Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Tımarlı sipahilerin sefere hareketleri
İstanbul'a Göçmen Nakli
Muid Ahmed Efendi
Halid Fahri Ozansoy
Manisa Ulu Camii
Toprağın Taksimatı ve İdaresi
Yıldırım Bayezid'in Hükümdarlığı
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Hastahaneler
Beylerbeyleri ve Sancakbeyleri
Kadı Ali Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Topkapı Sarayı - İstanbul Sarayı

Sayfadaki Başlıklar


Topkapı Sarayının Kısımları
Enderun ve İç Oğlanları
Enderun Odaları
Ak Hadım Ağaları
Kara Hadım Ağaları
Sarayın Bîrun Erkânı
Diğer Bîrun Erkânı


Topkapı Sarayı gravürü

Topkapı Sarayının Kısımları

Yeni saray ve daha sonra Topkapı sarayı adını alan İstanbul sarayı, padişahın ailesine mahsus dairelerle harem-i hümâyun denilen Enderun ve dış hizmet ile alâkalı olarak Bîrun ismiyle üç kısımdan oluşmaktaydı. Sarayın Bab-ı hümâyun denilen Ayasofya Camii karşısındaki en dış kapısıyla daha içerideki Orta kapı arasına Birinci yer; Orta kapı ile Bâbüssaâde veya Akağalar kapısı arasındaki avluya İkinci yer veya Alay meydanı ve Babüssaâde'den içerideki Üçüncü yer'e de Enderun veya Harem-i hümâyun denilirdi. Devlet işleri görülen ve divan-ı hümâyun denilen bakanlar heyetinin toplandığı yer, sarayın ikinci yeri olan alay meydanının solunda idi; burada hazine, defterhâne ve maliye kayıtlarını içeren mahaller vardı.

Sarayın birinci avlusunda yani Bâb-ı hümâyun ile orta kapı arasında Bîrun erkânı denilen saraya mensup vazife sahiplerinin daireleri bulunurdu. Sarayın Enderun ve Harem-i hümâyun kısmında başlıca pâdişâhın divan heyetini ve elçileri kabul ettiği Arz odası ile mukaddes emanetleri içeren Hırka-i saadet dairesi ve pâdişâh ailelerine mahsus dairelerle enderun halkına mahsus oda ve koğuşlar vardı.

Sarayın Bâb-ı hümâyun denilen birinci kapısıyla daha içerideki Orta kapıda kapıcılar kethüdası denilen saray teşrifatçısına bağlı kapıcılar bulunur ve bu iki kapı bunlar tarafından muhafaza edilip Bâbüssaâde ismindeki harem-i hümâyuna girilen üçüncü kapıyı da hadım Ak ağalar muhafaza ederlerdi.


Enderun ve İç Oğlanları

Sarayın Enderun yani içindeki (Harem-i hümâyun) halk, devşirme denilen bazı Hırıstiyan tebaadan veya harplerde esir alınıp yetiştirilen gençlerden oluşuyordu; bu çocuklar devşirme kanunu gereğince 8 ile 18 yaşları arasında toplanıp önce Enderun dışındaki Galatasarayı, İbrahim Paşa sarayı ve bir aralık İskender Çelebi Sarayı denilen saraylarla Edirne sarayında tahsil ve terbiye görüp İslâm ve Türk âdet geleneklerini öğrendikten sonra enderundaki ihtiyaca ve kıdemlerine göre Yeni Saray'daki büyük ve küçük odalara verilirler ve bu odalarda da tahsil görüp saray adab ve erkânını öğrendikten sonra yetenek ve başarılarına göre Seferli, Kiler ve Hazine odalarından birisine çıkarılırlar ve buraya ait hizmet ve vazifeleri görürlerdi. Bundan sonra en seçkin oda olan Has oda gelirdi; kiler ve hazine odasındaki eskiler yani kıdemlilerin seçmeleri orada ihtiyaç olmadığında buraya verilirler veya vakitleri gelince Kapıkulu süvarisi olarak dışarı çıkarılırlardı.

Gerek saray dışındaki saraylardan (Edirne, Galata, İbrahim Paşa, İskender Çelebi sarayları) ve gerek Enderun'daki küçük, büyük odalarla kiler ve hazine odalarından yaşları müsait olanlar mutlak surette odalarda bırakılmayarak çıkma tabiriyle Kapıkulu süvarisi olmak üzere oda derecelerine göre farklı yevmiyelerle saraydan çıkarılırlardı.


Enderun Odaları

Enderun-ı hümâyunda aşağıdan yukarıya Küçük ve Büyük odalarla Seferli, Kiler, Hazine ve Has oda'lar
vardı. Küçük ve büyük odaların iç oğlanları Müslüman ve türk kültürü üzerinde yetiştirilir, Kur'an-ı kerim ile beraber Türkçe, Arapça, Farsça öğretilir ve bunun haricinde spor hareketleri (güreş, atlama, koşu, meç, ok çekme, tomak gibi) yaptırılırdı. Bilinen tabiriyle bu iki oda oğlanları dolama denilen üst elbisesi giydikleri için kendilerine Dolamak ismi de verilirdi. Her iki oda aynı derecede olup içlerinden daha yukarı hizmete yetenekleri ile sıraları gelince Seferli, Kiler ve Hazine koğuşlarına geçerler ve diğerleri de çıkmalarda kapıkulu süvari bölüklerine çıkarılırlardı. 1635 (1045 H.)'de
IV. Sultan Murat zamanında kurulmuş olan Seferli koğuşu oğlanları evvelce pâdişâhın ve Enderun halkının çamaşırlarını yıkarlarken sonraları teşkilâtı genişletilerek sarayın hânende, sazende, kemankeş, pehlivan, berber, hamamcı ve dellaklarını yetiştirmiştir. Bu odanın büyük âmiri saray kethüdası olup her sınıfın çamaşırcıbaşı, sazendebaşı ve benzeri âmirleri vardı.

Kiler koğuşu derece itibariyle Seferli'den yüksekti; başları olan kilercibaşı, pâdişâhın yemeğini bizzat önüne kordu; kiler iç oğlanları, hükümdar ve harem-i hümâyunun ekmek, et, yemiş, tatlı şerbet ve benzeri yiyecek ve içecek şeylerini hazırlar, saray odalarıyla saray camiine ait mumları tedarik ve hıfzederdi. Bu odanın kilerci başıdan başka kiler kethüdası, peşkir başı, mum başı ve saire isimlerinde oda zabitleri vardı.

Derecesi kiler koğuşundan daha yüksek olan hazine koğuşu âmirine Enderun baş hazinedarı denilirdi; bu oda oğlanları enderun hazinesini muhafaza ederlerdi; enderun hazinesinde altın, gümüş paradan başka mücevherler, elmaslar, kürkler, şallar, elbiselik kıymetli kumaşlar, altın, gümüş ve mücevherli ve sair kıymetli eşya bulunurdu.

Has oda, hazine koğuşunun üstünde olup pâdişâha en yakın olanlar burada bulup hizmet ederlerdi ; asıl Enderun ağaları denilen sınıf bu has odalılardı; bu odanın en büyük zabiti Has oda başı ile silâhdar, çuhadar, rikâbdar'dı; hasoda efradı 40 kişiden ibaret olup burada fazlalık oldukça hazine odasının en kıdemlisi buraya alınırdı; eğer işi olmayan iki olursa bu ikinci açık yere de Kiler odasının sıra bekleyen en eskisi ve açık üç ise seferli koğuşunun kıdemlisi naklolunurlardı.

Has odalıların asıl vazifesi Hırka-i şerif dairesinin temizlenip süpürülmesi ile geceleri öd ağacı yakmak, gül suyu serpmek, şamdan, parmaklık ve diğer madeni eşyayı parlatmak ve temizlemek gibi hizmetler olup bunları nöbetle yaparlardı.

Oda zabitlerinden Has oda başı, merasimde pâdişâhın elbisesini giydirir ve çıkarırdı; silâhdar, merasimde at üzerinde olarak sağ omuzunda pâdişahın kılıcını taşır ve çuhadar yine merasimde pâdişâhın kaputunu götürüp halka çil para serper ve rikâbdar ise pâdişâhın çizmelerine bakıp ayağına giydirirdi. Sonradan bu çizme giydirme işi başkasına verilip rikâpdar ata binerken pâdişâhın atının özengisini tutardı.


Ak Hadım Ağaları

Osmanlı sarayının Bâbüssaâde denilen kapısını ak ağalar denilen beyaz hadım ağaları muhafaza ederlerdi; XV. asırla XVI. asrın sonlarına
yakın zamana kadar Osmanlı sarayının en büyük, en nüfuzlu ağası Bâbüssaâde veya kapı ağası idi. Kapı ağasının emri altındaki ak hadimlar sarayın bu kapısını muhaza ediyorlardı; bunların miktarı 30 kadardı. Zabit olarak kapı ağasından sonra saray ağası ile saray kethüdası gelirdi.


Kara Hadım Ağaları

Bunlar, Osmanlı sarayının kadınlarla meskûn olan harem kısmında bulunurlardı; kara hadımların en büyük âmirine Darüssâade ağası veya kızlar ağası denilirdi. Kızlar ağası ile maiyyeti XVI. yüzyıl sonlarına kadar kapı ağasına tabi idiler. Kara hadım ağalarına sarayın kadınlara ait kısmının hizmetinden dolayı harem ağası da denilirdi.


Sarayın Bîrun Erkânı

Osmanlı sarayının dış hizmetine bakan ve mutlak devşirmeden gelme olmayan, sarayda yatıp kalkmak mecburiyetinde olmayıp hariçte evleri bulunan bîrun erkânı, padişah hocası, hekimbaşı, cerrahbaşı, göz hekimi, müneccimbaşı, hünkâr imamı gibi ulemâ sınıfından yetişmiş olanlarla şehir emini (şehremini) ve matbah, darphâne, arpa emini denilen sivil vazîfe sahiplerinden oluşurdu. Bunlardan üç öncekilerin vazifeleri sıfatları itibariyle bilinip yalnız hekimbaşıların saraydan başka da vazifeleri vardı; Osmanlı memleketindeki bütün hastahanelerin tabip, cerrah ve eczacılarının tayin ve azilleri ile hangi din ve mezhepte olursa olsun Türkiye'deki serbest tabip, cerrah ve eczacıların teftiş ve kontrolü ve îcabında bunların imtihanları hekimbaşıya. aitti. Saray hekimleri arasında Yahudi tabibler de vardı. Müneccimbaşılar pâdişâh cüluslarında, sefere çıkışlarda, donanma hareketinde, vezir-i azama mühür verilişinde ve sair buna benzer hususlarda bir uğurlu saat belirler ve bu gibi şeyler onların gösterdikleri uğurlu saatlerde yapılırdı.

Hünkâr imamı sarayda pâdişâhlara namaz kıldırır, şehremini saraya ait inşaat ve tamirat ile sarayın maaşlarını dağıtıp lüzumu halinde bazı alışveriş ile sarayın vekilharçlığını yapardı. Matbah emini, saray mutfağı levazımı ile saray kilerine ait şeyleri tedarik ederdi. Saray mutfağı için Rumeli ve Anadolu'dan, bazı adalarla Mısır, Eflâk ve Buğdan'dan özel olarak her sene malzeme gelirdi. Darphâne emini, İstanbul'da saray dahilinde para basılan dairenin müdürü idi. Arpa emini de ıstabl-ı âmire denilen saray ahırındaki hayvanların elçi ve bazı ricalin atlarının yiyeceklerini tedarik ederdi. Bütün bu eminlerin daireleri ve maiyetleri vardı.


Diğer Bîrun Erkânı

Yukarıdaki bîrun erkânından başka yine sarayın enderun dışındaki hizmet erbabından emîr-i alem, kapıcılar kethüdası, çavuşbaşı, imrahur ve bostancı başı ve maiyetleri vardı. Emîr-i alem saltanat sancaklarını muhafaza eder ve sancak beyliği, beylerbeyliği, vezirlik ve voyvodalık verilen zatlara devlet tarafından verilmesi lâzım gelen sancak ve tuğları teslim ederdi. Kapıcılar kethüdası, sarayın Bâb-ı hümâyun ile Orta kapısını bekliyen kapıcıların âmiri olup elindeki gümüş asa ile divan-ı hümâyun teşrifatçılığını yapardı.

Çavuş başı ilk devirlerde divan-ı hümâyun teşrifatçısı ve mübaşiri olup hükümetin zabıta ve haberleşme vazifesini gören divan-ı hümâyun çavuşlarının âmiri idi. Divan günlerinde elindeki gümüş asa ile kapıcılar kethüdası ile beraber teşrifatçılık yapar, aynı zamanda divan-ı hümâyunda adliyeye ait ödevlerde tevkif ve hapis işleri buna verilirdi.

İmrahur veya mîrahur, hükümdara ve saraya ait atlarla at ahırlarına bakan ve geniş bir teşkilâta tâbi olan seyislerin âmiri idi. Bostancı başı ise gerek sarayın içindeki ve gerekse dışındaki saraya ait bahçe ve bostanlarda çalışan ve pâdişâh ile saray erkânı kayıklarında hizmet eden bostancı ve kayıkçıların âmiri idi. Pâdişâh kayıkla bir yere giderken kayığın dümenini bostancı başı tutardı. Bostancı başılığa tayin edilene kürk giydirildikten sonra eline hazaren deynek verilmesi kanundu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz