Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Baltacı Mehmet Paşa
Halit Paşa, Dersimli'yi nasıl kuzu yaptı?
13-14. yy. da anadoluda meydana gelen sosyal ve siyasi olaylar
Sultan III. Murâd
Huzursuzluğun sebebi
Milas Ahmet Gari Camii
Osmanlı Devleti'nde Maliye
Anadolu Beylikleri
XV. Yüzyıl Ortalarıyla XVI. Yüzyıl Ortalarında Osmanlılardaki Edebî Akım
Abdülmecit ve Mustafa Reşit Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XVIII. Yüzyılda Çini Sanatı

XVIII. asırda tezyini sanatlarımızın en mühimlerinden olan çinicilik eski kuvvetini muhafaza edemeyerek sönmeye yüz tutmuştu. Saray, cami, türbe, çeşme vesaire gibi müesseselere konulan çiniler, inşaatı yapan mimarlar vasıtasiyle İznik'te bulunan çinicibaşıya sipariş edilir ve o suretle yaptırılırdı.

Bundan başka, İstanbul'a tüccarlar vasıtasiyle İznik ve Kütahya çinileri ve Kütahya'da yapılan çini fincanlar da getirilip çinicilere mahsus çarşıda satılırdı.

1127 H. - 1715 M. de Venedik ve arkasından Avusturya seferleri ve rağbetin azalması sebebiyle İznik çini imalâthanesindeki işler durmuş ve çini ustaları kısmen dağılmıştı. Bununla beraber İznik'te eskisi gibi çinicibaşı adiyle bir usta ile maiyetinde bir miktar çinici varsa da, 1129 H. - 1717 M. tarihinden beri çini sanatkârları çiniciliği terk ederek başka sanata girmişlerdi. Hükümet, Damat İbrahim Paşa'nın sadareti esnasında bu kıymetli sanatın muhafazası için teşebbüse geçmiş ve İznik kadısına 1131 Muharrem - 1718 Kasım tarihli bir ferman gönderip eskiden beri ne kadar çini imalâthanesi varsa yine evvelki gibi işlerine devam etmelerini ve imal edilen çinilerin muhtelif şekillerinin fiyatlarının tespiti ile bir defterinin İstanbul'a yollanmasını emretmiş ve aynı zamanda hassa mimarlarından birisini bu işe memur eyleyerek aynı fermanın bir suretini de Kütahya kadısına yollamıştır.

Damat İbrahim Paşa'nın bu teşebbüsü arzusu gibi bir netice vermemiş olmalı ki ilk teşebbüsten yedi sekiz ay sonra, yani 1131 Şaban-1719 Haziran'da İznik'ten ustalar getirterek İstanbul'da Eğrikapı tarafında Tekirsarayı (eski Hebdomon sarayı) yanında bir çini fabrikası kurdurup 1137 H. - 1725 M. tarihinden itibaren burada zarif çiniler îmal edilmiştir. Buradaki çini imalâthanesine lâzım olan mürdesenk ve rastık taşı Selanik'ten getiriliyordu.

Bu gayretlere rağmen İznik çiniciliği XVI. ve XVII. asırlardaki inceliğini elde edememiş ve buna mukabil bir zamanlar düz mavi ve lâcivert çini imalinde başta gelen Kütahya çiniciliği mevcudiyetini şöyle böyle muhafaza etmekte bulunmuş ve o tarihlerde Osmanlı vilâyetlerinde yapılan müesseselerde kullanılmıştır.

Bu XVIII. asırda Kütahya'da tezyini çinilerden ziyade kaba kahve fincanlarının yapıldığını ve fincancılar şeyhi adıyla bir çinici esnafı şeyhi bulunduğunu görüyoruz.

Damat İbrahim Paşa'nın İstanbul'da tesis ettirmiş olduğu çinicilik daha sonra günden güne düşmüş ve maalesef Avusturya'dan getirilen çiniler kullanılmaya başlamıştır ki, bunu 1170 Muharrem - 1756 Ekim tarihli bir hükümden anlamaktayız.

XVIII. asırdaki Osmanlı çinilerinin en güzelleri Aksaray'dan Silivrikapısma giden yolun üzerinde bulunan Hekimoğlu Ali Paşa Camii'nde görülüyor ki, bu asrın ortalarına rastlamaktadır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz