Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Müsellemler
Servet-i Fünûn Dönemi Edebiyatı (1896-1901)
Fatih Sultan Mehmet Dönemine Kadar Osmanlı - Bosna Krallığı İlişkileri
Osmanlı Devleti'nin Kuruluşu-1
Barbaros Hayrettin Paşa
Sâdullah Paşa
XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Fas İlişkileri
Pir Sultan Abdal
Bolvi Mustafa Efendi
Ahiliğin Doğuşu

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Padişahlar içki içer miydi?

Padişahlar içki içer miydi?

Vakit yazarı Yavuz Bahadıroğlu, sık sık gündeme getirilen `padişahlar içki içer miydi, içmez miydi?` polemiğine bugün köşesinde değindi.

İşte Bahadıroğlu'nun "Padişahlar içki içer miydi?" başlıklı yazısı:

Padişah da olsa insan insandır ve her insanın günah işleme potansiyeli vardır. Binaenaleyh, “beşer şaşar” kuralınca, hiçbir padişah “masum” değildir.

Bazı padişahların içki içip içmedikleri konusuna gelirsek: Bu konuyu esasen yazmıştım. Ama sağır sultanlar duymamış. Yine aynı iddia seslendirilmeye başlandı.

üstelik “bizden” gazetelerde yazan “bizden” yazarların kalemi aracılığıyla…

Isıtıla ısıtıla “temcit pilavı”na dönüşen bu çürük iddiayı “bizden” kalemler de tekrarlamaya başlayınca, cevabı tekrarlamak “vacip” oldu.

İnsan herhangi bir padişahı beğenmeyebilir, sevmeyebilir; bunda yadırganacak bir şey yok; ancak karalamaya, aşağılamaya kalkışmaz, hele de kininden hareketle iftiraya bulaşmaz.

çünkü günahları-sevaplarıyla onlar bizim ecdadımız! Hiçbir hayırlı evlât kendi ecdadına iftira atmamalı, ecdadının önderlerini günlük siyasi kavgaların içine çekmemelidir.

AKP’li bazı belediyeler kendi sorumluluk alanlarında “içki yasağı” uyguladıklarında veya herhangi bir dâvette, üst düzey bir iktidar mensubu alkol almadığında, eski bir “temcit pilâvı” hemen ısıtılıp servis yapılır: “Ama efendim, Bazı Osmanlı padişahları da içki içerdi.”

Mümkündür, muhtemeldir, olabilir. Her insan özellikle gençlik döneminde, merakına, ya da özendirilmeye kanarak bir “günah” işleyebilir. Ancak işlediği günahta ısrar ederse suçlanmayı hakkeder. çabucak tövbekâr olur da vazgeçerse, tenkit değil takdir edilmelidir.

öncelikle belirtmeliyim ki, Türkler, Müslüman olur olmaz, İslâm'a aykırı tüm alışkanlıklarından hızla kurtuldular. İlk Müslüman Türk Devleti sayılan Karahanlılar devrinde (Onuncu Yüzyıl) kaleme alınan Kutadgu Bilig’de şöyle deniyor: “Bey içki içmemeli, fesatlık yapmamalıdır; bu iki hareket yüzünden, sonunda ikbâl elden gider. Dünya beyleri şarabın tadına ulaşırlarsa, memleketin ve halkın bundan çekeceği zahmet çok acı olur. Bey içki içer ve oyunla vakit geçirirse, memleket işini düşünmeğe ne zaman, ne fırsat kalır.”

öte yandan, Osmanlı hukukçuları, içki hakkında İslâm hukukçularının görüşlerini aynen benimsemişler, başta şarap (hamr) olmak üzere, sarhoşluk veren her türlü nesnenin her ölçüsünü haram (dinen yasak sayılan fiil) saymışlardır. Bu hüküm padişahları da bağlar. (Araştırmalar, Osmanlı Devleti’nin son on yılına kadar bu tatbikatın devam ettiğini göstermektedir. Ancak Osmanlı Devleti’nin son yıllarında kabul edilen “Men’-i Müskirât Kanunu”, içki içenlere verilen cezaları, alternatifli olarak düzenlemiş ve bunlardan birini de “hadd-i şer’î” olarak zikretmiştir. Bu kanun, devletin içinde ve dışında çok büyük tartışmalara yol açmıştır).

Bu fermanlardan biri de, içki içtiği iddia edilen padişahlarımızdan, Fatih’in oğlu Sultan İkinci Bayezid’e (Veli Bayezid) aittir. Sancakbeyine kısaca şöyle diyor:

“Sancağınıza bağlı şehir, kasaba ve köylerde, düğünlerde, toplantılarda ve benzeri yerlerde açıkça şarap içildiği, çeşitli sarhoş edici içkiler kullanıldığı, her türlü rezalet ve sefâhetin irtikâb edildiği, ayrıca İslâm'ın şe’âirine ri'âyet edilmeyerek fâsıkların bu gibi gayr-i meşrû fiillerinden, bütün Müslümanların ve özellikle de âlimlerin ve sâlihlerin rahatsız olduğu dergâhımıza arz olunmuştur… Emrim size ulaşınca, bu konuda tam ihtimam gösteresuz… Bundan sonra hiçbir yerde, fâsıklar toplanub açıkça günâh işleyemeyeler ve İslâm'ın şe’airine gereği gibi riâyet edeler...”

İnsaf edilsin: Padişahlar, bazı insanı zaaflarla, yasakları çiğnemek isteseler bile Osmanlı uleması buna izin verir mi? Eğer ulemanın buna mecbur olduğunu sanıyorsanız, Osmanlı âlimlerinin ve kadılarının kudreti hakkında bir fikriniz yok demektir. Yıldırım Bayezid döneminden, Osmanlı ulemasının yeki ve kudretine ilişkin tek örnek zikredeceğim…

Emir Sultan lâkabıyla meşhur Es-Seyyid Şemsüddin Mehmed bin Aliyyül Buhari’nin (Emir Sultân) Bursa Kadısı olduğu günlerde, Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid’in mahkemede şahitlik etmesi icap etmiş. Ancak Padişah, Emir Sultan’ın sert tepkisiyle karşılaşmış:

“Terk-i cemaat eyledüğün şuyu’ bulmağılen, şahadetün caiz değildür."

Yani, “Namazlarını cemaatle kılmadığın söylendiğinden şahitliğini kabul etmiyorum.”

Padişah, boynu bükük bir vaziyette mahkemeden çıkmış ve tarihi kayıtlara göre, sarayının avlusuna hemen bir cami inşa etmiş ve namazlarını bu camide cemaatle kılmaya başlamış.

özetle demek istediğim şudur: Kılı kırk yaran Osmanlı uleması (âlimleri) tarafından böylesine aşırı bir hassasiyet ve dikkatle denetlenen padişahların, dinin en ağır yasağını çiğneyip içki içmeyi alışkanlık haline getirmeleri mümkün olabilir mi?

Bu arada, Fatih Sultan Mehmed’i gül koklarken (gül Peygamber Efendimiz’in simgesidir) gösteren meşhur minyatürü değiştirip, Fatih’in gül tutan eline armut tutuşturan ve bunu armut votkasına etiket yapan hamakat karşısında ise ne diyeceğimi bilemiyorum. Toplumsal değerlerimize hakaret etmenin bu kadar ucuz zannedenleri hizaya getirmek üzere savcılarımızı göreve çağırıyorum. Konuya ilişkin haberi 09.06.2007 tarihli Hürriyet’de bulabilirler.

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz