Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Kalafat Mehmet Paşa
Edebî Akımlar
Format Konusunda Örnek Yazı
Savaşlar
Muid Ahmed Efendi
Menteşzâde Abdurrahim Efendi
Yusuf Ziya Ortaç
Şair Sami'nin bir gazeli
Yeniçerilerin yemek usûlleri
Osmanlı'da Musiki

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Tımarlı sipahiler

Osmanlı devletinin en kuvvetli temel taşı olan tımarlı süvarisi ve bu imparatorluğun büyümesinde birinci derecede hizmetleri görülen topraklı veya tımarlı süvari teşkilâtını, iktâ denilen tımar sistemi meydana getirmişti ki bunu Osmanlılardan evvel diğer İslâm - Türk devletlerinde de görmekteyiz. Timarlı sipahi veya süvarinin hizmet mukabili reayadan almış olduğu öşür ve resme dirlik ve sipahinin kendisine de Sahib-i arz denilirdi.

Osmanlı devleti, diğer Türk devletlerinde olduğu gibi yaptığı fütuhatta bu tımar usulünü tatbik ile bunu geliştirmiş ve bu suretle dirlik sahipleri kendilerine bırakılmış olan bu maişet mukabili devletin muhafazasını üzerlerine almışlardır.

Tımarlı veya topraklı süvarilerin senelik gelirleri hizmet ve kıdemlerine, yararlıklariyle elde ettikleri zamlara göre bin akçeden başlıyarak 19,999 akçeye kadar olurdu; bu son miktardan fazla tımar olmazdı. 20.000 akçeden 100.000 akçeye kadar olan dirliğe zeamet ve bundan yukarı olana da has denilirdi.

Gerek tımarlı sipahiler ve gerek diğer dirlik sahiplerine tahsis edilip devletçe tesbit edilmiş olan senelik öşür ve rüsum hazineye alınmayarak kendilerine terk edilmişti; yani bu dirlik sahihleri kendilerine terk edilen köylerin bu öşür ve resimlerini bizzat veya bilvasıta tahsil ederek buna mukabil askerî vazife görürler ve sefere giderlerdi; yani devlet reâyâ denilen köylü halktan her sene alacağı öşür ve resimleri bizzat kendisi tahsil etmeyerek onu askerî hizmete mukabil tımarlı sipahiye tahsis etmişti. Tımarlı sipahi aldığı bu öşür ve resme mukabil muharebe zamanında tımarının az veya çokluğuna göre ya yalnız veyahut cebeli denilen teçhizatı mükemmel bir veya birkaç süvari ile beraber sefere giderdi. Tımarlı sipahinin kaç bin akçede bir cebeli götüreceği mıntakasına göre kanunla belirtilmişti. Cebelinin bütün masrafı efendisi olan tımarlı sipahiye aitti; mazeretsiz sefere gitmiyen sipahinin dirliği elinden alınır, hizmeti görülenlerin dirliğine de zam yapılırdı. Sipahinin kendi mıntıkası yani sancağı dahilinde oturması kanundu. Vefat eden tımarlı sipahinin tımarının bir kısmı eğer varsa erkek evlâdına verilir, eğer oğlu yoksa bu boş tımara
alay beyi denilen o mıntıkanın en büyük tımarlı zabitinin resmen bildirmesiyle yine askerî sınıfından bir münasibi tâyin edilirdi.

Tımarlı sipahiler her sancakta bir takım bölüklere ayrılmışlardı; her bölüğün subaşı denilen çeri başıları ile bayrakdar ve çavuşları vardı; her on bölük bir alay beyinin kumandası altında idi. Alay beyleri bir harb vukuunda mıntıkasındaki sancak beylerinin ve onlar da Çelebi Sultan denilen şehzadelerin veya beylerbeylerinin kumandaları altında sefere giderlerdi; sipahilerin onda biri sefer esnasında hem mıntıkalarmın muhafazası ve asayişin temini ve hem de sefere giden arkadaşlarının işlerinin tesviyesi için nöbetle memlekette kalarak toprağın işletilmesine nezaret ederlerdi. Sefere giden sipahilerin o kış harb sahasında kalmaları îcabederse bunların içlerinden bazıları harçlıkçı namıyla memleketlerine gelerek arkadaşlarının harçlıklarını tedarik edip dönerlerdi.

Tımarın, tımarlı sipahinin şahsına ait olarak, kılıç tımar, eşkinci tımarı, benevbet tımar, mülk tımar ve mustahfız tımarı gibi türleri vardır. Tımar derecesinden bir derece yüksek olan ve alaybeyi ve saire gibi yüksek subay ve kalem erbabına tahsis edilen zeamet hakkındaki muamele de tımara benzemekte ise de aralarında bazı farklar vardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz