Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Hastahaneler
Sümmanî
Osmanlı Para ve Finansman sisteminin esasları nedir?
Bozoklu Mustafa Paşa
Cerrah Mehmet Paşa
Osmanlı Sanatı
HİLAFETİN KALDIRILMASI
Ak Mahmud Efendizâde Esseyyid Mehmed Zeynel Âbidin Efendi
Osmanlıların Kanal Projeleri
19. Y.Y. OSMANLI DEVLETI'NDE ISLAHAT ÇABALARI

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı Donanmasını Meydana Getiren Ocaklar

Önceleri deniz askerleri, tersane ocakları denilen birkaç ocaktan oluşur, "Tersane Halkı" ile "Harp Sınıfı" ndan olmak üzere iki bölümden meydana gelirdi.

Her iki bölümün âmir ve komutanı "Kaptan Paşa" idi. "Tersane Kethüdası" ve "Tersane Ağası" da deniz askerlerinin büyük rütbeli kişilerini meydana getirirdi. Sonraları "Kapudane-i Hümâyun" adını alan birincisi Kaptan Paşa'nın muavini olup, ikincisi ise bunun yokluğunda vekalet ederdi.

Tersanede çalışan tersane halkı azablardan oluşurdu. Bunlar Reis, Odabaşı, Aşçıbaşı adlarında üç subayın komutasında bulunur, reise "gardiyan başı" da denirdi.

Azablar her biri beş altı kişiden oluşmak üzere birçok küçük ortalara bölünmüş bulunur, tersane nöbet beklemek, subayların filikalarını çalıştırmak, İzmit'ten kereste getirmek ve zindanda bulunan hükümlüleri muhafaza etmek gibi görevleri yerine getirir, bir kısmı da kalafatçılık yapardı. Azabların bir sınıfı da top ve humbara atışı gibi askeri eğitimler de yaptıklarından gerektiğinde bunlar aşağıda sayılacak savaş sınıfında da görev alırlardı.

Tersanede Tersane emini; tersane katibi, liman katibi, zindan katibi gibi bazı subaylar da hizmet görürlerdi.

Deniz askerinin harp sınıfı;

Levendler

Tımar ve zeamet kişileri

Tayfalar

Forsalar

adı verilen sınıflardan oluşurdu. 17'nci yüzyıl sonunda bunlara "kalyoncu" adıyla bir sınıf daha eklenmiştir.

Osmanlı kıyılarında bulunan bazı sancaklardan "Kaptan Paşa Eyaleti" adıyla meydana getirilen eyalette, yöresel asayişi sağlamak için, diğer eyaletlerdeki "Yerli Kulu" askerlerine benzer, sancak beyleri tarafından kullanılan askerlere "Levend" adı verilmişti. Bunlar gereğinde savaş gemilerine Tüfekçi erleri olarak yani silah taşıyarak katılırlardı. Levendler arasında Rumlar da çalıştırıldığından, bunlara da "Levend-i Rumi" denirdi.

Kaptan Paşa eyaleti de öteki eyaletler gibi, has, zeamet ve tımar'a bölündüğünden, Padişah Donanmasının hareketi halinde adı geçen eyaletlerin zeamet ve tımar sahipleri ile bunların yasal olarak çıkarmaya zorunlu oldukları "Cebelu" lar da silahlandırılmış olarak padişah donanmasına katılırlardı.

Her savaş gemisinin deniz hizmeti, "Tayfa" adıyla 20-30 kişiye verilmişti. Tayfalara "Oda Başı" adında bir subay komuta ederdi. Savaş gemilerinin büyük kısmı küreklede hareket ettirildiklerinden, çoğunlukla suçlu ve esirlerden oluşan Forsalar, kürekçilik görevini yaparlardı. Her gemide bu forsalar Gardiyan başı adında bir subayın gözetiminde bulunurlardı.

Tutsaklar arasında en kıdemlisine reis adı verilir, O da geminin kılavuzluk işini görür, dümene de bakardı. Akdeniz'de özellikle Adalar Denizinde kıyıların doğal oluşumlarından dolayı fırtınalı havalarda sığınabilecek birçok yerler bulunduğundan, Osmanlılar rüzgarın esintisine uymaya zorunlu olmayarak kendileri her an denize egemen olabilmek için kürekle yüzen küçük gemilere daha ziyade önem vermişlerdir. Fakat sonraları büyük gemilerin gerekliliğini kavramışlardır. Tam arma ve yelkenli olan bu gibi büyük gemilerin manevrası silah fenninde özel maharet istediğinden, kalyon adıyla inşa olunan büyük gemiler için kalyoncu adıyla bir sınıf gemici askeri daha kurulmuştur.

Donanma, Kaptan Paşa'nın emir ve komutasında olarak denize açıldığı zaman onu meydana getiren fırka ve filoların emir ve komutası beylerbeyi ve sancak beylerine aitti. Başlangıçta bu gibi komutanların başkaca adları yoktu.

Sonraları fırka ve filo komutanlarına patrona ve piyale denilmeye başlanmıştır. Bu adlar da denizcilikte rütbe sırasına geçmiştir ki, bugün birincisine Ferik, ikincisine Liva denilmektedir.

-------------------------

Bu yazı Osmanlı Askeri Teşkilatı ve Kıyafeti / Mahmut Şevket Paşa / KKK / 1983 kitabından alımıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz