Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Sinan Paşa
Tarihi Fıkralar 2
Cezayir'in daresi
Osmanlı Paralarının Basıldığı Yerler
XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna Kadar Gönüllüler
Filistin'e 1 Milyon Dolar
Necmeddin Halil Onan
Kanuni Sultan Süleyman
2. Siyavuş Paşa
Avrupa Türkleri Neden Sevmez...

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı Gümüş Parası

İkinci hükümdar Sultan Orhan'ın bastırdığı gümüş paralara, beyaz sikke anlamına gelen AKÇE adı verilmiştir. Selçukluların sikkelerinden ayırd edilebilmeleri için de bunlara Akçe-i Osmanî veya sadece Osmanî denilirdi.

Osmanlılar, ilk devrelerinde kullandıkları Selçuklu paralarının ve bazı İslâm devletlerine ait paraların ismi olan Dirhem ve Dinar kelimelerini almamışlardır. Akçe kelimesinin aslı Moğol lisanından gelmektedir. Selçukluların da akçe adıyla kesilmiş paraları vardır. 1619 yılında Sultan II. Osman zamanında bastırılan gümüş onluklara Onluk Osmanî, Sultan Abdülaziz devrinde (1861-1876) bastırılan yüzlük altınlara Osmanî, Osmanlı altını, Lira-i Osmanî gibi isimler verilmiştir.

Akçe, zamanla ayar ve kıymet bakımından çok değiştiği ve değerinden kaybettiği için, çil akçe, zuyuf akçe, kırpık akçe, kızıl akçe ve meyhane akçesi gibi isimlerle adlandırılmıştır. Akçe, daha sonraları, büsbütün kıymetsiz hale girmiş ve kullanılmaz olmuştur. Akçenin yerini kuruş almıştır.

Yukarıda temas ettiğimiz Dinar tabiri, ilk İslâm devrinde altın sikkeye verilmiş isimdir ve Grek-Latin aslından gelmektedir (Denarius). Bir dinar, 4,25 gram safi altın ağırlığında idi.

Dirhem, gümüş sikke ye verilen isimdir. Dirhem, Kanunî Sultan Süleyman zamanında Osmanlı paralarında kullanılmaya başlanmıştır. Bidayette beheri 4,50 gram ağırlığında olan bu Dirhemler, Sultan I. Ahmet zamanında 2,15-2,28 grama inmiş ve sonraları on akçelikler tedavüle çıkınca da artık Dirhem basılmamıştır. Dirhem'in resmî ağırlığı bilinememektedir. Zira dirhem denilen gümüş sikkeler hiçbir zaman dikkatle ve kafi ölçülerle basılmamıştır. Umumiyetle bir dirhem 2,97 gram gümüş ihtiva eden sikke olarak kabul edilmektedir.

İlk akçeler 90 ayar gümüşten kesilmişti. 90 ayarında yüz dirhem gümüşten ilk olarak kaç akçe kesildiği tesbit edilememektedir. Bu husus üzerinde inceleme yapanların bir kısmı, yüz dirhem gümüşten 300 akçe, bazıları da 400 akçe kesildiğini söylemektedirler. Meselâ Cevdet Tarihinde 3 akçenin bir dirhem ağırlığında olduğu; Tacüttevarih'te ve Hammer tarihinde ise 4 akçenin bir dirhem olduğu ifade olunmaktadır.

İsmail Galip Bey eserinde, akçenin 1,15 gram gümüşten olduğunu ve yüz dirhem gümüşten 400 akçe kesilmiş bulunduğunu kabul etmektedir. Bu hususu kat'i olarak tesbit etmek imkânlarından mahrum bulunuyoruz.

Sonraki devirlerde kestirilen akçelerin ayarları ile ağırlık ölçüleri devamlı surette düşürülmüştür. Sultan II. Mahmut'un on ikinci saltanat yılında (1819) yüz dirhem gümüşten 2200 adede kadar akçe bastırıldığı olmuştur. Bu rakam, akçenin ne kadar değersiz bir hale geldiğini açıkça göstermektedir. Artık akçe sayılamadığından tartılmak suretiyle kullanılır olmuştur. İsmail Galib'in katalogunda II. Mahmut 'un cülusunun on ikinci senesinden sonra (H. 1234) akçe darbedilmediği bildirilmekte ise de Bankamızın koleksiyonunda mevcut paralara göre Mahmut'un cülusunun 26'ncı senesine kadar (dahil) akçe basıldığı anlaşılmaktadır.

Orhan Gazi'den Fatih Sultan Mehmed'in ilk defa tahta çıkış tarihi olan 1444 tarihine kadar bastırılan akçelerin ayar ve ölçülerinde bir değişiklik olmadığı görülmektedir. İlk olarak, Fatih Sultan Mehmed'in birinci cülusunda, Edirne'de kestirttiği akçelerin ölçülerinde azaltma yapılmış bulunmaktadır. Akçe kıymetinin bu suretle ilk defa düşürülmüş olması, Osmanlı tarihine Buçuktepe İsyanı adile geçen bir ayaklanmaya sebep olmuştur. Fatih Sultan Mehmed'in saltanatının son senelerinde, ayarlarda da indirme yapılmaya başlanmıştır. Nitekim bu devrede 85 ayarlık yüz dirhem gümüşten 500 adet akçe kesilmiştir.

Akçe kıymetindeki ilk ehemmiyetli düşüş Sultan Murad III zamanında ve 1584-89 yılları arasında yapılmış, 100 dirhem gümüşten 800 akçe kesilmiştir. Akçe kıymetinin bu suretle yarıya yakın indirilmiş olması Osmanlı malî ve iktisadî tarihinin dönüm noktalarından biridir. Para kıymetindeki azalmaya paralel olarak eşya fiyatları da ayarlana-mamış olduğundan yeniçeri ocağı kazan kaldırmıştır.

Sultan Ahmed I (1603-1617) zamanında ise akçeler değerlerinden çok daha kaybetmişlerdir. Nitekim bu devrede gümüşün ayarı da 80 e indirilmiş, vezinleri noksan ve karışık akçeler ortaya çıkmıştır.

Sultan Osman II nin cülusundan sonra (1618) paraların ıslahına lüzum görülmüş ve 1619 senesinde Darphane Nazırı Bekir Efendi'nin himmet ve gayretiyle bu züyuf akçeler toplattırılıp yeni akçeler (Cedid Akçe) bastırılmıştır. Bu arada (Onluk Osmanî) adiyle on akçelik de çıkartılmıştır.

Sonraları akçenin kıymetinin düşürülmesine yine devam edilmiştir. Akçe vezninin azaltılması ile beraber ayarı. Sultan Murad IV zamanında (1623) yüzde 75 e, Sultan Mehmed IV zamanında (1648) yüzde 50 ye ve nihayet Sultan Selim III (1789) ve Sultan Mahmud M (1808) devirlerinde ayar yüzde 46 ya ve ağırlığı da iki buğdaya kadar inmiştir.

Darphane Nazırı Bekir Efendi'nin bastırttığı on akçelik (Onluk Osmanî) ler, yeni akçelerden farklı bir şekilde kestirilmiş olup yüz tarafında (Sultanül-berreyni) unvanı ve arka tarafının ortasında Osman ve etrafında babası Sultan Ahmed I in ismi ile tarih ve basıldığı yer yazılıdır. Onluk Osmanîler, ilk zamanlarında bir dirhem ve bazen de 15 kırat ağırlığında idi ki beheri 1,5 kırat ağırlığında olan o zamanın on akçesine eşit idi. (Cedid Akçe) lerin yüz tarafları onluklar gibi olup, diğer tarafında unvan yerine sadece tarih ve basıldığı yer gösterilmiştir. Ağırlıkları 1,5 kırattır. Lâkin hacimleri gayet ince ve üzerlerindeki yazılar da pek fenadır. Cedid akçelere halk arasında (Bekir Efendi Akçesi) de denildiği gibi, sıhhatine delâlet etmek üzere bazan da (Ceyyidülayar Bekirefendi akçesi) denildiği Naima Tarihinde yazılıdır.

Onluk akçenin her ne kadar 1619 yılından itibaren bastırıldığı bilinmekte ise de bu tarihten evvel de onluk akçeler bastırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Meselâ İsmail Galip Bey, Sultan Mehmed II zamanında 1470 de Kostantaniye'de basılmış onluk akçeden bahsetmektedir. Ağırlığı iki dirhem oniki kırat yani 8,82 gram gelen ve pek nadir olan bu onluk akçelerin Sultan Mehmed II zamanında Kostantaniye ve Novar'da ve ayrıca Sultan Bayezid II devrinde Kostantaniye'de basılmış olanlarından Yapı ve Kredi Bankasının koleksiyonunda da vardır.

---------------------

Kaynak: Osmanlılarda Madeni Paralar / Yapı Kredi Bankası Yayınları / 1968

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz