Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
İlk Standart
XVIII. Yüzyıldaki Osmanlı Şeyhülislamları
Müstezad
(Bıyıklı) Derviş Mehmet Paşa
Esnaf Şehri İstanbul
Mehmed III
AZEB (Askeri Ordu)
Müsellemler
Tarihi Fıkralar 2
İsmail Sefâ

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Yıldırım Bayezid Dönemine Kadar Osmanlılar - Arnavutluk İlişkileri

Feodal bir tarzda idare edilen Arnavutluk, Bizanslılardan sonra İstanbul Lâtin İmparatorluğu'na geçmiş, Latinler Epir yani Güney Arnavutluk'ta bir despotluk vücuda getirmişlerdi. Daha sonraları izdivaç dolayısiyle Epir'in Avlonya sahili Napoli krallığına intikal ettiyse de bu krallığı elde eden Sicilya kralı Şarl Danju 1272'de Arnavutluk'ta nüfuzunu tesis ile burada Arnavutluk kralı unvanını alıp kendisine bağlı birtakım küçük prenslikler meydana getirmiş fakat bu hal Bizanslılar ile Anjüvenler arasında uzun süren mücadeleye sebeb olmuştur.

Aydın oğulları Beyliği Türkleri, Arnavutluk'ta hâkimiyetini tesis için bu mıntakaya giren Bizans İmparatoru III. Andronik'e yardımcı kuvvet göndermişti. Bunlar başarılı işlerden sonra Tesalya ve Beotia yoluyla memleketlerine dönmüşlerdi (737 H./1337 M.).1340-1346'da bir kısmı Sırpların eline geçen Kuzey Arnavutluğun diğer kısmında sonradan bilhassa Sırp hâkimiyeti çökünce Draç, Avlonya, Berat prenslikleri teşekkül etmişti. Bunlardan Mat ve Işkombi nehirleri arasındaki saha 1368'de Draç şehir ve limanını Anjüven'lerden alan Arnavut sergerdesi Şarl Topia'ya ve Arnavutluk limanlarından Avlonya (Valona) ile Kanina'da Aleksandr Gioriş adında birine aitti. Berat denilen Arnavutluk Belgrad'ı ise evvelce İvan Asen Komnenos'a ait iken sonradan burası Aleksandr tarafından zaptedilmişti; bunlardan başka merkezi İşkodra olan Zenta'da Balsa veya Balşi namında aslen Arnavut olan bir prensin üç oğlunun 1360 senesinde kurdukları bir Lâtin prensliği vardı. Bu prenslik İstefan Duşan'dan sonraki Sırbistan'ın karışık vaziyeti sırasında Sırplardan bazı yerler alarak genişlemişti; fakat bu işgal edilen mahaller, yani İpek ile Pizren ve havalisi Sırp despotu Lazar tarafından geri alındığı gibi Bosna kralı Tvartko'da bunların bir kısım yerlerini zaptetmişti.


Osmanlıların Arnavutluk Harekâtı

Osmanlıların Arnavutluk’ta ilk faaliyetleri 1383'de başlar; Türk akıncıları tarafından sıkıştırılan Valona (Avlonya) prensi memleketini Venedik Cumhuriyeti himayesine koymağa mecbur olmuştu; bundan sonra Osmanlıların Arnavutluk üzerindeki ikinci harekâtı, Şarl Topia ile II. Balsa arasındaki mücadele esnasında olup 1385 tarihine tesadüf eder; Avlonya, Berat, Kanina taraflarına sahip olan Balşalar, Şarl Topia'yı Draç şehrinde kıstırdılar ve o da Türkleri imdada çağırdı; bu tarihte Manastır civarındaki Candarlı Halil Hayrettin Paşa kuvvetleri Ozıri'yi zaptettikleri sırada Draç prensi Şarl Topia muharebe etmekte olduğu Arnavutluğun en kuvvetli prensi II. Balşa'ya karşı kendisine yardım etmek üzere Venediklilere güvenemeyerek Türk ordusunu yardımına çağırmıştı; çünkü Balşa, Şarl’ın elinden Draç limanını almış bulunuyordu.

İkinci Balşa, bu sırada, Kataro meselesinden dolayı, Bosna kralı Tvartko ile de mücadele halinde idi; Osmanlıların kendi üzerine geldiğini haber alınca Bosna kralıyla savaştan vazgeçerek güneye döndü; yanında birçok Arnavut senyörlerinin kuvvetleri de vardı. Hayrettin Paşa, prens Topia'nın davetini fırsat bildi ve hemen Elbasan (Bassania) dağlarını aşıp Balşa ile karşılaşmak üzere güneye döndü ve Güney Arnavutluk'taki Devol (Voyussa) nehrinin sol sahilinde Balsa ile karşılaştı ve çetin bir muharebeden sonra Arnavutluk prensine galebe çaldı; bu muharebede Balsa ve ona iltica etmiş olan Güney Sırp kralı Vukaşin'in oğlu ve Marko Kraliyeviç'in kardeşi Ivaniç maktul düştüler (1385) 2. Draç prensi de bu sayede memleketine tekrar sahip oldu. Osmanlı tarihleri bu sefere Karlı-ili hareketi derler.

Bu galebeden sonra Osmanlılar, Narda körfezine kadar sokuldular ve hattâ geçici bir müddet için Selanik de alındı. 1389'da Kroya ile İskenderiye (İşkodra) Türklerin eline geçti; fakat Osmanlı hükümdarı, kendi devleti aleyhine Avrupa'da görüşmeler yapılırken Akdeniz'de büyük bahrî kuvveti olan Venedik Cumhuriyetini kendi aleyhine harekete getirmeği muvafık görmediğinden bu iki şehri yine Venediklilere terk etmişti.


Bazı Arnavut Prenslikleri

Balşa'nın ölümünden sonra bu prensliğin kudreti kırılmış, memleketi Avlonya ile Yanya'yı alan karısı ve yeğeni Stratişimir'in oğlu Yuvan arasında taksim edilmişti; kuzeydeki Zenta ise Çernoyeviç hanedanının mümessili olan Radiç'e aitti; Yuvan 1403'de vukua gelen ölümüne kadar şöyle böyle Osmanlıların müttefiki olarak kaldı. Bunun oğlu olup yerine geçen Üçüncü Balsa da Osmanlılar lehine hareket etmişti; hattâ Üsküp sancak beyi Paşa Yiğit, bunu İşkodra ve Antivari taraflarındaki Venediklilere ait yerlere taarruza teşvik ediyordu.

Balşa ailesi zamanında Kastriyota ailesiyle İşkodra ve Yakova havalisinin kanunlarını tedvin etmiş olan Dukakin ailesi temayüz etmişler ve Devol muharebesinden sonra bu prenslikler Osmanlı hâkimiyetini tanımışlardı. Bunlardan başka Kuzey Arnavutluk'ta Dogno mıntıkasında Yonima, Palati, Caria vesaire gibi senyör aileleri varsa da bunlar prensliklerin vassalları olduklarından o kadar ehemmiyeti haiz değillerdi. Güney Arnavutluk'ta ise merkezi Berat olan Musachi ailesi olup on üçüncü asır sonundan itibaren görülürler; bunların Napoli krallık hânedanıyla münasebetleri vardı; bundan başka merkezi Ergiri olan ve 14. asırda görülen Spata ailesi ile Yanya ile Narda despotluğu ve yine Ergiri'de Zenebisi ailesi vardı; bu ailenin sonuncusu olup Türkler tarafından memleketi işgal edilen Gin Zenebisi'nin oğlu Osmanlı sarayında rehin olarak bulunup Hamza adını almıştı. Epir'de despotluğun bir parçası olan Avlonya veya Valona ve Kanina despotluğu 1314'den 1320 senesine kadar Bizanslıların işgaline uğradı ise de sonra burayı Bulgar kralı Aleksandr'ın kardeşi Yuvan Asen Komnenos aldı ve 1372 senesinde Balşa'lar da Bulgar despotunun elinden aldılar. 1385'de II. Balşa'nın ölümünden sonra dul karısı Comita Musaki Avlonya'da yerleşti ve bu yerler 1417'de Türk nüfuzu altına girdi; üç sene sonra Kanina da aynı suretle Türk hâkimiyetini tanıdı ve buralara sahip olan Regina Balsa, Korfu adasına çekildi.

Bazı sahilleri hariç olarak Mora yarımadasıyla Yunanistan ve Tesalya Bizanslılara aitti. XIV. yüzyıl sonuyla XV. yüzyıl başlarında Arnavutluk'taki müteaddit beylikleri bir idare altında toplamağa muvaffak olan Topia ve Balşa hanedanlarının birbirini müteakip hâkimiyetlerini kaybetmeleri üzerine bunlara tâbi olan Arnavut beyleri tekrar serbest kalmışlardı. Bunların içinde en meşhuru Kastriyota Arnavut ailesi idi.


İskender Bey

Jan Kastriyota'nın oğullarından en küçüğü olan Jorj veya meşhur adiyle İskender Bey'den bahsedilmek îcabetmektedir. 1403 ile 1404 seneleri arasında doğmuş olan Jorj, İskender adiyle Osmanlı sarayına alındığı zaman on sekiz, on dokuz yaşlarında idi. Kabiliyetli bir genç olup silâhşör olarak yetişmişti. Osmanlıların Anadolu ve Rumeli seferlerine iştirak ederek cesaretiyle tanındı. Muhakeme ve fikrî faaliyet devresi olan bir yaşta Osmanlıların hizmetine girdiği ve beyzade olduğu için memleketine karşı rabıtasını muhafaza etmiş ve el altından bu alâkasını devam ettirmişti. 1443 senesine doğru babası ölmüş ve bunun memleketi, Kroya sancak beyi Hasan Bey'e verilen bir emir üzerine işgal edilmişti, İskender Bey, Osmanlı ordusunda sancak beyliğine kadar çıkmıştı; 1443'de Jan Hunyad'la yapılan Morava muharebesinde ve henüz savaşın başlarında mevziini terk ederek memleketine kaçmış ve bunun böylece çekilişi Osmanlı ordusunun bozulmasının sebeplerinden birini teşkil etmişti.

İskender Bey kaçmadan evvel kendisinin Osmanlı hükümdarı tarafından Kroya sancak beyliğine tâyin edildiğine dair elde ettiği sahte bir fermanla hemen o tarafa gitti; biraderinin oğlu Hamza Bey de beraberinde idi; İskender'in maiyyetinde üç yüz sadık bendesi vardı; sahte fermanı göstererek bu adamlarıyla Kroya'ya. girdi ve kale muhafızı Hasan Bey ile onun maiyyetinde bulunanları derhal öldürttü; Kroya'dan sonra bazı kaleleri de elde etti ve işte bu 1443'den itibaren meşhur mücadelesine başladı.

Arnavutluk olaylarını şöylece özetleyebiliriz: Osmanlı Türkleri 1383'de Arnavutluk'la temas etmişler ve 1385'de Arnavut prensleri arasındaki mücadeleden istifade ile oradaki hâdiselere müdahale etmeğe başlamışlardır. Bu sırada Balşa'lar ile Topia'lar ehemmiyetten düşmüşlerdi. Daha sonra Yıldırım Bayezid'in 1394'den 1396 senesine kadar Arnavutluk harekâtı esnasında, Arnavutluğun İşkodra ve Leş taraflarında Dukakinler ve Dogmo mıntıkasında Goia Zakkaria ailesi, Orta Arnavutluk'ta Kastriyotalar ile Topialar ve Güney Arnavutluk'ta Avlonya ve Kanina civarında Aranitiler ve kendi adlarını taşıyan yerlerde Muzachiler ve Epir'de Spata ve Zenebisi aileleri ve Ohri taraflarında ise Gropa'lar vardı. Bu on dördüncü asır sonlarında Ülgün, Işkodra, Leş ve Drac, Balşa ve Topia ailelerinden çıkarak Venediklilere geçmişti. Arnavutluğun bu feodal hali ve mücadelesi Türk istilâsını kolaylaştırmış ve Türkler, bunlar arasındaki husumet ve mücadelelerden istifade eylemişlerdir; bundan başka Osmanlı istilâsı esnasında hariçten de buralara yardım ihtimalleri yok gibiydi; çünkü Venedikliler siyasî menfaatlerinden başka bir şey gözetmiyorlar ve Osmanlılarla bozuşmak istemiyorlardı; bundan başka Arnavutluğun zaafından istifade ile bazı mühim yerleri de işgal ediyorlardı. Raguza'lılar da iktisadî vaziyet sebebiyle Osmanlı işgaline aldırmıyorlardı, işte bu ümitsiz vaziyet içinde Orta Arnavutluk'ta Topia ailesinden Andre Topia Arnavutluğun ortalarında yerleşmiş olan Türklere hücum ederek 1432'de geçici bir galebe çaldı; sonra uzun seneler İskender Bey'le uğraşıldı ve 1383'de başlayan müdahale ve sonra istilâ hareketi nihayet 1467 senesinde tamamlanabildi.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz