Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı İle İlgili Haberler
Osmanlı'nın Son Dönemleri ile İlgili Resimler
Yavuz Sultan Selim'in Hizmetleri
Taşköprülüzâde
Yeniçeri ocağı
Osmanlı Fetih Politikası
Kuruluştan XVI. Asır Ortalarına Kadarki Osmanlı Şeyhülislâmları
Osmanlı Ağırlık Ölçü Birimleri
Varna Savaşı
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Mimarî Eserler

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ruhsatî

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Ruhsafî, Sivas'ın Kangal ilçesinin Deliktaş bucağında yoksul bir ailenin çocuğu olarak 1856 yılında doğmuştur. 1899 yılında gene köyünde ölmüştür. Asıl adı Mustafa'dır. "Ruhsatî" mahlâsından önce, sırasıyla "İcadî", "Cehdî" mahlâslarıyla da şiirler söylemiştir. Ancak ününü, etkisini "Ruhsatî" mahlâsıyla söylediği şiirlerde göstermiştir. 16 yaşına dek köyünde kalmış, Kusurî'nin saz çıraklığını yapmış, Feryadî'den okuma yazma öğrenmiştir. Bektaşî olmuştur. Ruhsatî dört kez evlenmiş ve 23 çocuğu olmuştur. Aşık Minhacî, en yetişkin oğluyken, ölümünü görme bahtsızlığına uğramıştır.

Çeşitli işlerle uğraşmıştır. Bir yandan Anadolu'da sazıyla dolaşmış, şiir söylemiş, duvarcılık, değirmencilik yapmıştır. Âşık Meslekî ile birlikte köy köy dolaşmış.

Ruhsatî, bir Bektaşî dervişidir. Tasavvufla ilgili şiirlerin yanısıra, biçimsel yalınlık, söyleyiş ustalığı, geleneksel halk şiiri geleneğini koruyarak söylediği koşmalarla büyük ün kazanmıştır. Toplumsal olaylar karşısında taşlamacı, iğneleyici dizeleri, şiirleri özellikle dikkati çekiyor. Saz şiiri geleneğini bozmadan, saflığını yitirmeden tasavvufî özelliklerini de terk etmeden; çileli geçmiş yaşamına karşın toplumsal taşlamacılığını devam ettirmiş, hem çağının hem de halk şiirimizin önde gelen sayılı ustalarından biridir.

Şiirleri

Belâ babından nâsibim(i)

Belâ babından nâsibim(i)
Bal eyledim sabreyledim
Otuz yıl el kapısında
Kul eyledin sabreyledim

Zehir mihnet için saldın
Çekeceğim iyi bildin
Peder mâderlmi aldın
Lâl eyledin sabreyledim

Tufanlar esti başımda
Halâvet yoktur aşımda
Şu yirmi sekiz yaşımda
Dul eyledin sabreyledim

Aşkın zincirin kırdın
Yusuf gibi dara soktun
Kerem gibi nâra yaktın
Kül eyledin sabreyledim

Ne devlet verdin ne de mal
Ne ziynet verdin ne de al
Tekrar gösterdin bir cemal
Del'eyledin sabreyledim

Sevda verdin mecaz deyu
Mecazîden gel vaz deyu
Dîdem yaşı Hicaz deyu
Sel eyledin sabreyledim

Uzak eyledin dostumu
Ateşe yaktın üstümü B
ilmeden soydun postumu
Şal eyledin sabreyledim

Tanıtmadın da haddimi
Pul ettin altın adımı
Büküp de elif kaddimi
Dal eyledin sabreyledim

Sây edip belimi büktün
Gözümün güherin döktün
Nice bin haddeden çektin
Tel eyledin sabreyledim

Kendimi sanırdım dostun
Taaccüp ki bana küstün
Nâstan itibârım kestin
Çul eyledin sabreyledim

Ruhsat seni sever candan
Ne candan derûn u dilden
Bari ayırma imandan
Yol eyledin sabreyledim


Bir vakte erdi ki bizim günümüz

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil

Fark eyledik âhır vaktin yittiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeter soyar gücü yettiğin
Papak belli değil börk belli değil

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil

Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor festen
Harabe yüz tuttu bezm-i gülistan
Yayla belli değil yurt belli değil

Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Ruhsatî de dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil


Birgün başın son yastığa koyacaklar unutma ha

Birgün başın son yastığa
Koyacaklar unutma ha
İki komşu gelir bir bir
Soyacaklar unutma ha

Gezer ölüm pazarında
Gelir bugün de yarın da
Bir tahtanın üzerinde
Yuyacaklar unutma ha

Bağlanır kanadın kolun
Nutka kadir olmaz dilin
Mirasçılar bütün malın
Yiyecekler unutma ha

Kan dolar gözün içine
Söz katma sözün içine
Yarım top bezin içine
Saracaklar unutma ha

Felek dinlemez nazını
Kabul etmez niyazını
Beş on kişi namazını
Kılacaklar unutma ha

İndirirler kara yere
Karanlık ıssız bir dere
Ne bir mum ne de bir çıra
Koyacaklar unutma ha

Yalnız kalırsın bîkes
Evden barktan ümidi kes
Kayıptan işittin bir ses
Soracaklar unutma ha

Eğer yok İse imanın
Cehenneme varır canın
Semaya çıkar figanın
Yakacaklar unutma ha

Ruhsatî ölüm korkusu
San ıslah eder herkesi
Kaldır dünyadan hevesi
Görecekler unutma ha


Hele bir düşün ki gözümün nuru

Hele bir düşün ki gözümün nuru
Bu kadar parayı sana kim verdi
Bazı fukaraya bulma kusuru
Mesti kundurayı sana kim verdi

Anadan doğunca kürkün var mıydı
Üryan gelmedin mi börkün var mıydı
Torba torba mecidiyen var mıydı
Tükenmez parayı sana kim verdi

Kuş tüyü döşekte yattın uzandın
Haftada bir çeşit geydin özendin
Aferin aklına sen mi kazandın
Şu tompu tarlayı sana kim verdi

Dinle Ruhsatî’yi ne diyom sana
İyi bir öğüttür sanma ki çene
Çalışmayla verse verirdi bana
Bu köşkü sarayı sana kim verdi


Senin bu saçların senin bu bûyun

Senin bu saçların senin bu bûyun
Senin bu benlerin öldürür beni
Senin bu leblerin senin bu sözün
Senin bu dillerin öldürür beni

Senin bu harçların senin bu huyun
Senin bu kaşların senin bu yayın
Senin bu duruşun senin bu boyun
Senin bu kolların öldürür beni

Senin sallanışın senin gezişin
Senin kirpiklerin senin sezişin
Senin bu esrarın senin sezişin
Senin bu yolların öldürür beni

Senin bu yanağın senin bu dilin
Senin zülüflerin senin bu telin
Senin yaz baharın senin sümbülün
Senin bu güllerin öldürür beni

Senin hayır işin senin şer işin
Senin arayışın senin soruşun
Senin Acem şalın senin sarışın
Senin bu bellerin öldürür beni

Senin bu Ruhsatî’n senin kardaşın
Senin benim için böyle telâşın
Senin bu feryadın senin göz yaşın
Senin bûselerin öldürür beni


Ya ilâhi görünmezden bir devlet

Ya ilâhi görünmezden bir devlet
Zekâtını vermez isem geri al
Helâlinden dört öküz ver ya Rabbi
Koşup çifte süremezsem geri al

Yoksulluğu ezberledim n"ideyim
Verin aşkın badesini yudayım
Biraz altın ver ki hacca gideyim
Bu kavl üzre duramazsam geri al

Çok verirsin beynamaza hayına
Saldın beni züğürtlüğün yayına
Köprüler yaptıram Tecer suyuna
Kâgir bina kuramazsam geri al

Bir söz ver ya Rabbi göreyim şimdi
Yoksulluk elinden ciğerim yandı
Üryana bir gömlek yetime hindî
Rızan için saramazsam geri al

Ne mümkün ya Rabb’im yolundan sapam
Ruhsat’ın terkedip dünyaya tapam
Senin rızan için bir oda yaparn
İki minder seremezsem geri al

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz