Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Halil Paşa (Çandarlızâde)
I. Abdülhamid
Askerî Teşilâtın Özeti
Deneme Tahtası
Kadı Ali Paşa
Tanzimat Fermanı(günümüz türkçesiyle)
Melek Ahmet Paşa
XVI. ve XVII. Yüzyılda Talik Yazı
Genç Osman
Hüseyin Siyret Özsever

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

XVIII. Yüzyılda Maysor (Misor) Sultanı ile İlişkiler

Sayfadaki Başlıklar


Tipu Sultan

Güney Hindistan'la Deken taraflarında Maysor havalisi sultanı Tipu denilen Fetih Ali ile Osmanlı hükümdarlarından I. Abdülhamit ve III. Selim arasında hem siyasî ve hem ticarî olmak üzere nâmeler alınıp gönderilmiştir.

Kaplan mânasına geldiği rivayet edilen Tipu yani Fetih Ali'nin babası Haydar Ali ve onun babası da Fetih Mehmed'tir. Bunlar siyadet, yani Hazret-i Peygamber evlâdından olduklarını, iddia eden bir aileden olup, Deken'in sonradan Haydarâbâd denilen Bednor ülkesine yerleşmişti. Haydar Ali burada Gurganlı devletinin (Türk - Moğol devletinin) yüksek hâkimiyetini tanıyan Maysor racasının hizmetine girmiş ve Raca'nın serasker ve başvekilliğine kadar çıkmıştır (1175 H. -1761 M.).

Haydar Ali, bu hizmette iken büyük bir nüfuz tesis ederek efendisi olan Raca Çikka Krişnaraç'ın 1766 da ölümü üzerine, onun büyük oğlunu hükümete geçirerek, genç hükümdarı nüfuzu altına almak istemiştir. Haydar Ali'nin zorlamasına karşı koymak isteyen Raca, Marata'larla ittifak ettiyse de, daha evvel davranan Haydar Ali bunu öldürüp yerine kardeşi Çamraç'ı geçirmiştir.

Haydar Ali, Hindistan sömürgeleri dolayısıyla Fransızlarla İngilizler arasındaki muharebede daha tehlikeli gördüğü İngilizlere karşı Fransız amirali Suffren'le 1782 Şubatında ittifak ederek, Fransızlara yardım etmekte idi. Maysor ve Sera hükümetlerini zabteden Haydar Ali Nüvvab, Ali Haydar Han Bahadır unvanını almış ve etraftaki Hint racalarına galip gelmiş, bundan başka Hint sularında İngiliz filolarını çok defa mağlup etmiştir. Mashat Araplarından tedarik etmiş olduğu suvari kuvvetleriyle bir takım adaları da elde eden Haydar Ali, İngilizlere de çok defa galip ve bazen mağlup olmak suretiyle çarpışmıştır.


Tipu Sultan

Nüvvab veya Sahib Haydar Ali Han, 1197 Rebiulevvel 1782 Şubat senesinde seretan denilen yenerce illetinden vefat ederek yerine oğlu Tipu Fetih Ali Han geçmiştir.

Tipu Fetih Ali, babası zamanındaki nüvvab ve sahib unvanlarını bırakarak, kendisini Sultan ilân eylemiştir. 1167 H. -1753 M. de doğmuş olan Tipu Sultan, babasının yerine geçtiği zaman 29-30 otuz yaşlarında idi. Babasının sağlığında aralarındaki ittifak şartlarından olarak, bir Fransız kuvveti, Haydar Ali'nin yanında bulunduğu için, Tipu Fransız zabitlerinden Aurupa usulü asker terbiyesi görmüş ve iyi yetişmişti.

Tipu, babasının sağlığında 1775 den 1779 (1189 H.-1193) senesine kadar devam eden Maratta savaşında kendini göstermiş ve 1780 deki Malisur savaşı başlangıcında büyük bir kıtaya kumanda etmek suretiyle Koleron'da İngilizleri bozmuştur.

Tipu Sultan, babasının yerine geçtikten sonra da Fransızlarla beraber harbe devam edip İngilizleri fena duruma düşürmüş fakat bu sırada Fransızlarla İngilizler arasında 1784 de aktedilen Versay barışı ile Türk-Moğol ve Malisur Racasının hükmünü hiçe sayarak hükümdarlığını İngilizlere de kabul ettirmiştir.

Tipu Fetih Ali Sultan, bundan sonra Osmanlı devletinden bazı isteklerde bulunmak ve aynı zamanda İngilizlere karşı muvaffakiyetlerini bildirmek üzere kendi değerli kumandanlarından Gulam Ali Han, Şah Nurullah ve Lütuf Ali Bey'i 320 neferden oluşan bir sefaret heyetini padişaha nâme vezir-i azama mektub ile bir takım hediyelerle İstanbul'a göndermiştir (1200 H. - 1786 M.).

Yedi gemi ile hareket edip Basra'ya gelen sefaret heyeti, Bağdat'a gelmiş ve oradan da devletin şanına lâyık bir surette istanbul'a gönderilmeleri hakkında Bağdat valisi Süleyman Paşa'ya emir verilip heyeti getirmek üzere de kapıcı başılarından Mustafa Ağa mihmandar tâyin olunmuştur.

Tipu Fetih Ali Sultan, Farsça olan nâmesinde, Hindistan'ın son zamanlardaki vaziyetini ve ticaret için gelen sömürgecilerin vaziyetlerini ve bunlara karşı babası ile kendisinin faaliyetlerini beyan etmektedir.

Tipu Sultan diğer bir nâmesinde 35 seneden beri Timur hanedanı saltanatının zaafından dolayı Deken ve sair Hindistan ülkelerindeki valilerin gafletleri neticesinde ticaret etmek hilesiyle Avrupalıların sahil yerlerde sömürgeler kurup Deken ve sair yerlerin ahvaline vakıf olduktan sonra göçmenler getirip Hindistan'ın, birçok yerlerine sahip olduklarını senede 35,000 kurur hasılat elde ettiklerini, Bengale ve daha bir hayli yerleri tasarrufları altına aldıklarını; erkek ve kız 10,000 kadar Müslüman çocuğunu cebren ve kahren Hıristiyan yaptıklarını ve kendisinin dinî hamiyeti îcabı bunlara karşı cihat îlân ederek dört sene muharebeden sonra yendiğini ve kendisi cenge devam etmek istemiş ise de serdarların ricasıyla harbe son verdiğini beyan etmiştir.

Tipu yine nâmesinde, İngilizlerin yapmış olduğu barışa itimadı olmadığından bunların fırsat bulup tecavüz edeceklerini ve kalan ayrıntıların elçi olarak gönderdiği serdar Seyyid Gulam Ali Han Bahadır ve Şah Nurullah Han ve Lutfullah Ali bey'den alınabileceğini ve İngilizlerin kendi kırallarının muvafakati olmadan hile ile İslâm ülkelerine saldırdıklarından bu keyfiyetin bizzat krala arzedilmek üzere göndermiş olduğu heyetin İngiltere'ye gitmesine müsaade olunmasını rica etmiş ve aynı zamanda Fransa kralının da kendisine yardımcı ve müttefik olmasından dolayı heyetin oraya da gönderilmesine müsaade istemiştir.

Sefaret heyeti reisülküttab Mustafa Feyzi Efendi ile görüşmüştür. Sefaret heyetinin taleplerinden en önemlisi ticarî bir yer olan Basra limanının kendilerine kiralanması ve buna mukabil de kendi limanlarından Mangalor limanının verilmesi teklifi idi. Bundan başka Şiî mezhebinde olan Tipu Sultan Mekke, Medine, Necef, Kerbelâ ve Meşhed-i Ali ile Abdülkadir-i Geylanî türbelerine gümüş kapılar yapılması ve misafirhaneler inşası ve buralara mehterhane kurulmasını ve eksik kalan Necef'teki nehir mecrasının hafriyle Necef'e kadar su verilmesine devam için Bağdat valisine emir verilmesini rica ediyordu.

Reisülküttab, bu heyetle uzun boylu görüşüp isteklerine yeterli cevaplar vermiş ve zaten bu sırada Rusya ile savaşa devam olunacağı tahakkuk ettiğinden, bir daha kendileriyle görüşülmemiştir.

I. Abdülhamit, Tipu'nun Farsça nâmesine 1788 Şubat tarihiyle yine Farsça olarak dostça cevap verip, Basra limanı ve Necef işinin Bağdat ve Basra valisine âid bir keyfiyet olduğu ve bunun için valiye yazıldığı ve bu sırada Ruslarla muharebeye başlanmış olduğu ve sulhun nizam-ı âlem için hayır olması nedeniyle İngilizlere karşı hasmane hareket etmeyerek mesuliyetin onlara bırakılması tavsiye edilmiştir.

Tipu'nun sefaret heyetinden birisi Fransa ve İngiltere'ye gitmiştir. Fransa'ya giden elçiye orada bol bol ziyafet verilip yeniden bir ittifak anlaşması yapılarak askerî ittifak kuvvede kalmıştır. Tipu Sultan, Fransa'nın bu vaziyetine gücenerek bu defa da Fransa'nın müttefiki olan Felemenk devletinin Malabar sahilindeki sömürgesine ve Travankor Racasının topraklarına saldırmıştır.

Tipu'nun bu vaziyetini fırsat bilen İngilizler, Lord Kornvalis kumandasındaki kuvvetlerle Raca'ya yardım ettiklerinden, Tipu mağlûp olarak birçok yerlerini terke mecbur olduktan sonra, 16 Mart 1792 (1206 Receb), tarihli muahede ile ağır bir tazminat ile iki oğlunu da rehin vermeye mecbur olmuştur.

Memleketinin yarısını terk ile ağır tazminat ve iki oğlunu rehin vermesi Tipu'ya pek ağır geldiğinden İngilizlerle mücadele etmek için yeni müttefikler aramağa başladı; bu sırada Fransa devrimi meydana çıkması ve cumhuriyet îlânı Fransa ile İngiltere'nin aralarını açtı ve aradaki düşmanlık Fransa sömürgelerine kadar yayıldı. 1793 de Hindistan'da Fransızlara ait olup İngilizlerin işgaline uğrayan Pomfeşiri'deki Fransızlar Malisor sultanının yani Tipu Fetih Ali'nin topraklarına iltica eylediler. Bu mülteciler Tipu'yu, İngilizlerle harbe teşvik ederek Fransızlara âit Moris adasından gönüllü vermeyi de vadeylediler.

1798'de Fransız generali Bonapart, Mısır'ı işgal ederek Filistin'e kadar gelmiş ve oradan da Hindistan'a, geçerek İngilizleri orada vurmak üzere Tipu Sultan'ın yardımından yararlanmak istemişti. Filhakika Bonapart'ın kuvvetlerini Mısır'dan Hindistan'a nakletmek üzere gemi hazırlaması hakkında Fransa cumhuriyeti Hindistan'daki Fransız valisine emir vermiştir. Bunun üzerine İngiltere hükümeti, Hindistan'da bir kargaşa çıkarmamak istediğinden Osmanlı hükümetine müracaat ile Fransızlara yardım etmemesi için Tipu Sultan'a bir nâme gönderilmesini rica etmişti. Bu sırada Fransızların Mısır'ı işgal etmeleri sebebiyle Osmanlı hükümeti İngilizlerle Fransa aleyhine ittifak etmiş olduğundan III. Sultan Selim ingilizlerin Hindistan umumî valisi Mornington (Lord Wellesley) vasıtası ile Tipu'ya İngilizlere mücadele etmemesi hakkında bir nâme göndermiştir.

1213 Rebiulâhır ve 1798 Eylül tarihli olan bu nâmede kısaca şöyle deniliyordu: 1- Arada dostluktan başka hiçbir şey yokken, Fransızlar Mısır'ı işgal edip pâdişâh namına âsileri yok etmek için geldiklerini îlân ederek halkı aldattıkları. 2- Bunların maksatları İslam âlemini istilâ ile Müslümanlığı ortadan kaldırmak olduğu. 3- Fransa ile savaşmakta olan Osmanlı devletinin kendisinden yardım beklediği. 4- Fransa'nın kendisine asker göndermesinin dostluk olmayıp maksadının Hindistan'ı ele geçirmek olduğu ve Fransızların, Müslümanlara son derecede düşman oldukları. 5- Bunun için Hindistan'ı Fransızlardan korumaları. 6- Eğer Fransızlarla aralarında anlaşma olup bundan dolayı İngilizler kendisine (Tipu'ya) saldırmakistiyorlarsa bunun aracılık edilerek önü alınabileceği. 8- Bu nâmenin İngiliz elçisi vasıtası ile gönderilmiş olduğu.

Özetini gösterdiğimiz III. Selim'in bu nâmesini Hindistan umumî valisi Tipu'ya bildirmiş olmakla beraber, umumî vali Haydarâbâd'la ittifak ederek, Tipu'yu mağlûp edeceğine kanaat getirmiş olduğundan, İngiltere hükümetinin arzusu hilâfına 1799 Şubatta Tipu'ya karşı taarruza geçmiştir. Tipu belki de bu nâme dolayısıyla gafil avlanmıştır.

Tipu'nun, III. Selim'e verdiği cevabı içeren iki nâmesi İstanbul'a gelmeyip ölümünden sonra ele geçmiştir. Bunlardan birincisinin tarihi 4 Ramazan 1213 ve 9 Şubat 1799'dur. Bu cevap pek hoşa gitmeyecek şekilde kaleme alınmış olup, ikinci cevap da İngilizler vasıtasıyla III. Selim'e yollanmıştır.
Hindistan valisi ve Haydarâbâd kuvvetlerine karşı mağlûb olan Tipu Sultan çekilmiş olduğu devlet merkezinde de müdafaada bulunmuş ve 4 Mayıs 1799 da burasının da işgali üzerine vurularak ölmüş, Maysor sultanlığı sona ermiş ve eskiden Maysor Racasına âid yerler yine o racanın sülâlesinden birisine verilip diğer yerler ingilizlerle müttefiki olan Haydarabad Nizam arasında taksim edilmiştir.

Tipu Fetih Ali Sultan, fevkalâde yiğit olduğundan başka kendisi âlim ve edip ve ulemaya muhabbetli idi. Pek çok nadir kitapları bulunduran bir kütüphane yaptırmıştır. Kütüphaneyi elde eden İngilizler, bir kataloğunu yapmışlardır. Tipu'nun "Fethü'l-mücahidin" ve "Ferman Benam Ali Raca" isimlerinde iki eseri vardır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz