Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Nasreddin Hoca
OSMANLI TARIHI KRONOLOJISI
Midhat Cemal Kuntay
Gedik Ahmet Paşa
İlk İstanbul Bedesteni
ÜSTÜN TÜRK HİMAYESİ
XVI. Yüzyıldan Sonra Teşekkül Eden Eyâletler
Yemen'e Giden Osmanlı Askerlerinden Biri..
Hicviye
Çivizâde Mehmed Efendi

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Sultanzâde Mehmet Paşa

Rüstem Paşa ile Çağalazâde torunlarından olup babası Abdurrahman Bey tarafından Osmanlı hanedanına mensub olduğu için Sultanzâde ve genç yaşında kapıcıbaşı olduğu için de Civan kapıcıbaşı diye şöhret bulmuştur. Saraydan yetişmiş ve 1030 H.-1621 M.'de Sultan Osman'ın Lehistan seferi esnasında kapıcıbaşılıkla Enderundan çıkmıştır.

Sultanzâde Mehmet Paşa 1040 H.-1630 M. de kubbe veziri olup 1043 H.-1633 M.'te sefer hazırlığındaki ihmalinden dolayı Rodos'a, sürgün edilmiş ve affedildikten sonra 1047 H.-1637 M. Mısır valisi olarak burada üç sene kadar kalmıştır. Cemaziyelevvel 1050 ve 1640 Ağustos'ta buradan azlinden sonra büyük bir servetle İstanbul'a gelen Sultanzâde, kubbe vezirliğine tayin edilip darphane nezaretine memur olmuş 1051 H.-1641 M. de Özi valiliğiyle Kazakların eline düşmüş olan Azak kalesi'ni geri alarak dönmüş ve daha sonra İstanbul'a gelip kendisini çekemeyen vezir-i âzam Kara Mustafa Paşa'nın işaretiyle güya ikram makamında Şam valiliğine gönderilmiştir (1053 H.-1643 M.).

Sultanzâde Mehmet Paşa valiliğe gönderildiği sene içinde Kemankeş Kara Mustafa Paşa'nın katli üzerine mühr-i hümayun kendisine gönderilmek suretiyle sadrâzam olup 1054 Muharrem ve 1644 Mart'ta İstanbul'a gelerek işe başlamıştır.

Mehmet Paşa'nın sadareti meşhur Cinci Hüseyin Efendi'nin bütün şımarıklığıyla hükümet işlerine müdahale ettiği bir döneme tesadüf ettiğinden selefi Kara Mustafa Paşa gibi bir akıbete düşmekten korkarak buna kavuk sallamak ve pâdişahın keyif ve arzusuna göre hareket etmek suretiyle vaktini tehlikeye uğramadan geçirmek istemişti; hattâ bunun dalkavukluğu aklen hasta olan Sultan İbrahim'in bile dikkatini çekerek, Kemankeş Kara Mustafa Paşa'yı kastederek birgün bu dalkavuk vezir-i azama:
-"Lalam Mustafa Paşa bazen bana itiraz ederdi ve bu iş doğru değildir derdi; senden hiç öyle bir söz işitmedim bunun sebebi nedir?" deyince Sultanzâde riyakârane :
-"Siz yeryüzünün halifesi ve Allah'ın dünyada gölgesisiniz, kalbinize sünuh eden (beliren) şeyler ilham-ı rabbanidir sözle ve fiil ile sizden hata sadır olmaz ki îtiraza mahal ola. Görünüşte muvafık değil gibi görünen işlerin altında bir hikmet vardır, o bize malûm değildir" tarzındaki sözlerle, muhakemeden mahrum pâdişâhı inandırmış ve aklına geleni yaptırmıştır.

Kendisinin bazı delice hareketlerine karşı itiraz edenlere Sultan İbrahim:
-"Benden hata sudur etmez, öyle görünse de altında bir hikmet vardır, bana lalam söyledi, siz bilmezsiniz" diye cevab verirmiş.

Bu pâdişâh birgün vezir-i azama:
-"Bire mütevelli yapılı kodoş; bire karpuz kıyafetli pezevenk" diye başlayan ve ecdadının Medine'ye gönderdiği mücevherlerin getirtilmesini emreden meşhur hatt-ı hümayunu göndermiş ve Sultanzâde bu suretle fena telkininin tesirini görmüştür.

Sultanzâde Mehmet Paşa, 1055 Şevvalinin 28 inde (1645 Aralık) divân-ı hümayuna başkanlık ederken kendisinden mühr-i hümâyun alınarak Kaptân-ı derya Yusuf Paşa'ya verildiyse de kabul etmediğinden divanda bulunan defterdar Salih Paşa'ya haber gönderilip arz odasına davet olunarak vezir-i âzam olmuştur.

Sultanzâde, azlinden sonra bazı sancaklar kendisine arpalık olarak verilip Girit serdarlığına tayin edilerek o tarafa gittiyse de hastalanarak 1646 Temmuz (1056 Cemaziyelâhır) de tahminen 40 ile 50 yaş arasında iken vefat edip cesedi İstanbul'a nakledilerek Üsküdar'da Hüdayi dergâhı civarında validesi Ayşe Hanım Sultan'ın ayak ucuna defnedildi; sadareti 2 seneden 2 ay noksandır.

Zevk ve safaya kapılmış, riyakâr, karaktersiz bir vezirdi. Sultan İbrahim'i çılgınca harekete teşvik ile her hafta pâdişâha ağır hediyeler takdimini âdet etmişti; kendisi verdiklerini çıkarmak üzere memuriyete tayinlerinden lüzumundan fazla caize alır ve bunları az zamanda azl ile yenilerini tayin ederdi. Girit'le Hanya'yı zabtederek muvaffakiyet göstermiş olan Yusuf Paşa'nın vezir-i âzam olmasından korkarak onu gözden düşürmüştür.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz