını bozmamalarını söyleyerek Emir Süleyman'ı müdafaaya şevketti. Mevcut kuvvetle Bursa Yenişehir'i tarafına gittiler; iki taraf karşılaştıkları halde muharebe etmediler. Ali Paşa, Çelebi Mehmed'e sadakatinden bahis ile mektup gönderdi; mektubunda Çelebi'nin yanındaki beylerin Emir Süleyman tarafından elde edildiklerini ve onun tarafına geçeceklerini yazmıştı; Çelebi Mehmed, Ali Paşa'nın Ankara kalesini yine böyle uydurma mektupla ele geçirdiğini bildiğinden vezir-i âzamin yazısına îtimad etmedi; fakat Süleyman tarafından gizlice elde edilmiş olan Şarabdar İlyas ismindeki emirin, Süleyman Çelebi tarafına geçmiş olması Ali paşa'nın mektubunun doğruluğuna Çelebi Mehmed'i inandırdı. Bunun üzerine Çelebi Mehmed, maiyyetinde en îtimad etmiş olduğu Bayezid Paşa'nın bu oyunlara aldanmaması hakkındaki ısrarına rağmen muharebeden vazgeçerek Amasya'ya, ve Emir Süleyman da Bursa'ya döndüler.

Bu sırada Sivrihisar halkı Emir Süleyman'a müracaat ile kaleyi teslim edeceklerini haber verdiler. Burası Osmanlılara âit iken Timur, Karamanoğlu'na vermişti; bunun üzerine Emir Süleyman o tarafa gitti ise de kale teslim olmadı; o da bir taraftan burasını muhasara edip askerinin bir kısmını da Çelebi Mehmed'in elindeki yerleri vurdurmağa gönderdi.

Karamanoğlu Mehmed Bey, Emir Süleyman'ın az bir kuvvetle Sivrihisar muhasarasında bulunduğunu haber alarak onu bastırmak istediyse de Süleyman, bunu haber aldığından Evrenuz Bey'i Karaman diyarını vurmak için yolladı; Evrenuz Bey Aksaray'a kadar olan Karaman illerini vurdu. Karamanoğlu mukavemet edemiyeceğini anladığından, Çelebi Mehmed'e başvurarak görüşmek istedi. Bunun üzerine Karamanoğlu Kırşehir'e gelip o tarafta Cemale kalesinde Çelebi Mebmed ile görüşerek Emir Süleyman aleyhine ittifak ettiler. Bu anlaşma mucibince Karamanoğlu'nun yanında bulunmakta olan Musa Çelebi, biraderi Mehmed'e sadık kalmak şartıyla Rumeli'ye geçirilerek orada faaliyette bulunacak ve bu suretle Emir Süleyman Rumeli'ye geçmeğe mecbur olacaktı. Evrenuz Bey, bu ittifakı duyunca Emir Süleyman'ın yanına dönüp vaziyeti anlattı; ve onun tavsiyesiyle Süleyman Çelebi, kuvvetleriyle Ankara önüne gelerek orada kuvvet bıraktıktan sonra Bursa'ya geldi. Bu hâdiseler esnasında vezir-i âzam Çandarlızade Ali Paşa da vefat etmiş olduğundan Emir Süleyman bütün işlerinde kendisine rehber olan değerli bir şahsiyetten mahrum kaldı (809 H./1406 M.).

Süleyman Çelebi'nin Anadolu'da bulunduğu sırada kendisinden yüz çevirmiş olan Aydınoğlu Cüneyd Bey üzerine de gittiğini ve Cüneyd'in yardımına çağırdığı Karaman ve Germiyan beylerinin Emir Süleyman'a karşı koyduklarını ve nihayet Cüneyd'in müttefiklerine güvenemiyerek Emir Süleyman'a dehalet ettiğini ve bu suretle Süleyman aleyhine olan ittifakın netice vermediğini ve Süleyman'ın dört ay Ayasoluğ'da kaldıktan sonra Cüneyd'i de alarak Edirne'ye döndüğünü Dukas yazıyor.


Musa Çelebi'nin Rumeli'ye Geçirilmesi

Emir Süleyman'ın ordusuyla Anadolu'da bulunması Çelebi Mehmed'in faaliyetine mâni olmuş ve kısmen Orta ve Batı Anadolu'da Osmanlılara âit yerler Emir Süleyman'ın eline geçmiş olup Mehmed Çelebi; Sivas, Tokat ve Amasya'ya sıkıştırılmıştı. Bunun üzerine Çelebi Mehmed, biraderi aleyhine Cüneyd, Karaman ve Germiyan ittifakıyla da bir netice alamayınca Süleyman'ı Rumeli'ye geçirip Anadolu'da serbest kalmak çaresini aradı.

Bizim tarihlere göre Çelebi Mehmed'in ve bazı kayıdlara göre de Karamanoğlu'nun yanında bulunan küçük biraderi Musa'nın bir miktar kuvvetle ve deniz yoluyla Eflâk'tan Rumeli'ye geçirilerek orada faaliyette bulunmasına karar verildi. Bu hareket dolayısıyla Emir Süleyman'ın Rumeli'ye dönmesi ihtimali vardı; Musa muvaffak olursa Çelebi Mehmed'in hükümdarlığını tanıyacak ve ona tabî olacaktı.

Filhakika Çelebi Mehmed bu hususta Candaroğlu İsfendiyar'la anlaştı ve o da Eflâk prensi Mirçâ ile muhabere ederek muvafakatını aldı. Bunun üzerine Musa'ya kuvvet verip onu İsfendiyar Bey'in yardımıyla Sinop'tan gemi ile Eflâk tarafına yolladı. Âlî'ye göre (c. 5, s. 119) Mirçâ'nın kızını almış olan
Musa, Eflâk'tan Balkanlara gelerek epey taraftar buldu; bunu haber alan Emir Süleyman telâşa düşerek Gelibolu'ya, geçip oradan Edirne'ye geldi ve bu suretle Anadolu'da serbest kalan Mehmed Çelebi Ankara, Bursa ve havalisini yani Anadolu'da Osmanlılara âit yerleri tekrar eline geçirdi.


Emir Süleyman ve Musa Çelebi Mücadeleleri

Musa Çelebi, Eflâk tarafına geçmiş; Eflâk prensi Mirçea'dan yardım görmüş ve sonra Balkanlara atlamıştı; oradan kuvvet topladı ve aynı zamanda Sırp despotunun kardeşi Vuk ve Bulgar boyarları da kendisine yardımcı oldular; Rumeli tarafına geçen Emir Süleyman bunlara karşı İmparatorun yardımını temin etti; iki taraf arasında vukua gelen muharebede Sırp kuvvetleri birden bire Emir Süleyman tarafına geçtiklerinden kuvveti sarsılan Musa Çelebi mağlup olarak kaçtı. Galip gelen Süleyman, Musa'yı takip etmemek hatasında bulundu; iş bitti zannetti.

Musa Çelebi, Emir Süleyman'ın gafletinden istifade ederek gizlendiği yerden çıkıp çetecilik suretiyle tekrar faaliyete başladı.

Musa'nın bir daha gelmeyeceğini zanneden ve onun faaliyetinden endişe etmeyen Emir Süleyman adeti olan içki ve eğlence âlemlerine dalmıştı; kendisinin hükümdarlığını devam ettiren ve bütün işleri elinde tutan vezir-i âzam Çandarlızade Ali Paşa'nın Ankara önünde ölümünden sonra zaten Emir
Süleyman'ın işleri bozulmuştu. İşte Süleyman Çelebi bu gaflet halinde iken Musa Çelebi, Rumeli beylerini ve bu arada Balkanlardaki akıncıların beyi olan Mihaloğlu Mehmed Bey'i de ele alıp kendisini beylerbeyi yaptıktan sonra tedarik ettiği kuvvetlerle Süleyman'ın sevkettiği kuvvetleri Sofya civarındaki muharebede bozdu (Dukas 89) ve birdenbire Edirne üzerine yürüdü; Süleyman hamamda idi; bu hâdiseyi kendisine haber veren akıncı beyi Evrenuz gibi kıymetli bir kumandanı tahkir ettiği gibi sarhoşluk tesiriyle yeniçeri ağası Hasan Ağa'nın sakalını tıraş ettirdi. Aklı başına geldiği zaman bir gece İstanbul istikametinde kaçtı ise de yolda köylüler tarafından yakalandı ve Musa Çelebi'nin takibine memur ettiği adamlar tarafından elde edilerek boğuldu (813 Muharrem / 18 Mayıs 1410), cesedi Bursa'ya gönderilerek Çekirge'de büyük babası
Murad Hüdavendigâr'ın yanına gömüldü. Hükümdarlığı milâdî takvime göre sekiz sene yedi ay on gündür.


Musa Çelebi'nin Rumeli'de Hükümdarlığı

Edirne'ye giren Musa Çelebi, biraderi Çelebi Mehmed'le olan mukavelesine uymayarak Edirne'de hükümdarlığını ilân eyledi; adına akçe kestirdi (813 H./1410 M). Kendisini muharebede terk eden ve Emir Süleyman tarafına geçmiş olan despotun kardeşi Vuk'u bir baskın neticesinde yakalayarak öldürdü (6 Haziran 1410); aynı akibet despot Stefan'ın oğlu Lazar'ın başına da geldi. Süleyman'ın da ortadan kalkmasıyla mücadele sahnesinde Mehmed Çelebi ile Musa Çelebi kaldılar; bu suretle Mehmed Çelebi Anadolu'ya ve Musa da Rumeli'ye sahiptiler. Biraderi Çelebi Mehmed'in Anadolu'da kuvvetli olduğunu yakinen bilen Musa Çelebi hiç o tarafla mücadeleye girişmedi.

Musa Çelebi, cesur, gözü pek, faal hükümdar olmakla beraber çok sert ve haşin idi. Biraderi Emir Süleyman'ın adamlarına emniyet edemeyerek onları değiştirdi. Kör Melikşah adında ümeradan birisini kendisine vezir ve Mihaloğlu Mehmed Bey'i beylerbeyi yaptı; tarihlerde Şeyh Bedreddin-i Simavî diye meşhur olan Samavna ve yahut halk arasındaki adıyla Samona kadısı oğlu büyük âlim Şeyh Bedreddin Mahmud'u kazasker tâyin eyledi.

Musa Çelebi, evvelâ kendisi aleyhine Emir Süleyman'a yardım etmiş olan Sırp despotundan intikam almak istedi ve mühim bir kuvvetle Novoberda'yı zabtettiği gibi Vidin'de isyan eden Bulgar beyini itaat altına aldı ve bunu müteakip Emir Süleyman'a yardım etmiş olan Bizans İmparatoriyle uğraştı; Musa, Timur hâdisesinde babasının başına belâ olmasına imparatorun sebep olduğunu söylüyordu. Biraderi Süleyman'ın, Bizanslılara terk etmiş olduğı Karadeniz sahilindeki şehirleri ve Tesalya'yı aldıktan sonra İstanbul'u abluka etti (814 H./1411 M.).

Bu durum üzerine İmparator, şehri muhasaradan kurtarmak için Emir Süleyman'ın oğlu olup babasının ölümü üzerine İstanbul'a kaçan veya daha doğru olarak imparatora rehin verilmiş olan Orhan adındaki şehzadeyi Rumeli'ye salıverdi. Şehzade Orhan, Selanik ve Tesalya taraflarında hükümdarlık iddiasıyla faaliyete başlamış olduğundan Sultan Musa İstanbul muhasarasını kısmen kaldırıp Selanik taraflarına koştu. Musa, Orhan'ın kuvvetlerini dağıttı; Orhan Selanik kalesine kaçtı ve Musa Çelebi, Selânik'i muhasara etti. Buradan sonra İstanbul muhasarasını sıkıştırdı.
Musa Çelebi'nin şiddetinden korkan ve Osmanlı hanedanı arasında saltanat mücadelelerinden istifade etmek isteyen İmparator Manuel, şehirde az kuvvet bulunmasından dolayı İstanbul'un Musa'nın eline geçmesinden korktu. Bursa'da bulunan Mehmed Çelebi'ye haber gönderip davet etti; Çelebi Mehmed, Gebze kadısı Fazlullah'ı elçi olarak gönderdi; görüşüp anlaştılar; bu anlaşma gereğince Çelebi Mehmed imparatora bazı yerler terk etti. Ve bu suretle Çelebi'nin kuvvetleri imparatorun göndermiş olduğu gemilerle Anadolu kavağı tarafından yahud Dukas'ın kaydına göre (s. 95) askeriyle Üsküdar'a, gelip Rumeli'ye geçirildiği sırada kendisi de Üsküdar'a gelerek İmparatorla görüştü; mağlup olursa imparator kendisini şehre alacaktı.

Mehmed Çelebi, gelişinin dördüncü günü İnceğiz mevkiinde Musa Çelebi ile yaptığı muharebede mağlûp ve yaralı olarak, perişan bir halde az bir maiyyetle İstanbul'a kaçtı ve imparatorun gemileriyle Anadolu'ya geçti (814 H./1411 M.). Musa Çelebi, bu muvaffakiyetleri ile beraber maiyyetine ve ümerasına karşı pek sert olduğundan Rumeli beyleri kendisinden yüz çevirerek müsaid bir fırsat bekliyorlardı. Nitekim Sırbistan hududundaki sancak beyleri ve bu arada Üsküp sancak beyi Paşa Yiğit ve diğer bazı ümera Süleyman Çelebi'ye hizmet ettikleri için Musa Çelebi tarafından hapsedilmişler ve sonra affolunarak oradan yine eski sancaklarına gelip İstefan Lazareviç'le Musa Çelebi aleyhine anlaşmışlardı; Musa daha hükümdarlığının ilk senesinde (1410) İstefan'ı mağlûp edip bazı yerlerini almıştı ve bundan dolayı Sırp despotu Musa aleyhine dönmüştü.

Musa'nın başka bir yerde meşgul olduğu sırada Çelebi Mehmed Rumeli'ye geçerek biraderiyle muharebe ettiyse de yine muvaffak olamadı (815 H./1412 M.).

Çelebi Mehmed, bu ikinci mağlûbiyetten sonra Rumeli beylerinin Musa'ya aleyhdar olduklarını öğrenince el altından, bu beylere haber gönderip onları tarafına çekiyordu. Meselâ akıncı kumandanı meşhur Evrenuz Bey'le iyice hazırlandıktan ve kayın pederi Dulkadiroğlu Nasreddin Bey'den de kuvvet aldıktan sonra 30.000 kişilik bir ordu ile yine imparatorun gemileriyle Rumeli'ye geçti; yanına bir miktarda Rum askeri verilmişti. Evrenuz Bey, Sırpları Çelebi Mehmed tarafına çevirmişti. Musa'nın yanında beylerbeyi Mihaloğlu Mehmed Bey ile Timurtaş Paşa oğlu Umur Bey'den başka büyük beylerinden kimse kalmamıştı. Evrenuz Bey tarafından aldığı mektuptaki tavsiyeler üzerine Çelebi Mehmed ihtiyatlı hareket ediyordu. Vize tarafında önce Musa Çelebi'nin Kara Halil kumandasındaki ileri kuvvetleri mağlûp edildi ve oradan Edirne'ye gelindi; şehrin muharebenin sonuna kadar kimseye teslim olmayacağı ve kim galip gelirse şehrin ona verileceği söylendiğinden Çelebi Mehmed bunu kabul ederek hemen Zağra tarafına hareket etti.

Çelebi Mehmed kuvvetlerine karşı mukavemet edemeyeceğini anlayan Musa Çelebi Kuzey Bulgaristan'a çekilmek istiyordu; Karadeniz sahili boyundan ve Balkanların güneyinden müttefikleriyle birleşmek üzere ilerleyen Çelebi Mehmed, Filibe yakınında Musa'nın karşısına çıktıysa da Mehmed Çelebi muharebe etmedi ve müttefikleri olan Sırp despotu Lazareviç ve Makedonya ve kendisine iltica eden Türk beyleriyle Paşa Yiğit, Barak Bey ve Tırhala beyi Sinan Bey, Gazi Evrenuz ile birlikte hareket etmek üzere Niş taraflarına doğru gitti ve sonra hep birlikte, Tuna'ya doğru çekilmekte olan Musa Çelebi'ye yetişerek kendisini muharebeye mecbur ettiler.

Sofya'nın güneyinde Samakov kasabası civarında Çamurlu Derbend mevkiinde vukua gelen muharebede Musa Çelebi fevkalâde cesaretle harb ettiyse de zaten az olan kuvvetleri bozuldu ve kendisi yaralanarak kaçıp atı ile beraber bir çeltik arkına düştü kendisini takip eden Bayezid Paşa ve Mihaloğlu (Yahşi Bey) ve Barak Bey yetişip yakalayarak elini bağladılar ve arkadan Baltaoğlu yetişerek "Emir Süleyman'ı neyledin" diye Musa'yı boğdu. Kabri Bursa'da babasının türbesindedir (816 Rebi-ulewel/10 Temmuz 1413)2.

Musa Çelebi'nin Rumeli'de hükümdarlığı üç seneden azdır. 813 H./1410 M.'de, hükümdar olduğu ilk senede kestirdiği sikkeler meskukât kataloglarında görülüyor.

Musa Çelebi'nin katledildiğini haber almış olan Timur'un oğlu Şahruh Mirza kendilerinin yüksek hâkimiyeti altında saydıkları Çelebi Mehmed'i bu hareketinden dolayı 818 Zilhicce (1416 Şubat) tarihli bir nâmesiyle azarlamış ve Çelebi Mehmed de hükümdarlığın ortaklık kabul etmediğini ve bu hallerin düşmana fırsat verdiğini ve bu yüzden Selanik taraflarının elden çıktığını bildirmiştir. Süleyman Çelebi ile Musa Çelebi arasındaki muharebeler esnasında Ohri sancak beyi olan Aydınoğlu Cüneyd Bey fırsattan istifade ederek memleketine dönmüş ve Emir Süleyman'ın koyduğu valiyi öldürerek Ayasoluğ'u elde etmiştir. (812 H./1409 M.).

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz