Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Anadolu Beylikleri Ladik Denizli Beyliği
II. Abdülhamit Dönemi Fotoğraf Albümü
Osmanlı’da Yönetici Sorumluluğu
Dördüncü Mehmed
OSMANLI ORDUSUNUN BİTİREMEDİĞİ BİR TENCERE PİLAV
Osmanlı Devlet'inde Belediyecilik Ve Çorum Belediyesi
Genç Murat'ın Aşkı
Kadılık - Kazaskerlik - Müftülük
ISLAHAT FERMANI
Salyaneli ve Salyanesiz Eyaletler

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Venedik Cumhuriyeti

Adriyatik denizinin nihayetinde bulunup bugün İtalya devletine ait olan Venedik Cumhuriyeti denizci bir devlet idi; bu cumhuriyet donanması ve ticaret gemileri sayesinde Akdeniz'de bir çok iskele ve limanlara ve bir hayli mühim adalara sahip ol¬mak suretiyle Akdeniz'i bir örümcek ağı gibi kuşatmıştı. Venedik Cumhurreisine doç deniliyordu. Evvelce Şarkî Roma İmparatorluğu'nun himayesinde bulunan Venedik Cumhuriyeti, bu İmparatorluğun zaafından istifade ile Onuncu asırda müstakil olmuş ve Istirya ile Dalmaçya sahillerini zabt ederek genişlemiş ve daha sonra onbirinci ve onikinci asırlarda Piza ile Cenevizlilere karşı rekabete başlamıştı.

Cumhuriyetin genişlemesi

Venedikliler Haçlı seferleri esnasında haçlı askerlerini gemileriyle doğuya naklettikleri sırada Akdeniz'deki çok sayıda ada ve limanları ele geçirmişler ve Lâtinlerin 1204'de İstanbul'u işgalleri senesinde gemileriyle bunları İstanbul'a naklederek Lâtin İmparatorluğunun burada devamı müddetince ticarette en yüksek derece ve menfaat elde etmişler ve koloniler tesis eylemişlerdir.

Venedik Cumhuriyeti on dördüncü asırda birtakım hilelerle Kıbrıs adasını ele geçirdiği gibi bilhassa Arnavut beyi İskender'in vefatından sonra da Arnavutluk sahillerinde mühim limanlara sahip olmuştur. Cumhuriyetin Akdeniz'de başlıca iskele ve limanları Arnavutluk, Epir ve Mora sahillerindeki liman ve iskeleler ile Adriyatik körfezi ağzındaki Korfo ve daha güneyde Yunan denizi’nde Pakos, Zanta, Kefalonya, Ayamavra vesair diğer adalarla Ağrıboz (Eubeia) Girid ve Kıbrıs adaları idi.

Venedik – Ceneviz Rekabeti

Ticaret alanında Venediklilerin karşısında birinci derecede rakip olarak Cenevizliler vardı. Bunların menfaat rekabeti yüzünden aralarında düşmanlık ve savaş eksik değil gibiydi. Venediklilerin Doğu Akdeniz'de en mühim ticaret depoları İskenderiye ve Suriye sahilleri ile yukarıda adlarını saydığımız mahallerde ve bir de İstanbul’da bulunuyordu. Azak denizi’ndeki Venedik hâkimiyeti 1381 senesinde yapılan Tarin anlaşmasıyla Venediklilerden Cenevizlilere geçmişti; burada Timur'un 1396'da tahrip etmiş olduğu Tana müstemlekesi Venediklilere aitti.

Osmanlılarla Venedikliler

Venedik Cumhuriyetinin, Osmanlıların 1385'de Venedikliler Arnavutluk seferinde başlayan ilk ilişkileri sonradan artmıştır. Osmanlıların faaliyetlerinden ve ticaretlerine halel gelmesinden ürküp, bunlarla başa çıkamayacağını anlayınca zaman zaman uyuşmayı uygun görmüş ve Osmanlılar da ilk Balkan harekâtında —I. Sultan Murad'dan itibaren— bu cumhuriyeti kendilerine düşman yapmamayı siyasetlerine uygun bulmuşlar ise de Venedikliler her fırsatta Bizans'la Osmanlılar aleyhine anlaşmak arzusunu ihmal etmemişlerdir. Nitekim 11 Temmuz 1361'de Venedik Doçu seçilmiş olan Laurent Çelsi, Sultan Murad'a karşı İmparator Yuannis'e bir ittifak teklif etmiş, fakat bu teklif uygulamaya geçmemişti. Bununla beraber Osmanlı hükümeti bunları bilmemezlikten gelerek dostlukta devam ediyordu. Hattâ 15 Temmuz 1373'de Dalmaçya’daki Venedik arazisini isteyen Macar kralına karşı Cumhuriyet Osmanlıların yardımını istemiş ve derhal beş bin Türk askeri gönderilmiştir. Yine bu münasebetle Timur'un doğudaki faaliyeti İran ve Suriye'deki harekâtı esnasında Osmanlı hükümdarı bir muharebe ihtimalini gözönüne alarak Venediklilerle anlaşmış, cumhuriyetin müstemlekelerine taarruz etmeyeceğini, boğazların serbestisini temin eyleyeceğini taahhüd etmişti; bununla beraber Venedik, Avrupa siyaseti hususunda haçlı seferleri ve Bizans işlerinde daimî surette değişik, hercai bir siyaset takibi kendisine prensip yapmıştı; bundan dolayı hiç bir taahhüdüne sadık olmayıp her işinde menfaat hâkimdi.

Venedik Cumhuriyeti Osmanlılarla Bizanslıların anlaşmalarından çekinmekte idi; fakat Osmanlı siyaseti muayyen bir prog¬ram altında yürüdüğünden Venediklilerin yaptıkları manevralar sonuçsuz kalıyordu. Osmanlıların Rumeli'deki sıkışık ve nazik vaziyetlerinde bunların Papa donanmasıyla beraber Çanakkale boğazını tutarak —Varna muharebesine takaddüm eden günlerde— Anadolu'dan Rumeli'ye asker nakledilmesine mâni olduklarını görmekteyiz. Kosova savaşı ve Sultan Murad Hüdavendigâr'ın (I. Murad) şahadetinden sonra Venedik Cumhuriyeti yeni Osmanlı hükümdarı Bayezid'i tebrik etmek ve ticaret muahedesini yenilemek için murahhas gönderdiği zaman ona Osmanlı kadırgalarına taarruz etmiş olan Venedik amirali Pietro Zeno'nun harekâtını uyarması hakkında talimat verilmişti.

Venediklilerin bu iki yüzlü hareketlerine karşı Osmanlılar temkinli bir siyaset takip ediyorlardı. Bunun başlıca sebeplerinden birisi Osmanlı Devletinin henüz kuvvetli bir donanması bulunmaması idi; kuvvetli donanmaya sahip olan Venediklilerin Anadolu ile Rumeli arasındaki Gelibolu geçidini kapamak yani boğazı tutarak iki sahilden birinden diğerine nakliyatı men etmek ihtimali vardı; hususiyle bu ihtimal Papa, Ceneviz ve Akdeniz Lâtinlerinin de iştirakiyle uygulanırsa durum çok tehlikeli olurdu; işte Osmanlı hükümeti bütün bu ihtimalleri düşünerek Venediklileri gücendirmeden ve iki yüzlülüklerini görmezliğe gelerek vaziyeti idare ediyor fakat çizdiği programdan şaşmıyordu.

Yıldırım Bayezid zamanında Aydın ve Menteşe beyliklerinin işgali üzerine bunların donanmaları da tabiî olarak Osmanlılara geçmiş olduğundan bu suretle miktarı artan Osmanlı donanmasının Doğu Akdeniz'de harekâta başlayarak Sakız, Ağrıboz adalariyle Doğu Yunanistan sahillerini vurmaları Venedik senatosunu telâşa düşürmüştü.

Osmanlıların işgal programı tatbik edildikçe ellerindeki yerler yavaş yavaş ellerinden çıkmış, Osmanlı donanması bunlarla çarpışabilecek bir kudret göstermiş ve bu suretle idarelerindeki adalar da alınmağa başlamış olduğundan dolayı Venediklilerin on beşinci asrın son yarısından itibaren Osmanlılar aleyhine yapılan her ittifaka açıkça girmekte tereddüt etmemişlerdir; hattâ bu aleyhtarlık yalnız Hıristiyan devletleriyle birlik olmakla kalmayarak Osmanlılarla diğer Türk devletleri arasındaki düşmanlıklara da uzanmıştır. Bu cümleden olarak Venedik Cumhuriyeti Karamanoğlu İbrahim ve Kasım Beylere ve Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'a müracaat ile Osmanlılar aleyhine onlarla anlaşmış ve onları hem teşvik etmiş ve hem de ihtiyaçları olan harp levazımı vermiştir.

Osmanlıların Venediklilerle olan düşmanca ilişkileri XV. yüzyıl'ın son yarısından itibaren başlamış ve kuvvetli olarak XVI. yüzyıl sonlarına kadar devam etmiştir.

Venediklilerle Ticarî İlişkiler

Cumhuriyetle olan ticarî ilişkiler 1381 (H. 783 ticarî münasebet ) tarihinden başlar. Bunlar ara sıra verilen müsaade üzerine Anadolu’dan ihtiyaçları olan hububat vesair ticarî mallar Osmanlı Devleti tarafından Venediklilere verilen ahidnâmeler mevcuttur. Meselâ Musa Çelebi'nin 12 Ağustos ve 3 Eylül 1411 ve Çelebi Mehmed'in 5 Aralık 1419 ve II. Murad'ın 4 Eylül 1430 tarihlerinde Venediklilerle akdettikleri Lâtince muahede metinleri vardır. Emîr Süleyman Çelebi'nin 3 Haziran 1403 tarihli muahedenâmesi de Lâtincedir. Ticaret muahedenâmeleri her pâdişâh değiştikçe yenilenir ve yeni hükümdar adına yeni ahidname verilirdi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz