Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Topkapı Sarayı - İstanbul Sarayı
XVIII. Yüzyılda Osmanlı-Afgan İlişkileri
XVI. ve XVII. Yüzyıllarda Osmanlı Maliyesi
Ohrili Hüseyin Paşa
Sarıkamış faciası... Ağaç dallarındaki iskeletler!
ÜÇ AY SAHİBİNİ BEKLEYEN ALTIN KESESİ
Edebiyatta Tanzimat
Kayıkçı Kul Mustafa
Kanuni ve Sinan İstanbul’u susuzluktan nasıl kurtarmıştı?
İsmail Sefâ

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Fransa İlişkileri

Sayfadaki Başlıklar


Fransızlara Karadan Yardım
Fransızlarla İmzalanan İlk Anlaşma ve Kapitülasyonlar
Fransızlara Denizden Yardım

Doğu fütuhatı için hayalî emeller takip etmiş olan Fransa kralı VIII. Şarl'ın 1498'de çocuk bırakmadan ölümü üzerine bunun amcasının oğlu Orlean dukası XII. Lui kral olmuş ve bu suretle Fransa'da Kapet sülâlesinden olan Valva hanedanının Orlean kolu kurulmuştu.

Osmanlı devletiyle Fransa krallığı arasındaki münasebetler bir ahidnâme düzenlenmesinden önce Pavye muharebesinde kral I. Fransuva'nın V. Şarl'a esir düşmesiyle başlar. Bu münasebetten evvel II. Bayezid zamanında kral VIII. Şarl'ın Napoli'yi işgal ile Bizans tacını giymesi ve Venediklilerin müttefiki olan Fransızların Midilli'ye asker çıkararak burayı muhasara etmeleri gibi düşmanca vaziyetler varsa da bunlar geçici şeylerdi. Bundan dolayı Fransa ile ilk siyasi ilişki Kanunî Sultan Süleyman zamanında Fransa kralının Şarlken'e karşı Osmanlı hükümdarından yardım isteyerek pâdişâhı Macaristan üzerine harekete teşvik ve tahrik etmesiyle başlar.

Avrupa kıtasının en nüfuzlu hükümdarı olmak isteyen I. Fransuva, Şarlken'in imparatorluğunu çekememiş, onunla mücadeleye girişmiş ise de başa çıkamamıştı; bunun için Doğuda pek kuvvetli olan Türk hükümdarını Şarlken ile tutuşturup bundan istifade etmek emelini takip etmiş; fakat Katolik olması doiayısıyla bir İslâm devletiyle hemdin ve mezhebi olan V. Şarl aleyhine açıktan açığa ittifak etmekten çekinmiştir; bununla beraber Fransuva, sıkıştıkça Osmanlı hükümetinin lûtf ve mürüvvetini kazanmak ve sıkıntıdan kurtulunca Osmanlı hükümdarıyla Alman imparatoru arasında aracılık etmek gibi iki yüzlü bir siyaset takip eylemiştir.


Fransızlara Karadan Yardım

Fransa ile Osmanlı devleti arasındaki ilk siyasî temas 1525 senesinde
başlamıştır. Bu tarihte İstanbula gönderilen Fransız elçisi La forest Bosna'da öldürüldüğünden onun yerine büyükelçi olarak bir takım hediyelerle Kont Jan dö Franjipan (Jean Frangipani) adında bir Fransız elçisi gelmişti. Fransuva'nın 24 Şubat 1525'de Pavye muharebesinde esir düşmesi üzerine valide kraliçe Düşes Dangolem, Franjipan'ı acele oğlu ve kendi tarafından olmak üzere iki nâme ile yardım istemek üzere Osmanlı hükümdarına gönderip esir ve hapis olan oğlunun kurtarılması için Macaristan'a bir sefer yapılmasını rica etmişti; Fransuva da, pâdişâh Macaristan'a yürürse kendisinin de hapisten çıkıp Şarlken üzerine yürüyeceğini bildirmişti.

Kont Franjipan, aldığı talimat üzerine Osmanlılarla ittifak ederek pâdişâhı Macaristan üzerine hareket ettirmeye memur olmuş ve yaptığı temaslar neticesinde 1526 Ocak (932 Rebiulâhır) tarihli vaadi içeren bir nâme alıp geri dönmüştü; bu nâmesinde Sultan Süleyman şöyle diyordu:
"Sen ki Françe vilâyetinin kralı Françesko'sun, der-gâh-ı selatin penahıma yarar adamın Frankipan ile mektup gönderip ve bazı ağız haberi dahi ısmarlayıp memleketinize düşman müstevli olup el'an hapiste idigünizi îlâm edip halâsınız hususunda bu canibten inayet ve meded istida eylemişsiz; her ne ki demiş iseniz.... tamam malûm oldu. İmdi pâdişâhlar sınmak (mağlûp olmak) ve hapsolunmak acib değildir. Gönlünüzü hoş tutup azürde hatır olmıyasız; öyle olsa daima def'-i düşman ve feth-i memalik için... gece, gündüz atımız eğerlenmiş ve kılıcımız kuşanılmıştır. Hak sübhanehû ve teâlâ hayırlar müyesser eyleyip meşiyyet ve irâdâtı neye müteallik olmuş ise vücuda gele..."

Pavye muzafferiyeti ve Şarlken'in, Fransa kralını esir alması ümidin fevkinde bir kazanç olduğundan bu galibiyet Şarlken'i birden bire Avrupa'da en hâkim mevkie çıkarmıştı. Fransuva 1526 senesinin Ocak ayında Madrit anlaşması ile bir çok haklarından ve yerlerinden vazgeçmek suretiyle esirlikten kurtulmuştu. Şarlken'in bu üstünlüğüne karşı Alman ve İtalya'daki prensler ses çıkaracak durumda değillerdi; fakat Şarlken'in bu galibiyeti İngiltere kralı Hanri ile Papa VII. Kleraan'i ve Almanya'da Protestan mezhebini kabul etmiş olan prensleri korkutarak onları Fransuva ile ittifaka sevk etti.

Şarlken'in, Fransuva'ya galebesiyle bozulmuş olan Avrupa dengesinin yeniden tesisi için Osmanlıların Avrupa işlerine müdahaleleri zarurî görülmüştü. Nitekim 1526 Mohaç muhhrebesi ve 1529 Viyana muhasarası ile yapılan harekât ve müdahale sayesinde Şarlken'in tahakkümü bertaraf edilmiş ve bunun neticesinde Alman imparatoru Kambire anlaşması ile İsrarla istediği Burgondya'dan vazgeçmeye mecbur olmuştu.

Şarlken'in nüfuzunu kırmak için az evvel işaret ettiğimiz gibi Fransa'ya ilk fîlî hareket Sultan Süleyman'ın Fransa kralına göndermiş olduğu nâmeyi müteakip aynı senede yapılmış, Macaristan kralının devletler hukukuna aykırı hareketi neticesinde 1526'da Mohaç harbi ile Macaristan'ın mühim bir kısmı ve devlet merkezi olan Budin işgal edilmiş ve Macaristan'daki kral hanedanına son verilmiştir.

Şarlken, Mohaç mağlubiyetinin Fransa kralının tahriki neticesinde vukua geldiğini tahmin ile Hiristiyan bir kralın müşrik olan Türklerle ittifakından bahis ile mutaassıb Katolik alemini Fransuva aleyhine hareket ettirmeye çalışıyordu. Bu propagandadan çok korkarak Türklerle ittifakını saklamaya mecbur olan Fransa kralı, bütün bu felâketlerin müsebbibi Şarlken olduğunu söyledikten sonra "Eğer imparator arzu etseydi Türkleri geri püskürtürdük" diye aleyhine yapılan propagandaya mukabele ediyordu.

Macaristan seferleri, Viyana kuşatması, Avrupa'da Türkler aleyhine galeyanı mucip oldu; Papa bir haçlı seferinden bahsediyor, Luther 1529'da (Viyana muhasarası senesinde) Türkler aleyhine askerî nutkunu yayınlıyor ve Erasmus da neşrettiği eserlerle Türkler aleyhine olan heyecanı körüklüyordu; bundan dolayı Fransuva bunun neticesinin kendi aleyhine yapacağı fena tesirden korktu; İstanbul'a sefir yollamadığı gibi Osmanlılar aleyhine savaş yapılmasını da kabul ediyordu; çünkü hasmı olan Şarlken Alman imparatorluğundan başka İtalya ve Sicilyateyn krallıkları tacını giyerek Papa ile de uyuştuğundan bu vaziyet karşısında Fransuva da Türklere karşı savaş açmak isteyen Papa ile imparator Şarlken'in tekliflerini kabule mecbur olmuştu; fakat Türklere karşı hareket için iki taraf da anlaşamadılar; çünkü Fransuva diş bilediği hasmına karşı sözünde samimî değildi; vaziyetinden korktuğu için imparatorun teklifini kabule mecbur olmuştu. Fransa kralı İtalya'da bulunmak suretiyle Türklerle harp edeceğini söylüyor, Macaristan taraflarına asker göndermeyi istemiyordu; Şarlken ise Fransızların İtalya'daki eski nüfuzlarını ve orada yerleşmek istediklerini bildiği için Fransa kralının teklifini kabul etmemişti. Tabii bu haller Osmanlı hükümeti tarafından bilinmekle beraber her hususta Fransuva'dan istifade için ona karşı mülayim bir siyaset takip edilmekte idi.

Sultan Süleyman 1532 M. (938 H.)'de Alman seferine giderken Belgrad'da Fransa elçisi kaptan Renson (Rinçon)'u kabul eyledi. Bu diplomat daha evvelce Lehistan ve Transilvanya'da Fransuva'nın elçisi olarak bulunmuş ve Lehlilerin, Türklerin bir taarruzuna uğramaması için Jan Zapolya'yı, Osmanlılarla anlaşmaya sevketmişti. Renson veya Renkon Avrupa vaziyetine göre Fransa kralı nâmına pâdişâhı Alman seferinden vaz geçirmek istediyse de muvaffak olamayarak döndü. Bu hususta sefire, Belgrat'a kadar gelen bir ordunun geri dönmesinin memleket ve ordu üzerinde su-i tesir yapacağı söylendiği gibi gerek kralı ve gerek Papa'yı hapis ve tahkir eden bir hükümdara karşı muharebe istenmeyerek Fransuva tarafından bunun önüne geçilmek istenmesinin taaccübe şayan olduğu söylenmiş ve bununla beraber krala karşı pâdişâhın dostluğu teyid edilmişti. Fransuva'nın bu tarzda hareketi daha yukarıda özetlediğimiz Hıristiyanlık (Katolik ve Protestanlar birlikte) galeyanı neticesi idi.


Fransızlarla İmzalanan İlk Anlaşma ve Kapitülasyonlar

Sultan Süleyman 942 H. 1535 M.'de Irakeyn seferinden geri döndüğü zaman devleti namına Fransa elçisi Lafore vasıtasıyla Osmanlı-Fransız ticarî anlaşması aktedilmişti; iki devlet arasındaki ilk ahidnâme bu idi; bu ahidnâmeye göre Fransız tüccarlarının yüzde beş gümrük ile her iki devlete ait gemilerle serbestçe seyr ü sefer etmeleri ve bütün hukukî muamelelerde Fransız konsoloslarının kaza hakları kabul ediliyordu; bundan başka Fransız tebaası hakkındaki davalara kadılar bakmayarak bunlara divan-ı hümâyunda bakılmakla beraber hüküm verecek kadıların (kazaskerlerin) yanında birer Fransız tercümanı hazır bulunacaktı, Müslüman birisine olan borcunu ödemeden kaçan bir Fransızın yerine başka bir Fransız veya konsolos yakalanmayarak Fransa kralı aleyhine dava açılacaktı; Fransız tebaası mahallî hâkimlere (kadılara) müracaat etmeden vasiyyet olunan mallar Fransız konsolosuna teslim olunarak Fransız kanunlarına göre muamele görecekti; esir olan Fransızlar serbest bırakılacak ve bundan sonra yakalananlar esir muamelesi görmeyeceklerdi.

Bu anlaşma ile Fransızlar, Osmanlı memleketlerinde önemli imtiyazlar sağlamışlar ve İngiliz, Sicilya, Ceneviz ve saire gibi devletlerin ticaret gemilerinin Fransız bayrağı ile tehlikesizce seyr ü sefer ve ticaret yapmalarını temin ile bu devletlere karşı bir müddet üstün durumda kalmışlardır.


Fransızlara Denizden Yardım

Osmanlı devleti denizde de Fransızlara yardım etti. 1541'de Sultan Süleyman, Budin'de bulunduğu sırada bahriye yüzbaşısı olan Polen (Baron Dö Lagard) adında bir Fransız elçisi gelmişti. Bu elçi, kendisinden evvel gönderilmiş olan elçi Renkon (Renson)'un yolda Pavye'de bulunduğu sırada Şarlken tarafından verilen emir üzerine öldürüldüğünü haber vermiş ve sonra ordu ile beraber İstanbul'a gelmişti.

Polen, müteaddit görüşmelerden sonra Osmanlı hükümetini denizde İspanyollarla harp etmeğe ikna etmiş ve bunu haber vermek üzere Fransa'ya dönmüştü. Osmanlı hükümeti bu hususta donanmalarından da istifade edilmek üzere Venediklilerin de kendileriyle beraber olmasını arzu ederek tercüman Yunus Bey'i Venedik'e yolladıysa da de cumhuriyet, iki büyük devlet arasındaki mücadeleye girecek kudrette olmadığından bahis ile tarafsız kalmayı tercih etmişti; bunun üzerine yardım işi vezir-i âzam Hadım Süleyman Paşa'nın tereddüdü üzerine suya düşer gibi olduğu sırada yanında Pelisi'ye adında diğer bir elçi ile İstanbul'a gelen Polen, ikinci vezir Rüstem Paşa'nın tesiriyle huzura kabul olunarak evvelki vaad tekrarlandı ve elçiye bir de nâme-i hümâyun verildi.

Polen bir müddet sonra Barbaros Hayreddin Paşa kumandasındaki donanma ile Akdeniz'e açıldı ve Marsilya'ya gelindi (1543). Donanma Marsilya'ya gelmeden evvel Fransuva orada yapılacak işler hakkında Polen'e talimat göndermişti; bu talimat Osmanlı ve Fransız donanmalarının birleşerek Nis'i muhasara etmeleri idi; Türk donanması mevcudu 110 kadırga 40 kadar daha küçük gemi olup Fransız donanması 22 kadirga ve 18 büyük gemiden oluşuyordu; muhasara sonunda 20 Ağustos 1543 (19 Cemaziyelâhır 950) tarihinde Nis alındı.

Fransa kralı I. Fransuva'nın 31 Mart 1547'de ölümünden sona dahi Şarlken ile mücadele devam etmiş ve yeni Fransa kralı II.Hanri de çok sayıda nameleriyle ve elçisi Gabriyel Daramon vasıtasıyla Osmanlı padişahının yardımını rica etmiştir; hattâ 1552 senesinde II. Hanri ile Şarlken arasında yeniden muharebe başladığı zaman Hanri nakdî yardım mukabilinde Alman prenslerini elde etmiş ve aynı sene şubatında onlarla anlaşmış ve bu sayede Doğu Fransa'da Meç ve Tûl şehirlerini almış olup bu ittifak ve neticelerinden Osmanlı pâdişâhını haberdar etmişti; bunun üzerine bu, 1552 (959 H.) senesinde kaptan paşa kumandasıyla Turgut Reis de beraber olarak Batı Akdeniz'e bir donanma gönderilmiş ise de Fransız donanması görünmediğinden dolayı birleşmek imkânı olmamış ve Türk donanması iki ay sonra geri dönmüştü. Nitekim 1553 M. 960 H. senesinde İran seferine kareket eden pâdişâh Halep'te kışladığı sırada Hanri'den bir nâme gelerek Karlıeli beyi Turgud Reis'in denizden yardımı istenmiş ve bu sırada Turgut Reis'ten de gelen arîzada Fransız donnamasıyla birleşerek Şarlken'e karşı faaliyette bulunması için pâdişâhtan müsaade istenmiştir.

Sultan Süleyman bir sefer üzerinde iken ikinci bir seferin açılmasını muvafık bulmayıp bilfiil yardım etmesini İran seferinden dönüşe talik eylemiş ve bununla beraber Turgut Reis'in bilvasıta Fransa kralı ile temas ederek düşmanın define çalışmasını tavsiye yollu krala cevabî nâme göndermiştir.

Turgut Reis bu sıralarda denize çıkmış olduğundan kendisiyle haberleşmek mümkün olamamış, bunun üzerine kral ertesi sene iki devlet donanmasının birleşmesini rica ile kendisinin ayrıca karadan da taarruza geçeceğini Osmanlı hükümetine bildirmiştir.

Bunun üzerine İran seferinden dönmüş olan Sultan Süleyman gönderdiği cevabî nâmede gelecek ilkbaharda Piyale Paşa ve Turgut Reis kumandalarında denize çıkacak donanmanın Fransız donanmasıyla birleşeceğini fakat Fransız donanmasının bir an evvel hazır olmasını ve deniz mevsimi geçmeden faaliyete geçilmesini tavsiye ve donanmanın kışın İstanbul'a dönüp dışarıda kalamayacağını beyan etmiştir; çünkü pâdişâh Fransız donanmasının zamanında hazır olmaması ve malzeme noksanlığı yüzünden bir netice elde edilemeyeceğine kani bulunuyordu. Filhakika Piyale Paşa donanma ile Toskana taraflarına giderek Piyombino kalesine hücum edip sonra Fransız donanmasıyla birleşerek bazı gösterilerde bulundular; bu deniz hareketi Şarlken'i düşündürdü; yukarıda zikri geçen Alman prensleriyle II. Hanri arasındaki ittifak ve bu ittifakta Osmanlıların da eli bulunması Şarlken'i son bir hamle yapmaya sevketmiş ise de Meç muhasarasında muvaffak olmayıp pek çok telefat vermesi üzerine müteessir olarak imparatorluktan çekilmiş ve yerine kardeşi Ferdinand'ı imparator yaptırmış ve bu suretle elindeki yerleri Ferdinand ile oğlu Filip arasında taksim etmiştir.

İşte bu suretle Şarlken imparatorluğunun ikiye ayrılması her cihetten Şarlken tarafından kuşatılmış olan Fransa'ya oldukça bir nefes aldırmıştır.

Bundan sonra Osmanlılarla Fransızlar arasındaki bu yoldaki yardım isteme işi, 1559 Nisanında İspanya ve İngiltere arasında imzalanan Kato Kambrezi (Cateau - Cambresis) anlaşmasından sonra sona erdi. Bu sırada İspanya'da Şarlken'in oğlu II. Filip ve Fransa'da II. Hanri hükümdar bulunuyorlardı. Fransa kralı, donanma ile Osmanlılardan yardım istedikten bir müddet sonra 1559'da İspanya kıralı ile yaptığı barıştan bahis ile Osmanlı hükümetine (vesikalara göre) Ferdiyan adında bir elçi göndermiş olduğundan krala yardım için Cezayir beylerbeyi Salih Paşa'ya verilen emirden vazgeçilmiş ve yazılan cevapta yapılan barıştan dolayı memnunluk gösterilip dostlukta devam edileceği de beyan edilmiştir.ü

II. Hanri Kato Kambrezi anlaşmasından az sonra ölmüş ve yerine büyük oğlu II. Fransuva kral olmuştur. Kanunî Sultan Süleyman 1566'da vefat ettiği zaman Fransa krallığında Hanri'nin ikinci oğlu IX. Şarl hükümdar bulunuyordu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz