Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
XV Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Tımarlı sipahiler
Ahmet Paşa
Subaşı
Kayıkçı Kul Mustafa
Sunîzâde Mehmed Emin Efendi
Karagöz Hacivat Gölge Oyunu Tarihi
Tarihte Haziran Ayı Olayları
XV Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Askerî Teşkilât
Cenâb Şehâbeddîn
Anadolu Beylikleri Eşrefoğulları Beyliği

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Sultan I. Mahmut

Sayfadaki Başlıklar


Darüssaâde Ağası Beşir Ağalar

Patrona isyanı neticesinde III. Ahmet'in saltanattan çekilmesi üzerine II. Mustafa'nın büyük oğlu I. Mahmut otuz beş yaşında hükümdar olmuştu (1143 H./1730 M.). Babası Sultan Mustafa'nın amud-ı fıkarisi öne doğru bir az meyilli olduğundan oğlu Mahmut da ona benzemişti; fakat kanbur değildi. Zeki ve ihatalı olup tam olgun bir yaşta pâdişâh olduğu ve amcasının saltanatı zamanındaki hadiselerden ders aldığı için işleri çabuk kavramıştı.

I. Mahmut ihmalsiz olarak olayları bizzat takip eder, devlet işlerinde mutlak surette istişare yapar ve yaptırırdı. Vükelâsını toplararak lüzumlu hallerde beraberce istişare etmek âdeti idi. Ciddiyeti, vekarı, sebat ve azmi, fikr-i takibi vardı. Hadiseleri soğuk kanlılıkla mütalaa edip acele etmez ve telaş göstermezdi; yirmi beş sene saltanatı zamanında İstanbul'dan dışarı çıkmadığı halde tayin etmiş olduğu değerli kumandanlarla İran, Rus ve Avusturya muharebelerini idare etmiş Hekimoğlu Ali Paşa, Topal Osman Paşa, Yeğen Mehmet Paşa ve İvaz Mehmet Paşa ve bilhassa hayatı muvaffakiyetlerle dolu Hekimoğlu gibi cidden yetişkin ve tecrübeli vezirleri sadarette ve ordu seraskerliklerinde kullanarak muvaffak olmuştur.

Sultan Mahmut, hizmet edenleri takdir edip kıymetli vezirlerini ufak, tefek kusur ve hataları ve hatta mağlubiyetleri dolayısıyla derhal azil ve sair suretle cezalandırmayıp hatasını tashih için kendilerine müsait davranırdı; Bağdad valisi meşhur Ahmed Paşa —ki Irak'ın hükümdarı gibi idi— İran seferleri dolayısıyla müstagniyaya hareket gösterip selâhiyeti haricinde devlet tevcihatını kendi kendine yapması sebebiyle azlolunarak sonra Rakka eyaletine nakledilmişti. Ahmet Paşa, kesinlikle ayrılmayacağını ümidettiği Bağdad'tan uzaklaştırılınca korkup katledileceği vehmine düşmüş ve bu hususta sadrâzam Hekimoğlu Ali Paşa'ya bir mektup yazarak bunda korkusunu beyan ve müzaheretini istemişti. Ali Paşa bu mektubu pâdişâha arz eylemesi üzerine Sultan Mahmut kendisine şunları yazmıştır:
—"Sadr-ı âzam tarafına gönderdiğin kaimen manzur-ı hümâyunum olup kaimende bazı fikirde olduğun münfehhim olmuştur; sen bu kadar zamandan beru seraskerlik ve tevcihat (tayinler) ile kâm-rev olup bundan böyle dahi senden hidemat-ı seniyye zuhuri me'mul olmakla hayalât ve tahriratına göre bilfarz vet-takdir hilâf-ı melhuz hareketin vuku bulmuş olsa dahi affolunmuştur.

Bu ferman ile Sultan Mahmut, Ahmet Paşa'nın hizmetlerini takdir ettiğini ve ufak bir kusur ile en ağır cezanın yapılmayacağını beyan ile kendisini tatmin etmiştir.


Darüssaâde Ağası Beşir Ağalar

I. Mahmut, babası ve amcasının saltanattan çekilmelerinin sebeplerini gözönüne alıp amcası Sultan Ahmet'in nasihatini tutarak ne babası gibi şeyhülislâma ve ne de amcası gibi vezir-i azama tam teslimiyet ve îtimad göstermeyerek işleri bizzat takip eylemeyi âdet etmiştir. Kendisi bir vezir-i âzamı azledeceği zaman onun ocaklıyı tahrik etmesi ihtimalini gözönüne alarak yerine getireceği veziri daha evvelden gizlice İstanbul'a getirttikten sonra sadr-ı azamdan mührü alarak yenisine verirdi.

Sultan Mahmut sadrâzam ve şeyhülislâmları uzun müddet iş başında tutmamakla beraber kendisi de Darüssaâde ağası Hacı Beşir Ağa'nın tesiri altında kalmış ve bir hayh icraatını onun telkini ile yapmıştır; buna da sebeb sorduğu bazı şeylere isabetli mütalaalar beyan etmesi olduğundan pâdişâhkendisine îtimad etmişti; maamafih Hacı Beşir Ağa münevver bir zat olduğundan sadrâzam tayin ve azillerinde müessir olmakla beraber efendisini tehlikeli bir işe sürüklememişti.

Bu Hacı Beşir Ağa'nın 13 Cemaziyelevvel 1159 (3 Haziran 1746)'de ölümünden sonra yerine hazine kethüdalığından Darüssaâde ağası olan Hafız Beşir Ağa da aynı imtiyaza nail olmuş, hatta bunun zamanında 1163 H./1750 M. de Ağa kapısının tamiri üzerine yeni yapılan bir kanunla Darüssaâde ağasının imtiyazı tesbit olunmuştu. Bu kanun mucibince pâdişâh Ağa kapısı önünden geçerken iki bardak şerbet hazırlanıp birinci bardak Ocak kethüdası tarafından tutulacak ve yeniçeri ağası bardağı kethüdanın elinden alıp pâdişâha takdim edecek ve ikinci bardağı da Samsoncubaşı tutacak ve Zagarcıbaşı onun elinden alıp Darüssaâde ağasına sunacaktı.

Hafız Beşir Ağa, selefi Hacı Beşir Ağa gibi idareli değildi. Vezir-i âzamları kendisinin çırağ-ı hassı telakki ederek onların sık sık azillerinde müessir olur, eğer pâdişâh dediğini yapmazsa rivayete göre el altından şehirde yangın çıkartarak vezir-i âzamın uğursuzluğunu ileri sürmek suretiyle azlettirmeye muvaffak olurdu.

Hafız Beşir Ağa'nın Darüssaâde ağalığı (Kızlar ağalığı) altı sene kadar sürmüş olup kendisine Süleyman isminde birisini hazinedar, Arnavud Mehmed'i kethüda ve Köstendilli Hasan Efendi'yi musahib edinip bu üçü vasıtasıyla tayin ve sairede epey rüşvet almakta idi. Nüfuzunu bilen devlet adamları kendisini gücendirmekten korkarlardı; bazı sadrâzamlar padişahın yaptığı tayin ve azillerin bunun tesirinde olduğunu bildiklerinden mevkilerini muhafaza için bu Arab'ın elini eteğini öpecek kadar tenezzül gösterirlerdi.

Her çarşamba günü Haremeyn evkafı işleri dolayısiyle yapılan Darüssaâde ağası divanı vezir-i âzamların ikindi divanlarından kalabalık olurdu; mazul, mansub vezirler ve hatta kazaskerler bunun divanına gidip arz-ı hulûs ederlerdi.

Hafız Beşir Ağa, elde ettiği paralarla pâdişâha hediyeler takdim ediyordu; bu Arab'ın padişaha yakınlığı sebebiyle onun dışarıdaki soygunculuğunu ve adamlarının ahlaksızlıklarını hiç kimse Sultan Mahmut'a söylemeğe cesaret edemiyordu; Hafız Beşir Ağa tab'an perhizkâr olup sefahattan uzak dururdu; haftada iki gün oruç tutardı, lâkin maiyyetinde kullandığı yukarıda adları geçen üç şahıs vurdukları paralarla sefahat içinde yaşarlardı.

1165 H. (1752 M.)'de sadrâzam bulunan Divittar Mehmet Emin Paşa ile kızlar ağasının arası açılmış olup Hafız Beşir Ağa bunun azline çalışıyorsa da padişah muvafakat etmiyordu; ağa sadrâzamın azline muvaffak olamayınca yeniçeri ağası Macar Hasan Ağa'yı teşvik edip İstanbul'da yangın çıkarttırmış ve bu suretle sadrâzamın azline muvaffak olarak yerine yine kendisinin tavsiyesiyle birinci mirahor Bahir Mustafa Bey vezir-i âzam olmuştu.

Yeni sadrâzam Bahir Mustafa Paşa, tahsil görmüş, edip ve şair bir zat olup vezirlerden Abdurrahman Paşa'nın oğlu idi; kendisini sadarete getiren Darüssaâde ağasına müteşekkir olmakla beraber "gerçi ben hassaten ağanın çırağı (yetiştirmesi) oldum; amma şân-ı vezaret eslâfımdan ziyade tevazu ve zillete mânidir; seleflerim gibi olsam azl ve tenkil hazır ve fitne ihtimali var; pâdişâhın ağaya muhabbeti var deyu yaptığı halleri kimse pâdişâha arzedemez; fitne zuhur ederse pâdişâha ve devlete mazarrat olur; fitne olmasa dahi bu derece rüşvet ile devlet nizâmı bozulur " diyordu.

Divittar Mehmet Paşa'nın Kapıkulu ocaklarına Paşa kapısında maaş verdiği sırada birden bire sadaretten azli ve yangın çıkarma işi yeniçeri ağasına ağır gelip dedikodu başladığı gibi rüşvet sözleri de halkın dilinden düşmüyordu; bu sözleri nihayet pâdişâh da duydu bir gün tebdil-i kıyafetle şeyhülislâm Murtaza efendi'ye gidip görüşürken Kızlar ağasının ahvalini sordu: Şeyhülislâm: "Su-i halini işitiyoruz, teftiş ettirin" dedi; pâdişâh da öyle yaptı ve ağa ile adamlarının bütün halleri meydana çıktı. Pâdişâh 28 Şaban 1165 (11 Temmuz 1752)'de Boğaz'da Defterdar burnu'nda (şimdi Lido'nun yapıldığı yerde) bulunduğu sırada Bostancıbaşıya bir hatt-ı hümâyun verip Silahdar ağa ile birlikte saraya göndermiş, Bostancıbaşı, Hafız Beşir Ağa'yı saraydan alıp Kız kulesi'ne götürerek orada boğmuş ve adamları da aynı akıbete uğramışlardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz