www.turbridge.com
TurBridge Partners - Helping American Companies to Reach Turkish Market

www.folkitems.com
Dolls in Traditional Turkish Clothing

Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Rıza Tevfik
Sultanın kıymetli mücevherleri
Trablusgarp Ocağı
İttihat Terakki zihniyeti
Osmanlı Türklerinde Su Mimarisi
Ali Mümtaz Arolat
Sultanzâde Mehmet Paşa
Kütahya Özbek Camii
Kütahya Yakup Çavuş Mescidi
Rumeli'ye Geçiş

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Süleyman Nesîb

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Tanzimat devrinin başlıca hürriyetçilerinden, Şıpka Kahramanı unvanı ile tanınmış Müşîr (Mareşal) Süleyman Paşa'nın oğlu Mehmed Şâmi (1866-1917) de, Servet-i Fünun şairleri arasındadır. Şiirlerinde, sadece, Süleyman Nesîb takma adını kullanmıştır. Mülkiye mezunu olan Süleyman Nesîb'in bütün memurluk hayalı maarif alanında geçmiş, Mekâtib-i Âliye Müdürlüğü (Yüksek Okullar Müdürlüğünde ve Darülfünun Müdîr-i Umumîliği (İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü)’nde bulunmuş ve pedagoji alanındaki yayımları ile de tanınmıştır. Şiirleri ve makaleleri, ölümünden sonra, bir heyet tarafından toplanıp kitap halinde basılmış ve başına şair hakkında Nail Reşid tarafından bir inceleme yazısı da konulmuştur (Süleyman Paşa-zâde Sami Bey-Külliyyât-ı Âsâr ve İhtisâsât, İst. 1918). Çok çekingen bir mizacı olan şair, şiirlerini 1893'de yayımlamaya başlamış ve en büyük çabasını 1896'dan sonra Servet-i Fünun'da göstermiştir. Lirizminin azlığına karşılık, dil ve üslûbunda büyük bir özenme göze çarpar. Şiirlerinde aşk duygularının yanıbaşında, baskalarının acılarına karşı duyulan acıma duygusu da büyük bir yer alır.


Kaynak: Akyüz, Kenan, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1995.

Şiirleri

Ruhumun İhtiyacı

Bir kadın pençesiyle tırmanarak
Sızlamak istiyor bugün rûhum,
Sızlamak, sonra muttasıl kanamak;
Kanamaz oldu rûh-ı mecruhum!

Bir kadın pençesiyle.. pençe değil
Sanki bir nurdur o, nûr-ı seher;
İbtidâ bir kerîmedir muğfil,
Kesilir sonra ruhtan ejder.

Kanamaz oldu rûh-ı mecruhum;
Kanamak... işte bence aşk u hayât
Kanamaktır ilel-ebed, heyhat.

Bir kadın pençesiyle tırmanarak
Bir esîrî hayâle müstağrak,
Uyumak, sönmek istiyor ruhum!..


Kadınlığa Dâir

"Bilir misin ki kadınlık demek vefasızlık
"Demekle birdir; evet, her kadında bir kelebek
"Hayâtı var gibidir; bir kadın için sevmek
"Bütün zarafete karşı bir i'tinâsızlık,

"Bütün nezâket-i cinsiyyeye hakarettir.
"Evet, o ba'zı kadınlarda gördüğün meyelân
"Seninle bir zaman eğlenmek arzusundan,
"Biraz da kendini aldatmadan ibarettir.

"Biraz da kendini aldatmadan; bu onlarca
"Hava, ziya gibi bir ihtiyâc-ı mübrimdir;
"O şey ki fâidesizdir, kadınca muzlimdir.

"Kadın o bir kelebektir ki her gelen ağaca
"Konar ve sonra uçar..." ben de öyle zannederim;
Fakat bırak oyalansın şu rûh-ı pür-kederim!..


Hakîkat

Yıllarca hakîkat diye rûh-î beşeriyyet
Bir nûr aramış ka'r-ı semâvât ü zeminde...
Yıllarca, asırlarca... fakat nûr-ı hakîkat
Kalmış yine zîr-î tütuk-î muhteşeminde.

Bir lem'a-yı ümmîd ile ba'zan şeb-i efkâr
Yanmış ve tutuşmuş gibi... derken yine sönmüş
Çarpışmış ezelden beri îmân ile inkâr,
Varlık bile, vicdan bile bir hiçliğe dönmüş.

Ey zulmet-i a'sâr ile güm-râh olan inşân!
Ey kardeşim, ey kalb-i elem-dîde vü mecruh,
Gel! Arş-ı hakîkat sana, her dem sana meftûh...

Gel nûr-ı hakîkat sana, her dem sana tâbân...
Gel, kendine bak! işte hakîkat sen o, varsın;
Nefsinde bedîdâr o hakîkat ki ararsın!

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz