Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Dış ve İç Durumlar Sebebiyle Bütçe Açığı
XVI. Yüzyılın İkinci Yarısı ile XVII. Yüzyılda Müzehhiplik
Deniz Siyaseti-4
İstanbul’da Osmanlı dönemi hanım hayır severler ve vakıfları (1)
XVIII. Yüzyılda Çini Sanatı
Fahriye
Rübâi
Levnî
Osmanlı Medeniyeti Sitesi: Geçmişi ve Geleceği
Yunus Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Osmanlı’nın gölgesi Ahıska

Sayfadaki Başlıklar


Kanayan yara: Ahıska -1-
Kanayan yara: Ahıska -2-

Dış Politika
M.Necati Özfatura
20 Kasım 2007 Salı necati.ozfatura@tg.com.tr

Kanayan yara: Ahıska -1-



19. yüzyılda Osmanlı’nın gölgesi Ahıska’yı terk ettiğinde, bu topraklara kan ve gözyaşı hakim oldu. Çileleri birbirine katlanarak tarih zincirine günümüze kadar gelen acı bir halka ekledi. İnsanlık tarihine kara bir leke bırakan 1944 sürgününden sonra aradan geçen 63 yıla rağmen Ahıska Türkleri, Osmanlı yadigari olan vatanlarına dönemedi. İşte, on binlerce insanın ata yurdundan eden sürgüne ait acı ve keder dolu satır başları...

Acının seyir defteri

Ekim Devrimi’ne öncülük eden Lenin Sovyet Rusya’nın temellerini attı ve Ahıska toprağı, yıllarca çekiç ile örs arasına sıkışıp kalacağı acı dolu bir döneme girdi. 1941’de, II. Dünya Savaşı başlayınca askeri eğitim almayan 40 bin Ahıskalı Türk cepheye sürüldü. Savaş, Sovyet Rusya uğruna savaşan 26 bin Ahıska Türkü’nün hayatına maloldu. Savaş döneminde geride kalanlar, kız, gelin ve yaşlılar dâhil, Ahıska-Borcum demiryolu inşaatında çalıştırıldı. Hattın yapımı 1944 Ekimi’nde sona erdi. Sovyetler Birliği lideri Stalin ve İçişleri Bakanı Lavrentiy Beriya’nın emriyle, 14-16 Kasım 1944’de, 86 bin Ahıskalı Türk Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden Orta Asya’ya Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’a sürgün edildi. Yerinden, yurdundan sökülerek kamyonlarla tren istasyonlarına getirilen binlerce insan, açık yük vagonlarında Orta Asya’ya sürüldü. Bir aylık yolda açlıktan, soğuktan, hastalıktan ve yetersiz sağlık şartlarından yaklaşık 17 bin insan hayatını kaybetti. Sahip oldukları her şeyi geride bırakan Ahıskalılar, 1944’ün soğuk kışında Orta Asya’ya ulaştı. Savaştan yaralı ve sakat olarak dönen 14 bin askeri acı bir sürpriz bekliyordu. Pek çoğu, memlekete dönünce evlerinde Ermeni ve Gürcülerin oturduğunu gördü. Orta Asya’da köy köy dolaşarak sağ kalan yakınlarını aradılar. Sorulan sorular hep cevapsız kaldı. Sadece, ailelerin o bölgeden sürgün edildiği söylendi. Sovyet Rusya uğruna savaşan askerler şimdi hem vatansız hem ailesiz kaldı. Çünkü aileleri ya sürgün esnasında ya da Orta Asya’ya vardıktan sonra ölmüş, Stalin’in dehşet planı binlerce ailenin felaketi olmuştu.

1956’da Sovyet sürgününe uğrayan bütün milletler vatanlarını talep etti. Komünist Parti’nin kongresinden sonra sürgün olan bütün milletler vatana dönüş hakkı elde etti ancak Ahıska Türkleri bu haktan mahrum kaldı. Üstelik eski vatanlarını ziyaret etmeleri de yasaklandı. Çünkü, Yüksek Sovyet Yönetimi bu sorunu çözmekte aciz kalmıştı. Gürcistan yönetimi, Türk olduğu için bu milleti kabul etmemiş, Ahıska Türkleri de gidecek yeri olmadığı için Orta Asya’da kalmıştı. Ahıskalılar dağılan Sovyetler Birliği’nin 13 ülkesine, diğer bir ifadeyle 4 bin 264 bölgesine dağılmış durumda. 1991’den sonra Türkiye’de de kısmen rahat şartlara kavuştular. Fakat onların asıl hedefi ata yurtları olan Ahıska’ya dönmek ya da temelli Türkiye’ye yerleşmek.

Kaçın Türkler geliyor!

1999’da Gürcistan’ın Avrupa Konseyi üyesi olarak kabul edilmesi, Ahıska Türkleri için anavatana dönüş konusunda umut ışığı oldu. Bu yolda verilen sözler 8 yıl sonra tutuldu ve Gürcistan, Ahıska Türkleri’nin vatanlarına dönmesinin önünü açan yasal düzenlemeleri yerine getirdi. Ancak, bu yasal düzenlemeler Gürcü muhalefetten çok Ermeniler ve Ermenistan’ı rahatsız etmektedir. Ahıska Türklerinin kitlesel dönüşünden çekinen Ermeniler, aynı bölgeye yerleşmeleri durumunda ayrılıkçı eylemlerin artacağı bu durumun da etnik istikrarsızlığa yol acacağı propagandasını işleyip duruyorlar. Aslında Ermenilerin korkusu, Ahıska Türklerinin kitlesel dönüşü ile bölgede Türk nüfusun giderek yoğunlaşması ve bölgede Ermeni etkinliğinin azalmasıdır. Çünkü, Gürcistan’ın Ahalkelek bölgesine yakın Mameuli bölgesinde 400 bin civarında Azeri Türkü bulunmaktadır. Böylece Ahıska Türkleri de kendi anavatanlarına dönünce Ahalkelek Ermenileri Türk kuşatmasına uğrayacaktır...

Kanayan yara: Ahıska -2-



Rusya Devlet Arşivlerini inceleyerek “Meshetyalı Türkler, İtibarın İadesine Uzun Yol” isimli eseri yazan Prof. Nikolay Bugay’a göre, Ahıskalı Türklerin vatanlarına dönmesi çok zor. Gürcistan Hükümeti bu konuda oldukça ılımlı bir tavır sergiliyorsa da; bu mesele Rusya Federasyonunun meselesi halinden çıkarak uluslararası mesele haline geldi. Ermenistan, Azerbaycan’a ait Dağlık Karabağ’ı ilhak ettiği gibi Ahıska denilen bu bölgeyi Gürcistan’dan koparıp Ermenistan’a ilhak peşindedir. Ahıska bölgesinde Ermeniler hakimdir. Hatta kendilerine ait para kullanmaktadırlar. Ayrıca Ahıskalı Türklerin kendi vatanlarına dönmesine ABD karşıdır.

TBMM’nin 1992’de kabul ettiği 3835 sayılı “Ahıska Türklerinin Türkiye’ye kabulü ve iskânına dair” kanundan sonra, Ahıskalılar turistik yollarla Türkiye’ye göç ettiler. Kendi imkanlarıyla en az 30 bin Ahıskalı Türk geldi.

Ah Ahıska vah Ahıska!

2700 yıllık bir Türk yurdu olan Ahıska, Dede Korkut kitabında Ak-Sıka, Ak-Kale diye anılır. Hazreti Osman döneminde, yöre halkı İslam sancağı altına girer. 1068’de ise Sultan Alparslan Selçuklu ülkesine katar Ahıska’yı. Anadolu’yu hedefleyen şiddetli Moğol akını Ahıska’ya da hükmeder. Kısa süren Moğol hakimiyetinden sonra, Ahıska’nın yerli ahalisinden gelen Derebeyleri hüküm sürdü. Yarı bağımsız olarak; İlhanlı, Karakoyunlu ve Akkoyunlu devletlerine bağlı kaldılar. 1578 yılında Osmanlı idaresine girdi. Çıldır Eyaleti’nin başkenti olarak önemli kültür ve ticaret merkezi oldu. Ahıska, 251 yıl sonra 1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Edirne Anlaşması’yla Ruslar’a terk edildi. Rus, Gürcü ve Ermeni ittifakından beslenen Hristiyan zulmü sebebiyle kentteki Türk nüfusun önemli bölümü Anadolu’ya göçtü. Osmanlı’nın adaleti ve merhameti temsil eden gölgesinden mahrum kalan Ahıskalı Türkler, Çarlık Rusya’nın idaresi altında baskı, şiddet ve işkence dolu günler yaşadı. Savaş sonrasında Çarlık Rusyası yönetimi, Ahıskalı Türkler’e baskı ve işkence uyguladı. 1919’da Gürcüler, İngilizlerin yardımıyla Ahıska’yı işgal etti. O tarihden bu yana Ahıska, Gürcistan sınırları içerisindedir ve Türkiye sınırına 15 kilometre uzaklıktadır.

Mahzun kalan Kızıl Elma

Kafkaslar’da Amerika ile hızlı bir nüfuz mücadelesine giren Rusya, Kafkaslar’ı halen arka bahçesi olarak görmektedir. Türkiye’nin önderliğinde kurulacak Türk birliği Rusya’nın bölgedeki etkisini önemli ölçüde kıracaktır. Bu hedef, 21. yüzyılda dünya liderliğini hedefleyen Türkiye’nin önünü açacak yegane yoldur. Ahıska, Anadolu’nun Kafkaslar’daki ileri karakoludur. Ahıska, İstanbul’un kilididir. Maalesef bu kilit bugün kırılmış ve Kafkaslar’dan Anadolu’ya yönelecek tehditlere davetiye çıkarmıştır. 1918’de oturdukları toprakları kaybettiğimiz için onlara sahip çıkamamıştık. 1944’te Rusya ile ilişkilerimizin bozulmaması için iltica taleplerini reddettik. Onların, Fergana cehennemine gönderilmesinde pay sahibi olduk. Bu kez bizi durduracak ne var?

Bizim ve bizden biri

Ahıska Türkleri, Rusya’da yaşayan soydaşlarımız arasında nüfus tezkeresinde Türk yazan tek topluluk. Rusyanın bütün baskılarına rağmen varlıklarını, benliklerini muhafaza etmeyi bilen Türk oğlu, Türk kızı her biri. Sultan III. Murat Han döneminde Orta Anadolu’dan, Konya, Yozgat ve Tokat’tan, Kafkasya’ya, Gürcistan’ın Ahıska bölgesine gönderilip yerleştirilen Osmanlı Türklerinin torunlarıdır bugünkü Ahıskalı Türkler. Bu toprakların insanı, Ahıskalı anılmaktan bile hoşnut değil. Onlar, “Biz, Osmanlı Türkleriyiz. Siz ne kadar Türk’seniz, biz de o kadar Türküz” diyorlar. Tek dertleri Ezan-ı Muhammedî ile nasiplenen topraklarla varlık sürmek. Onlar bizim insanlarımız. Dilleriyle, dinleriyle, kültürleriyle. Onlara sahip çıkalım ve politikanın seline terk etmeyelim.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz