Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Vessaf Abdullah Efendi
Millî Edebiyat Dönemi (1911-1923)
Çağalazâde Yusuf Sinan Paşa
Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Fransa - Osmanlı İlişkileri
Fatih'in fermanı niçin çok önemli?
Sultan Abdülhamid'in petrol savaşı!
Kuruluş Dönemi Osmanlılar ve Arnavutluk
Anadolu Beylikleri Dönemi Camileri
Osmanlıların İslâm Devletleriyle İlişkileri
Koca Ragıp Paşa - Ragıp Mehmet Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Seyranî

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

XIX. yüzyıl tasavvufî halk şiirinin büyük ustasıdır. Seyranî, Kayseri'nin şimdiki adı Develi olan Everek ilçesinde 1807 (?) yılında doğmuş, ve gene burada 1866 (?) yılında ölmüştür. Mahalle imamı olan Cafer Hoca'nın oğludur. Asıl adı Mehmet'tir.

Yergiciliği, taşlamacılığı, mutasavvıflığını bastıran, haksızlığa, rüşvete, kıyıcılığa, toplumsal dengesizliklere, kaba sofuluğa, ahlâksızlığa karşı gözünü budaktan esirgemeden, korkmadan, çekinmeden savaşan, bu arada inancının gereklerini de bir yana itmeden, şiirsel yapıdan, söyleyişten uzaklaşmadan, etkin, kalıcı şiirlerini sazıyla halk içinde söyleyen güçlü bir şairdir Seyranî.

Şiirlerinin çoğunun bugün de güncelliğini yitirmemiş olması, halk katında büyük saygınlık kazanması, Seyranî'nin gücünü belirlemesi bakımından ilginçtir.

Medresede birkaç yıl okuduktan sonra ayrılmış, İstanbul'a gitmiştir, İstanbul'da yedi yıl kaldığı anlaşılıyor. Bir yandan da Bektaşîliği seçmiş, tekkelere gitmiştir. İstanbul’da seçkinleri yerdiği için hakkında kovuşturma açılmış, o da bir dostunun yardımıyla İstanbul'dan kaçıp Develi'ye gelmiş, bir daha da İstanbul'a gitmemiştir. Özellikle Orta Anadolu'da gezdiği anlaşılan Seyranî'nin Âşık meclislerine katıldığı, düzenlenen türlü sazlı sözlü yarışmalarda hep önde gittiği anlaşılıyor. Yaşamının sonuna doğru bir sinir hastalığına da tutulmuştur. Seyranî'nin yaşamı acılarla, yoksulluklarla geçmiştir. Yaşamı böyledir de, yaşama sevincini hiçbir zaman yitirmemiştir. Direncini yitirmemiştir. Yoksulluğunu, çektiği acıları, dik kafalı bir ozan oluşuna bağlamak pek yanlış olmaz.

Seyranî'nin yaşadığı dönemde Ülkede de birtakım değişiklikler, yenilikler başlamıştır. Çağdaş okullar açılmaya, yeni mahkemeler kurulmaya başlamış, ülkeye telgraf gelmiş, çeşitli yenileşme çabaları başlamıştır. Bütün bunları Seyranî'nin yakından izlediğini, halkın üzerindeki etkileri gözlediğini, şiirlerinden çıkarma olanakları vardır. Bu bakımdan Seyranî, kendisinden önceki ozanlar gibi alışılmış konu sınırlarını aşan, çağdaş olayların, oluşumların içine girmeye çalışan, bunları eleştirel gözle değerlendirmeye yönelen bir ozan ola¬rak özellikle dikkati çekmektedir.

Seyranî'nin yergici, taşlamacı yanı sıra içtenlikli, duyarlılıklı bir yanı olduğu da görülüyor.

Güncelliğini yitir¬meme başarısını göstermiş; diliyle, deyişiyle, konusuyla,güçlü, saygın bir şairdir.

Şiirleri

Asırda acayip işler çoğaldı (Destan)

Asırda acaip işler çoğaldı
Bilmem bu işleri kimler ediyor
Dünyayı hep rezil köpekler aldı
Gelen ümeraya karşı gidiyor

Biraz bahsedeyim ehl-i zamandan
Yahşılar aşağı düştü yamandan
Aralık itleri olmuş kumandan
Uyuz it kurtlara kumand'ediyor

Buğday unu beğenmiyor enikler
İplikten aşağı düştü ipekler
Hep sedire geçti itler köpekler
Hanedan ayakta hizmet ediyor

Koltuk kılı fark olmuyor sakaldan
Tüccarlar aşağı indi bakkaldan
Aslanlara çoban düşmüş çakaldan
Şimdi aslanları çakal güdüyor

Mekteple medrese ortadan kalktı
Meyhana kerhana meydana çıktı
Ar namus denen şey ortadan kalktı
Şimdi kişi bildiğine gidiyor

Sarhoşlar çoğaldı kalmadı ayık
Bu asır böylece hallere lâyık
Müzevirin adı muhbir-i sâdık
Şimdi kişi bildiğine gidiyor

Şahinler hurdunu tuttu yarasa
Baklava yerine geçti pırasa
Şimdi rağbet deyyus ile terese
Zamane bunlara rağbet ediyor

Bey kürkünü beğenmiyor köçekler
Babasına akl'öğretir çocuklar
Yumurtadan burnu çıkan cücükler
Horoz oldum diye cik cik ediyor

Küçükler büyüğe çorap geydirir
Tatlıyı insana acı yedirir
Seyranî zamane böyle dedirir
Şimdi kişi bildiğine gidiyor


Eğlen hocam eğlen bir sualim var

Eğlen hocam eğlen bir sualim var
İz'an nedir erkân nedir yol nedir
Seni bana gayet faal dediler
İçerimde bir yaram var bil nedir

Cennetin kapısın Sallallâh açar
Şeriat işini Muhammed seçer
Seksen bin evliya yurdundan göçer
Onlan bekleten mutlu kul nedir

Muhammed dinidir yaptığım tapı
Bozulmaz Mevlâ'nın yaptığı yapı
On İki bahçede kırk sekiz kapı
Eşiği bekleyen iki kul nedir

Kıldan İnce derler Sırat'ın yolu
Önünde Devletlû ardında Ali
Üç yüz altmış birdir selvinin dalı
Dalında açılan iki gül nedir

Başına bağlamış al yeşil çember
Kokuyor ağzında misk ile amber
Seksen bin evliya yüz bin peygamber
Önünde gidiyor iki kul nedir

Seyranî der diyar diyar gezmedim
Kalem alıp kaşın gözün yazmadım
Elim ile bir gemicik düzmedim
Gemi nedir derya nedir yol nedir


Eyvah fukaranın beli büküldü

Eyvah fukaranın beli büküldü
Medet ticaretin gücüne kaldık
Eyiler âlemden göçtü çekildi
Bizler zamanenin piçine kaldık

Rüşvet ile yazar hâkim hücceti
Hüccet ile alır kadı rüşveti
Halk bilmiyor dini şer'i sünneti
Bozuldu sikkenin tuncuna kaldık

Sene bin iki yüz altmış beş tamam
Okunur ezanlar boş bekler imam
Seyranî bu nutkun sonu vesselam
İnanın dünyanın ucuna kaldık


Hak yolunda gidenlerin

Hak yolunda gidenlerin
Asâ olsam ellerine
Er pîr vasfın edenlerin
Kurban olsam dillerine

Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Münkir ile cenk edenin
Silâh olsam ellerine

Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsam tarak
Yâr saçının tellerine

Vücudumu kavursalar
Yönüm yâre çevirseler
Harman edip savursalar
Muhabbetin yellerine

Vakit kalmadı durmağın
Kaldır Seyranî parmağın
eryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine


Mahkeme meclisi icat olduğu

Mahkeme meclisi icat olduğu
Çeşme-i rüşvetin akmaklığından
Kaza belâ İle âlem dolduğu
Kazların kadıya uçmaklığından

Selefin rüşvetle hüccet yazması
Halefin anlayıp hükmün bozması
Yıkılan binanın birden tozması
Asıl sermayenin topraklığından

Asıl sermaye-i niyabetleri
Emval-i eytamdır ticaretleri
Dâvet-i rüşvete icabetleri
Sıdk ile gönlünün alçaklığından

Bülbülün aşkıdır dalda öttüğü
Çobanın südedir koyun güttüğü
Toprağın Hâbil'i kabul ettiği
Şüphesiz yüzünün yumşaklığından

Dünyadan ahrete gidip gelmemek
Olmasa iktiza eder ölmemek
Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyranî gafilin ahmaklığından

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz