Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı Mimarlık Tarihi
Tuyuğ (Tuyuk)
I. Mustafa
Esnaf Şehri İstanbul
Kara Ahmet Paşa
Ayas Paşa
Abdülmecid Efendinin Halife Seçilişi (18 Kasım)
Sinaneddin Yusuf Paşa
Sokullu Mehmet Paşa
Milas Hacı İlyas Camii

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlı-Venedik İlişkileri

Venedik cumhuriyetinin esas ilkesi dinî bir taassupla uğraşmaktan ziyade münasebette bulunduğu devlet hangi din ve mezhepte olursa olsun onunla ticarî menfatini temin etmekti. Venedik cumhuriyeti bundan dolayı menfaatine halel gelmedikçe karşısındaki devlete hasmâne bir cephe almamakla beraber Avrupa'da Osmanlılara karşı yapılan hareketleri, Haçlı seferlerini el altından da teşvik etmekten geri kalmıyordu.

Cumhuriyetin kendi menfaatinden başka hiç bir şey düşünmemesi nüfuz mıntıkası tesisi ve Akdeniz ticaretinde en yüksek mevkii alması sebebiyle diğer Akdeniz devletleri onu çekemedikleri için aralarında mücadele eksik olmuyordu. Bu yüzden Napoli krallığı, Ceneviz cumhuriyeti ve Milan dukalığı ile savaşmış ve Osmanlıların Arnavutluk istilâsında tuttukları isabetli plânın tatbikinde rakibi olan Napoli krallığına karşı Türklerin hareketini kolaylaştırmıştı.

Osmanlıların XV. yüzyıl ortalarından itibaren artan ve Akdeniz'de oldukça ustaca faaliyette bulunup bir kısım Ceneviz adalarını elde eden donanmalarına karşı Venedik cumhuriyeti endişede idi; cumhuriyetin her ne kadar donanması çok, gemicileri mahir ise de Osmanlılar karada kuvvetli oldukları için Mora ve Arnavutluk'taki Venedik sömürgelerine ve elde ettikleri Bosna yoluyla Venedik topraklarına kadar girip kazançlar elde ediyorlardı.

İşte, İstanbul fethinden sonra Cumhuriyetler barışı yenilemek üzere Marsel adında bir murahhas gönderilmişti; bununla beraber her gün daha ziyade zarar gören Venedik cumhuriyeti Türk ilerleyişini durdurmak ve kaybolmuş menfaatlerini elde etmek için İskender Bey'le Macarlara başvurmuş ve Papa ile Fransızlar ve Napoli krallığıyla ve hattâ Akkoyunlular ve Karaman oğullariyla ittifak yapmış Akdeniz'e muazzam Haçlı donanmaları çıkarttırmış, fakat neticede Mali piyeri ve Dorya vasıtasiyla 883 H. 1479 M. ve Ceyiritti ve Sagundino'nun murahaslıklariyla da 908 H. 1502 M.'de Osmanlılarla mağlûbâne iki anlaşma imzalamaya mecbur kalmıştı. Bu anlaşmalar gereğince harp tazminatından başka Arnavutlukta İşkodra ile diğer bazı şehirler ve Ağrıboz adas ile İyoniyen adalarını ve Mora'da İnebahtı, Modon, Koron ve Arnavutlukta Draç mühim limanlarını kaybetmişti.

Mısır'ın zaptından sonra Venedikliler, Kontarini ve Mocenigo adlarındaki murahaslar vasıtasıyla Kıbrıs adası için her sene Memlûklere verdikleri vergiyi Osmanlılara ödemeyi kabul etmişlerdi.

Venediklilerin Akdeniz'de mühim bir üssü olan Ağrıboz adası Osmanlılara geçtikten sonra bunların elinde Adriyatik denizinde Korfu ile Kefalonya ve bir de Girit adasıyla Batı Akdeniz'de Kıbrıs adası kalmıştı; bilhassa Mısır ve Suriye'yi elde etmiş olan Osmanlı devletinin Kıbrıs adasını alması zarurî ise de henüz sırası gelmemişti.

Venedik cumhuriyeti, 1502 anlaşmasından sonra bazı hallerine göz yumulmak suretiyle 1537 senesine kadar 35 sene Osmanlılarla hoş geçinmiş ve bilhassa vezir-i âzam ibrahim Paşa'nın kendilerine karşı temayülü ve onun yerine gelen Ayaş Paşa'nın sulhu bozmayacak surette dengeli hareketi bu hususta etkili olmuştu.

Venedik cumhuriyeti, Marko Memmo vasıtasıyla 928 Muharrem — 1 Aralık 1521 tarihli ve 30 maddeyi havi bir anlaşma ile Osmanlı memleketlerinde kendileri için mühim imtiyazlar elde etmişlerdi; ticaretin serbestisi, davalara ve mirasa ait hukukî imtiyazlar, elçilerin hak ve selâhiyetleri, firarilere ve Venedik gemilerine karşı yapılacak muameleler bu ahidnâme ile cumhuriyet lehine büyük kazanç temin ediyordu.

Venedik cumhuriyeti eski siyaseti icabı sinsi ve iki yüzlü hareket ediyordu. Belli etmeyerek deniz muharebelerinde Alman imparatoru ve İspanya kralı Şarlken ile birlikte hareket etmekte idi; nitekim Koron'un muhasarası esnasında Girit kumandanı marifetiyle ehemmiyetli bir Türk filosunu perişan etmiş ve buğday yüklü iki gemiyi alıkoymuştu eylemişti; bu hallere karşı sıkıştığı zaman özür dileyen cumhuriyet vezir-i âzam İbrahim Paşa sayesinde sıkışık durumdan kurtulmuştu.

Osmanlı hükümetinin Şarlken'e karşı Fransa ile ittifak etmesi için Venedik'e yaptığı teklifi kabul etmeyen cumhuriyet, el altından Şarlken'in taraftarı gibi hareket ediyordu; bundan başka Adriyatik denizinde cumhuriyetin ilk müdafaa noktası olan Korfu adası vasıtasıyla Epir ve Arnavutluk sahillerinde kışkırtmalar yaparak halkı devlet aleyhine ayaklandırmıştı; hatta bu yüzden Sultan Süleyman, Avlonya taraflarına kadar giderek Korfu adasını muhasara ettirmiş ise de alamamış ve Arnavutluk sahilindeki Bütrinto tahrip ve Korfu'nun güneyindeki Paksos adası işgal edilmişti; aynı zamanda Barbaros Hayreddin Paşa da Venediklilere ait Şıra, Patmos ve Naksos (Nakşiye) adalarını zaptetmişti (1536).

Bundan sonraki Preveze muharebesi sırasında Venediklilerle müttefik olan Papa ve İspanyol donanmalarına karşı Barbaros'un kazandığı büyük galibiyet cumhuriyete yeni bir ders daha vermişti. Venedik hükümeti 1538 anlaşması ile Mora ve Dalmaçya sahilindeki kalelerle, adalar denizinde Barbaros'un zabtettiği adaları Osmanlılar'a bıraktıktan başka 300.000 altın tazminatı da kabul eylemişti.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz