Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Araç Küreihadit (Küre-i Hadid) Köyü İsmail Bey Camii
Kurululş Dönemi Osmanlı - Bulgar İlişkileri
İsyanlar ve Olaylar
TARİHİMİZDE BİLİNMEYEN KÜÇÜK OLAYLAR
XVIII. Yüzyılda Nakkaşlık
Osmanlı Medeniyeti Sitesi: Geçmişi ve Geleceği
Pir Sultan Abdal
Fahreddin Acemî
Ak Mahmud Efendizâde Esseyyid Mehmed Zeynel Âbidin Efendi
Osmanlı Su Tesisleri Özellikleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ramî Mehmet Paşa

Osmanlı devlet adamları ve sadrâzamları arasında zekâsı ve bilgisi, kuvvetli genişliği, nüktedanlığı ve hazır cevaplığı ve tartışmalarda ikna kuvveti ve zerafeti ile tanınmış ve Osmanlı şairlerinin birinci safında yer almış olan Ramî Mehmet paşa, Eyüp'te Nişanci Mahallesi'nde Hasan ağa adında bir ihtisap terazicisinin oğlu olup 2 1064 veya 1065 1654-1655'te orada doğmuştur.

Zamanına göre olağan tahsilden sonra reis kalemine (reisülkütab dairesine) devam etmiş ve az müddette kabiliyeti dikkati çekmiş ve şiire meyilli olması sebebiyle Nâbî ve Samî gibi devrinin büyük şairlerinin meclisine devam ederek yükselmiştir.

Şair Nâbî Efendi, IV. Mehmet'in musahibi ve damadı Bolulu Mustafa Paşa'nın divan efendisi bulunduğu sırada, Râmî Efendi'yi masraf kâtipliğine tâyin ettirmiş olup kendisi paşanın kethüdası olunca Rami Efendi'yi divan efendisi yaptırmıştır.

Musahip Mustafa Paşa'nın 1097 Zilkade -1686 Eylül'de vefat etmesi üzerine Ramî Efendi, hâmisi Nâbî ile beraber hacca gitmiş ve dönüşünde Divan-ı hümâyun kalemine girerek 1100 H. -1688 M. reis kalemine kesedar (evrak muhafızı) olmuştur.

1102 H.-1695 M. de beylikçi olan Ramî Efendi, 1106 H.-1694 M.'te Acem Bekir Efendi'nin yerine reis-ul küttab oldu 3 ve iki sene bu makamda kaldı. Fakat vezir-i âzam Elmas Mehmet Paşa ile geçinemediğinden azlolundu; Zanta muharebesinde Elmas Mehmet Paşa'nın asker tarafından katledilmesi üzerine şeyhülislâm Seyyid Feyzullahın ricasıyla yeni sadrazam Amcazâde Hüseyin Paşa'nın muvafakatıyla ikinci defa reisülküttab oldu (1109 Rebiulevvel 9 - 25 Eylül 1697).

Karlofça antlaşması bunun reisliği zamanına rastladı ve vezir pâyesiyle murahhas oldu. Vukuf, genişliği ve kurnazlığıyla düşman devletlerin murahhaslarını fikren yenerek müzakerede üstün rol oynadı ve çetin çekişmelerle mümkün olanı yaptı, aşırı istekleri önleyerek makul dereceye indirdi.

Karlofça antlaşmasındaki hizmeti pâdişâh tarafından takdir olundu ve ikinci murahhas ve tercüman İskerletzâde Aleksandros ile birlikte kürk giydi. Kendisine vezirlik teklif olundu ise de kabul etmeyerek reisülküttablıkta kalmağı tercih etti; antlaşmadaki muvaffakiyeti şöhretine sebep oldu ve vezir-i âzamın kendisine itimadı dolayısıyla devlet işleri onun tarafından idare edildi.

Amcazâde'nin sadaretten çekilmesinden sonra vezir-i âzam olan Daltaban Mustafa Paşa, Ramî Efendi'yi nüfuz ve şöhretinden dolayı kendisine rakip görerek azl ve sürgününü tasarlamıştı; fakat Ramî Efendi'yi hem pâdişâh ve hem de şeyhülislâm Feyzullah Efendi himaye ettiklerinden reisülküttablıktan alınarak sadaretine başlangıç olmak üzere Kubbe vezirliğine getirildi (8 Şaban 1114 - 28 Aralık 1702).

Sadrâzamın isteğine aykırı olarak Ramî Efendi'nin vezir olması Daltaban Mustafa Paşa ile şeyhülislâmın aralarını açtı ve Feyzullah Efendi'den intikam alayım derken muvaffak olamayarak azl ve îdam edilip Râmî Mehmet Paşa vezir-i âzam oldu (1114 Ramazan).

Ramî Mehmet Paşa yedi ay kadar sadarette kaldı. Pâdişâh II. Mustafa kendisine mühr-i hümâyunı verirken şeyhülislamın tavsiyesiyle hareket etmesini, aksi takdirde sorumlu olacağını ve azarlanacağını söylemiş olduğundan o da bu tavsiyeye riayet etti. Sadrâzamın yanında bir adamının bulunmasını ve bu suretle oradaki harekâtı kontrol etmesini isteyen şeyhülislâm, sipah ağası Ali Ağa'yı vezir-i âzam kethüdası tâyin ettirdi; Ramî Paşa istemediği halde bu tâyini yapmaya mecbur oldu. Rununla beraber Ali Ağa'yı kethüdalık işlerine müdahale ettirmeyerek zımmen soğukluk gösterdi.

Şeyhülislâmın hudutsuz ihtirası, ayrıntısına kadar devlet işlerine müdahalesi, onun görüşü alınmadan sadrâzamın hiçbir arzının pâdişâh tarafından kabul edilmemesi Ramî Paşa'yı çok sıktı, sinirlendirdi ve bu haller dolayısıyla işi yürütemeyen ve sadaret nüfuzunu kullanamayan zarif ve mülayim sadrâzamın asabı bozuldu; memleket işleri müdahelelerle yürümez oldu.

Feyzullah Efendi'nin hükmünden kurtulmak isteyen Ramî Mehmet Paşa, onu bertaraf etmek isteyerek İstanbul'da cebecileri tahrik ettirdi ve neticede meşhur I. Edirne olayı meydana geldi (1115 H.-1703 M.).

Vaziyetin vehametini II. Mustafa'ya arzeden Ramî Mehmet Paşa evvelâ Edirne'de II. Bayezit evkafı kâtibi Çinicizâde Ahmet Efendi'nin evinde ve daha sonra Eyüp'te kendisine ait Ramî Çiftliğinde saklandı, kendisini çok aradılarsa da bulamadılar.

III. Ahmet'in cülusu ve sükûnetin iadesinden yani vakadan 4 ay sonra, şeyhülislâmı devirmek için ittifak etmiş olduğu damad Moralı Hasan Paşa'nın vezir-i âzam olması üzerine ona haber gönderdi ve yeni sadr-ı âzamın şefaatiyle affolunarak Kıbrıs valiliğine tâyin olundu. Saklandığı zaman yanında kalmış olan sadaret mührünü teslim etti (15 Şaban 1115 -24 Aralık 1703).

Cidde valisi bulunan Süleyman Paşa Mısır valiliğine tâyin edilmişti; bunun pek sert ve şiddet yanlısı olduğu duyulduğu için Mısır askerî ocakları istemediklerinden, Ramî Paşa, Kıbrıs'tan Mısır valiliğine naklolundu (1116 Cemaziyelevvel -1704 Eylül).

Ramî Paşa bir buçuk sene burada kaldı; rivayete göre ahalinin kendisini istememelerinden dolayı 2 Cemaziyelâhır -ve 11 Eylül 1706 da azlolunarak yerine Temeşvar eyaleti valisi izmirli Ali Paşa tâyin olunarak selefinin borçlarının tahsili emrolundu. Bu suretle Ramî Mehmet Paşa, hesap vermek üzere on ay Mısır'da çeşitli baskılara mâruz kaldı ve sonra da vezirliği alınarak Rodos kalesinde kalebend edildi (1119 Rebiülâhır-1707 Temmuz).

Ramî Mehmet Paşa, kalebend olduktan sonra da devlete, tüccara borçlarından dolayı çok sıkıştırıldı. Gerek reisülküttablığında ve gerek Mısır'da tedarik ettiği paraların borcuna nazaran pek ziyade olmasına rağmen borçlarını vermemesi sebebiyle bunun tahkik ve tahsili için Rodos'a bir de memur gönderildi ve bu hususta Mısır'daki bütün mallarının elinden alınması emrolundu (1119 Receb - 1707 Ekim başları).

Ramî Mehmet Paşa'nın Edirne'de Sultan Bayezit evkafı kâtibi Ahmed'in hanesinde parası ve eşyası olduğunu İstanbul'da evinin kâhyası olan akrabasından Mustafa ve kayın biraderi kapıcıbaşı Hasan haber verdiklerinden, bunun tahkiki Edirne kadısıyla Edirne bostancıbaşısına yazılmıştır. Fakat bu aramada 13 kese akçe gibi az bir para bulunarak İstanbul'a gönderilmiştir.
Ramî Mehmet Paşa hakkında bu kadar takibe ve lüzumundan fazla baskıya sebep, hasmı olan ve o tarihlerde vezir-i-âzam bulunan Çorlulu Ali Paşa idi.

Ramî Mehmet Paşa, sadrâzam iken Çorlulu Ali Paşa II. Mustafa'nın silâhtarı bulunuyor ve pâdişâh üzerinde tesir yaparak sadrâzamın bazı icraatının bozulmasına sebeb oluyordu. Sadrâzam, bir münasebet getirerek devlet işlerinde vukuf sahibi vezirlerin bulunmadığını ve Silâhtar Ali Ağa gibi değerli bir zatın vezirlikle kubbe vezirliğine tâyininin yerinde olacağını arzetmek suretiyle silâhtarı ustalıkla pâdişâhın yanından uzaklaştırarak kubbe veziri yaptırmıştı.

İşte buna mim koyan Çorlulu Ali Paşa, sadrâzam olunca Ramî Paşa'dan öcünü almak istemiş ve onu Mısır'dan azl ve vezirliğini elinden aldıktan sonra sürgün yerinde de çok eziyet ettirmiştir.

Ramî Paşa'nın 1119 Zilhicce başları ve 1708 Şubatta Girit'te Grabosa kasabasında oturmasına irade çıkarak Rodos kadısına bir ferman gönderildiği gibi, kendisini Girit'e nakletmek üzere Akdeniz kalyonları başbuğu olan patrona kaptanı Mustafa Bey'e de emir verilmiş ise de bu fermanlar varmadan evvel Râmî Paşa Rodos'ta vefat etmiştir. Vefatında 52 yaşında idi. 1113 Cemaziyelevvel (1701 Ekim) tarihli vakfiyesiyle Eyüp nişancısında mektep yaptırmıştır.

Şeyhî, Vekayiü'l-fudala ismiyle Şakayik zeylinde Ramî Mehmet Paşa'yı âkil, işgüzar, ihatalı ve geniş malûmat sahibi, malî işlerde vukuf ve malûmatı bilinen, münşi, şair fakat haris ve vefasız olarak tavsif etmektedir.

Müverrih Raşid de Ramî Paşa'nın iyi bir şair "Her fende vayesi ve her hünerden mâyesi" olduğunu söyledikten sonra meclis ve sohbetinin lâtif, rind, zarif ve vezirler arasında eşine nadir tesadüf edilir bir zat olduğunu kaydetmektedir.

Çağdaşı olan Osmanzâde Taip: "Akl ü rüşd ile yegane-i zaman zarif ve nüktedan" ve kudretli bir şair fakat hak-na-şinas ve vefasız olduğunu ve sadarete geçinceye kadar iyi halleriyle kendisini sevdirip ve vezir-i âzam olunca şiddet ve hiddetle ve garazkârane hareket ve bazı kâtiplere divanda dayak attırmak gibi halleriyle fena nam bıraktığını yazdıktan sonra vefatı dolayısıyla merhumu şöyle vasfediyor:
Görmedim ben Rami paşa gibi bir hâzır cevab
Her sözü darbülmesel her nüktesi faslülhitab
Akl-ü rüşdiyle reis iken adimülmisl idi
İzz-i teşrif-i sadaretle olunca kâmiyab

Eyleyip tebdil-i etvar öyle bedhû oldu kim
Eylemezdi ettiği evzâı mecnun irtikâb
Böyle iken yine merhumun vücudı âleme
Mahz-ı lûtf idi desem olmaz mahalli irtiyab

Ramî Paşa sadareti zamanında millî sanayie ehemmiyet verdi. Yerli çuha ve ipek sanayii ustalarını getirterek onları teşvik edip her hususta himaye edileceklerini taahhüt eyledi. Kısa süren sadareti zamanındaki faaliyetlerinden birisi de, harpler dolayısıyla bozulmuş olan malî vaziyeti düzeltmek oldu; îrad ve masrafta muvazene tesisine çalıştı ve bir hayli tasarruf yaptı; tersane işlerini de yoluna koydu.

Kendisinin doğum yeri olan Eyüp nişancısında merhum Koca Nişancı Celâlzâde Mustafa Bey'in camiinin yanına bir ilkokul ve altına da bir çeşme yaptırdı. Eyüp'ün üstünde ismine mensup Rami mevkiinde bir çiftliği vardı; bu çiftlik sonradan Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın damadı kethüda Mehmet Paşa tarafından satın alındı ise de, ismini zamanımıza kadar muhafaza etti.

Osmanlı şairlerinin birinci sınıfından olan Ramî Mehmet Paşa çağdaşlarının üstünde yer tutmuştur. Hattâ bir şiirinde:
Rami nola arz eyler isem herkese şiirim
Pazar-i belagatte utanmam güherimden

demek suretiyle kudretini çağdaşlarına kabul ettirecek kadar yüksek şairdi. Rindane ve hakimane gazellerinin hepsinde de muvaffak olmuştur. Ramî Paşa'nın oğlu Refet Bey de şairdi. Şuara tezkiresi yazmış olan Salim Efendi, Râmî Paşa'nın damadı idi.
Rami Paşa'nın şiirlerinden bazı parçalar:
Hayal-i lâ'l-i nâbın câm-ı çeşm-i terde kalmıştır
Humâr-ı bezm-i nûşâ nûş-ı vasim serde kalmıştır

Değildir bende dil ser germi-i fik-i nigâhınla
O bir mest-i mehabbettir düşüp bir yerde kalmıştır

Mükedderdir seraser meşreb-ı eczay-ı âlem hep
Safay-ı hatır ancak badede sâgarda kalmıştır

Bu sırrı keşfe bir müşkilküşây-ı cûd gelmez mi
Kerem bilafz-ı bî-mâna gibi dillerde kalmıştır

Mücevher tac-ı devlet kimseye sûd etmez ey
Râmî Nice şâh-ı cihanın çeşmi ol efserde kalmıştır

Bana bir neşve bahş eyler ki hatt-ı yâr söylenmez
Süveydâda nihandır halka, bû esrar söylenmez

Beni gördükçe ey meh lâl edersin fart-ı mihrinle
Ve lâkin gayrilerle ettiğin güftâr söylenmez

Yine filcümle mümkin söylenilmek kametin vasfı
Kıyamet kopsa amma hâlet-ı reftâr söylenmez

Edersin güftgüy-i mahremâne müddeilerle
Yanında hayf nâm-ı âşık-ı dildar söylenmez

Zebanzed âşinay-ı lafza mail şimdilik yaran
Sakın Râmî Zebân-ı tazede eş'ar söylenmez

Rodos'ta mevkuf iken vefatıdan dört gün evvel söylemiş olduğu bir gazeli:
Mahv olmadayız zaaf ile pirahenimizden
Çekmez mi dahi destini gam pirahenimizden

Lâyık mıdır ey gonca-i gülüzâr-ı letafet
Lebriz-i tebessüm olasın şivenemizden

Biz mûrçe-i harmen-i sahra-yı gilalız
Pâmal oluruz dür olıcak meskenimizden

Arayiş-i çün verd-i tahammül ola Râmî
Gitmezse ne gam mürg-i elem gülşenimizden
*
Dursun yerinde gamze-i fettan-ı hun-feşan
Baştan belâlı âşıkı ol perçim öldürür
*
Serşâr-ı gamım fikr-i meal eylediğimden
Hûndur ciğerim kesb-i kemal eylediğimden

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz