Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı'nın Son Dönemleri ile İlgili Resimler
Tanzimat Dönemi Edebiyatı (1860-1896)
XV ve XVI. ASIRLARDA OSMANLILARDA ILMI HAYAT
XV Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Tımarlı sipahiler
Osmanlı Mimarisi
Bıyıklı Ali Paşa
II. Bayezid'in Şahsiyeti
Kütahya Öksüz Oğlan - Öksüzoğlan Camisi
Kütahya Ulu Cami - Cami-i Kebir
OSMANLININ SIRRI

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Varna Savaşı

İki Tarafın Savaş Düzeni

Türk ordusunun sağ koluna Anadolu Beylerbeyi Karaca, sol kola Rumeli Beğlerbeyi Hadım Şehabeddin Paşalar tâyin edilmişlerdi; merkezde başkumandan olarak II. Murad bulunuyordu. Merkez cephesinin önüne bir mızrak ucuna takılmış olarak Edirne-Segedin Anlaşması dikilmişti; ordunun gerisi tahkim edilmediğinden sarılmak tehlikesi vardı. Merkezde yeniçerilerin önünde kazıklarla muhafaza edilmiş hendek bulunuyordu.

Müttefiklerin, Ulahlar ve beş bölük Macar’dan müteşekkil sol cenahı Varna bataklıklarıyla muhafaza altına alınmış ve sağ cenah ise açık ovaya ve şehre doğru düşmüştü; bu kol açık ve tehdide maruz olduğundan Macar kuvvetleri tamamen burada toplanmışlardı. Bayrakları siyahtı. Kardinal Jülyen Sezarini'nin kumandasındaki kuvvetler bu kolda idi. Kral Ladislas, merkezde Sen Jorj sancağı altında bulunup elli süvari ile muhafaza altına alınmıştı. Başkumandan Hunyad bütün kollara kumanda edeceği için seyyar bir halde idi.

İki taraf kuvvetlerinin miktarı hakikî olarak malûm değilse de düşman kuvvetinin, Türk kuvvetinden ziyade olduğu muhakkaktır. Varna savaşı 10 Kasım 1444 (28 Receb 848) salı günü yapılmıştır. O gün Sen Marten yortusu'na tesadüf ettiği için haçlılarca uğurlu sayılmıştı. Osmanlı ordusunun sağ koluna Anadolu beylerbeyi Karaca Paşa ve sol koluna Hadım Şehabeddin Paşa kumanda ediyorlardı. II. Murad, kaide üzere merkezde yeniçerilerle beraber yerini almıştı.

Muharebe başlar başlamaz Jan Hunyad, Osmanlı ordusunun Karaca Bey kumandasındaki sağ koluna bizzat hücum ederek bu kolu geri sürdü; sol cenaha yüklenen Eflâk kuvvetleri ise bu kolu bozdular ve hattâ yandan pâdişâhın bulunduğu ordu merkezine doğru yürüdülerse de püskürtüldüler. Ordunun gerisinin tahkim edilmemesinden dolayı (burada ağırlıklar ve develer bulunuyordu) bu kısım tehdid edildi. Sağ ve sol kollar dağılmış olduklarından ordu merkezinde yalnız hükümdar, maiyyeti ve kapıkulu kuvvetleri kalmıştı; fakat Sultan Murad telâş göstermeyerek yerinde duruyor ve kumandayı bırakmıyordu.

Osmanlı ordusunun sağ ve sol kollarının bozulduklarını gören Macaristan kralı Ladislas (III. Vladislas) heyecana gelip Jan Hunyad'ın men etmesine rağmen kendisini tutamayarak Polonyalı kuvvetlerle beraber Osmanlı ordusu merkezine ve pâdişâhın üzerine hücum ederek sancakların bulunduğu yere kadar geldi. Yeniçeriler şiddetle müdafaada bulundular ve merkezden içeriye giren düşman kuvvetlerini çevirdiler; bu sıra yeniçerilerden Timurtaş adlı bir yiğit kralın atının ayağına bir balta vurarak atı ve kralı yere düşürdü; kralın düştüğünü gören yayabaşı (Yeniçeri bölüklerinden birisinin kumandanı) Koca Hızır hemen koştu ve derhal kralın başını kesti ve bunu bir mızrak ucuna takarak gösterip yüksek sesle bağırmağa başlayınca Polonya kuvvetlerinin kuvve-i mâneviyeleri bozulup kaçmağa başladılar ve fakat hiç birisi kaçamayarak maktul düştüler. Varna muharebesi Haçlıların Kostantaniyye'yi kurtarmak için yaptıkları son seferdi.


Sonuç:

Bu sırada Osmanlıların sol cenahını çevirmekte olan Jan Hunyad süratle yetişerek vaziyeti düzeltmeğe ve kralın ölüsünü almağa ve "biz kral için değil dinimiz için vuruşmağa geldik" diye askeri cesaretlendirmeye çalıştı ve hattâ bir iki hamle daha yaptıysa da kralın katlini duyan Türk kuvvetlerinin dönerek kuvvetin arttığını görmesi üzerine kendi kuvvetini toplamağa muvaffak olamamış ve kralın katli duyularak haçlı ordusunda umumî bir panik husule gelmiştir. Bunun üzerine Jan Hunyad da Polonyalı kuvvetlerden kurtulanları alarak kaçmış ve Sultan Murad'ın muharebe meydanını terk etmemesi bu büyük başarının elde edilmesine sebep olmuştur.

Varna muharebesinde Anadolu beylerbeyi Damat Karaca Paşa ile Kara Timurtaş Paşa’nın torunu Umur Bey'in oğlu Osman Bey şehid olmuşlardır. Düşman ordusundan ise Kral Ladislas ve anlaşmanın bozulmasında birinci derecede âmil olan Kardinal Jülyen Sezarini maktul düşmüşlerdir. Düşmanın ileri gelen kumandanlarından bazıları esir düştüler; kaçanlar Tuna boyuna kadar takip olunup bir kısmı katlolunmuşlardır. Arab kaynaklarına göre Osmanlıların kaybı on bin kadar olup düşmanın ise daha çoktu. Varna muharebesi ve Jan Hunyad'ın mağlûp olması Osmanlıların daha evvelki mağlûbiyet lekesini silmiş ve Türklerin Rumeli'de iyice istikrarını temin eylemiştir. Varna harbi sabahtan ikindiye kadar sekiz, dokuz saat sürmüştür.


II. Murad'ın ikinci defa hükümdarlığı

Sultan Murad Varna'dan Edirne'ye dönünce Anadolu'ya geçmeyerek Veziriâzam Halil Paşa ile diğer ileri gelenlerin tesiriyle ihtimal ki tehlike iyice geçinceye kadar oğluyla müşterek olarak ikinci defa hükümdar olmuştur.

Bu muzafferiyet fetihnameler ile Memlûk sultanı Melik Zahir Çakmak ile Timurlulardan Şahruh Mirza'ya ve Karakoyunlu hükümdarı Cihanşah'a bildirilmiş, harb esirleriyle beraber hediyeler gönderilmiştir; Azab Bey elçiliği ile Memlûk sultanına gönderilen hediyelerden başka yüksek dereceli esirlerden harb kıyafetleriyle yirmi beş tutsak da yollanmıştır.


II. Mehmed'in ikinci defa hükümdarlığı

Sultan Murad bu ikinci defaki hükümdarlığında bir seneden az bir zaman kaldıktan ve hükümdarlığa bir tehlike başgöstermediğini gördükten sonra ikinci defa oğlunu Oruç Bey'in kaydına göre (s. 58) istikbali üzere hükümdar yaparak Manisa'ya gitmiştir (takriben 849 Ramazan başı / 1445 Aralık); Sultan Mehmed, babasının arzusuyla saltanattan çekilerek yerine hükümdar olduğunu bir nâme ve hediyelerle Memlûk Sultanına bildirmiştir.

Sultan Mehmed'in bu ikinci hükümdarlığı da kısa sürdü. Genç hükümdarın etrafında veziriâzam Halil Paşa'ya rakip olan Zağanos Paşa partisi onu fütuhata teşvik ediyorlardı. Halil Paşa ise henüz tehlikenin geçmediğini ve Eflâk prensinin iltihakiyle Tuna nehrinin ötesinde bulunan Jan Hunyad'ın tehdidini görerek (Iorga c. I, s. 444) ihtiyatlı hareket edilmesini ileri sürüyordu. Filhakika taarruz taraftarlarının bazı hareketler üzerine Sırp despotu ile Karaman ve Candar hükümdarları Manisa'ya Sultan Murad'a şikâyette bulunmuşlar ve o da oğluna kati yazarak bu taarruz hareketini önlemiştir (Heşt Bihişt, Behiştî, Âlî). 849 Zilhicce /1446 Martta Edirne'de bir büyük yangın çıkmış ve bunu takiben yeniçerilerin Edirne haricinde ada'da bir tepede toplanmak suretiyle isyanları vukua gelmiş. Bunlar devlet erkânından bazılarıyla bilhassa veziriâzam Halil Paşa'nın birinci hasmı olan Rumeli beylerbeyi Hadım Şahabeddin Paşa'nın konağını yağma edip kendisini öldürmek istemişlerse de Sultan Mehmed'in yanına saraya kaçarak kurtulmuştur. Para ayarının düşüklüğünden dolayı vuku bulduğu söylenen bu isyan bunların yevmiyelerine yarımşar akçe zam suretiyle bastırılmış ise de Vezir-i âzam Halil Paşa ile diğer devlet adamları İshak, Saruca Paşa'larla yeniçeri ağası Kurtçu Doğan ve Anadolu Beylerbeyi Ozguroğlu İsa Bey aralarında gizlice görüşerek Sultan Murad'ı yine hükümdarlığa getirmeğe karar vermişler ve kendisini getirmek üzere Saruca Paşa'yı Manisa'ya göndermişlerdir.


Sultan Murad'ın üçüncü defa hükümdarlığı

Alınan tertibat üzerine Sultan Mehmed bir in eğlencesi yapmak üzere şehirden dışarı çıkarılacak ve Sultan Murad gizlice getirtilip hükümdar îlân olunacaktı. Bunun neticesinde Sultan Murad gelerek hükümdar olmuş ve Sultan Mehmed de yine eski sancağı olan Manisa'ya, gönderilmiştir. Sultan Mehmed'in veziri ve akıl hocası Zağanos Paşa bazı tarihlere göre Sultan Mehmed'le beraber Manisa'ya gitmiş ve bazı kayıdlara göre de azlolunarak Balıkesir'de oturtulmuştur. Sultan Mehmed, kendisinin iki defa saltanattan hal'ine sebep olan Halil Paşa'ya iyice kin bağlamış ve İstanbul fethini müteakip İstanbul fethine mâni olmak istediği vesilesiyle öldürterek intikamını almıştır. Sultan Mehmed'in bu ikinci hükümdarlık tarihi üç buçuk ay kadar sürmüştür.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz