Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki İmaretler
Osmanlı'nın hakkı Osmanlı'ya
Beyşehir Eşrefoğlu Seyfettin Süleyman Camii
Mevlana'nin bir rubaisi
Tarihte Haziran Ayı Olayları
Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi
I. Abdülhamid
Tarihte Haziran Ayı Olayları
Divan Şiiri Nazım Şekli
Ali Mümtaz Arolat

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Sultan Bayezid ve Cem Sultan Arasındaki Saltanat Kavgası

Sayfadaki Başlıklar


Bayezidin Hükümdarlığı
Bayezidle Cem arasındaki Mücadele
Saltanat Mücadelesinden Karaman Oğlunun Yararlanmak İstemesi
Cem’in Anadoluya Girerek Karaman Oğlu ile Birleşmesi
Cem'in Karaman illerinde Faaliyeti
Cem'in Şövalyelere Sığınması
Cemle Şövalyeler Reisi Arasında İmzalanan Anlaşma
Cem'in Fransa'daki Hayatı
Cem'in Papaya Teslimi

Fatih Sultan Mehmed öldüğü zaman büyüğü Bayezid ve küçüğü Cem olmak üzere iki oğlu kalmıştı; Bayezid merkezi Amasya olarak Rum eyaleti ve Cem de merkezi Konya olmak üzere Karaman eyaleti valisi idiler. Fatih'in, Mustafa isminde bir oğlu daha olup bu, babasının sağlığında 879 Rebiulâhir (1474 Ağustos)'da vefat etmiş olduğundan o sırada Kastamonu sancakbeyi bulunan Şehzade Cem, biraderinin yerine Karaman valiliğine tayin edilmişti.

Babası öldüğü zaman büyük Şehzade Bayezid 34 yaşında olup 1459'da doğan Cem Sultan da henüz 23 yaşında bulunuyordu. Her iki şehzade de iyi tahsil görmüş ve iyi yetişmişti; kardeşinden 11 yaş büyük olmasından dolayı Bayezid malûmatça daha üstün olmakla beraber meşrep ve incelik itibariyle Cem daha sevimli olup aynı zamanda cesur ve dinamik idi.

II. Sultan Mehmed, hazırladığı kanunnâmede kendisinden sonra evlatlarından hangisinin hükümdar olacağını göstermeyerek eski an'aneyi kabul etmiş ve evlatlarından her kime saltanat nasip olursa nizam-ı âlem için kardeşlerini öldürmesi hakkında kanuna açık olarak bir madde koydurmuştu. Şu halde hükümdar olmak iki tarafın faaliyetine ve devlet erkânının ittifakına ve bazı defa da Kapıkulu yaya askerinin yani hükümdar muhafızı olan yeniçerilerin istediklerine bağlı kalıyordu.

Fatih Sultan Mehmed'in, iki oğlundan Cem Sultan'ı daha çok sevdiği anlaşılıyordu. Bayezid sefahete meyli sebebiyle babasının ihtarına maruz kalmıştı. Bu işte Cem'i seven vezir-i âzam Karamanî Mehmed Paşa'nın da rolü vardı; hattâ bunun vezir-i âzamlığı zamanında düzenlenmiş olan Kanunnâme-i Al-i Osman olarak bilinen kanunnamede, şehzadelere yazılacak elkab numunesi gösterilirken vezir-i âzamin gayretkeşliği ile Cem'in isminin zikredilmesi ve bu kayda pâdişâhın ses çıkarmaması dikkati çekmektedir. Bununla beraber Fatih, hükümdarlık işini kadere bırakmıştır.

Her iki şehzadenin babalarının yanında rehin olarak oğulları vardı. Bayezid'in oğlunun adı Korkut ve Cem'in oğlunun da Oğuz Han idi. Vezir-i âzam Karamanî Mehmed Paşa ile o sırada İtalya seferinde bulunan eski vezir-i âzam Gedik Ahmed Paşa, Cem taraftarı oldukları gibi yeniçeriler de Bayezid'e meyyal idiler.


Bayezidin Hükümdarlığı

Fatih ölür ölmez vezir-i âzam Mehmed Paşa ekseriyete uyarak bir taraftan Kelek Mustafa adında bir çavuşu, büyük şehzade Bayezid'i davet için Amasya’ya yollarken diğer taraftan da kendi adamlarından birini Cem Sultan'a gönderip yolu uzak olan Bayezid gelmeden evvel onu İstanbul'a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemişti; fakat Cem'e bu gizli mektubu götüren şahsı Anadolu beylerbeyi Sinan Paşa yakalayarak öldürdü; bunu, Bayezid'in gelmesini bekleyen yeniçeriler duyunca ayaklanarak vezir-i âzamı öldürdükleri gibi bazı evleri de yağmaladılar; bu kargaşanın önünü almak için Bayezid gelinceye kadar büyük babasının yanında bulunmakta olan Bayezid'in büyük oğlu Korkut, babasına vekâleten tahta geçirildiyse de söz ayağa düştüğünden Bayezid'in gelmesine kadar asayiş yerine gelmedi; bununla beraber vezir İshak Paşa bir dereceye kadar fenalığı önlemeğe muvaffak oldu.

Babasının ölümüyle davet mektubunu olmuş olan Bayezid, acele ederek dokuz günde Üsküdar'a, geldi ve İstanbul tarafına geçip saraya gelerek hükümdar îlân olundu (886 Rebiulevvel - 20 Mayıs 1481). Şımarmış olan yeniçeriler İshak Paşa'nın teşvikiyle, Bayezid'le beraber Amasya'dan gelmiş olan Hamza Beyzade Mustafa Paşa’yı tekrar Amasya'ya döndürdüler ve vezir-i âzamın ölümünden dolayı aflarını istediler. İstekleri kabul edildi; İshak Paşa, vezir-i âzam olmasından korktuğu Mustafa Paşa'nın Amasya'ya dönmesinden sonra meydan kendisine müsaid olduğundan vezir-i âzam tayin edildi.


Bayezidle Cem arasındaki Mücadele

Karamanî Mehmed Paşa'nın ölümüyle arzu ettiği hükümdarlığı elde edemeyen Cem Sultan, biraderine karşı asker çekti; Bursa üzerine yürüdü ve iyi karşılandı. Çünkü Bursa halkı yeniçerilerin İstanbul'daki edepsizliklerini duymuş oldukları için Cem Sultan'a taraftar olmuşlardı. Cem, Bayezid tarafından Ayas Paşa kumandasıyla üzerine gönderilen kuvvetleri bozdu (886 Rebiulevvel — 28 Mayıs 1481) ve üç gün sonra şehre girip adına para kestirip hutbe okuttu ve bu suretle hükümdarlığını îlân eyledi. Bunu müteakip büyük lalası Selçuk Sultan başkanlığında biraderine bir hey'et gönderip Osmanlı memleketlerinin ikiye taksimi ile kendisinin Anadolu'da ve Bayezid'in Rumeli'de hükümdar olmalarını teklif ettiyse de devlet bütünlüğünü parçalayan bu tehlikeli teklif kabul edilmedi.

0 tarihe kadar hazırlığını bitiren II. Bayezid, derhal ordusunun başında olarak Bursa üzerine yürüdü ve ilk iş olarak Cem'in lalası Aştin oğlu Yakub Bey bir takım vaadlerle ele alınmış olduğundan 20 Haziran'da (22 Rabiulâhır) Yenişehir ovasında iki taraf arasında vukua gelen muharebede Yakub Bey'in karşı tarafa geçmesiyle Cem Sultan mağlûp olup Eskişehir'e ve oradan da yaralı olarak Konya'ya kaçtı, bütün eşyası ve hazineleri yağmalandı; beş günde Konya'ya geldi; fakat tutunamayacağını anladığı için hemen validesi Çiçek Hatun ile ailesini ve yanında bulunan Murad adındaki oğlunu alıp üç gün sonra 28 Haziran'da Suriye'ye iltica ile Kahire’ye Memlûk sultanının yanına gitti (25 Ağustos).

II. Bayezid'in cülusu üzerine İtalya’dan geri çağrılmış olan Gedik Ahmed Paşa geldiği zaman Bayezid, Yenişehir ovasında bulunuyordu. Ahmed Paşa el öperek hediyelerini takdim etti; Bayezid'le arası iyi olmamakla beraber, yeni hükümdar kendisine güler yüz gösterdi; bu sırada Gedik Ahmed Paşa'nın kayın pederi İshak Paşa'nın vezir-i âzam olması onun Bayezid'den emin bulunmasını mucib olmuştu. Bayezid, Ahmed Paşa'ya donanmış bir at ihsan ederek onu yanına aldı ve kendisine teminat verdi ve Cem mağlûp olunca Gedik Ahmed Paşa’yı takibine gönderdi; fakat Ahmed Paşa Cem'e yetişemediğinden veya kendisi Cem taraftarı olması sebebiyle bile bile işi ağırdan aldığından dolayı Cem Sultan Memlûk devleti hududunu aşmıştı.

Cem, Kahire'de hükümdarlara mahsus teşrifatla karşılandı, kendisine mükellef ziyafetler çekildi. Osmanlılarla arası iyi olmayan Sultan Kaytbay, Cem Sultan'ı elinde siyasî bir koz olarak kullanmak istedi.

Cem'in kaçması üzerine Karaman valiliği, büyük babası zamanında Saruhan (Manisa) sancakbeyi olan Şehzade Abdullah'a verilmiş ve Gedik Paşa ile birlikte gönderilmişti. Cem'in Memlûklere ilticasını haber alan Gedik Ahmed Paşa, şehzadeyi makamına oturtup yanına bir miktar da kuvvet bıraktıktan sonra İstanbul'a döndü.

Cem Sultan Mısır'dan biraderine gönderdiği mektupta sıkıntısından bahsediyordu. Bayezid cevaben hükümdarlık iddiasından vazgeçmesi şartıyla kendisine senede 1.000.000 akçelik bir tahsisatın verileceğini bildirdi ise de saltanat hırsı devam etmekte olan Cem bunu kabul etmedi ve o sene (28 Şevval 886 — Aralık 1481) validesi ve haremi ile birlikte hacca gitti ve hacc ettikten sonra 21 Muharrem 887'de (Mart 1482) Kahireye döndü.


Saltanat Mücadelesinden Karaman Oğlunun Yararlanmak İstemesi

Osmanlılar Karaman illerini tamamen aldıktan sonra Pir Ahmed Bey ölmüş ve biraderi Kasım Bey de Akkoyunlulara iltica istifade etmek eylemişti; bu sırada Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan Bey'in oğlu Sultan Yakub'du.

Bayezid'le Cem arasındaki mücadele Kasım Bey'i ümîde düşürdü ve Akkoyunlu hükümdarından müsaade alarak Taşili'ne girince, Karaman oğulları ailesine bağlı olan beyler, Varsak ve Turgutlu aşiretleri reisleri hemen etrafına toplandılar. Bunun üzerine Karaman beylerbeyi Hadım Ali Paşa biraz askerle Kasım Bey üzerine gittiyse de kuvveti az olduğundan çekilmeğe mecbur oldu. Kasım Bey de evvelâ Lârende'ye ve oradan da Konya'ya, geldi ve Şehzade Abdullah ile Ali Paşa'yı orada muhasara etti.

Bu vaziyet İstanbul’da duyulur duyulmaz tecrübesine binâen Gedik Ahmed Paşa 2000 yeniçeri ve kapıkulu süvarisi ile 4000 azap ve Anadolu eyaletinin tımarlı sipahilerine kumandan tayin olunarak gönderildi ve Cem taraftarı olmasında şüphe edildiğinden oğlu rehin olarak alıkonuldu.

Kasım Bey, Gedik Ahmed Paşa'nın Afyonkarahisar'a geldiğini haber alınca Konya muhasarasını kaldırarak Taşeli'ye çekildi; Konya'ya gelen Gedik Ahmed Paşa oradan da kuvvet alarak Taşeli'ye geldiği zaman Kasım Bey'in Tarsus'a çekildiğini öğrendi ve o da Silifke'ye geldi.

Kasım Bey, zahire tedariki için Mut'ta kalan Ali Paşa'ya baskın yapmak istediyse de vaziyeti daha evvel haber alan Hadım Ali Paşa, Gedik Paşa'dan yardım istedi; o da bizzat gelip Kasım Bey'i sıkıştırdı. Karşı koyamayacağını anlayan Kasım Bey gece olmasından istifade ederek kaçtı; takip edildiyse de ele geçmeyip Memlûk devleti hududunu geçti.


Cem’in Anadoluya Girerek Karaman Oğlu ile Birleşmesi

Gedik Ahmed Paşa, Kasım Bey'i kaçırdıktan sonra kış gelmiş olduğundan o kışı Lârende (Karaman)'de geçirmek istemiş ve durumu devlet merkezine bildirmişti. Cem Sultan Hicaz'dan Kahire ye döndükten sonra Karaman oğlu Kasım Bey ile Gedik Ahmed Paşa'nın maiyyetinde bulunan Ankara sancakbeyi Trabzonlu Mehmed Bey'den davet mektubu alıp ümîde düşmüştü; bu mektuplarda halkın Sultan Bayezid'den yüz çevirip kendisini bekledikleri yazılıyordu; bu davetler üzerine Cem Sultan, Memlûk hükümdarından müsaade alarak 17 Rebiulevvel 887 ve 6 Mayıs 1482 'de Halep'e geldi. Bu sırada Gedik Ahmed Paşa'nın yanından kaçmış olan Trabzonlu Mehmed Bey ile zaim (zeamet sahibi) ve sipahilerinden çoğu Haleb'le Cem Sultan'la buluşan olup birlikte hududu geçtiler.


Cem'in Karaman illerinde Faaliyeti

Bu hâdise İstanbul'da duyulunca telâşı mûcib oldu ve Gedik Ahmed Paşa'nın Şehzade Abdullah'ı alarak Bursa taraflarına hareket eden pâdişâh kuvvetlerine katılması emrolundu ve Ahmed Paşa verilen emre göre hareket etti. 19 Mayıs'ta Haleb'ten çıkan Cem Sultan Adana'ya kadar geldi ve Karaman oğlu Kasım Bey'le görüştü; aralarında bir ittifak yapıldı; bu ittifak gereğince Cem, hükümdar olursa bütün Karaman ilini Kasım Bey'e verecekti.

Cem Sultan'la Kasım Bey 18 Rebiulâhir 887 (6 Haziran 1482)'de Konya'yı muhasara ettilerse de Hadım Ali Paşa dayandı ve Konya halkı da Bayezid'e sadık kaldıklarından kale alınamadı. Cem'in kumandanlarından Trabzonlu Mehmed Bey pâdişâhın Seyitgazi'ye geldiğini duyunca 1000 maiyyetle Ankara'da bulunan ailesini almak üzere o tarafa gittiyse de ailesinin daha evvel İstanbul’a nakledildiğini duyarak müteessir oldu. Bir kaç gün Ankara'da kalan Mehmed Bey, Sultan Bayezid kuvvetlerine katılmak üzere gelen Sivas beylerbeyi Süleyman Paşa kuvvetleriyle yaptığı vuruşmada maktul düştü ve askeri dağıldı. Bunun üzerine Süleyman Paşa'yı yakalamak üzere Ankara'ya gelen Cem Sultan, paşanın geçtiğini duyunca Ankara kalesini sarmış, fakat pâdişâhın bu tarafa döndüğünü duyunca acele çekilmiş ve dağılmış olan kuvvetleri Akşehir'de kendisine katılmışlardır.

Cem Sultan, Akşehir'den geçerek Kasım Bey'le birlikte Aksaray'ı kuşattı. Fakat Konya halkı gibi burası halkı da Bayezid'e bağlı kaldıkları için alamayarak çekildi. Sultan Bayezid, Cem'in takibine sadık bendelerinden İskender Paşa'yı memur edip 5000 askerle ileri gönderdi. Halbuki Cem durmayarak Konya Ereğlisi'ne kadar çekilmiş ve orada da kalmayarak rebiulâhirin sonuncu günü (18 Haziran) Taşeli'ne gitmiştir.

Bayezid, Konya Ereğlisi'ne gelince, Cem'in Taşeli'nde olduğunu haber aldı ve kendisiyle anlaşma yapmak için îtimad ettiği bir adamını göndermesini istedi; o da kapıcıbaşı Sinan Bey'i yolladı, görüşüldü; Cem mutlak surette devletin ikiye ayrılarak bir parçasının kendisine verilmesinde ısrar etmekte idi. İsteği kabul edilmedi, ikinci defa Cem'in defterdarı Mehmed Bey'le yapılan müzakere de sonuçsuz kaldı ve pâdişâh Osmanlı devletinin bölünmesinin mümkün olmadığını bildirdi ve aynı zamanda Bahşâyiş oğlu İmam Ali'yi yollayarak beyhude yere kan dökülmesine sebeb olmamasını ve Kudüs'te oturup şehzadeliğinde geliri ne ise onun yine gönderileceğini bildirdi ise de Cem kesin olarak hükümdar olmağa azmetmiş olduğundan anlaşmak kabil olmadı. Bunun üzerine Hersekzade Ahmed Paşa, Cem üzerine yollandı.

Cem Sultan ile Karaman oğlu Kasım Bey muvaffak olamayıp kaçmak lazım gelirse müzakereleri ne tarafa gitmeleri îcabettiğini görüştükleri sırada Kasım Bey, şehzadeyi deniz yoluyla Rumeli taraflarına sevk etmek arzusunu gösterdi. Bundan maksadı da Bayezid, Rumelide Cem'le meşgulken o da pâdişâhla anlaşarak hiç olmazsa bir kısım Karaman toprağına hâkim olmaktı. Halbuki Cem'in maksadı Akkoyunlu hükümdarının yanına gitmekti; fakat Kasım Bey'in teklifini arzusuna daha uygun buldu ve kendi adamlarından Frenk Süleyman adında birisini Rodos şövalyeleri reisine yollayarak yardımını istemişti. Cem Sultan daha evvel yani babasının sağlığında Karaman valisi iken ve Rodos muhasarasından evvel şövalyelerle dolaylı olarak temas etmiş olduğundan dolayı aralarında tanışıklık vardı.


Cem'in Şövalyelere Sığınması

Rodos'a göndermiş olduğu Frenk Süleyman vasıtasıyla oradan haber gelmeden evvel yakalanmaktan korkarak Kasım Bey'in tavsiyesiyle deniz sahiline çekilmeyi muvafık buldu. Filhakika Hersekzade kuvvetlerinin baskısıyla Cem Taşeli'nde durmağa muvaffak olamadı ve 16 Temmuz 1482'de 30 kadar maiyetiyyle Kerküs veya Korkos limanına inerek sahildeki bir gemiye bindi ve 3. günü Frenk Süleyman'ın şövalyelerden aldığı üç gemi Anamur limanına gelmiş olduğundan o gemilere geçerek 3 gün sonra 26 Temmuz pazar günü Rodos adasına geldi. Rodos adasında şövalyelerin reisi Pierre d'Aubusson, Cem Sultan'ı karşıladı ve lâzım gelen ihtiramı gösterdi.

Şövalyelerden bir kısmı şehzadeyi Rodos'ta alıkoymak istedilerse de Bayezid'in adayı kuşatması ve baskı uygulaması ihtimali göz önüne alınarak bu fikir muvafık görülmedi. Bunun üzerine şehzadenin Fransa'ya götürülmesi seçeneği kabul edildi. Bu suretle mutlaka Rumeli'ye geçmek isteyen Cem'in Avrupa yoluyla geçirilmesi de onun Rumeli'ye nakli arzularına bir oyalama teşkil edecekti. Hakikatte ise bu nakil işi para çekmek için Şövalyelerin elinde önemli bir gelir vasıtası olacak ve bu geliri temin için Cem Sultan, Osmanlılara karşı güzel bir silâh olarak kullanılacaktı.

İşte Cem Sultan, Fransa'ya nakledildikten sonra Macaristan yoluyla Rumeli'ye geçirilmek vadiyle avutulup 30 kadar maiyyeti ve Rodos'tan satın aldığı Türk esirleriyle beraber Fransa'ya yollandı (17 Receb 887 = 1 Eylül 1482). Şu halde Cem Sultan Rodos'la beş hafta kadar kalmıştı.


Cemle Şövalyeler Reisi Arasında İmzalanan Anlaşma

Cem Sultan Rodos'tan ayrılırken Şövalyelerin reisine, hükümdar olduğu takdirde Şövalyelerle daimî surette barış halinde yaşayarak onlara ticaret serbestisi vereceğini ve Türklerin ellerindeki esirlerden her sene 300 kişinin satın alınmasına müsaade edeceğini ve şövalyeleri tuz resimlerinden muaf kılacağını ve kendisine yapılan masrafa mukabil 150.000 altın vereceğini içeren bir anlaşma imzalamıştı.


Cem'in Fransa'daki Hayatı

Cem Sultan'ın Avrupa'ya naklinden ölümüne kadar başından geçen hadiselerin özeti şöyledir:

Osmanlı şehzadesi, Fransa'ya naklolunurken Macaristan yoluyla Osmanlı topraklarını gireceğini ümit etmekte idi; fakat bu zannında ikinci defa aldanmıştı. Çünkü II. Bayezid, şövalyelerin reisiyle anlaşarak Cem'in hiç bir tarafa salıverilmemesi için her sene onlara 45.000 bin altın vermeyi taahhüt etmişti.

Cem Sultan, Rodos'tan hareketinden sonra İstanköy adası, Sirakuza, Mesina ve nihayet 3 Ramazan 887 / 16 Ekim 1482'de Savua sahiline geldi ve sonra Nis şehrine çıkarıldı. Burada dört ay kaldı. Sonra Nis'te veba hastalığı çıktı; şövalyeler kalmak istemeyerek Savua dukalığının merkezi olan Chambery'ye ve oradan da Rumiliy'ye gittiler (21 Şubat 1483/ 13 Muharrem 888). Cem burada iken henüz 15 yaşında bulunan Savua dukası Prens Şarl ile görüştü; Şarl ona acıdı ve kurtarmaya teşebbüs etti. Fakat şövalyeler bunu haber alınca Cem'i oradan uzaklaştırdıkları gibi Cem'in daha evvel Frenk elbisesi giydirerek şövalyelerden gizlice Macaristan kralının yanına göndermiş olduğu iki adamını da yok ettiler.

Sultan Bayezid, Cem'in salıverilmemesi için Fransa kralı XI. Lui'ye mektup yazmış ve buna mukabil bir hayli para vadiyle hediyelerde göndermişse de Hüseyin adındaki Türk murahhası bunları krala kabul ettirememişti.

Şövalyeler, Cem Sultan'ı muhafaza için onun maiyyetindeki adamlarından 29 kişiyi Rodos'a gönderip kendisini de Sassenage şatosuna naklettiler. Cem, buranın beyi Baron Jean de Sassenage'ın kızı Helen ile sevişti. Şövalyeler Cem'in kaçırılmasından korkarak onu şatodan şatoya naklediyorlardı. Nihayet Boislamy şatosuna naklini müteakip burada iki sene kadar kaldı.

Bu sırada Osmanlılara karşı harp açmak isteyen Macar ve Napoli krallarıyla Papa, şehzadeyi ellerinde iyi bir koz olarak kullanmak istedilerse de Rodos Şövalyeleri reisi daha kurnaz hareket ederek bu kârlı işten epey istifade ile hem Bayezid'den ve hem de Kahire de bulunan Cem'in validesi Çiçek Hatun'dan ve Cem'in zevcesinden para sızdırmıştır.


Cem'in Papaya Teslimi

Şövalyeler, Cem'in bulunduğu yerdeki vaziyetini kendileri için tehlikeli gördüklerinden Cem'i oradan da alarak yine Fransa'da Burganeuf'de yaptırdıkları yedi katlı bir şatoya nakleylediler; nihayet Cem Sultan, 7 sene süren bu esaret hayatından sonra Fransa kralı VIII. Şarl ile Papa VIII. İnosan arasında siyasî ve maddî menfaat elde etmek için hasıl olan anlaşma üzerine mühim bir menfaat mukabilinde Şövalyelerin elinden alınarak Papa'ya teslim edildi ve Roma'ya naklolundu. Papa, o tarihe kadar şövalyelerin her sene Sultan Bayezid'den almakta oldukları 45.000 dukanın kendilerine tersine mukabil bu tarihten sonrası için şövalyelere mühim imtiyazlar verdi ve Rodos şövalyeleri reisi D'Aubusson'u gerçekleştirdiği hizmetine mükâfaten kardinal derecesine çıkardı. Bu suretle Cem Sultan bir bazirgân şövalyeler zümresinden en büyük din reisi olan Papa'nın eline teslim edildi. Cem'in muhafazası için Osmanlı hükümetinin her sene vereceği paranın 10.000 dukası Fransa kralına verilecek ve kalanını Papa alacaktı. Cem Sultan, Marsilya yoluyla Tuluz'a ve oradan da maiyyeti ile beraber iki Rodos kadırgasına bindirilerek Roma'ya getirildi (13 Mart 1489).


Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz