Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Rus İlişkileri
İlk Osmanlı Padişahlarının Şahsiyetleri
Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi
Osman Hamdi Bey
Osmanlıda Tasavvuf ve Tarikatler
Osmanlı Saray ve Ordu Çadırları
Hamdullah Subhi Tanrıöver
Manisa Hatuniye Camii
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Papalık İlişkileri
V. Mehmet Reşat

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Rumeli'ye Geçiş

Bir kısım Osmanlı kuvvetleri daha evvelden, yani 1321'de Mudanya'yı aldıktan sonra çapul maksadiyle Marmara'dan Doğu Trakya sahiline geçerek oralarda on sekiz ay kadar dolaşarak tekrar Anadolu tarafına dönmüşlerdi; bu ilk geçiş onlara dolaştıkları mıntıka hakkında bir fikir vermiş ve bu Türk akını İmparator ikinci Andronikos'u epey telâşa düşürmüştü. Bundan sonraki geçişlerde ise Bizans'taki taht kavgalarından istifade edilmiştir. Nitekim, II. Andronikos torunu olan genç Andronikos'la arasındaki saltanat mücadelesinde bunlardan evvelkisi de Orhan Gazi'den yardım istemiş ve Orhan'ın 1327'de göndermiş olduğu kuvvet Çorlu ve Silivri'de mağlup olarak İstanbul'a kaçmışlar ve imparator bunları Anadolu'ya naklettirmişti.

1341'de III. (Genç) Andronikos'un vefatı üzerine henüz dokuz yaşında olan oğlu 5. Yuannis Paleologos İmparator olmuş ve Grandömestik Kantakuzen de vefat eden İmparatorun vasiyeti üzere küçük imparatora vasi tâyin edilmişti. Vesayet dolayısiyle Kantakuzen imparatorluk tacı giymiş ve işe başlamıştı; fakat az sonra saray entrikaları neticesinde aleyhine tertip edilen hareketlerden müteessir olan Kantakuzen Dimetokda’ya. gidip orada imparatorluğunu îlân ederek Aydınoğlu Umur Bey'in yardımiyle üç seneden ziyade rakipleriyle müca¬dele edebilmişti; fakat 1344'de Umur Bey'in son yardımından sonra Aydınoğlu'nun tavsiyesiyle Kantakuzen Osmanoğlu Orhan Bey'e başvurmuştu. Halbuki Orhan Gazi'ye, Kantakuzen'den evvel ve onun aleyhine olarak imparator V. Yuannis'in validesi Anna da müracaat etmişti; fakat Orhan Bey Kantakuzen tarafını tutmayı tercih ederek 1345'de ona altı bin kişi ile yardım etmiş ve bu sayede Kantakuzen Edirne ile Karadeniz sahillerini kendisine bağlayabilmişti; bundan başka Orhan, Kantakuzen'in kızı Teodora ile evlenmiş ve 1349'da kayınpederine yirmi bin kişilik bir yardımcı kuvvet daha göndermek suretiyle Selânik’i almak isteyen Sırp kralı Stefan Duşan'ın buradaki faaliyetine son vererek Selânik’i kurtarmıştı.

5. Yuannis ile gasıp imparator arasındaki mücadele sürüp gittiğinden Kantakuzen'e yardımcı olan Osmanlı kuvvetleri de Rumeli'de faaliyetlerine devam etmişlerdir.

Kantakuzen asıl imparator ve onun validesi Anna dö Savua ile uğraşırken bu vaziyetten istifade etmek isteyen Bulgar ve Sırplarla da uğraşmak tehlikesine mâruz kalmasiyle Orhan Bey'den istediği yardım mukabilinde üs olarak Osmanlılara Gelibolu yarımadası’ndaki Çimpe (Tzympe)'yi vermeği vadetti. Filhakika Orhan'ın oğlu Süleyman Paşa kumandasiyle Rumeli'ye geçirilen yirmi bin kişilik Türk kuvveti sayesinde Kan¬takuzen muhasara altında bulunan Edirne ile burada muhasara edilmiş olan oğlu Mateos'u kurtardı.

Kantakuzen'e bu yardımdan geri dönen Süleyman Paşa, Osmanlılar’a terk edilmiş olan Çimpe veya Çimpi kalesine bir miktar kuvvet bırakmıştı. Bundan bir müddet sonra da Gelibolu şehir ve limanı Süleyman Paşa tarafından alınmak suretiyle Rumeli'de yerleşmek için bir köprü başı elde edilmişti. İşgal edilen yerlerin halkına dokunulmayarak iyi muamele edildi; bununla beraber Anadolu tarafından buralara göçmen naklolundu; bu yerleşme daha sonraki senelerde Bizans'ın deniz cihetinden mümkün mertebe Avrupa ile bağlantısını kesmeğe ve Rumeli'yi istilâya doğru atılmış ilk adımdı. Süleyman Paşa Gelibolu'da kendisine bir saray yaptırarak burasını karargâh ittihaz etmişti. Süleyman Paşa ile beraber Trakya istilâsına çalışan kumandanlar arasında Lala Şahin Paşa ile Karesi beyliğinden Osmanlı hizmetine geçmiş olan Hacı İlbeyi, Evrenuz, Gazi Fazıl ve Yakup Ece gibi beyler de vardı.

Osmanlı Türklerinin Gelibolu'da, yerleşmeleri Avrupa'nın dikkatini çektiyse de Balkan devletlerinin birbirleriyle uğraşmaları Türkleri o cihetten tehlikeli duruma sokacak mahiyette olmadığından süratle ilerleyip Balkan yarımadasına yayılmak tasavvuru esas program icabı idi. Bunun için Sırp, Bulgar ve Macarların ve Bizans'la Venediklilerin müttefikan müdahale etmeleri ihtimali gözönüne alınarak derhal yerleşme siyasetinin tatbikine başlandı. Bunun neticesinde Süleyman Paşa kuvvetleri Bolayır, Tekirdağ'a kadar olan Marmara sahillerini istilâ ettiler; buraları Türkleştirmek için Anadolu'daki Osmanlı arazisinden (Yani Karesi taraflarından) bir kısım Yörükleri nakledip yerleştirdiler ve buna mukabil elde edilen yerlerin askerî sınıftan olan Rumlarını da bir isyan çıkarmaları ihtimaline binaen Anadolu'ya, Karesi yani Balıkesir ve havalisine geçirdiler.

Fetih sahasını daha kuzeye götüren Süleyman Paşa, Gelibolu yarım adasının en dar yeri olan Eksamiliye berzahını aştı ve bu suretle Doğu Trakya'ya ayak bastı. Malkara ile Keşan'ı aldı ve bu arada Çorlu'yu da alıp İstanbul ile Edirne yolunu kesti; bazı kaynaklara göre Süleyman paşa'nın bu faaliyeti esnasında kardeşi Murad Bey de yanında bulunuyordu; hatta Burgaz ile Çorlu 1357'de Murad Bey tarafından zabtedilmişti. Bu fütuhat esnasında Osmanlıların güzel siyasetlerinden birisi de şehir ve köyler halkına iyi muamele etmeleri olmuştu.

Rumeli ve Doğu Trakya’da faaliyette bulunmakta olan Süleyman Paşa'nın 761 H.,1360 M. senesinde bir avı takip ederken atından düşerek kırk üç yaşında vefat etmesi üzerine yerine, ana baba bir kardeşi olan Murad bey kumandan tâyin edilmişti. Süleyman Paşa, vasiyeti üzere Bolayır’a oğlunun yanına defnedilmiştir.

Bu hadiseden beş sene sonra 763 H./1361 M. senesinde veya pek az sonra Orhan Gazi vefat etti. Hükümdarlığı hakikate daha uygun olarak otuz sekiz senedir. Süleyman Paşa gibi cevval bir kumandanın ve arkasından Orhan Gazi gibi azim ve kudretli irade sahibi bir hükümdarın vefatı Rumeli harekâtının gelişmeye başladığı bir zamana tesadüf etmişti; yerine hükümdar olan oğlu Murad Bey, hemen Bursa’ya geldi ve idareyi ele aldı.

Bu durumdan istifade eden Bizanslılar, Burgaz’ı ve Çorlu ile Malkara'yı geri aldıkları gibi sahil şehirlerini de elde etmeğe çalışıyorlardı; fakat bu sırada Osmanlı kuvvetlerine kumanda etmekte olan Lala Şahin Paşa ile Hacı İlbey ve Evrenuz Bey telâş göstermeyerek yeni hükümdarın Anadolu vaziyetini düzeltip avdetine kadar müdafaayı soğuk kanlılıkla idare etmeleri burada olması muhtemel bir paniğin önüne geçmişti. Türk kuvvetleri sahil ve kale şehirlerini büyük bir gayretle müdafaa edip tutunmağa çalışıyorlar ve Bolayır'a defnettikleri kumandanları Süleyman Paşa'nın mezarını çiğnetmek istemiyorlardı. Bundan dolayı yukarıda adı geçen üç kumandanın enerjileriyle vaziyet ümitsiz değildi.

Orhan Gazi'nin yerine devlet işlerinde nüfuzları olan Ahilerin karariyle büyük oğlu Murad Bey geçti; yeni hükümdar evvelâ kendisine muhalefete kalkışmış olan kardeşlerini bertaraf etti. Sonra, babası zamanında biraderi Süleyman Paşa tarafından 1354'de zabtedilmiş olan Ankara üzerine yürüdü; çünkü Orhan'ın vefatı üzerine Ankara'da büyük nüfuzları olan Ahiler, Karamanoğlu'nun teşvikiyle Osmanlı kuvvetlerini Ankara'dan çıkararak burasını idareleri altına almışlardı. Sultan Murad vakit geçirmeden Ankara üzerine yürüdü; karşı koyamayacaklarını anlayan Ahiler, Sultan Murad'ı karşılayarak Ankara'yı teslim ettiler (763 H./ 1362 M.). Orada vaziyeti yoluna koyan Sultan Murad Bursa’ya döndü ve babasının sadık beylerinden ilk defa beylerbeğilik rütbesi verilen, Lala Şahin Paşa'yı alarak kuvvetleriyle Rumeli'ye geçti ve bu suretle sarsılmış olan maneviyatı kuvvetlendirdi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz