Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Emin Bülend Serdaroğlu
ERTUĞRUL FIRKATEYNİ'NİN ÖZELLİKLERİ
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Lehistan İlişkileri
II. Mahmut
Kul Hüseyin
Osmanlılarda Ateşli Silahlar Sanayii
Osmanlılara Tâbi İmtiyazlı Hükûmetler
YAVUZ SELİM
Molla Fenari
İlk Osmanlı Medreseleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Türk-İslam Devletleri

A, TÜRKLERİN İSLAMİYET'İ KABULÜ VE HİZMETLERİ
1. Türklerin Müslümanlarla İlk Karşılaşmaları
Hz.Ömer döneminde Müslüman Arapların İran'a hakim olması Türklerle Müslümanları komşu haline getirdi. Hz. Osman döneminde Horasan ve Harezm'i ele geçiren Müslüman Araplar, Ceyhun nehrine ulaşmış ve Türklerle ilk savaşlar başlamıştır. Emeviler döneminde Müslüman Araplar bütün Maveraünnehir'e hakim oldular (715). Bu gelişmelerin ardından Türklerle Müslümanlar arasında şiddetli savaşlar oldu. Türgişler Devleti’nin dağılması üzerine Müslümanlarla mücadele edecek Türk devleti kalmadı. Türklerle Müslümanlar arasındaki savaşlar ve Emevilerin sert tutumu Türklerin kitleler halinde İslamiyet’e girişini engellemiştir.

2. Talas Savaşı
750 yılında milliyetçilik politikası izleyen Emeviler Devleti yıkılmış, Abbasiler Devleti kurulmuştu. Abbasilerin milliyetçi bir politika takip etmemeleri Türklerle Müslüman Araplar arasındaki ilişkilerin iyileşmesini sağlamıştır,
VIII. yüzyıl ortalarında Orta Asya'da güçlü Türk devleti olmadığı için otorite boşluğu doğmuş, bu durumdan yararlanarak Orta Asya'ya ve Türklere hakim olmak isteyen Çinliler, Doğu Türkistan'a kadar ilerlemişlerdi. Böylece Talas ırmağına kadar olan topraklar Çinlilerin eline geçmiştir.
Abbasilerin Horasan valisi Ebu Müslim, Çinlilerin ilerleyişini durdurmak için harekete geçti. Müslüman Araplarla Çinliler Talas ırmağı yakınlarında karşılaştılar. Türk boylarından Karluklar bu savaşta Müslüman Arapları destekleyerek savaşı kazanmalarını sağladılar (751).
Bu savaşın sonucunda;
- Orta Asya Çinlilerin egemenliğine girmek kurtulmuştur.
- Türklerle Müslüman Araplar arasındaki ilişkiler iyileşmiş, savaşların yerini dostluklar almıştır
- Türklerle Müslüman Araplar arasında ticari ilişkiler gelişmiştir.
- Türkler kitleler halinde İslâmiyet'i kabul etmeye başlamış ve Talas Savaşı Türk - İslâm tarihinin başlangıcı kabul edilmiştir.
- Dünya kültür tarihi bakımından önemli kabul edilen kâğıt, Çin'in dışında yayılmaya başlamıştır

3. Türklerin İslâmiyet'e Girmeleri
Talas Savaşı'ndan sonra Türklerle Müslüman Araplar arasında iyi ilişkilerin başlaması üzerine Karluk,Yağma ve Çiğil Türkleri İslamiyet’i kabul eden Türk boyları oldular. X. yüzyıl başlarında Oğuzlar İtil (Volga) Bulgarları Müslümanlığı kabul etmiştir
Türklerin Müslüman olmalarında;
- Müslümanlarla ticari ilişkilerin gelişmesi
- Türkler arasında tek tanrı inancının yaygın olma
- Türklerdeki cihan hakimiyeti anlayışının İslamiyet’teki fetih anlayışına benzemesi
- İslâm dini ile eski Türk inançları arasında benzerlik bulunması (ahiret, cennet, cehennem, kurban kesme ....)etkili olmuştur.

Türkler İslâmiyet'i kabul ettikten sonra;
- İslâmiyet'i daha geniş bir alana yaymışlara (Pakistan, Afganistan, Bangladeş ve Hindistan'ı bir kısmı ile Balkanlar)
- İslâmiyet'in yayıldığı sahalarda yeni devletli kurmuşlardır.
- İslâm dünyasındaki ayrılıkları önemli ölçüde ortadan kaldırarak Abbasi halifesini korumuşlardır.
- Haçlı Seferlerine karşı koyarak İslâm dünyasın korumuşlardır.
- Büyük fikir, sanat ve bilim adamları (Farabi, İbni Sina, Mimar Sinan, Ali Kuşçu, Akşemseddin) yetiştirerek ölümsüz eserler meydana getirmişler ve uygarlığın ilerlemesine katkıda bulunmuşlardır.


B. TÜRK - İSLAM DEVLETLERİ
1. Tolunoğulları (868 - 905)
Buharalı bir Türk olan Tolunoğlu Ahmet tarafından kurulmuştur. Abbasi halifesinin muhafız alayı komutanı olan Tolunoğlu Ahmet, Mısır'a vali tayin edildikten sonra emrindeki Türk ordusu sayesinde bağımsızlığını ilan ederek Fustat şehrini başkent yapmıştır.
Tolunoğlu Ahmet, güçlü bir ordu meydana getirdi ve gelirlerini artırdı. Mısır'dan sonra Filistin, Suriye ve Irak'ın kuzeyini Tolunoğullarına bağladı. Abbasiler 905 yılında Tolunoğullarına son verdiler.
Tolunoğulları Mısır'da kurulan ilk Müslüman Tük devletidir.

2. İhşitoğulları (935 - 969)
Mısır'da kurulan ikinci Türk devleti İhşitoğullarıdır. Devletin kurucusu olan Muhammed bin Toğaç önce Şam'a, sonra Mısır'a vali oldu.
Muhammed b. Toğaç 935 yılında Mısır'daki Türk askerlerine dayanarak bağımsızlığını ilan etti. Suriye ve Hicaz'ı ülkesine kattı (942). Habeşli vezir Kâfur döneminden sonra ülkede karışıklıklar çıktı. Devlet eski gücünü kaybetti. Fatımiler 969 yılında Mısır ve Suriye'yi ele geçirerek İhşitler Devleti'ni yıktılar.
Tolunoğulları ve İhşitlerde yöneticiler Türk, halk Arap'tır. Bu durum iki Türk devletinin de kısa sürede yıkılmasında etkili olmuştur.

3. Karahanlılar (840-1212)
Karahanlılar Devleti, Uygurların dağılmasından sonra Karluk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından Doğu ve Batı Türkistan'da kurulmuştur (840). Karahanlı hükümdarlarından Satuk Buğra Han'ın etkisiyle Karahanlılar arasında İslâmiyet'in yayılması hızlanmış ve Karahanlılar Orta Asya'da kurulan ilk Müslüman Türk devleti olmuştur.
Karahanlılar en parlak dönemlerini Yusuf Kadir Han döneminde yaşamışlardır. Bu hükümdarın ölümünden sonra duraklama sürecine giren Karahanlılar Devleti. Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmıştır (1042), Doğu Karahanlılan 1211 yılında Karahıtaylar, Batı Karahanlılar ise, 1212 yılında Harzemşahlar tarafından yıkılmıştır.

Türklerin İslâmiyet'e geçmelerini ve Türk kültürüyle İslam kültürünün kaynaşmasını başlatan Karahanlıların parçalanmasında taht kavgaları etkili olmuştur.

Kültür ve uygarlık alanında ilerleyen Karahanlılar;
- Türkçeye önem vermişler ve resmi dil olarak kullanmışlardır. Türk dilini ve kültürünü devam ettiren Karahanlılar ilk Türk - İslâm eserlerini ortaya koymuşlardır. En önemli eserleri, Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig ve Kaşgarlı Mahmut'un Divan'ı Lügati't Türk adlı eserleridir.
- Türk - İslâm tarihinde ilk medreseleri kurarak eğitime önem vermişlerdir.
- Türk tarihinde ilk kervansarayları kurarak ticareti geliştirmişlerdir.

4. Gazneliler (963- 1187)
Gazneliler Devleti. Afganistan'daki Gazne şehrinde Samanoğullarının Herat valisi Alp Tiğin tarafından kurulmuştur (963). Gazneliler en parlak dönemlerini Sultan Mahmut zamanında yaşamışlardır.
Gazneliler, Sultan Mahmut döneminde Hindistan'a 17 sefer düzenleyerek Kuzey Hindistan'a hakim olmuşlar ve İslâmiyet'i yaymışlardır. Gazneli Mahmut Abbasi halifesini Şii Büveyhoğullarının baskısından kurtarmış, bu davranışından dolayı Abbasi halifesi kendisine "Sultan" unvanını vermiştir. Türk hükümdarlarından ilk kez sultan unvanını kullanan Gazneli Mahmut olmuştur.
Sultan Mahmut ölünce yerine oğlu Mesut tahta geçti. Mesut babası kadar güçlü bir şahsiyet değildi. Bu dönemde Gazneliler için Selçuklu tehlikesi ortaya çıktı. Selçuklular Merv ve Nişabur'u alıp, Horasan topraklarına girince Selçuklular ile Dandanakan Savaşı yapıldı (1040). İki Türk - İslâm devletinin birbiriyle yaptığı savaşta Gazneliler yenildiler.
Dandanakan Savaşı'nı kaybeden Gazneliler dağılma sürecine girmişler ve eski güçlerini kaybetmişlerdir. Gazneliler, Afganlı bir kavim olan Gurlular tarafından yıkılmıştır (1187).

Gaznelilerin birçok ulusu (Türkler, İranlılar, Hindular, Gurlular ...) bünyesinde bulundurmaları parçalanmalarında ve yıkılmalarında önemli rol oynamıştır.

Gazneliler, Iran ve Arap kültüründen etkilenmişler, sarayda Türkçe konuşulmasına rağmen bilim dili olarak Arapça’yı, edebiyat dili olarak Farsça’yı kullanmışlardır. Bu durum Türk dilinin gelişmesini yavaşlatmıştır.

5. Büyük Selçuklular (1040-1157)
Büyük Selçuklu Devleti'nin Kuruluşu ve Genişlemesi
Büyük Selçuklu Devleti’ni kuran Türkler Oğuzların Uçok kolunun Kınık boyuna mensuptur. Devlete adını veren Selçuk Bey, Göktürklerin yıkılmasından sonra Aral Gölü çevresinde kurulan Oğuz Yabgu Devleti'nin ordu komutanıydı. Bazı anlaşmazlıklardan dolayı Oğuz Yabgu Devleti’nden ayrılan Selçuk Bey, taraftarlarıyla Cent şehrine gelerek İslâmiyet'i kabul etti (985). Cent şehrinde etrafında birçok kişiyi toplayan Selçuk Bey 1007'de öldü ve yerine oğlu Arslan Yabgu geçti. Arslan Bey, Gazneli Mahmut tarafından öldürülünce (1025) Selçuk Bey'in torunu olan Tuğrul ve Çağrı Beyler Selçukluların başına geçti.
Tuğrul ve Çağrı Beylerin yönetimindeki Selçuklular Maveraünnehir'e girdikten sonra Karahanlılarla ve Gaznelilerle savaşlar yaptılar. Selçukluların Horasan'a girmek istemesi Selçuklu - Gazneli savaşlarını hızlandırmıştır. İki taraf arasında yapılan Dandanakan Savaşı'nı Selçuklular kazanmıştır (1040).
Bu savaştan sonra;
- Büyük Selçuklu Devleti; bütün kurumlarıyla bağımsız hale gelmiştir,
- Horasan bölgesi Büyük Selçukluların eline geçmiştir.
- Abbasi halifesinin onayını alan Tuğrul Bey hükümdarlığını ilan ederek Rey şehrini başkent yapmıştır.

Tuğrul Bey Dönemi (1040 - 1063)
Tuğrul Bey Dandanakan Savaşı'ndan sonra Büyük Selçuklu Devleti'nin hükümdarlığını, kardeşi Çağrı Bey ise askeri işleri üstlendi. Tuğrul Bey döneminde Selçuklu sınırları hızla genişledi; İran, Azerbaycan ve Irak ele geçirildi. Anadolu üzerine seferler başladı. İbrahim Yınal komutasındaki Selçuklu orduları Pasinler Savaşı'nda Bizans ve Ermeni kuvvetlerini mağlup etti (1048). Bu savaş sonunda Bizans ve Ermenilerle Büyük Selçuklular arasında ilk ilişkiler başlamış ve Bizans. Selçukluları resmen tanımıştır.
Büyük Selçukluların genişlemeye başladığı dönemde Abbasi halifeliği eski gücünü kaybetmişti. Tavaif-i Mülûk devletlerinden Şiî Büveyhoğulları Abbasi halifesini esir edince, Tuğrul Bey Bağdat Seferi'ne çıkarak halifeyi esaretten kurtarmıştır (1055). Bu gelişme üzerine halife Tuğrul Bey'i, "Doğunun ve batının hükümdarı" ilan etmiştir. Bağdat Seferi'nden sonra Büyük Selçuklu Devleti İslâm dünyasının siyasal liderliğim üstlenmiş, Abbasi halifesi ise dini liderliğini devam ettirmiş ve halife Selçukluların himayesine girmiştir.
1063 yılında Tuğrul Bey'in vefatından sonra Büyük Selçuklu Devleti'nin başına taht kavgalarını kazanan Alp Arslan geçmiştir.


Alp Arslan Dönemi (1040 - 1063)
Alp Arslan döneminde Batı yönündeki seferlere devam edilmiştir Azerbaycan, Gürcistan ve Anadolu'ya seferler düzenlenerek Ani ve Kars kaleleri ele geçirilmiştir.
Alp Arslan döneminin en önemli gelişmesi Bizans de yapılan Malazgirt Savaşı'dır. Türklerin Anadolu üzerine düzenlediği seferlerin artması sonucunda Bizans, Türkleri Anadolu'dan atmaya karar verdi. İki ordu arasında Muş yakınlarında yapılan Malazgirt Savaşı'nı Büyük Selçuklular kazanmıştır (1071).
Malazgirt Savaşı'nın sonucunda;
- Türkler Anadolu'ya yerleşmeye başlamış ve Anadolu Türk yurdu haline gelmiştir.
İslam dünyası üzerindeki Bizans baskısı sona ermiştir.
- Türklerin batı yönünde ilerlemesi ve Bizans'ın kışkırtmaları sonucunda Türk - İslâm dünyası üzerine Haçlı Seferleri başlamıştır.
- Anadolu'nun fethini hızlandırmak ve Türkleşmesini sağlamak için ilk beylikler kurulmuştur.
Alp Arslan, Malazgirt zaferinden sonra Batı Karahanlılar üzerine sefer düzenlediği sırada bir kale komutanı tarafından şehit edilmiştir (1072).

Melikşah Dönemi (1072 - 1092)
Büyük Selçuklu Devleti Melikşah döneminde en geniş sınırlarına ulaşmış ve en parlak dönemini yaşamıştır.
Bu dönemde;
- Kafkasya'nın fethi tamamlanmış. Batı sının Akdeniz ve Marmara Denizi'ne, Doğu sınırları Seyhun Irmağı'na, Kuzey sınırı Kafkas Dağları'na, Güney sınırı Mısır ve Basra Körfezi'ne kadar genişletilmiştir.
- Siyasal amaçlarla ortaya çıkan Batınilik faaliyetleriyle mücadele edilmiştir. Bu faaliyetlerin amacı, Selçukluları içeriden çöküntüye uğratmaktı. Türk - İslâm büyüklerine karşı suikastlar düzenleyen Batınilere karşı başlatılan mücadele Melikşah'ın ölümü üzerine sonuçlandırılamamıştır.
Büyük Selçuklu Devleti'nin Dağılışı Melik şah’ın ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti'nde taht kavgaları başlamış ve devlet birliğini koruyamamıştır. Suriye. Anadolu, Kirman, Irak ve Horasan Selçukluları merkezden ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler. Dağılma döneminde Büyük Selçuklu tahtına Berkyaruk, Mehmet Tapar ve Sencer geçmiştir. Sencer, Karahıtaylarla yaptığı Katvan Savaşı'nda yenilmiştir (1147). Bu savaş Büyük Selçukluların yıkılışını hızlandırmış, 1157 yılında Sencer'in ölümünden sonra Büyük Selçuklu Devleti tamamen parçalanmıştır.
Büyük Selçuklu Devleti'nin Parçalanma Nedenleri
Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasında;
- Hükümdar ailesi arasında taht kavgaları çıkması ve Selçuklu prenslerinin ayaklanmaları
- Devlete küstürülen Oğuzların ayaklanması
- Şiî Fatımilerin ve Batınilerin zararlı faaliyetleri
- Haçlı Seferlerinin etkisi
- Abbasilerin eski siyasal güçlerine ulaşabilmek için izledikleri politikalar
- Merkezi otoritenin zayıflamasından yararlanan atabeylerin ayaklanarak bağımsızlıklarını ilan etmeleri gibi nedenler etkili olmuştur.
Büyük Selçukluların Tarihteki Rolleri
- Anadolu'yu bir Türk yurdu haline getirmişlerdir.
- Büyük Türkmen kitlelerini Anadolu'ya yerleştirmişlerdir.
- Abbasi halifeliğini Şiî tehlikesinden korumuşlardır.
- İslâm dünyasını Haçlı Seferlerine karşı korumuşlardır.


Moğol imparatorluğu (1196 - 1227)
1196 yılında bütün Moğol kabile reislerinin katıldığı "kurultay" da "Cengiz" ismini ve "Han" unvanını alan Timuçin Moğol Devleti'ni kurmuştur. Moğolca konuşan bütün kabileleri zamanla bir devlet çatısı altında toplayan Cengiz Han'dır.
Moğollar Cengiz Han döneminde doğuda ve batıda istilâlara başladılar. Bu istilalar sırasında birçok şehir yakılıp yıkılmış, binlerce insan öldürülmüş ve binlerce insan göç etmek zorunda kalmıştır.
Moğol istilâsı Cengiz Han'ın ölümünden sonra da devam etti. Selçuklular Moğol egemenliğini tanıdılar. Avrupa'ya yapılan seferlerde Ballık Denizi'ne kadar ilerleyen Moğollar diğer yandan Macaristan'a ulaşmışlardır.
Türkler (bir kısmı hariç) bu imparatorluk döneminde tek bayrak altında toplanmışlardır.

Moğol İmparatorluğu’nun Parçalanması
Cengiz Han Moğol adetlerine göre devleti dört oğlu arasında paylaştırmıştı. Cengiz Han'ın ölümünden sonra İmparatorluk parçalanmıştır.

Altın Orda (1227-1502)
Cengiz Han'ın torunu Batu Han tarafından Batı Sibirya ve Kıpçak bozkırlarından Karadeniz'in kuzeyine kadar uzanan bölgede kurulmuştur. Berke Han Müslümanlığı kabul edince, devlet bir Türk - İslâm devleti haline gelmiştir. Çünkü devletin topraklarında pek çok Türk yaşıyordu. Az sayıdaki Moğollar bu bölgede hızla Türkleşmiştir. Timur'un arka arkaya yaptığı seferlere dayanamayan devlet parçalanmış, bu durum Rusların birliğini kurmasına ve yayılmasına ortam hazırlamıştır.

İlhanlılar (1256-1336)
İran'da Cengiz Han'ın torunu Hülagü tarafından kurulmuştur İlhanlılar İran, Irak, Azerbaycan ve Anadolu'ya hakim oldular. 1258 yılında Abbasileri ortadan kaldırdılar. İlhanlılar Devleti'nde İslâmiyet, Gazan Han döneminde tam manasıyla yayılmıştır, İslamiyet’le birlikte devlet Türkleşmeye de başlamıştır.
Türkiye Selçuklularının yıkılışında önemli rol oynayan İlhanlılar, 1336'ya kadar Anadolu'ya hakim olmuşlardır.

Kubilay Hanlığı (1280 - 1368)
Cengiz Han'ın torunu Kubilay. Uygur Türklerinin de yardımıyla Çin'in tamamını fethederek merkezi Pekin olan Kubilay Hanlığı’nı kurmuştur (1280).
Kubilay Hanlığı’nda diğer Moğol Devleti parçalarının aksine İslamiyet yerine Budizm ve Hristiyanlığın Katolik mezhebi yayılmış,Kubilay Hanlığı Çinlileşmiştir.
Kubilay'dan sonra devlet zayıflamış ve Çinlilerin başlattıkları mücadele sonucunda Moğollar, Çin'in dışına çıkarılmışlardır (1368).

Timur İmparatorluğu (1370 - 1507)
Timur, Çağatay Devleti'nin topraklarında devletini kurdu. XIV. yüzyılın ikinci yarısında kurulan bu devlet sınırlarını Hindistan'dan Anadolu'ya. Basra Körfezi'nden Aral gölüne ve Ukrayna'ya kadar ulaştırmıştır.
Timur Bağdat, Musul ve Güneydoğu Anadolu'yu aldıktan sonra Osmanlıları kendisine rakip olarak gördü. Ankara Savaşı'nda Osmanlı Devleti’ni büyük bir mağlubiyete uğrattı (1402). Timur daha sonra Çin seferine çıktıysa da yolda öldü (1405). Timur'dan sonra çocukları bir süre imparatorluğu devam ettirmişler, 1507'de Özbekler devletin siyasi varlığına son vermişlerdir.


Eyyûbiler Devleti (1174 - 1250)
Fatımi Devleti'nin Haçlı Seferleri karşısında zayıflamasıyla Mısır'da iç karışıklıklar artmıştı. Bu durur karşısında Mısır ileri gelenleri Musul Atabeyi Nureddin Mahmut Zengi'den yardım istediler. Mahmut Zengi değerli komutanlarından Selahaddin Eyyubi'yi Mısır'a gönderdi. Selâhaddin Eyyûbi, emrindeki Türk ordusu ile Fatımî Devleti’ne son vererek Eyyûbi Devleti’ni kurmuştur.
Selâhaddin Eyyûbi kısa sürede Suriye. Lübnan v Hicaz'ı kontrolü altına aldı. Haçlılarla girdiği mücadeleler neticesinde Kudüs'teki Latin Krallığı'na sen vererek kutsal şehri kurtardı. Kudüs'ü geri almak için yapılan III. Haçlı Seferi'nde Haçlılara karşı Selahaddin Eyyûbi İslâm dünyasını başarıyla savunmuştur
Selâhaddin Eyyûbi'nin ölümünden sonra Eyyûbi Devleti eski gücünü yitirdi. Hanedan üyelen arasın dakı çekişmeden dolayı Kölemenlerin yönetimdeki etkisi arttı. Kölemenlerin komutanı Aybey Eyyüb Devleti’ni yıktı (1250).


Memluklar Devleti (1250 - 1517)
Aybey, Eyyûbi Devleti'ne son vererek Memluk Devleti’ni kurdu. Mısır'da Memluk Devleti kurulduğu sırada Moğol istilası tüm şiddeti ile devam ediyordu. Memluklar 1260 yılında Ayn Calut Savaşı'nı kazanarak Moğolların ilerleyişini durdurmuşlardır.
Memluklar Haçlılarla da mücadele ettiler. Suriye sahillerindeki Haçlı kalıntılarıyla mücadele ederek başarılı oldular.
Abbasi imparatorluğumun yıkılmasından sonra 1258'den 1517 yılına kadar halifelik Memlûk Devleti'nin himayesinde kalmıştır. Memlukların siyasi varlığına 1517 yılına Yavuz Sultan Selim son vermiştir.
Memluklarda hükümdarlık babadan oğula geçmiyordu. Bu nedenle Memluk ordusunda başarılı olan komutanlar hükümdarlığa kadar yükselebilmişlerdir. Bütün emirlere hükümdar olma hakkı tanınması sık sık hükümdar değişikliğine ve istikrarın bozulmasına neden olmuştur.

Türk İslâm Devletlerinde Hakimiyet Anlayışı
Türklerin hakimiyet anlayışına göre, tanrı yeryüzünü yönetme yetkisini (Kut) Türk hükümdarlarına vermiştir. Kut anlayışına göre, ülke topraktan hanedan üyelerinin ortak malı kabul edilmiştir. Bu sistem
Türk devletlerinde bazı olumsuz sonuçlar doğurmuştur. Çünkü bu sistem nedeniyle sık sık taht kavgaları çıkmış ve Türk devletleri kısa sürede parçalanmıştır.

Türkler İslâmiyet'e girdikten sonra hakimiyet anlayışında bazı değişiklikler olmuştur. Hükümdarlığın halife tarafından onaylanması geleneği Gaznelilerde ve Büyük Selçuklularda uygulanmıştır. Ancak bu devletlerin hükümdarları hiçbir zaman hakimiyetlerini Abbasi halifeleriyle paylaşmamışlardır.

Atabeylik Sistemi
İslâmiyet'ten önceki Türk devletlerinde uygulanan atabeylik sistemi, İslâmiyet'ten sonra kurulan Türk devletlerinde de devam ettirilmiştir. Selçuklu şehzadelerini eğiten, iyi bir yönetici ve komutan olarak yetişmesini sağlayan bilgili, tecrüben görevlilere "Atabey" denilmiştir Atabeyler, bir yere yönetici tayin edilen şehzadelerin yanına gönderilerek şehzadelere danışmanlık yaparlardı. Bu sistemle şehzadelerin iyi bir devlet adamı olarak yetiştirmesi sağlanmıştır.
Şehzadelerin yanında önemli bir etkinliğe sahip olan atabeyler, merkezi otoritenin zayıfladığı dönemlerde bağımsızlıklarını ilan ederek devletin parçalanmasına neden olmuşlardır. Büyük Selçuklu Devleti'nin zayıflaması üzerine Azerbaycan'da İldeniz-oğulları, Musul ve Halep'te Zengiler, Şam'da Böriler, İran'da Salgurlular gibi atabeylikler ortaya çıkmıştır.

İkta Sistemi
Büyük Selçuklu Devleti’nde İkta sistemi vezir Nizam ül Mülk tarafından uygulamaya koyulmuştur. Gelirleri hizmet ve mal karşılığı olarak komutanlara, askerlere ve devlet memurlarına verilen topraklara İkta denir. İkta verilen kişilerin görev surelerinin dolması üzerine iktaları da ellerinden alınırdı.
İktaların faydalan şunlardır:
- Toprak gelirleriyle memurların ve komutanların maaşları karşılanmış, İktalarda savaşa hazır askerler yetiştirilmiştir.
- Üretim kontrol altına alınarak artırılmıştır.
- Taşrada devlet otoritesi sağlanmıştır.
- Göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesi sağlanmıştır.

Bilim ve Sanat
Türkler hem yetiştirdikleri bilim adamları hem de açtıktan bilim, kültür ve eğitim kurumlarıyla insanlık alemine büyük hizmetler yapmışlardır.
Karahanlılardan itibaren Türk-İslâm hükümdarları bilim adamlarını, sanatkarları, edebiyatçıları desteklemişler ve çalışmalarına uygun ortamlar oluşturmuşlardır. Medreseler kuran Türk hükümdarları vakıflar kurarak medreselerin bütün ihtiyaçlarının karşılanmasına önem vermişlerdir. Bu medreselerde yetenekli öğrenciler okutularak devlet kademelerinde yönetici yapılmış, topluma faydalı bireyler haline getirilmiştir. Türk dünyasındaki çalışmalar sonucunda Farabi, İbn-i Sina, Birunî, Zemahşeri, Abdullah Barani, Ömer Havyam, Muhammed Gazali, İbn-i Türk Celî gibi birçok bilim adamı yetişmiştir. Bazı bilim adamlarının eserleri latinceye çevrilerek yıllarca Avrupa'da okutulmuştur.
İlk Türk-İslâm devletleri döneminde ortaya konulan sanat eserlerinde hem Orta Asya Türk kültürünün hem de İslâmiyet'in etkileri görülür. Türkistan, Harezm, Horasan, Afganistan, İran, Irak, Anadolu. Mısır ve Suriye'de Türklere ait birçok mimari eser vardır. Orta Asya'daki çadır şeklindeki kubbeler, İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk mimari eserleri üzerinde etkisini devam ettirmiştir.
Türk-İslam devletlerinde mimariden başka çinicilik, güzel yazı (hat), tezhip, minyatür ve musikî gibi sanat dallan da gelişmiştir.

ORTA ÇAĞ'DA AVRUPA
Kavimler Göçü'nden İstanbul’un fethine kadar geçen zamana (375 – 1453) Orta Çağ denilmiştir. Hun Türklerinin etkisiyle Doğu Avrupa'daki ve Balkanlardaki barbar kavimler Avrupa'nın içlerine kadar ilerlemişler, Avrupa'nın siyasal, sosyal, ekonomik ve dinsel yapısını etkilemişlerdir. Orta Cağ'da Avrupa'ya kilise - papalık, feodalite rejimi ve skolastik düşünce tarzı hakim olmuştur.

1. Kilise ve Papalık
M.S. III. ve IV. yüzyıllarda Avrupa'da önemli bir konuma sahip olan Roma İmparatorluğu, IV. yüzyılda Hıristiyanlığı resmi din olarak kabul etmiştir. Hz. İsa'nın vekili olarak kabul edilen Papa, Roma'da oturuyordu. Kavimler Göçü'nden sonra Roma İmparatorluğu önce Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmış, 476'da Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştır. Roma'nın yıkılmasından sonra derebeylikler (feodalite) kurulunca siyasal idare parçalanmış ve papanın gücü artmıştır. Orta Cağ'da Hıristiyanlık, Katolik ve Ortodoks mezheplerine ayrılmıştı. Katolik mezhebinin dini lideri Roma'da oturan Papa. Ortodoks mezhebinin lideri İstanbul'da oturan Patrik idi.
Bizans İmparatoru’nun etkisinde kalan Ortodoks Kilisesi siyasal ve ekonomik alanlarda etkili olamazken, karşısında güçlü bir siyasal otorite bulunmayan Katolik Kilisesi siyasal, dinsel ve ekonomik alanlarda güçlenmiştir.

Katolik Kilisesi'nin güçlenmesinde:
- Papa'nın Avrupa krallarına taç giydirerek krallıklarını onaylaması
- Siyasa! yapının parçalanması
- Skolastik düşüncenin yaygınlaşması
- Kilisenin kişileri dinden çıkarma (aforoz), bir bölgede yaşa/anları dinsel faaliyetlerden men etme (enlerdi) ve para karşılığında günah çıkarma, cennetten yer satma (endülüjans) yetkileri bulunması etkili olmuştur.
Kilisenin hakimiyetinde toprakların bulunması. Haçlı Seferlerini düzenlemesi, kralları aforoz etme yetkisinin bulunması, krallara taç giydirmesi siyasal bir güç olduğunun kanıtıdır. Kilise ve Papa’nın güçlenmesinden dolayı Orta Çağ'da kurulan devletlerin çoğunda hükümdarlar egemenliklerini dine dayandırmışlardır. Ortaya çıkan laik olmayan devlet anlayışında din adamları devlet yönetiminde etkili olmuşlardır.
Orta Çağ'da Katolik Kilisesi, geni} topraklara sahip olmuş ve ekonomik yönden güçlenmiştir.
Haçlı Seferlerinden sonra Avrupa 'da özgür düşünce ortamı oluşmuş ve Avrupa topluluklarında Katolik Kilisesi'ne bağlılık azalmaya başlamıştır,

2. Skolastik Düşünce ve Özellikleri
Orta Çağ'da her şeyi İncil ve kilise ile ilişkilendirerek açıklayan düşünce sistemine skolastik düşünce denilmiştir. Skolastik düşünce, Orta Çağ'da Aristo metodunun teolojiye uygulanması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu düşünce tarzının amacı; Katolik Kilisesi tarafından itibarlı tutulan düşüncelerin ve verdiği direktiflere uygun olarak Hıristiyanlık dininin emir ve yasaklarının yayılmasını sağlamaktı. Orta Çağ Avrupası'nda bilim ve din beraber ele alınarak serbest düşüncenin güçlenmesi engellenmiş, tartışmalar önlenerek halka mutlak itaat fikri kabul ettirilmiştir.
Skolastik düşünce sistemine göre; insanoğlu dünyaya ait bilmesi gereken bütün gerçeklerin ve Aristo'nun kitaplarında bulunduğuna İnanıl için inceleme, araştırma, deney ve gözleme gerek duyulmamıştır. Kilise halka hakim olabilmek, menfaatlerini devam ettirebilmek ve kendisini tartışma konusu yapmamak için bu akımı desteklemiştir. Skolastik düşünce bilimde ve sanatta gelişmeyi önlemiş, ancak Yeni Çağ'da Rönesans ve Reform roketleriyle önemini yitirmiştir.

3. Feodalite
Siyasal ve askeri gücü elinde bulunduran, toprak mülkiyetine veya imtiyazına sahip olan bir Senyörler (derebeyler) sınıfı ile bu sınıfa bağımlı köleler sınıfının oluşturduğu İdari düzene feodalite denir.
Kavimler Göçü'nün etkisiyle Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra yerine kurulan krallıklar arasındaki anlaşmazlıklar Orta Çağ Avrupası'nda feodalite (derebeylik) adı verilen yeni bir yönetim sisteminin doğmasına neden olmuştur.Bu sisteme göre. ülke büyük kontluklara, kontluklar küçük yönetim birimlerine ayrılmıştır.

Feodalite Rejiminin Özellikleri
- Feodalite rejiminin kurulmasından sonra Avrupa'da siyasal birlik bozulmuş, küçük yönet birimleri ortaya çıkmıştır. Derebeylik yönetir IX. yüzyılda Fransa'dan bütün Avrupa'ya yayılmış ve bütün Orta Çağ boyunca devam etmiş
- Feodalite rejiminde, halk arasında eşitlik yok' Avrupa'da halk; soylular, rahipler, burjuvalar köylüler diye sınıflara ayrılmıştır. Bu nedenle Orta Çağ Avrupası'nda sosyal adalet sağlanamamıştır.
- Toprakların mülkiyeti soylulara aittir. Orta Çağ’da kapalı bir ekonomik politika izlendiği için halk sermaye birikimine sahip olamamıştır.

Feodalite Rejiminin Zayıflaması
Orta Çağ'da çok etkin bir rol üstlenen feodalite (derebeylik} sistemi Haçlı Seferlerinden sonra zayıfı maya başlamıştır
Derebeylerinin zayıflamasında,
- Haçlı Seferleri sırasında derebeylerinin ölme veya ordularını kaybetmesi
- Barutun ateşli silahlarda kullanılmaya başlaması
- Avrupa'da sürekli orduların kurulması
- Yeni Çağ başlarında Coğrafi Keşiflerin yapılmasından sonra ticaretin gelişmesi ve tarımsal faaliyetlerin gerilemesi
- Papa ile krallar arasındaki mücadelenin krallar lehine sonuçlanması
gibi gelişmeler etkili olmuştur.
Yüzyıl Savaşları sırasında Fransa Kralı XI. Lui, soyluların zayıflamasından yararlanarak Fransa'da "Derebeylik" sistemine son verdi ve bütün topraklan kendi hakimiyeti altına aldı. Böylece Fransa. kısa zamanda Avrupa'nın en güçlü merkezi krallıklarından biri haline gelmiştir. İki Gül Savaşları (1455 - 1485) sırasında İngiltere'deki derebeyleri birbirini zayıflattılar. Bu gelişmeden sonra Tudor hanedanı mutlakıyet rejimini kurmuştur. Aragon ve Kastilya Krallıkları birleştirilerek İspanya'da monarşik idare kurulmuştur.
Yeni Çağ Avrupası'nda toplar sayesinde "Derebeylik" sistemi yıkılmış yerine "Mutlak Krallık" rejimi kurulmuştur. Ancak Almanya'da feodalite rejimi XI. yüzyılının sonlarına kadar devam etmiş, Almanya 'da siyasal birliğin sağlanmasını geciktirmiştir.içte siyasal birliği sağlayan Avrupa devletleri güçlü milli birlikler kurmuşlar, kendileri dışındaki gelişmelerle ilgilenmişler ve sömürgecilik faaliyetlerine Önem vermişlerdir.

4. Magna Charta (Büyük Şart) (1215)
Magna Charta, İngiltere’de halkın kişisel haklarının tanındığını belirten ilk siyasal belgedir 1215 yılında İngiltere Kralı Jan (John) ile soylular arasında imzalanmıştır.
İngiltere'de XII. yüzyılda krallık yönetimi güçlü durumdaydı. Arslan Yürekli Richard (Rişar), Üçüncü Haçlı Seferi'ne katılınca ülkede karışıklıklar başladı. İngiltere'ye dönüşünde durumu düzeltmeye çalışan Arslan Yürekli Richard bir savaşta öldü. Yerine geçen kardeşi Jan'ın da Fransızlara karşı yaptığı savaşta başarısızlığa uğramasından sonra haksız vergiler ve büyük para cezaları koyması nedeniyle soylular ve halk şatoya saldırdı. Londra halkı da ayaklanmaya katıldı. Bu olay sonucunda İngiliz demokrasisinin temeli sayılan Magna Charta (Büyük Şart) krala zorla kabul ettirildi.
Bu fermanın önemli maddeleri şunlardır:
- Hiçbir özgür insan, yürürlükteki kanunlara başvurmaksızın tutuklanamaz, sürgün edilemez, mülkü etinden alınamaz, herhangi bir şekilde yok edilemez.
- Adalet satılamaz, geciktirilemez, hiçbir özgür yurttaş bu haklardan mahrum bırakılamaz.
- Kanunlar dışında hiçbir vergi, yüksek rütbeli kilise adamlarıyla, baronlardan oluşan kurula danışmadan haciz yoluyla veya zor kullanılarak toplanamaz.
Bu ferman ile;
- İngiltere'de kralın yetkileri sınırlandırılmıştır.
- Anayasa niteliğindeki bu ferman bir süre sonra İngiltere'de parlamento yönetiminin kurulmasına ortam hazırlamıştır. İngiltere Mutlak Krallık yönetiminden Meşrut: Krallık yönetimine geçmiştir.
- İngiltere'de demokratikleşme süreci başlamıştır.

5. Yüzyıl Savaşları (1337 - 1453)
Yüzyıl Savaşları İngiltere ile Fransa devletleri arasında yapılmıştır. Savaşın nedeni; İngiltere'nin, Fransız topraklarına hakim olmak istemesidir. Aralıklarla iki devlet arasında 116 yıl devam eden savaşlar sırasında Kresy Meydan Muharebesinde tarihte ilk defa İngilizler tarafından top kullanılmıştır.
Yüzyıl Savaşlarının başlangıcında İngiltere üstünlük sağlamıştır. İngilizlerin birçok Fransız toprağını İşgal ederek Orlean'ı kuşattıkları sırada Fransa'da gaipten sesler duyduğunu ve krala yardım etmekle görevlendirildiğini söyleyen Jan Dark ortaya çıktı. Jan Dark Fransızların cesaretini ve savaşı kazanacaklarına olan inançlarını artırmış ve savaşların gidişatını değiştirmiştir, İngilizlere esir düşen Jan Dark'ın yakılarak öldürülmesi Fransa halkında ulusal heyecana yol açmış ve Yüzyıl Savaşları Fransa'nın üstünlüğüyle sonuçlanmıştır (1453).

Yüzyıl Savaşlarının sonucunda;
- Fransa'da zayıflayan derebeyleriyle mücadele edilerek kuvvetli bir krallık kurulmuştur. Bu gelişmeler sonucunda derebeylik sistemi kaldırılarak Fransa'da siyasal birlik sağlanmıştır.
- İngiltere'de Çifte Gül Savaşları adıyla bilinen ve otuz yıl süren iç savaşlar yaşanmıştır (1453 -1481).
- Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki ilerleyişi kolaylaşmıştır.
- Avrupa'da bir devletin sömürge durumuna getirilemeyeceği anlaşılmıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz