Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
KANUNNAME-İ ALİ OSMAN
Yeniçeriler
Semiz Ali Paşa
Kırım Hanlığı
Manisa Ulu Camii
Osmanlı'dan Kalan Köylerimiz
Abdürrahim Efendi
Afyonkarahisar Kabe Mescidi
tarihimiz çok kıymetli
DÖRT KITAYI SARAN ÇINAR

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Portekiz İlişkileri

Portekiz yahut Portugal (Osmanlı vesikalarından Portakal) krallğı, İberik yarımadasının Atlas Okyanusu sahilinde küçük bir parçası olup Endülüs'teki İslâm devletlerinin yerine Leon, Kastil ve Aragon krallıkları kaim oldukça bu da o krallıklar gibi yarımadanın batısında meydana çıkmıştır.

Portekiz kral ailesi Burgonyalı Hanri adında bir prense mensup olup bu prens, Kastil kralı VI. Alfons'un 1086'da Müslümanlarla olan muharebesinde kralın yardımına gelmiş ve bu hizmetinden dolayı krala damat olarak Kuzey İspanya'da Müslümanlardan alınan Porto ve havalisi kendisine verilerek burada bir kontluk kurmuş ve sonra yavaş yavaş büyüyen bu kontluk krallık olmuştur; bu küçük krallığın merkezi Müslümanlar zamanında Eleşboniye denilen Lizbon şehri idi.

Portekiz, yeni keşifler sayesinde deniz ticaretiyle zenginleşmiş ve bilhassa XVI. yüzyılda Hint Okyanusu'nda pek mühim sömürgeler elde etmiş ve karşısına çıkan rakiplerle muvaffakiyetle mücadelelerde bulunmuştur. XV. yüzyıl sonlarında Güney Afrika'da Ümit burnu keşfedilip Vasko dö gama, bu yol vasıtasıyla Hint denizine geçip Kalküta taraflarına geldikten sonra (20 Mayıs 1498) Portekiz'de ticarî faaliyet artmış ve
bu ticareti elden kaçırmamak için daha Hindistan sahillerinde sömürgeler tesis edilmiştir.

Portekizlilerden evvel Hindistan ve Arabistan ticareti Arap gemicileri vasıtasıyla yapılıyor ve bunlar aldıkları eşyayı Kızıldeniz ve Mısır vasıtasıyla Akdeniz'e nakil ile Venediklilere satıyorlardı. Portekizliler Hint denizlerinde faaliyete başladıktan sonra kendi gemilerinden veya kendileri tarafından bu taraflarda trafiğe izin verilmiş gemilerden başka hiç bir geminin gezmesine müsaade etmedikleri için bu hal hem Arap tüccarlarına ve hem de Venediklilere karşı mühim bir darbe vurmuştu.

Bu sırada yani XVI. yüzyıl başlarında Mısır, Suriye ve Yemen Memlûk sultanları elinde bulunmakta idi; Portekizlilerin mezaliminden şikâyet eden Gücerat hükümdarına yardım etmek üzere 914 H. 1508 M. senesinde Süveyş'te yaptırılan bir donanma Hüseyin Bey kumandasıyla Hint denizine çıkarak Portekizlilere karşı ibtida bazı muvaffakiyyetler elde etmiş ise de Portekiz kaptanı Almeida 1509 senesinde bu memlûk donanmasını Diyu adası civarında mağlûp ettiğinden Portekizliler cüretlerini arttırmışlar, Aden ve Kızıldeniz'e girerek sahil şehirlerini tahrip etmişlerdi.

Portekizlerin Venedik ticaretine vurdukları bu mühim darbeye karşı Cumhuriyet, Hint ve Avrupa yolunu kısaltmak için Akdeniz'le Süveyş körfezi arasında bir kanal açmak tasavvurunda bulunduysa da, siyasî hadiseler sebebiyle bu düşünce tatbik edilemedi.

Hindistan yollarının kapanması sebebiyle Venedik ticareti mühim surette baltalanmış; bu, aynı zamanda Türk memleketlerinin Hindistan ve Arabistanla yapılan ticaretini de mühim surette sarsmıştı. Çünkü Portekiz krallığının müstemlekelerini idare eden kaptan Al bükerk 1513 senesinde Hint denizinde (Umman denizinde) Hadramut karşısındaki Sokutra adasını ve iki sene sonra da Basra körfezinin Hürmüz boğazını elde ettiğinden iki mühim Hint ticaret yolu kapatılarak Avrupa'ya nakledilecek bu havali malarının yalnız Portekizliler vasıtasıyla nakline zaruret hasıl olmuştu.

Bu hale karşı Memlûk sultanı Kansu Gavri, gurab adı verilen çektin nevinden elli parça gemiden oluşan bir filoyu 921 H 1515 M'de Selman Reis kumandasıyla Portekizlilere karşı sevk ettiyse de o sırada Yemen olayları sebebiyle Portekizliler üzerine bir hareket yapılamamıştır.

Osmanlı devleti Suriye, Mısır ve Arabistan yarımadasıyla daha sonra Bağdat ve Basra taraflarına yerleştikten sonra karşısında böyle ticaret yollarını kapatmış bir rakip ile karşılaştı; bunun üzerine Süveyş'te Memlûkler zamanından kalma tersane ıslah edilip genişletilerek gemiler yapıldı. Portekiz gemileri Kızıldeniz'e girerek Mekke'nin iskelesi olan Cidde'ye asker bile çıkarmışlar ise de Mekke Emiri Ebu Nümey ile Cidde sancakbeyi kuvvetleri tarafından püskürtülmüş, fakat Portekiz gemileri Tûr-i Sina kasabasını yakmışlar ve aynı zamanda Süveyş'teki Osmanlı donanmasını yakmak istemişlerse de muvaffak olamamışlardı (948 H. 1541 M.).

Osmanlıların Portekizlilerle devam eden çarpışmaları esnasında 951 H. 1544 M. senesi sonlarına doğru Portekiz kralı III. Civan Hint denizindeki düşmanlığa ara vermek için Edvard dö Kataneo (Odoardo Coteneo) adında bir büyükelçi göndermişti; bununla beraber Şarlken'in elçisi Erlav (Eğri) beyi Adorno da beraber gelmişti. Portekiz elçisi Osmanlı gemilerinin Hint denizinde serbest gezebilmeleri için bir vergi verilmesini teklif ettiyse de Hint sularını nüfuzu altında sayan Osmanlı devleti bu teklifi ilk ve son olarak kat'î surette reddetmiştir.

Portekizliler'in Kızıldeniz'deki faaliyeti daha sonraları da devam etmişti; hattâ 967 H. 1559 M. senesinde Mekke kadısı ile Cidde emini taraflarından gelen mektuplarda Portekizlilerin Kızıldenizdeki faaliyeti bildirilmiş olduğundan Süveyş'teki gemilerin süratle yapılması için Mısır beylerbeyine hüküm gönderilmiştir. Portekiz kralı daha sonra da Hint denizinde iki taraf arasında çatışmalara ara vermek için bir nâme gönderip bu hususta görüşmek üzere bir elçisinin İstanbul'a, gelmesine müsaade istemiş ve 28 Muharrem 972 (1564 Eylül) tarihli bir nâme ile hükümetçe buna muvafakat edilmiştir.

Portekizliler Hint denizinin doğusundaki adaları da ele geçirip Sumatra adasındaki Açe hükümdarı Sultan Alaaddin'e baskı yaptıkları için bu hükümdar 973 H. 1565 M. de İstanbul'a, elçi gönderip top, tüfek ve askerle kendisine yardım edilmesini istemişti. Sultan Alâaddin'in gönderdiği mektuplardan Portekizlilerin Seylan ve Kalküta İslâm devletleriyle de savaştıkları anlaşılıyordu. Açe hükümdarının istedikleri hazırlanıp donanma ile gönderileceği sırada Yemende İmam Topal Mutahhar'ın isyanı sebebiyle Hint seferi yapılamamıştı.

Portekizlilerin, Osmanlı idaresi altındaki yerlerde faaliyet göstermeleri ve malzemesi Akdeniz'den nakil suretiyle Süveyş'te donanma yapılmasının zorluğu nazar-ı dikkate alınarak Sokullu Mehmed Paşa'nın girişimiyle Akdeniz'le Kızıldeniz'in birleştirilmesi için emirler verilmiş ise de Akdeniz'de Venedik, İspanya ve Papa donanmalarının faaliyetleri Osmanlı hükümetinin o mühim işi başarmasına mani olmuştur.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz