Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Bilecik Orhan Gazi Camii
Tarihi Fıkralar 3
31 Mart Hadisesi’nin Içyüzü
I. Murat Hüdavendigar
Tarih
On sekizinci Yüzyıl Başından Ortasına Kadar İdarî Vaziyet
XVIII. Yüzyılda Buhara Hanlığı ile İlişkiler
Kütahya Öksüz Oğlan - Öksüzoğlan Camisi
Üç İstiften Bir Hayat Dersi
Islahat Fermanı

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Tahsin Nâhid

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

Genç yaşta ölen Tahsin Nâhid (1887-1919)'in şiirlerinde, Fecr-i Âtî şiirinin gerek duyuş ve gerekse üslûb özellikleri açıkça görülür. Bu topluluk içinde şiirlerini kitab halinde ilk bastıran (Rûh-ı Bî-kayd, 1910) şair, tamamıyle ferdiyetçi bir sanat anlayışına sahibtir. Çalışmalarını daha çok tiyatro alanında toplamış olan Tahsin Nâhid'in yer yer Ahmed Haşim'in tesirlerini taşıyan şiirlerinde, ancak orta seviyede bir sanatçı kabiliyeti ile karşılaşmaktayız.


Kaynak: Akyüz, Kenan, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1995.

Şiirleri

Fırtınadan Sonra

(Emin Lâmi'e)

"Fakat yeter güzelim., sevdim işte., memnunum.
Mükedder olma., düşünme., senin bütün ruhum.
Nasıl mı? Sorma.. Neden mi? Düşünme., sev, seveni...
Biz âşıkız; seviyorsun, değil mi. sen de beni?
Bak işte şimdi bizim fevkimizde sevda bir
Derin ve mâi semâdır ki pür sükûnettir.
Seninle hissedelim böyle şi'r-i sevdayı...
Bakın, nasıl görüyor kalbimiz haföyâyı.
Bu anda kalbimizin çarpışında yck-âhcnk
Terennümât-ı füsunkârı dinleyin; sevmek,
Evet, ne hoş, ne kadar tatlı bir saadettir:
Hayât içinde sevişmek; bu işte cennettir."
Bir hayli zaman böyle seviştik vo hayatı
Bir bahr-ı ümidin mütelevvin safahatı
Şeklinde güzel, hiddeti yok, uslu sanırdık.
Bir va'd-ı muhabbetle gülen ufka açıldık;
Ufkun, o güzel va'd-ı serâbîsine meczûb,
Sahilleri terk eyleyerek hiss ile mağlûb
Enginde açıldık; ve açıldıkça o sakin,
Rcngîn sular olmuştu sadâkat gibi hâin...
Artık yorulup dinlenecek bir yer ararken
Bir fırtına çıkmıştı ki düştük suya birden...
Kayboldu eşim dalgaların zîr-i perindo:
Bir sâhil-İ meçhule atıldımdı ki bende
Pervâz edecek yoktu ne takat, ne hayâlim...
Hep işte onun yokluğudur ye's ü melalim.


Kamerle

(Ali Suhâ’ya)

Yine muzlim her yer...
Yine derya ve kamer...
Yine elmaslı çiçekler döküyor deryaya
Hoşta bir hisle kamer.
İnce bir gaaze-l esmerle ufuklar mestur...
Uyuyor!...
İşte yalnız yine ben;
Müteessir, mülhem!...
Ey mübarek kamer, ey mâder-î hissim bana sen
Bîr tesellî verecekken niye bilmem, bilmem
Onu ihtar ediyorsun;
Gûyâ
Onu sen
Arıyorsun benim civarımda.
Nûr-ı sayende bir gece evvel
Kol kola gezdiğim kadın... heyhat!
Pek güzeldi değil mi? -söyle kamer-
ipekli saçlarını
Bir beyaz tülle örterek gûyâ
Seni tanzîr ederdi... çünkü o şeb
ince bir tül bulutla örtünerek
Sen de deryayla bir muaşakada
Bulunurdun...
Fakat bu şeb yine sen
Sana âşık olan denizlerle
Sevişirken;
Zavallı ben işte
Müştekiyim bütün hayâtımdan.
Haydi,
Merhamet et güzel kamer haydi
Umk-ı kalbimde aşk-ı safiyle
Açılan deste deste eş'ârı
Ona git söyle, söyle sevdamı.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz