Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
I. Murad
Estetiğin Mührü:Tuğra
Akif
Kırkdilim Savaşı
Tersane Halkı
Osmanlı Kıyafetleri ve Fenerci Mehmet Kıyafetnamesi
Mehmed Bahaî Efendi
Musikî Âletleri
Enderun Hazinesi
Sarı Süleyman Paşa

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Yeniçeri ocağı

Pâdişâhın maiyyeti kuvvetlerinden yaya askeri olan yeniçeri ocağı, 1363'te teşkil edilmiştir; Balkanlardaki gelişmeler elde daimî bir yaya kuvvetinin bulunmasını îcabettirmiş ve acemi ocağı ile bunun temeli atılmıştır. Hıristiyan esirleriyle devşirmeler acemi ocağında yetiştirildikten sonra iki akçe gündelikle buraya alınırlar ve sonra kabiliyet ve kıdemlerine göre bu gündelik artardı.

Kapıkulu ocaklarının en itibarlısı olan yeniçeri ocağı efradı muharebede hükümdarın bulunduğu merkez kolunda bulunurdu; muharebe zamanında hükümdar bunların arkasında ve ortasında at üzerinde dururdu. Sefere gidişlerde ve konaklarda yeniçeriler pâdişâhın etrafında bulunup onu muhafaza ederlerdi.
Yeniçeri ocağı XV. yüzyıl ortalarına kadar yaya bölükleri veya cemâat denilen bir sınıftan ibaret iken 1451'de sekbanların katılmasıyla iki sınıf olmuş ve sonraki tarihlerde de ağa bölükleri denilen üçüncü bir sınıf daha teşkil edilmiştir.

Cemâat veya yaya bölükleri yavaş yavaş artarak yüz bir bölüğe kadar çıkmıştır. Sekban bölükleri de otuz dört bölük olmak üzere cemâat bölüklerinin altmış beşincisini teşkil etmiştir. Her cemâat orta veya bölüğünün kendilerine mahsus oda denilen kışlaları, mutfakları ve nişan denilen orta damgaları vardı.

Cemâat veya yayalarda orta denilen her bölükte çorbacı adında bir bölük kumandanı bulunuyordu; sekban ve ağa bölüklerinde bu kumandana bölükbaşı denilirdi, bundan başka orta veya bölüklerin kethüda, odabaşı, vekilharç, bayrakdar, başeski denilen diğer subayları vardı.

Yeniçeri ocağının en büyük kumandanı yeniçeri ağası olup bundan sonra sekbanbaşı gelirdi. Ocak kethüdası veya kul kethüdası, zağarcıbaşı, sansoncubaşı, turnacıbaşı, başçavuş ve muhzır ağa derece sırasıyla ocak büyük ağalarından idiler. Bir de yeniçeri ağası ve sekban başıdan sonra ocakta en itibarlı olarak yeniçeri efendisi denilen yeniçeri ocağı kâtibi vardı; bu, maiyyetindeki bir kalem hey'etiyle ocak defterini tutup efrad kaydıyla maaş işlerine bakardı. Bunun tâyin ve azli vezir-i azama aitti.

Yeniçeriler maaşlarını üç ayda bir alırlardı; her orta veya bölüğe ait olarak meşin keseler içinde hazırlanan maaşın salı günü verilmesi kanundu. Maaş, Arabî ayı denilen hicrî senenin ayları üzerinden verilirdi. Muharrem, safer, rebiulevvel denilen ilk üç aya bu ayların başharflerinin toplanmasiyle masar denilirdi. Rebîulâhir, cemaziyelevvel, cemaziyelâhir aylarına recec ve yedinci, sekizinci, dokuzuncu aylara yani receb, şaban, ramazan aylarına reşer ve şevval, zilkade, zilhicceden —evvelki ayın son harfiyle diğer ikisinin baş harflerinin birleşmesiyle— hasıl olan remze de lezez ismi verilmişti.

Yeniçeriler başlarına gazi serpuşu olan ve Türkler uc bölgelerinde iken kendilerini halktan ayırdetmek için başlarına giydikleri börk adı verilen beyaz keçeden başlık giyerlerdi; börk'ün arkasında yatırtma denilen ve omuza kadar inen parça yeniçerinin ensesini ve kısmen sırtını örterdi. Yeniçeriler börklerini eğri ve zabitler düz giyerlerdi; zabitlerin börklerinin başa giyilecek yeri sırma işlemeli olup buna üsküf derlerdi.

Yeniçerilerin yemekleri, orta yani bölükleri mutfağında pişerdi; bunun masrafı her hafta yeniçerilerden toplanan para ile temin edilirdi; her ortanın ahçıbaşı vardı ve bu, ocak zabitlerindendi; katil işinden başka cezası olanlar orta mutfağında hapsedildiklerinden burası aynı zamanda orta veya bölüğün tevkifhanesi idi.

Yeniçeri ocağının bayrağı ve muzikası vardı. Ocak kendisini, XIII. yüz yılın ikinci yarısında yaşamış olan Babaîler'den Hacı Bektaş-ı Velî'ye mensup sayarak onu, ocağın pîri olarak tanımıştı. Buna sebep ocağın kuruluşunda Alperenlerin, Babaîlerin etkili olmalarıdır. O tarihlerde ve daha evvel her san'atın ve her teşekkülün bir pîri olduğu kabul edildiğinden yeniçeri ocağı için de aynı an'aneye uyulmuştur.

Yeniçeri ocağında ilk devirlerde ok talimi (daha sonra tüfek talimi) için bir talimhane vardı; burada egzersizler yapılır ve talimhâneci tarafından kabza tutmak ve ok atma öğretilirdi. Yeniçeriler bu yüz yıllarda (XIV. yüzyılın son yarısıyla XV. yüzyılın ilk yarısı) ok, yay, kılıç, kalkan, kargı bıçak gibi harb âletlerini kullanırlardı. Harpte siper kazmak için kendilerine kazma kürek de verilirdi.

Divan toplantılarında divanın muhafazası için yeniçerilerden bir kısmı nöbetle divana gelirlerdi. Divan toplantısının sonuna doğru bunlara saray mutfağından çorba verildikten sonra kışlalarına dönerlerdi. Pâdişâhların cülus denilen hükümdarlık tahtına oturuşlarında kapıkulu ocaklarına cülus bahşişi ismiyle bir ikramiye verildiği gibi hükümdarın ilk seferinde de yine bunlara sefer bahşişi denilen bir para verilmesi de kanundu.

Yeniçerilerin orta veya bölüklerinde ayrı ayrı yardım sandıkları vardı; sıkılanları az bir faizle buradan para alırlardı. Ortaların bazı masrafları da bu sandığın faiz parasından temin edilirdi; varisi olmayan yeniçerinin terekesi bedeli mensup olduğu orta sandığına konurdu.

Osmanlı pâdişâhı bizzat sefere çıktığı vakit yeniçerilerin hepsi —hastalar müstesna— birlikte giderler, yalnız kışlaların muhafazası için ihtiyar yeniçerilerden korucu ismiyle muhafız bırakırlardı. Hükümdarın kendisi sefere gitmeyip yeniçeri göndermek lâzım gelse ihtiyaç nisbetinde ocak büyük zabitlerinden birinin kumandasıyla yeniçeri sevkedilirdi; yeniçeri ağası mutlak surette pâdişâhla beraber sefere giderdi. Muharebe zamanında ordunun merkez cephesinde bulunan yeniçerilerin önlerinde topçular ve onların önlerinde de azab denilen hafif yaya askerleri bulunurdu.

Yeniçerilerin her sene hükümet tarafından temin edilen iç çamaşırlarıyla yerli çuhadan yapılmış kaputları vardı. Çuha kaputlar koyu mavi renkte olup Filordin ve Selanik tezgâhlarında dokutturulurdu. İç çamaşırlarının bezleri de şimdi Yunanistan'da bulunan Tesalya'daki Tırhala ile Batı Anadolu'da Kızılca Tuzla, Edremit, Bergama, Manisa, Tire ve İzmir mıntıkalarında dokunan bezlerden tedarik edilirdi.

Yeniçeri ocağının en büyük kumandanı olan yeniçeri ağasının başkanlığı altında belirli günlerde ocak ağalarının iştirakiyle Ağa divanı kurulur ve burada ocağa ait işler görüşülürdü; ocak kâtibi yani yeniçeri efendisi de bu divanın üyelerindendi.

Yeniçeri ocağından biri terfi ederse ya kapıkulu süvari bölüklerinden yukarı ve orta bölüklere verilir veyahut tımarlı sıpahi olarak çıkarıbrdı. Kapıkulu süvarisi olanlara hükümet tarafından okluk, eğer bedeli ve bir de hayvan verilmesi kanundu.

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz