Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Şinasi
İstanbul'un Fethinde Gemiler Karadan Yürütüldü mü?
Vakıflar
Fatih Sultan
Karagöz Hacivat Gölge Oyunu Tarihi
Osmanlılarda Eğitim ve Öğretim
Âşık Celalî
Tezhip Sanatı
Murat Hüdavendigar
Balkanlar'da Osmanlı Fütuhatı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Seyyid Hasan Paşa

Bugün Şebinkarahisar'ın Reşadiye kazasına bağlı İdirin ve daha doğrusu onun yakınındaki Kabalı ismindeki köyden ve Çardaklızâdelerden Mehmed Abdullah Ağa'nın oğludur.

Gençliğinde İstanbul'a gelerek yeniçeri ocağına girmiş, karakullukculuktan (hizmet neferi) itibaren sırasıyla yükselmiş, uzun süren seferlerde bulunmuş, 1130 H. - 1718 M. de çorbacı yani bölük kumandanı olmuş ve sonra katar ağalıkları denilen ocağın büyük ağalıklarında hizmet ederek 1146 H. - 1733 M. de kul kethüdalığı ile İran seferine gönderilmiştir. Hasan Ağa 1148 Cemaziyelevvel ortalarında kul kethüdalığından azlolunup memleketine sürgün edilmiş ise de, sonradan affolunarak İstanbul'a geldikten sonra, 1150 Zilkade - 1738 Şubat sonu veya Mart başlarında ikinci defa kul kethüdalığına tayin olunmuştur. 1151 Rebiulevvel ortalarında (1738 Temmuz) yeniçeri ağası bulunan vezir Abdullah Paşa'nın vefatı üzerine Hasan Ağa yeniçeri ağalığına tâyin edilerek Kont Vallis kumandasındaki Avusturya ordusuyla Belgrat önünde yapılan Hisarcık muharebesinde görülen büyük gayret ve faaliyeti üzerine vezirlik verilerek Ağa Paşa olmuştur (22 Cemaziyelâhır 1152 - 26 Eylül 1739).

Seyyid Hasan Paşa 4 Şaban 1156 - 23 Eylül 1743'te Hekimoğlu Ali Paşa'nın ikinci defaki sadaretinden azli üzerine sadrâzam olup üç seneye yakın bu makamda bulundu ve İstanbul ihtiyacını temin edemediği ve bu hususta gevşekliği görüldüğü için 22 Receb 1159 - 10 Ağustos 1746 da azlolunarak Rodos adasına gönderildi ve yerine sadaret kethüdası Tiryaki Mehmet Paşa sadrâzam oldu.

Hasan Paşa 1160 Rebiulevvelinde (1747 Mart) arpalık olarak İçel sancağı mutasarrıfı bulunup aynı sene Zilkadesinde (1747 Kasım) Şehla Ahmet Paşa'nın Bağdat valiliğine tayini üzerine onun yerine Diyarbakır valiliğine gönderilerek bir sene sonra yani 1161 Zilhicce ortalarında (1748 Aralık) orada vefat ederek yerine Hekimoğlu Ali Paşa'nın damadı Yahya Paşa tayin olundu.

Hâdikatü'l-Vüzera zeyli'nde Seyyid Hasan Paşa, safderun, halim cömert, sadık, hayırsever, açık kalpli ve doğru diye tavsif edilip cehlinden başka ayıbı olmadığı kaydedilmektedir. İzzî tarihi de kendisini hem pâdişâha ve hem de halka sevdirdiğini, insaflı ve mutedil olduğunu beyan ediyor. Şamdanı
zade, Takvimü't-Tevarih zeyli'nde, "ceheleden olmakla galetat ile meşhurdur ve kabaca latifeleri vardır" dedikten sonra, safderunluğuna işaret olmak üzere şu hikâyeyi nakleylemektedir:
Hasan Paşa birgün I. Mahmud'a :
"— Bana sevaptır dediler, bir mektep ile sebil yaptım, ana müsakkafat lâzım imiş, bir han yap dediler, sizin yasağınız varmış" demiş. Buna karşı pâdişâh "sana izin" diye müsaade etmesi üzerine :
"— Sevabı senin olsun" diye mukabelede bulunmuş; pâdişâhın huzurundan dışarı çıkarken tekrar geriye dönüp :
"— Bana han yapmak üzere izin verdin ama tamam oluncaya kadar beni azletme" diyerek vaid almış ve filhakika hanın yapılması bitince azledilmiştir."

Seyyid Hasan Paşa, Diyarbakır valiliğine tayin edilerek içerden ayrıldıktan sonra Hadım kasabasına uğramış, orada Osmanlı âlimleri arasında asrının en yüksek ulemasından olan ve pek çok eser yazan Mülteka Sarihi Müftü Ebu Said Hadimî'nin ziyaretine gitmiş; müftü efendi Hasan Paşa'ya hayır dua etmiş. Buna karşı Hasan Paşa:
"— Bana hayır dua kâr etmez, benim günahım bir türlü affolunmaz" deyince Müftü efendi :
"— Paşa öyle deme, küfürden gayrı afvolunmıyan günah yoktur" diye mukabelede bulunmuş; bunun üzerine Hasan Paşa:
"— Ben yeniçeri ağası iken bu gece harik olsun derlerdi; ben mansıbım için matlûb olan mahalde yangın çıkarırdım; bazı kere zabtı mümkün olmazdı, on bin belki daha ziyade hane ihrak olur, yangın esnasında insan ve hayvan telef olurdu; böyle günah afvolur mu ?" demesi üzerine hayrette kalan Müftü sûküt etmiştir.

Bayezid'de şimdi İslâm Ansiklopedisi merkezi bulunan medrese ile medreseye dershane olan mescit, sebil ve çeşme, mektep Seyyid Hasan Paşa'nın yaptırmış olduğu tesislerden olup XVIII. asırdaki mimarî eserlerimizin en güzellerindendir. Hasan Paşa, bu tesislerine yine o tarafta Hasan Paşa Hanı denilen ve bugün yola kalb edilmiş bulunan tramvay yolundaki hanı ve altındaki dükkânları vakfetmiştir.

Hasan Paşa hanının yerinde evvelce kâğıtçı, başyemenici ve tülbentçilerin ahşap dükkânları varmış; bunlar yanmış, sonra Hasan Paşa'nın 1158 H. - 1745 M. de yaptırmış olduğu yukarıda zikredilen eserleri o tarafta olmakla yangın arsasını satın alarak altına kâğıtçı, yemenici ve tülbentçi dükkânları ve üstüne de han odaları yaptırmıştır.

Seyyid Hasan Paşa'nın Zeyrek'te Voynuk Şücâ mescidi karşısında bir çeşmesi daha olup Molla Gürani tarafındaki Fenayi mescidine minber koydurmuştur. Kanunî Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış olan Beykoz'la Anadolu Kavağı arasındaki tepede bulunan Tokat köşkü harap olduğundan, pâdişâhın emriyle 1159 H. - 1746 M.'da Hasan Paşa tarafından tamir edilmiştir. Belgrat'ta da cami ve mektebi varmış.

Hasan Paşa'nın oğlu Seyyid Mehmed Said Efendi ilmiye sınıfından yetişerek İstanbul kadısı olmuş ve 1190 H. -1776 M.'da vefat ederek Göksu'da yaptırdığı çeşme yanına defnedilmiştir. Said Mehmed Efendi'nin Şerh-i Kelime-i Tehlil, Tefsir-i Sure-i Zılzal, Şerh-i adab-ı Gelenbevî isimlerinde üç eseri olup sonuncu eseri ulema arasında Hasan Paşazade diye meşhurdur ve basılmıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz