Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
II. Bayezid Dönemi Osmanlı Donanması
Mehmed Ataullah Efendi
Sultan Murad'ın Şahsiyeti
Ayas Paşa
Millî Edebiyat Dönemi (1911-1923)
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki Kütüphaneler
Arabacı Kadı Ali Paşa
V. Mehmet Reşat
Genç Murat'ın Aşkı
Sofu Mehmet Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Rus İlişkileri

Sayfadaki Başlıklar


Osmanlılarla Münasebette Bulunan Moskova Knezleri

Osmanlılarla Münasebette Bulunan Moskova Knezleri

Asıl vatanları olan yukarı Dinyeper, Divina ve Nolhof havzalarında çok sayıda Rus prenslikleri bulunmakta olup bunların dinî ve siyasî merkezleri Kiev idi. Moğollar buralarını işgal edince (1238-1240) prensliklere ilişmiyerek senevi bir vergi almakla yetinmişler ve prenslerin azil ve tayinlerini yeni kurulan Altınordu hanlığına bırakmışlardı; bu suretle Ruslar üç asır Altınordu hanlığının idaresi altında kalmışlar ve bu hanlığın parçalanması üzerine genişlemeye başlamışlardır. Moğol idaresinde iken Moskova knezliği, Altınordu hanlığınca daha ehemmiyetli sayıldığından Moğollar Rus prensliklerinin vergilerinin tahsilini bu knezlik vasıtasıyla yapmışlardı; bundan başka Tatarlara isyan eden Rus prenslerinin yola getirilmesinde yine bu Moskova prensliği, hanlara yardım etmek suretiyle ruslar üzerinde hâkim ve nafiz bir mevki almıştı.

1362'den 1389 senesine kadar Moskova prensliğinde bulunan Dimitri İvanoviç bir muharebede Altınordu hanı kuvvetlerine galip geldiyse de yine vergi vermekten kurtulamamıştı. Moskova knezi Kör Vasil'den ( 1448 - 1462 ) sonra knez olan oğlu III. İvan (1462-1505) Rusya'daki prens ve derebeylerini etrafına toplayarak Rus devletinin temelini attı; Beyaz Deniz'le Ladoga gölüne kadar topraklarını genişletti; zayıflamış olan Altınordu hanlığına vergi vermekten kurtuldu.

Ruslar, Tatar hanları arasındaki mücadeleden istifade ile Altınordu devleti parçalarından Kırım, Kazan ve Astragan hanlıklarını birleştirmemek için kendi hesaplarına çok isabetli bir siyaset takip ettikleri gibi bazan Kırım hanları ile beraber Litvanya — Polonya'ya karşı da muharebe etmişlerdir.

Osmanlılar Mora'yı aldıktan sonra iki Mora despotunun küçüğü olan Tomas Paleologos, buradan kaçarak Napoli krallığına iltica etmişti. Fransa kralı VIII. Şarl, Napoli kırallığını eline geçirdiği vakit (1495) Tomas orada idi. Geniş emeller peşinde koşmakta olan Şarl'a, Bizans imparatorluğu tacını sattı ve Fransa kralı imparatorluk alâmeti olarak asa ile küreyi alıp İstanbul imparatoru ve Kudüs kiralı olarak Napoli'de taç giydi, Tomas'ın, Sofya adında bir kızı vardı; Papa IV. Sixte, Osmanlılara karşı kullanmak için bu kızı Rus grandükü (knezi) III. İvan'a vermişti. III. İvan, bu kızı aldıktan sonra Bizans'ın iki başlı kartalını kendisine arma olarak kabul etti.

Papanın arzusuna göre hareket edebilmesi için ilk önce, İvan'ın Kırım hanlığını bertaraf etmesi lâzımdı; halbuki bu hanlık Osmanlı devleti himayesinde bulunduğu için diş geçirilemeyeceği gibi o sırada Kırım hanları, başlı başına Moskova grandükünü haklayacak vaziyette bulunuyorlardı. İvan iyi görüşlü bir devlet şefi olduğu için Cenevizlilerin yerine Kırım sahillerine ve Azak denizine yerleşen Osmanlılarla iyi dostluk tesisiyle ticaretini geliştirmek istiyordu; buna binaen 1492 de ve II. Bayezid zamanında İstanbul'a, bir sefaret heyeti yollamayı düşünerek Moskova knezliğinin Altınordu nüfuzundan kurtulmasına yardım eden dostu, Kırım hanı Mengli Giray vasıtasıyla ve 31 Ağustos tarihli bir nâme ile hükümeti yoklamış ve muvafık cevap aldıktan sonra Mihail Pleşçeyev'in başkanlığında bir sefaret heyeti yollamıştır. Bu heyetin getirmiş olduğu nâmede kuzey Karadeniz'de Osmanlılara ait iskele ve limanlarda ticaret yapan Rus tüccarlarına karşı sancak beyleri tarafından Osmanlı reayası gibi muamele yapılmasından, angaryada çalıştırılmalarından ve mallarının kısmen ellerinden alınmasından dolayı şikâyet ediliyor ve Rus tüccarlarının serbest ticaret yapmaları isteniyor ve bundan başka komşuluk sebebiyle dostluk tesis edilmesi arzu olunuyordu.

Rus elçisi basit, haşin ve teşrifat usulüne vukufsuz bir adam olduğundan terbiye ve nezakete aykırı bazı hallerine müsamaha edilerek bu halinden hükümdarına şikâyet de edilmeyerek çarın istediği şeyler kabul olunup Mihail Pleşçeyev geri gönderildi; fakat İvan'ın nâmesine cevap verilmeyip elçinin kabalığı Kırım hanına bildirildi.

Bundan sonra Yavuz Sultan Selim'in cülusuna kadar Rusya'dan İstanbul'a sefir gelmedi. Çünkü o tarihte siyasi bir ehemmiyyeti olmayan Ruslarla, olacak ticarî münasebetlerin Kefe sancak beyi olan şehzade ile temin edilmesi uygun görülmüştü. Bu suretle Kefe ve Azak'ta iki taraf arasında ticari faaliyet başlamıştı. Osmanlı devleti günden güne büyümekte olan Ruslara karşı hiç bir ehemmiyet vermeyip yalnız kuvvetli bir devlet olarak Lehistan'a (Litvanya-Lehistan) karşı alâka gösteriyordu.

Bu sırada Moskova knezi IV. Vasili (1505-1533) hem ticaretini arttırmak ve hem de Osmanlı devletiyle ittifak yapmak için kendi maiyyeti adamlarından Aleksiyev adında birini elçi olarak 1514'de İstanbul'a yolladı. Bu da evvelki elçi gibi efendisinden talimat almıştı; o da, pâdişâhı selâmlarken diz çökmemesi, kendi adı (knezin adı) zikredilmeden evvel pâdişâhın hatırının sorulmaması gibi mûtad hilâfında bazı şeylerdi.
Knez Vasili'nin nâmesinde dostluktan bahsediliyordu; Sultan Selim elçiye iltifat etti ve Menkub beyi olan Kemal Bey'i elçi olarak Rus sefiriyle beraber Moskova'ya yolladı. Vasili'ye hitaben biri Türkçe ve diğeri Sırp lisanile yazılmış iki nâme gönderildi. Ertesi sene yani 1515'de Kemal Bey dönerken knez'in, Korubof adında bir elçisi geldi ve pek çok hediye getirdi. Vasili bu defa Kırım hanı'nın Litvanyalılara (Lehliler) yardım etmesinden dolayı şikâyet ile buna nihayet verilmesini rica ediyor ve bundan başka Osmanlılarla Ruslar arasında savunma ve saldırı ittifakı yapılmasını istiyordu. Vasili'nin birinci dileği yapıldı ise de ikincisi nazikâne geri bırakıldı; yani Sultan Selim bu teklifi doğrudan doğruya reddetmeyerek bu iş için Moskova'ya ayrı bir elçi göndereceğini söyleyip işi geri attı ve sonra İran ve Mısır seferi sebebiyle bu mesele tamamen unutuldu. Rusların teklif ettikleri bu ittifakın Lehliler aleyhine yönelik olduğu daha sonraki müracaatlarında da görülüyor.

Vasili, Kırım hanı Mengli Giray'ın oğlu Mehmed Giray'la muharebe ettiği zaman İstanbul'a bir elçi göndererek ittifak meselesini tekrar kurcaladı ise de bir netice alamadı. Bundan başka Vasili hem Kırım hanının taarruzlarını önleyecek, hem de Litvanya ve Polanya krallarını korkutacak bir ahidnâme koparmak istediyse de buna da muvaffak olamadı; maksadı Osmanlı kudret ve ezici gücü ile gücü yetmediği hükümetlere kafa tutmaktı; müracaatında yalnız ticaret serbestisi yenilenmekle yetinildi.
Kanuni Sultan Süleyman'ın cülusunu müteakip hem cülus tebriki yapmak hem de bazı hususlar hakkında anlaşmak üzere gelen Tretyak Gubin (Tretjak Gubin) adındaki Rus elçisi Grandükün yani knezin ricası üzerine Kırım hanının Rusları rahatsız etmemesi için hana bir nâme gönderilmesine muvaffak oldu ve elçi ile Kırım hanzadelerinden İskender Bey adında biri pâdişâhın dostluğunu teyid etmek üzere Moskova'ya gönderildi. Vasili'nin 1531 tarihli bir nâmesi İvan Morosov adında bir elçi ile Rodos'un zabtını müteakip İstanbul'a gelmiştir. Vasili bu nâmesinde memleketinin büyüklerinden olup 1529'da elçi olarak Belgrad'a gönderilmiş olan iki beyzadenin avdet etmediklerinden şikâyet etmekte idi.

Grandük Vasili 1533'de öldü; yerine oğlu IV. İvan Moskova knezi oldu ve 1547'de çar unvanıyla taç giydi; tarihlerde Müthiş İvan denilen bu azimli hükümdar babasının ölümünden yedi sene sonra 944 H. 1547 M. de saray zabitlerinden olan Adaşev adında bir elçi ile nâme yollayıp Lehistan aleyhine olmak üzere bir ittifak teklif etmiş ise de kabul edilmeyerek eskisi gibi yalnız ticaret anlaşması yenilenmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman takriben 1557 senesinde Rus hükümdarına gönderdiği nâmede ona çar unvanıyla hitap etmiş ve aradaki ticarî münasebetlerden bahsederek kürk satın alması için o tarafa gönderilen Türk tüccarlarının müsaadeye mazhar olmasını istemiştir. Bundan sonra 1570 senesine yani II. Selim'in cülusuna kadar Rusya'dan elçi gelmemiş ve II. Selim'in hükümdar olması üzerine tebrik için Novoziltzov adında bir elçi gelmiştir.

Korkuç İvan, kudretli ve teşkilâtçı bir hükümdar olduğundan devlet işlerini bilfiil ele almış, yeni teşkilât yapmış, çar kanunnâmesi denilen bir anayasa tertip ettirmiş, bir ordu vücuda getirmiştir. Bunun zamanında ve 1552'de Kazan hanlığı ve 1556'da Astragan hanlığı elde edilerek bu suretle Ruslar Türk illerine ve Kafkasya'ya doğru yayılmağa başlamışlardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz