Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Osmanlı’da bile 25 yaşında seçiliyordu; ya biz?
Osmanli da devlet yönetimi
Deniz Siyaseti-2
2. Abdülhamit Osmanlı'nın En İyi Padişahlarından
IV. Murat'ın Bağdat Seferi
Osmanlı devletinde misyoner okulları
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
osmanlı medeniyet ağacı
Mirzazâde Şeyh Mehmed Efendi
Kaside

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Yavuz Sultan Selim'in Şahsiyeti

Yavuz Sultan Selim uzuna mail orta boylu, toparlak kırmızı yüzlü, çatma siyah kaşlı, iri kemikli büyük başlı, koç burunlu, boynu uzun, iri bıyıklı ve yüzü traşlı yani sakalsız, yarı belinden yukarısı aşağısına nisbetle kısa, bakışı keskin ve nafiz, mizacı asabî idi; konuşurken bazı kelimeleri aşırı zekâ ve asabiyetinden dolayı bir kaç defa tekrarlardı.

Devlet işlerinde kat'î programla hareket eden bir Osmanlı hükümdarıydı ve herhangi bir devlet işini kesin olarak meydana koymadan evvel, muhtelif yollarla onun hakkında vezirlerin ve sair alâkadarların mütalaalarından istifade eder ve günlerce düşünür, nihayet son kararını verdikten sonra ondan dönmez ve bu kararın aleyhinde söz söyleyenleri öldürürdü; bundan dolayı hususî meclislerindeki güler yüzlülüğü ve müsamahasına veyahut yaptığı hizmet dolayısiyle teveccühüne mağrur olup pâdişâhın kararı haricinde mütalaa beyan edenlerin ne suretle îdam edildikleri İran ve Mısır seferlerinde görülmektedir; irade ve azim kudreti, derin görüşü ve yüksek dehasıyla babası zamanında uyuşuk ve durgun bir hale gelmiş olan idareyi pek kısa bir zamanda cevval bir hale getirmiş ve buna mani olmak isteyenleri tepelemiştir. Kendisinin muntazam casus teşkilâtı vardı; bu sayede gerek memleket dışından ve gerek içeriden malûmat alırdı; pek mühim işlerde bizzat tahkikat yapardı; hudutlardan uygunsuz haberler aldığı vakit "Siz işlere bakmıyorsunuz" diye vezir-i azamları hem döver ve hem de hapsettirirdi; Hersekzâde Ahmet Paşa ile Pirî Mehmet Paşa bu tehlikeye uğramışlardandır.

Bütün bu hiddet ve şiddetine rağmen kadirşinas olup adam seçiminde büyük bir isabeti vardı. Fikrini açık söyleyenin mütalaasını kendi mütaleasına aykırı olsa bile kızıp söylenerek dinler ve hak sözü kabul ederdi. Kendisinin şiddet ve gazabından korkan ve her an ölüm tehlikesi geçiren Pirî Paşa bir gün usanarak "Pâdişâhım, önünde sonunda bir bahane ile beni öldüreceksin; hemen bir gün evvel halâs etsen münasiptir" sözleriyle ve ümitsizlikle teessürünü söyleyince, bu söze bir hayli gülen Yavuz Sultan Selim: "Benim dahi bu mâna muradım; lâkin yerini tutar bir adam bulunmaz; yoksa seni muradına eriştirmek kolaydır" sözleriyle kadirşinaslığını göstermişti.

Memleketin genişlemesi ve bu yüzden işlerin artması sebebiyle vezir-i âzam Pirî Paşa bir telhis ile kendisine bir yardımcı vezir yani bir muavin istemiş, pâdişâh muvafık görmüş, bir kaç gün sonra Rumeli beylerbeyi Çoban Mustafa Paşa'nın muavin olmasını arzedince Sultan Selim: "Ben deli olmadım, öyle bir adamı tayin edeyim" diye kabul etmemiş, aradan 2 ay geçtikten sonra Pirî Paşa evvelki ricasını tekrar etmiş bunun üzerine Sultan Selim, "Madem ki onun vezir olmasını istiyorsun senin vezirin olsun" diye Mustafa Paşa 'nın vezirliğini istemeyerek kabul etmiş, 5-6 ay sonra bir arz gününde Mustafa Paşa, Pirî Paşa'nın arzlarının yanlış olduğunu ileri sürerek itiraza kalkmış, pâdişâh da "Ne ise söyle" diye müsaade etmiş ve o da bundan cesaret alarak sadrâzam aleyhinde söyleyeceğini söylemiş. Bunun üzerine Sultan Selim elindeki okla Mustafa Paşa'nın başına vurarak: "Bire mel'un, bunca zamandanberi hizmetimi gören Türk'ün doğru veya yalanını bilmez miyim? Kalk sen benim vezirim değilsin onun vekilisin ve bu rütbeye onun arzıyla nail oldun" diye öldürmek istemişse de Pirî Paşa'nın istirhamiyle kurtarılmıştır. Bu kayıtlar, Yavuz'un değerli adamlarına karşı olan itimadını göstermektedir.

Yavuz'un hususî meclislerinde ilmî, edebî tartışmalar olur ve değerli âlim ve şâirler bu meclise iştirak ederlerdi. Yavuz müsait zamanlarını mütalaa ile geçirirdi; mütalaalarını gözlükle yapardı. Kendisi mükemmel tahsil görmüş olup aynı zamanda güzel Farsça şiirleri de vardı. Edebî bir lisanla yazılarak pek ağır bir dili olan Vassaf Tarihi'ni mütalaa etmesi Arapça ve Farsçadaki yüksek vukufuna delildir. Türkçe nazımları az ise de Farsça epey şiiri vardır. Mükemmel bir divanı Alman imparatoru Vilhelm adına Paul Horn tarafından bastırılmıştır. Yavuz şâir, filozof ve mutasavvıf bir hükümdardı. Osmanlı hükümdarları arasında ilim itibarıyla en yükseği Yavuz'dur. Muhyiddin-i Arabî'ye hürmetinin aşırılığı ve seferleri esnasında Mevlâna Celaleddin-i Rumî'nin türbesini ziyareti Yavuz'un vahdet-i vücut felsefesine muhib veya müntesib olduğunu gösteriyor.

Âlimlere karşı hürmetkar idi; müftü meşhur Zenbilli Ali Cemalî Efendi ile olan münakaşaları meşhurdur. Kendisini ikna edici sözü kabul ederdi.

Yavuz Sultan Selim, tab'an ihtişam ve debdebeye ehemmiyet vermez, sadeliği sever ve sâde giyinirdi. Kendisi için fazla para sarfıyla köşk ve lüks şeyler yapılmasını istemezdi, bütün emeli devlet hazinesini her ihtimale karşı dolu bırakmaktı. Sirkeci ile Sarayburnu arasındaki sahile yakın basit bir köşk yapılmasını hazine defterdarı Abdüsselâm Bey'e emretmiş ve o da Yalıköşkü denilen köşkü yaptırmıştır. Sultan Selim burayı gezerken köşkün çok süslü olduğunu görünce canı sıkılmış. "Ben sana bu kadar para sarfına ruhsat vermemiştim; bir muhtasarca gölgelik yapasın diye emretmiştim" deyince Abdüsselâm Bey müşkil durumunu kurtarmak için köşkü kendi malından hediye olarak yaptığını arz ve kabulünü istirham eyleyerek vaziyeti kurtarmıştır. Yavuz Sultan Selim'in Şam'da Salihiye'de Muhyiddin-i Arabî'ye yaptırdığı cami, imaret ve türbeden ve bir de Konya'da Mevlevi tekkesine getirdiği sudan başka bir hayır yapmasına ne vakti ve ne de zamanı müsait olmuştur; hattâ kendi camiinin bile yalnız temellerini attırabilmiş, tamamlayamamıştır.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz