Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
XVII. Yüzyılın İlk Yarısındaki Eyâletler
Karaman Arapzade ve Dikbasan Camii
Ziya Gökalp
Sultan Abdülhamid'in petrol savaşı!
Osmanlı Kültür ve Uygarlığı
İmaretler
Bilecik Orhan Gazi Camii
Usulî
Anadolu Beyliklerinde Sosyal ve İlmi Durum
Osmanlı Devrinde Kabe 'nin Tamiratı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Pir Sultan Abdal

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Yaşamıyla İlgili türlü söylenceler vardır. Yaşamı üzerinde kesin, açık bilgilerden yoksunuz ama bazı belirtiler de var.

XVI. yüzyılda yaşadığı kesindir. Kimileri, şiirlerinin birindeki bir dizeye dayanarak, Pir Sultan'ın Yemen'den gelme olduğunu ileri sürüyorlar. Kimi araştırmacılara göre, Pir Sultan'ın Yemenli kökenden olması düşünülemez. Bu dize, Peygamber'e yakınlığı belirleme amacına yöneliktir. Bu kanıda olanlar da, Pir Sultan'ın bir şiirlerine dayanarak O'nun Horasan'dan, Hoy'a göç etmiş, oradan da Anadolu'ya geçerek Sivas'a yerleşmiş olabileceği üzerinde duruyorlar.

Bilinen odur ki, Pir Sultan Abdal'ın asıl adı Haydar'dır. Üç oğlu, bir kızı vardır. Sivas'ın Banaz köyünde doğmuştur. Düzenli bir eğitim, öğrenim görmemiş bile olsa, okuma yazma bilen, Alevî-Bektaşî inancında olan, Osmanlılara karşı çıkan, gözünü budaktan sakınmayan, inancını savunmada kesin kararlılık gösteren bir halk şairidir.

Özellikle Alevî-Bektaşî edebiyatında, bu inancın yürürlükte olduğu yörelerde büyük etkinliği olan bir ozandır.

Halk şiiri geleneğine uygun, bu geleneği geliştirerek sürdüren bir şairdir. Yalın, etkili, düzgün bir söyleyişi vardır. Çoğu şiirinde, coşkulu, renkli, yapmacıklı süslemelerden ırak, yalınlığın içinden büyük şiirselliğe ulaşabilmenin ustalığına varmış, bugün bile tadına varılarak söylenen şiirleri günümüze kalmış, önemli bir şairdir Pir Sultan Abdal.

Şiirleri

Ben de şu dünyaya geldim giderim

Ben de şu dünyaya geldim giderim
Kalsın benim dâvam divana kalsın
Muhammed Ali'dir benim vekilim
Kalsın benim dâvam divana kalsın

Yorulan yorulsun ben yorulmazam
Derviş makamından ben aynlmazam
Dünya kadısından ben sorulmazam
Kalsın benim davam divana kalsın

Ben de vekil ettim Bari Hûda'mı
O da kulu gibi zulüm ede mi
Orda söyletirler bir bir adamı
Kalsın benim dâvam divana kalsın

Mümin müslim döşürür de cem olur
Anda sınık yaralara em olur
Kara taş erir de safi mum olur
Kalsın benim dâvam divana kalsın

Pir Sultan Abdal'ım dünya kovandır
Gitti âdil beyler kalan avamdır
Muhammed divanı ulu divandır
Kalsın benim dâvam divana kalsın


Çıktım yücesine seyran eyledim

Çıktım yücesine seyran eyledim
Gönül eğlencesi küstü bulunmaz
Dostlar bizden muhabbeti kaldırmış
Hiçbir ikrarından hadi bulunmaz

Zülüfleri top top olmuş cığalı
Rakiplerin Hak'tan olsun zevali
Bir günahkâr kulum doğdum doğalı
Günahkâr kulunun dostu bulunmaz

Kanı benim ile lokma yiyenler
Başı canı dost yoluna verenler
Sen ölmeden ben ölürüm diyenler
Dostlar da geriye kaçtı bulunmaz

Yine kırçılandı dağların başı
Durmuyor akıyor gözümün yaşı
Vefasız ardından gitse bir kişi
Hakikat ceminde desti bulunmaz

Bizde gezer idik irfanda sazda
Bile bulunurduk cemde niyazda
Bize de gel oldu kanlı Sivas'ta
Hızır Paşa bizi asdı bulunmaz

Pir Sultan Abdal’ım destim dâmânda
İsmim Koca Haydar neslim Yemen’de
Garip başa bir hal gelse zamanda
Orda her kişinin dostu bulunmaz


Güzel âşık çevrimizi

Güzel âşık çevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rızâ lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Yemeyenler kalır nâçâr
Gözlerinden kanlar saçar
Bu bir demdir gelir geçer
Duyamazsın demedim mi

Bu dervişlik bir dilektir
Bilene büyük devlettir
Yensiz yakasız gömlektir
Giyemezsin demedim mi

Çıkalım meydan yerine
Erelim Ali sırrına
Can ü başı Hak yoluna
Koyamazsın demedim mi

Âşıklar kara baht’olur
Hakk'ın katında kutl'olur
Muhabbet baldan tatl'olur
Yiyemezsin demedim mi

Pir Sultan Abdal Şahımız
Hakk'a ulaşır rahımız
On İk'İmam katarımız
Uyamazsın demedim mi


Uyur idik uyardılar

Uyur idik uyardılar
Diriye saydılar bizi
Koyun idik ses anladık
Sürüye saydılar bizi

Sürülüp kasaba gittik
Kanarada mekân tuttuk
Dîdâr defterine yettik
Ölüye saydılar bizi

Hâlimizi hâl eyledik
Yolumuzu yol eyledik
Her çiçekden bal eyledik
Arıya saydılar bizi

Aşk defterine yazıldık
Pîr divanına dizildik
Bal olduk şerbet ezildik
Doluya saydılar bizi

P'ırSultan'ım Haydar şunda
Çok keramet var insanda
O cihanda bu cihanda
Ali'ye saydılar bizi

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz