Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı Altınları - Osmanlı'da Altın Para
Anadolu Beylikleri
Osmanlıda Müzeciliğin Başlangıcı
Mimar Sinan: Yaşamı ve Sanatı
Yavuz Dönemine Ait Tapu-Tahrir Defterindeki Vakıf Kaydı
Deneme Tahtası
BİRİNCİ BALKAN SAVAŞI
Patrona Halil İsyanı
AZEB (Askeri Ordu)
Osmanlı Kıyafetleri

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XVI. Yüzyıl Ortalarından XVII. Yüzyıl Sonuna Kadar Kapıkulu Süvari Bölükleri

Sayfadaki Başlıklar


Süvari Ocağına Kayıt İşinin Bozulması
Süvari Bölüklerinin Divanı Basmaları
İsyanların Tekerrürü
Mere Hüseyin Paşa'nın Teşvikiyle Ayaklanma
IV. Murat'ın İcraati
Sofu Mehmet Ve Köprülü Mehmet Paşalar Zamanındaki Ayaklanmalar
Düşman Karşısındaki İsyan
Süvari Ocağı Mevcudu

Süvari Ocağına Kayıt İşinin Bozulması

Kapıkulu süvarileri, maaş ve derece itibarıyla diğer ocaklardan daha önde bulunuyorlardı; Bu yazıda süvari ocağının XVI. yüzyıl sonlarıyla XVII. yüzyılda nasıl bozulup ehemmiyetini kaybettiğini göreceğiz.

Kapıkulu süvari bölüklerine çıkma kanunu ile saraydan çıkarılan iç oğlanlar ile yeniçeri ocağındaki kıdemli ve hizmetliler ve kuloğulları denilen süvari evlâdı ve bazan saray bostancıları, vezir ve sair devlet ricali evlâd ve köleleri ve bunlardan başka muharebelerde fevkalade yararlıkları görülen İslâm ve Türkler alınırlardı.

On altıncı yüzyıl sonlarındaki İran ve Avusturya seferlerinin iki cephede uzun sürmesi sebebiyle bu süvari bölüklerine hariçten efrad alınmak mecburiyeti hasıl olunca ocak kanun ve disiplini bozulmuştur, bu kanunsuz harekete ilk defa Özdemiroğlu Osman Paşa başlamıştır; Osman Paşa, Dağıstan taraflarındaki zor ve tehlikeli durumu sırasında hizmetleri görülen bir kısım askeri süvari ocağına kaydetmiş ve bundan sonra bu kapı kapanmayarak hizmetleri görülmeyenler de ya iltimas veya para mukabilinde ulufe ve kayıt defterleri ellerinde bulunan çavuşlar vasıtasıyla mahlul bölüklere girmişlerdir. I. Ahmet, sipahilerin yani kapıkulu süvarilerinin hem ulufeleri (maaşları) ve hem de cizye defterleri dolayısıyla gürültü ettiklerini duyunca ağalarını çağırıp bunların terbiyesizlikleri dolayısıyla zabitlerini tekdir ve tehdit etmesi üzerine sağ azaplar ağası olan Yusuf Ağa:
- "Pâdişâhım, harem-i hümâyundan (Sarayın Enderun kısmından) yetişip ekmeğinizi yemiş olan kullarınız bu münasebetsizliği yapmamışlardır; bunları, Kırım hanı arzedip ocağa alınan ve bazı kalelerde hizmet şartiyle bölüğe kaydolunan yabancılar yapmışlardır" diye cevap vermiştir ki bu söz esas bozukluğun nereden geldiğini göstermektedir. Bir zamanlar sıkışık vaziyet dolayısıyla ya harp zamanlarında veya kalelerde muayyen bir müddet hizmet etmek şartıyla süvari ocağına efrad alınırken 1062 H. - 1651 M.'de buna da lüzum görülmeyerek doğrudan doğruya esas deftere süvari yazılmasına müsaade edilerek ocak nizamı büsbütün bozulmuştur.


Süvari Bölüklerinin Divanı Basmaları

Devletin en mahrem, içte ve dışta en önemli bir yeri olan ve aynı zamanda muhafazası yeniçeri ocağı ile bir kısım süvarilere tevdi edilmiş bulunan divan-ı hümâyunu basmak gibi ilk yolsuz bir hareket süvari bölükleri tarafından yapılmıştır; o tarihe kadar kendilerinin isyanı görülmeyen süvariler 983 H. - 1575 M. de divan-ı hümayuna girerek fazla para istemek gibi kanunsuz hareketlerde bulunmuşlarsa da sadrâzam Sokullu Mehmet Paşa, bunların ileri gelenlerini getirterek kanunu anlatmak suretiyle kendilerini ikna edip hâdisenin önünü almıştır; bu hal gerçi Sokullu'nun tedbiriyle bir isyan mahiyetini almamış ise de daha sonraki divanı basma hareketine bir mukaddime olmuştur. Nitekim 997 H. - 1589 M. deki isyanlariyle yeniçeri ocağına da yol açmışlardır.

Bu 1589 isyanının sebebi, askere ulufe olarak verilen paranın (akçenin) mağşuş yani ayarı bozuk olmasıdır. Rivayete göre III. Murat'ın musahibi Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın bu karışık akçeyi askere maaş olarak verdirmek istemesinden dolayı isyan çıkmıştır; hattâ sipah yani süvariler, esnafın kendilerinden almadıkları akçeyi ellerine alıp Beylerbeyi Mehmet Paşa'nın konağına giderek, kendisine:
- "Üç yüz yıldan beri padişahlar askere böyle ulufe verdi mi? sen musahip oldun, hal böyle oldu" diye söylenmişler, o da sert ve ağır mukabelede bulunmuş; bunun üzerine süvariler divana gelerek gürültü ve tehdide başlamışlar ve Mehmed Paşa'yı kıskananların teşvikiyle işi azıtmışlar nihayet Mehmet Paşa ile Defterdar Mahud Efendi katledilerek bu suretle isyan bastırılmıştır.


İsyanların Tekerrürü

Kendilerinin bu muvaffakiyetlerinden şımaran sipahiler, bir kaç sene sonra yani 1001 H. -1595 M.'te yine maaş verilmesinin gecikmesi sebebiyle ayaklanıp defterdar Emîr Paşa'nın başını istemişlerdir; bunlara iç hazineden para çıkıp verilmek istendi ise de kabul etmediler; zavallı defterdar başından mücevveze denilen kavuğu çıkarıp askere teslim olmaya yani öldürülmek üzere gitmek istediyse de divan heyeti bırakmadı; bu sırada divan önüne gelmiş olan seyircileri kapıcılar dışarı çıkarırlarken ansızın "Bire urun" diye bir sesin yükselmesi üzerine, sipahilerin vurulmasına pâdişâh tarafından müsaade edildi zannıyla eline sopa ve o sırada saraya gelen odunlardan kapanlar süvarilere hücum edip bir kısmını öldürüp bir kısmını kaçırdılar ve bu suretle isyan sönmüştü. Bundan sonra kapıkulu süvarileri Sadaret kaymakamı Güzelce Mehmet Paşa'nın teşviki üzerine 1012 H. - 1603 M.'te III. Mehmet'i ayak divanına davet edip memleket ahvalinden dem vurup devlet işlerinde nüfuz ve müdahalesi görülen Kapı ağası Osman Ağa ile Kızlar ağası Gazanfer Ağa'nın başlarını kestirmişlerdir; bu isyanı tahrik eden Mahmud Paşa'nın maksadı; Yemişçi Hasan Paşa'nın yerine sadrâzam olmaktı; fakat Avusturya cephesinden acele İstanbul'a gelen Yemişçi Hasan Paşa, eskiden ağa bulunduğu yeniçeri ocağına iltica ederek süvarilere karşı yeniçerileri çıkardı ve pâdişâhın emriyle yeniçeriler harekete geçerek süvarileri vurdular; bu suretle iki ocak arasına nifak girdi.


Mere Hüseyin Paşa'nın Teşvikiyle Ayaklanma

Bu tarihten sonra ufak tefek hâdiselerden sarf-ı nazar edilecek olursa II. Osman'ın şehadeti ve I. Mustafa'nın ikinci defaki hükümdarlığına
kadar süvarilerin serkeşlikleri görülmedi ve bu hâdiselerde asıl isyanı tertip eden yeniçerilerle beraber hareket etmişlerdi. I. Mustafa'nın ikinci hükümdarlığı zamanında sadareti elde etmek isteyen Mere Hüseyin Paşa'nın teşvikiyle ayaklanan sipahiler mühim rol oynamışlardır.


IV. Murat'ın İcraati

Dördüncü Murat'ın ilk zamanlarında gerek İstanbul'da bulunan ve gerek taşrada bulunup zorbalıkları ile şehir ve kasabalarda en ileri söz sahibi olan sipahilerin hem hükümete ve hem halka karşı hareketleri tahammül edilmez hale gelmiştir; bunlardan Anadolu'da yer yer eşkiya ve âsîler türemişti; bunlar devletin maaşlı bir sınıf askerinden ziyade eşkiya çeteleri halini almışlardı. Bunların İstanbul'daki edebsizliklerini gözleriyle görüp taşradaki hareketlerini yakinen öğrenen IV. Murat idareyi bizzat eline aldıktan sonra haklarında pek şiddetli davrandı, adım adım takip etti; kanun üzere yeniçerilerden kıdemli ve hizmetleri görülenlerin bu süvari bölüklerine kayıtları icabederken onları başka suretle taltif ederek buraya almadı hayatı müddetince hafiyeleri vasıtasıyla elde ettiği azgınları aman vermeyerek temizledi.


Sofu Mehmet Ve Köprülü Mehmet Paşalar Zamanındaki Ayaklanmalar

Sipahiler IV. Mehmet'in cülusunu müteakip kendilerine gösterilen müsamahaya rağmen ayaklanmışlarsa da sadrâzam Sofu Mehmet Paşa'nın yeniçeri ocağının yardımını temin etmesi üzerine isyanları bastırılmış ve ileri gelenlerden elde edilenler öldürülmüştür. Bundan sonra yine sipahilerden olup isyan ile başına mühim bir kuvvet toplayarak İç Anadolu'dan Üsküdar civarına kadar gelmiş olan Gürcü Abdünnebi de bir netice alamadan bozularak kaçmış ve ele geçerek öldürülmüştür.

Bir de Köprülü Mehmet Paşa'nın sadaretini müteakip, Kaptan-ı derya Seydi Ahmet Paşa'yı sadrâzam yaptırmak isyeten sipahiler, Köprülü aleyhine bir isyan tertip etmişlerse de yeniçerilerin müzaheretini temin eden vezir-i âzam bunlara ağır bir darbe vurarak şeref ve itibarlarını da hiçe indirmiştir.


Düşman Karşısındaki İsyan

1094 H. - 1683 M.'te başlayıp devam eden ve Osmanlı ordularının Avusturya cephesinde seri halinde mağlûp olması suretiyle gelişen savaşta el altından yapılan tahrik neticesinde cephedeki sipahiler birden bire isyan etmişlerdir (1098 Şevval-1687 Eylül). sadrâzam Boşnak Süleyman Paşa kaçmış ve yeniçeri, topçu ve cebeci ocaklarının da iltihakıyla isyan genişlemiştir; bundan sonra ocaklar cepheyi bırakıp İstanbul'a gelerek IV. Mehmet'i hal edip altı ay İstanbul'u alt üst etmişler ve nihayet 1099 Rebîülâhir'inde (1688 Şubat) sancağ-ı şerîf çıkarılmak suretiyle âsiler tedip edilmişlerdir.


Süvari Ocağı Mevcudu

Kapıkulu süvarileri Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatı esnasında 5885 mevcutlu iken XVI. yüzyıl sonlarında 13.000 ve 1006 H. - 1597 M.'de 17.000 olmuş ve Kaptan-ı derya Kara Murad Paşa'nın İbşir Paşa aleyhine ocakları tahriki neticesinde süvari mevcudu ocaktan kovulmuş olanları da tekrar almak suretiyle 50.000'i bulmuş ve Köprülüler devrindeki ıslahatlar ile mevcudları 15.000'e indirilmiştir.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz