Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Anadolu Beyliklerinde Cami
Yemişçi Hasan Paşa
Necmeddin Halil Onan
Osmanlı Türk Masalları
Osmanlı Mimarlık Tarihi
Abdülhamid sorgusu
I. Murad
XIV. ve XV. Yüzyıllarda Yakın Doğudaki İlim Merkezleri
Hoca Sadeddin Efendi
Osmanlı Devletinde İnsan Hakları ve Hürriyetleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Salankamin (Slankamen) Savaşı

Sayfadaki Başlıklar


Belgrat'a Varış
Vezir-i Âzam'ın Acele Etmesi
Serdarın Şehadeti
Salankamen'den Sonraki Durum

Belgrat'a Varış

Serdar-ı ekrem Sofya'ya geldiği vakit II.Süleyman'ın vefatıyla II. Ahmet'in cülusunu ve kendisinin sadarette devam fermanıyla yeni pâdişâhın gönderdiği mühr-i hümâyunu ve samur kürkü aldı. Belgrat'a varılır varılmaz Zemun yakasına geçmek üzere Sava nehri üzerine köprü kurulup kısmen Macaristan topraklarına geçildi; kış esnasında sekiz bin mevcudiyle Temeşvar muhafazasına tayin olunan Tökeli İmre üç yüz kadar maiyyeti ile orduya geldi ve beraberinde getirdiği esir Avusturya generali Haysler yine kendi yanında bırakıldı.


Vezir-i Âzam'ın Acele Etmesi

Mustafa Paşa bir kısım askeri Zemun yakasına geçirdi ise de Tuna ve Sava nehirlerinin taşması münasebetiyle geri kalan kuvvetlerle kendisi henüz geçmemişti; bu sırada elde edilen dillerden yani esirlerden Varadin'de bulunmakta olan düşmanın köprü başını basması ihtimali olduğunu haber aldığından nehrin taşkınlığına bakmayarak acele Zemun tarafına geçmek istedi; ordu erkânı —"Henüz eyâlet askeri ve Tatar kuvvetleri tamamen gelmemişlerdir" dedilerse de dinlemiyerek karşıya geçti. Düşman kumandanı Baden Margravi Prens Ludvig (Lui) kumandasında elli bin yaya ve elli bin atlı olmak üzere yüz bin kişilik bir kuvvet vardı; bunlar da Varadin ile Zemlin (Zemun) arasına gelip ordu kurdular; bu sırada Osmanlı ordusuna üç saat yakın bir mesafeye kadar gelmiş olan Avusturya kuvvetleri, taarruz edemeyerek geri çekildiler; buraya kadar vezir-i âzamın plânı Kırım Hanı kuvvetlerini beklemekti; fakat düşmanın birden bire çekilmesi bu plânı değiştirdi; bunda vezir-i âzamın kethüdası Mustafa Efendi'nin tesiri oldu; o, " Oklanmış şikârı kaçırmıyalım" diye düşman üzerine yürünmesi hususunda serdarı tahrik etti. Fazıl Mustafa Paşa ordu erkânını toplayarak görüştü ve Kırım kuvvetlerinin beklenmesi mütalaalarına rağmen ileri gidilmesi kararlaştırıldı ve düşman takip olundu.

Varadin'e çekilmekte olan düşmanın yolu üzerindeki Karlofça boğazı daha evvel zabtedilecek olursa ister istemez sahra yoluyla gitmek icabeder ve o zamana kadar da Kırım hanı da yetişir diye düşünülerek cebrî yürüyüşle düşmana dokunmadan ileri geçilip Slankamen palangasıyla Varadin arasında mevzi alındı; Türk ordusunda kırım kuvvetlerinin bulunmadığını ve Varadin yolunun da kapandığını öğrenen düşman iki kuvvet arasında kalmamak için taarruza geçti 25 Zilkade 1102/20 Ağustos 1691 pazartesi günü Slankamen muharebesi diye meşhur olan muharebe vukua geldi.


Serdarın Şehadeti

Düşmanın taarruzu üzerine sadrâzam siperler önünde muharebe tertibatı aldı; Prens Ludvig yaya askerini metrisler üzerine yürütürken süvari alaylarını da ağır ağır Osmanlı atlılarına karşı sevketmiş ve ikindi zamanı muharebeye başlamıştır.

Osmanlı siperlerindeki kuvvetler üzerine yüklenen düşman büyük bir gayret ve zorlukla çekilmeye mecbur edilmiş ve bu kanlı muharebede yeniçeri ağası ile bir hayli çorbacı (yeniçeri bölük kumandanı) ve odabaşı şehid düşmüşlerdi. Fakat bu çekilmeden yılmayan düşman kumandanı tekrar metrisler üzerine yeni kuvvetler sevk etti. Osmanlı atlılarına taarruz eden düşman atlıları arasındaki muharebede Osmanlı süvarileri düşmanın attığı kurşunlardan etkilenmişler ve bunun üzerine sağ cenahta Anadolu beylerbeyi Kemankeş Ahmet Paşa kolundaki Türkmen ve Kürt kuvvetlerinin geri çekilmesi ve kapıkulu süvarilerinin onları takviye etmeyerek kaçmaları sağ kolun bozulmasına sebep olduğundan vezir-i âzamın kumanda etmekte olduğu merkezin bir tarafı açık kalmış ve düşman buradan merkeze doğru girmiştir.

Bu tehlikeli anda sadrâzam bizzat kılıcını çekerek askeri cesaretlendimek niyeti ile sağ cenahtan taarruz eden düşman üzerinesaldırmış, kendisini gören asker de ileri atılmıştı. Yine bu sırada sağ koldaki Kemankeş Ahmet Paşa kuuvetlerinin bozulduğunu gören Karaman beylerbeyi Vezir Çelebi İsmail Paşa hemen o tarafın yardımına koşup iki kat düşman yaya ve atlı kuvvetlerini bozarak galebenin temin edileceği sırada düşman tarafından atılan bir kurşunla serdar-ı ekrem alnından vurularak yere düşmüş ve paşanın etrafındaki adamların "Serdar düştü" diye bağırmaları ve yanında bulunan Sipahiler ağası Ömer Ağa'nın yerinde sebat göstermesi lâzım gelirken geri çekilmesi neticesi zaferle bitecek olan bu savaşı mağlûbiyete çevirmiş ve sağ koldan giren düşman gerideki ordugâhı işgal eylemiştir; fakat düşmanda da daha fazla döğüşecek takat kalmamasından istifade eden Halep valisi Vezir Koca Halil Paşa ile Küçük Cafer Paşa, sancağ-ı şerîfi alıp at üzerinde orduyu selâmete çıkarmağa karar vererek ordu hazinesi ve bütün top ve cephane terk edilmek suretiyle Belgrad'a dönülmüştür. Bu sırada Tuna kaptanı Mustafa Kaptan Tuna nehrinde düşmanın sekiz yüz kıt'a cephane ve zahire kayıklarını zapteylemişti.

Salankamen'den Sonraki Durum

Belgrat'a dönen ordunun serdarlığına müttefikan Vezir Halil Paşa tayin edildi; bozguna sebep olan sipahiler ağası Belgrat'ta îdam olundu; o sırada derme çatma kuvvetle Kırım hanı Saadet Giray geldiyse de tabiî zamanında yetişmediği için bir faydası olmadı. Eski Kırım hanı Selim Giray istifa etmeyip hanlıkta bulunmuş olsaydı zamanında yetişerek bu felâket vuku bulmazdı; bundan dolayı II. Ahmet, Kırım hanı Kör Saadet Giray'ı ağır ve acı bir hatt-ı hümâyunla azarlayarak, bundan sonra vazifesini iyi görmesini bildirmiştir.

Şehit düşen Fazıl Mustafa Paşa'nın cesedi bulunamamış ve pek güçsüz düşen düşman kuvvetleri Osmanlı kuvvetlerini takip edememişlerdir. Mağlûbiyet Belgrad'a gelindikten sonra hükümet merkezine bildirilmiş ve talimat istenmiştir. Bu arada Varadin taraflarına Tatar ve gönüllü kuvvetleri sevk olunarak düşman vaziyeti öğrenilmek istenmiştir.

Bu muvaffakiyetten sonra Avusturya kuvvetlerinin bir kısmı Varadin'den Segedin'e ve oradan da Temeşvar yakasındaki Çanad (Csanad) taraflarına gönderilerek üç gün dövdükten sonra Lipveyi almışlardır; bu esnada Temeşvar kalesinin zor durumu sebebiyle Sivas beylerbeyi Deli Ömer Paşa kumandasıyla üç bin Tatar ve altı yüz sipah ve silâhtar süvari kuvveti ile ve araba ve deve ve katırlarla Temeşvar muhafızlarına yedi bin kile zahire gönderilmiştir.

Fazıl Mustafa Paşa'nın şehadeti ve ordunun Belgrat'a döndüğü, Edirne'de bulunan pâdişâha bildirilince Rumeli kazaskeri Yahya Efendi ve diğer ulemâ tarafından Vezir-i âzamlığın sadaret kaymakamı ikinci vezir Kadı Ali Paşa'ya verilmesi şeyhülislâm vasıtasıyla pâdişâhtan rica edildi. Bunun üzerine mühr-i hümâyun Kadı Ali Paşa'ya verilmiş ve Belgrat'a gitmeye memur olmuştur.

Yeni sadrâzam ne yapıp yaparak Belgrat'a gitmeyip ordunun levazım ve mühimmatını hazırlamak üzere mezkezde kalmasını temin ettiğinden Macaristan cephesi serdarlığı Koca Halil Paşa'ya verildi (6 Zilhicce 1102 / 31 Ağustos 1691).

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz