Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Bursa Ulu Cami
Ottoman peace (osmanlı barısı)
Rumeli'ye Geçiş
Savaş zamanındaki hizmetleri
Kanuni Sultan Süleyman'ın Şahsiyeti
Darendeli Mehmet Paşa
Silâhtar Seyyid Mehmet Paşa
Osmanlı’da ilk defa açılan okullar…(1)
Ruhsatî
Osmanlılar ve Arnavutluk

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Macar İlişkileri

Sayfadaki Başlıklar


Anju Hanedanından Gelen Macaristan Kralları
Yagellon Ailesinden gelen Macaristan Kralları

Anju Hanedanından Gelen Macaristan Kralları

Osmanlı devleti kurulup Balkan yarımadasına ayak bastıktan îtibaren bizim tarihlerde Ongürüs denilen Macarlarla çarpışmış ve bu çarpışma fasılalarla XVI. asrın ilk yarısına kadar (1525) devam etmiştir. İlk defa Balkanları nüfuzu altına almak isteyen ve Anju hanedanından olan Macar kralı I. Layoş (Büyük Lui) Katolik mezhebine sokmak istediği Balkan devletlerine açıkça yardım etmek üzere bizzat Edirne civarına kadar gelmiş Meriç veya Sırpsındığı muharebesinde mağlûp olarak kaçmıştı; Osmanlı-Macar mücadelesi Macar kralları Sigismund, Albert, V. Ladislas, Jan Hunyad ile oğlu Matyas Korvin ve VI. Ladislas zamanlarında da devam etmiştir.

Macarlar, Balkanların kuzeyine doğru yayılmakta olan Osmanlı fütuhatını önlemeğe çalışmışlar, Eflâk, Sırbistan ve Bosna üzerinde hami vaziyeti almışlarsa da buna rağmen Eflâk ile Sırbistan epey mücadeleden sonra nihayet Osmanlı hâkimiyetine girmiş, birincisi imtiyazlı bir beylik diğeri de bir sancak olmuştur.

Macarlarla olan mücadele, XV. yüzyılın son yansında da hızını kaybetmemiştir. Bu hususta mücadelenin mihrakını Belgrat ile onun etrafındaki kaleler teşkil etmiştir. Çünkü Belgrat, Macaristan'a karşı yapılacak askerî harekât için bir kapı ve bir üs teşkil edeceği için her iki taraf da almakta ve vermemekte inat ediyorlardı. Belgrat'ın alınmaması nedeniyle Türkler tarafından Tuna ve Sava nehirleri kenarlarında elde edilen kaleler bundan dolayı bir kaç defa el değiştirmişti.

Bosna'nın Osmanlıların işgali altına girmesi Macaristan bu taraftan tehdit etmesi itibariyle pek mühimdi; burası aynı zamanda Venedik arazisine de akın yapmağa müsaitti; nitekim Bosna'nın zaptı Macarları telaşa sokup buradaki bazı kaleleri işgal ile sıkı sıkıya ellerinde tutmağa mecbur etmiş, fakat buna rağmen Türk akıncıları Esklavonya, Hırvatistan ve Vesperim havalisine akın yapmışlardır.

Bosna krallarının merkezi olan Yayca ilk defa Osmanlılar tarafından alındı ise de sonradan burasını Matyas Korvin geri almış ve Osmanlıların çok sayıdaki hareketlerine rağmen XVI. yüzyılın ilk yarısına kadar alınamamıştı
Osmanlı istilâsına karşı Jan Hunyad ile oğlu Matyas Korvin büyük bir enerji ile mukavemet etmişlerdir; Morava ve İzladi taarruzlarıyla Türk harekâtını gerileten Jan Hunyad, Varna ve II. Kosova muharebelerini kaybettikten sonra kabuğunun içine çekilerek artık savunma vaziyetinde kalmış ve Osmanlıların almak istedikleri Belgrat'ı kurtardıktan sonra burada almış olduğu yaradan dolayı ölmüştü. (1456)

Jan Hunyad'ın ölümünden bir sene sonra onun nâiplik ettiği Macar kralı VI. Ladislas'ın krallıktan çekilmesi üzerine Alman imparatoru III. Fredrik Macar krallığını elde etmek istediyse de Macar zadeganının ekserisi Peşte civarında Rahas ovasında toplanarak Hunyad'ın oğlu Matyas Korvin'i Macar kralı ilân eylediklerinden bu seçim Macarları alınanlarla harbe sevk etmişti.
Babası Hunyad gibi azimli ve kudretli bir hükümdar olan Matyas (1458-1490) Türk istilâsını önlemek için çok çalışmış, Türkler aleyhine yapılan her ittifaka girmiş ise de hudutlardaki Türk akıncılarının akınlarını önlemekten başka bir harekette bulunamamıştır.


Yagellon Ailesinden gelen Macaristan Kralları

Matyas'tan sonra yerine, Polonya'da hüküm süren Yagellon ailesinden olan Ladislas Macar krallığına seçilmiş ve bu kral 1495'te Osmanlılarla 30 senelik bir muahede imzalamış ise de 1499 da başlayan Osmanlı-Venedik harbinin geniş ittifaklara yol açması üzerine cumhuriyetin gösterdiği menfaat ve papanın teşviki ile Macar kralı anlaşmayı fesh ederek 1500 senesinde Venediklilerle ittifak etmiştir. Bunun ittifaka dahil olmasıyla almış olduğu rol, Osmanlılara kuzeyden baskı uygulamalarıydı; fakat bu yapılamadı; nihayet 1503'de Venedikle aktedilen barışı müteakip 20 Ağustos 1503'de Macar kralı ile de Rod'da yedi senelik bir muahede imzalanmıştır. Bu muahede mucibince her iki devlet hâli hâzırda ellerinde bulunan yerleri muhafaza edecekler ve tüccarların serbestçe gidip gelmelerine müsaade eyleyeceklerdi. Yine bu muahede mucibince Macar kralı elindeki yerler dolayısıyla Eskalavonya, Hırvatistan, Moravya ve Silezya hükümdarı olarak da tanımakta idi.

Bu muahedeye rağmen hudut hadiseleri eksik olmuyor ve her iki taraf fırsat buldukça akından geri kalmıyordu; nitekim İstanbul'da muahede yenilendiği sırada Türklerin taarruzlarına karşılık olmak üzere Vesperim kontu Berislov, Tuna ve Sava nehirleri arasında Türklerden 2000 kişiyi öldürmüş ve diğer taraftan Transilvanya beyi Jan Zapolya da Eflâk'a taarruz ile esir almıştı.

Bu sıralarda VII. Ladislas'ın göndermiş olduğu Marten Çobur, hudut çekişmelerine rağmen muahedeyi yenilemeğe muvaffak oldu; Macarların bu taarruzları bir muharebeye sebep olabilirse de Yavuz Sultan Selim, İran işini baş plâna koymuş olduğundan bu karşılıklı taarruzlara ehemmiyet vermeyerek muahedeyi üç sene için uzattı (1513).

14 Safer 922 (1516) tarihinde Macar kralı birbiri ardından üç elçi göndererek Osmanlılarla olan ahidnâmeyi uzatmak istedi; Mısır'a karşı hazırlık yapmakta olan Sultan Selim de anlaşmak arzu etti ve divanda bu iş görüşülürken Macar kralının ölümü haberi geldiği için müzakereden bir netice hasıl olmadı; üç elçiden ikisi memleketlerine giderek yeni kraldan sulh aktine dair izin aldılar; bu elçilerile beraber yeni kralı tebrik için Kemal Bey adında bir elçi de gönderildi. Yeni kral olan II. Layoş ahidnâmeyi yeniledi.
Bu anlaşma hilafına olarak Macarlar, Sultan Selim'in Mısır'da, bulunduğu sırada hududu tecavüzle İzvornik sancakbeyi Mustafa Bey'i şehit etmişlerdi. Bundan sonra Macarlarla yapılan muahede Yavuz'un ölümüne kadar birer sene müddetle uzatıldı.

1520'de Yavuz Sultan Selim'in vefatı üzerine Sultan Süleyman hükümdar olunca Macar kralı II. Layoş (Lui)'a cülusunu haber vermek üzere Behram Çavuş adında bir elçi gönderilmişti; sebebi pek de bilinmeyerek bu elçi tahkir ve hapis ve bazı kaynaklara göre katledilmiş olduğundan her türlü hukuk-ı düvel kaidelerine aykırı olan bu hal —zaten bir kaç seneden beri yapılmakta olan hudut tecavüzlerine ilâve olarak— Macaristan'a karşı bir sefer açılmasını zarurî kılmıştır.

Bu sefer neticesinde Belgrat kuşatılıp alındığı gibi (1521 M.) Mihaloğlu Mehmed Bey kumandasıyla Transilvanya ve Bosna taraflarında Yahya Paşazade Bali Bey kuvvetleriyle yine o taraflara akınlar yapılmış ve Belgrat'tan başka Şabaç=Böğürdelen ile Zemun (Zemlin) ve Slankamin kaleleri alınarak Macaristan'ın istilâsına yol açılmıştır; filhakika akıncılar Macaristan, Hırvatistan ve Dalmaçya'ya mütemadi akın yapıyorlardı; nihayet Fransızların da tahriki ve aradaki düşmanca vaziyetin devamı dolayısıyla Mohaç meydan muharebesi esnasında Kral Layoş maktul olup merkezi olan Budin alınmış ve bu suretle bir buçuk asırdan fazla bir zaman (1363'den 1526'ya kadar) Osmanlı devletiyle çarpışan Macar krallığına son verilmiş (932 H. 1526 M.) ve Macaristan'ın Avusturya'da kalan parçası için de her sene 30.000 duka vergi alınmıştır.

Son Macaristan kralı II. Layoş, VII. Ladislas'ın oğlu olup 1503 veya 1506'da doğmuş, 1515'de Alman imparatorluğu generali ve 1516'da babasının yerine Macaristan ve Bohemya kralı olmuştur. II. Layoş Yagellon hanedanından olup Macaristan'da krallık eden hükümdarların otuzuncusu ve sonuncusudur. Çocuğu olmamıştır. Zevcesi Mari (vefatı 1558) Habsburglardan Kastil kralı Güzel Filip'in kızı ve Şarlken ile Ferdinand'ın kız kardeşi idi.

Budin alındıktan sonra bir kısım Macar asilzadelerinin seçilmesiyle Macaristan krallığına Erdel voyvodası Yanoş Zapolya (Jan Zapolya) seçilmiş ve bu, Osmanlı hazinesine her sene bir vergi vermek suretiyle Macar kralı tanınmıştır.

Macar kralı VII. Ladislas'ın damadı ve Layoş'un kayın biraderi olduğu için Macaristan krallığına hak iddia eden Habsburg lardan Avusturya dukası Ferdinand ile yeni Macaristan kıralı Yanoş Kral arasındaki mücadeleye Osmanlılar müdahale etmiş ve sonuçta Macaristan ilhak edilmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz