Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Millî Mücadele'yi Vahdeddin mi başlattı?
Memikzâde Mustafa Efendi
Yahudiler, 2. Abdülhamit'e neden kızgın
İnsan haklarının evrenselliği ve Osmanlı farkı
osmanlı kültürü
Ahmed Reşîd Rey
Tevfik Fikret
Köse Mihal Bey ve Ailesi
Osmanlı Tarihi Ders Notları
Tanzimat Fermanı(günümüz türkçesiyle)

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Yeniçeriler

Sayfadaki Başlıklar


YENİÇERİLER
Kaynaklar

YENİÇERİLER

Yazan: YASEMİN TATAROĞLU

Tecemmu eyledi meydan-ı lahme
İdüp küfran-ı nimet nice baği
Koyup kaldırmadan ikide birde
Kazan devrildi söndürdü ocağı

Osmanlı devletinin kuruluşundan beri bir gaza devleti olduğunu düşünürsek ve bu gazaların ne kadar geniş bir cografyada oldugunu düşünürsek bu devletteki askeri sinifin ne kadar önemli bir yere sahip oldugunu daha iyi anlariz

Yeniçeri Ocağı ise bu askeri sınıfın temel yapı taşlarından biridir. Aslında kuruluşunda çok önemli işlere imza atan bu ocak sonraları padişahların çekindiği, padişahların başa geçmesi yada tahttan indirilmesinde çok etkili olmuş ve kaldirilmasi vakay-i hayriye (hayirli olay ) diye adlandırılacak kadar bozulmuş bir kurum haline gelmiştir.

Yeniçerinin sözlük anlamı YENİ-ASKER(çeri) demektir. Bu ismi ilk defa Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa ‘nın kullandığı söylenebilir.

Osmanlı Devleti’nin ilk ordusu gönüllü birliklerdi. Bunlar savaş zamaninda toplanir, savaş bitince işlerine geri dönerlerdi. Ancak fetihlerin çogalmasiyla askerler yetmemeye başlamiş, bunun üzerine ilk defa Orhan Bey zamanında Çandarlı Kara Halil Paşanın çalışmasıyla Türk çocuklarından bir ordu oluşturulmuştur. Ancak bunlarda savaş sirasinda para aliyor, savaş bitince işlerine dönüyorlardi. Sadece vergiden muaf sayılıyorlardı.

Yeniçeri ocağının tam olarak kurulması ise 1, Murat zamanında Edirne’nin fethinden sonra 1362 yılında olmuştur. Selçuklu ve Memluklulardaki orduya benzeyen bu ordu Osmanlıda tam anlamıyla bir devlet kurumu olarak yerini almıştır.

Yeniçeri Ocağı ilk kurulduğu yıllarda asker ihtiyacını iki şekilde karşılıyordu. Pençik ve Devşirme sistemi.

Pençik sistemiyle ;savaşta asker düşen esirlerin beşte biri asker olarak aliniyordu. Bunlar genelde 10-17 yaşlari arasindaki gençlerden seçiliyordu. Türk çiftçilerinin yaninda islami terbiye ile yetiştirilen bu esirler önce acemi oglanlar ocagina oradan da yeniçeri ocağına alınıyorlardı.

Diğer bir askere alma yöntemi olan devşirme yöntemi ise Osmanlı devletinin yüzyıllarca uyguladığı , kimileri tarafından çokça eleştirilse de ilk yıllarda önemli işlerin yapılmasında katkısı olan bir sistemdi.
Osmanlı devletinin fetret devrinde (yıldırım bayezıt dönemi)fetihler durunca esir sayısı da azalmış bu yüzdende pençik sistemiyle asker elde etme imkanı kalmamıştır. Ordunun asker ihtiyacını karşılamak içinde devşirme sistemi uygulanmaya başlamıştır.

Devşirme sistemi 2, Murat zamaninda ilk defa uygulanmaya başlamiştir. Buna göre hristiyan tebaanın birkaç çocuğundan biri askere alınıyordu. Bu kanunda genelde Rumeliden asker devşirilmekle beraber 15, yüzyıldan itibaren anadoludaki hristiyan ailelerdende asker alınmıştır.

Devşirme kanunu çok ilgi çekicidir. Çok sıkı kuralları vardır. Buna göre devşirilecek gençlerin en asilleri seçilir, papaz çocukları ,iki çocuktan yalnız biri alınırdı. Tek erkek çocuklar ,kse ve kel ile çok uzun ve kısalar alınmazdı .Ermenilerden devşirme alinirken, ticaretle ugraşan yahudilerin çocuklari alinmazdı. Türkçe bilen, evli ve sanatkar olanlar ile İstanbul’a gitmiş yani gözü açilmiş oglanlar alınmazdı. Çünkü bunların itaati zorlaşirdi. Bu çocuklar Türk çiftçisinin yanına verilir burada Türk İslam geleneklerine göre yetiştirilirlerdi. Bunlar asla sanaatkar, şehirli, kadı ve danişmend yanına verilmezdi. Çünkü böyle bir durumda askerliğe uyum sağlaması güçleşirdi.

Türk , Gürcü ve Kürt hristiyanlarının olduğu Karaman -Erzurum arasından çok az devşirme alınmıştır. Kayseriden ilk devşirme Yavuz Sultan Selim zamanında alınmış ve meşhur MİMAR SİNAN bu sırada devşirilmiştir. Yine ünlü devlet adamı Sokullu Mehmet Paşa da devşirmedir.

İşte bu şartlar altında devşirilen gençlerden görünüşü güzel olanlar ile zeki olanlar saray okuluna ayrılır ve burada sadrazamlığa kadar yükselebilirdi . Diğerleri ise yeniçeri ocağında eğitilirdi.

Yeniçeri Ocağı ilk kurulduğu yıllarda padişaha siki sikiya bagli bir kurum görünümündedir. Hatta Cuma ve bayram günleri Yeniçeri ağası namaza gider padişah’ın koltuğuna girip atından inmesine yardımcı olurdu.

Sefere giderken;Eyvallah eyvallah kahrımız gazabımız düşmana ziyan Allah Allah illallah baş üryan sine üryan kiliç al kan ziyan kulluğumuz padişaha ayan diyerek gülbank denilen dualarını ederlerdi.

Bu ocağı Hacı Bektaşi veli Hazretlerine bağlayanlar olmuş ve ahiliğin yerini alan Bektaşilik Yeniçeriler arasında şöhret bulmuş ve bu ocak ‘Taife-i Bektaşiyan’ ‘ocağ-ı bektaşiyan’’gibi isimlerle ün bulmuştur.

Yeniçeri ocağının çok ilginç bölümleri vardır. Mesela;Sekban bölüğü bazı kaynaklarda saraya ait ava köpeklerine bakıp besleyenlerin bölüğüdür. Ancak bu ada Divan-i Lügatit Türkte sokman;muharebe saflarını yaran yiğit olarak adlandırılmıştır.

Yine Zağarcı başı ve saksoncubaşi ;padişaha ait av köpekleri ve savaş köpeklerini bakar beslerdi.

Muhzırbaşı_; Sadrazamın muhafızı idi.

Yine bu ocağın bölümlerinden olan solaklar;padişahın özel korumalarıydı. Sefer sırasında padişahın sağında giderler ve ok yay kullanırken padişaha arkalarını dönmemek için sol elleriyle ok atarlardı. Bu yüzdende solaklar olarak adlandırılmışlardır.

Yeniçerilerin kurulduğu yıllarda evlenmeleri yasaktı. Bunlar önce Edirne de daha sonra Şehzadebaşında (eski odalar) ve Aksarayda (yeni odalar) kendileri için yapılmış evlerde kalırlardı. İsyan çıkaranlar genelde yeni odalarda kalanlardı .Yavuz Sultan zamanında çok yaşlı bir yeniçeri için verilen evlenme izni kapıyı aralamış bundan sonra evlenip kendi evlerinde kalmaya başlamişlar, ticaretle uğraşmışlar hatta sefere bile gelmekte zorlanmışlardır.

Yeniçeriler ilk başta Okmeydanı denen yerde ok atışları yaparken sonradan bu işleri de yapamaz olmuşlardir.

Yine yeniçerilere sabit fiyatla et dağıtılırdı. Et parası artarsa farkı devlet karşılardı. Kanuni zamanında yaptırılan Et Meydanı yeniçerilere et dağıtılan yer olmuştur.

Görevlerinin başinda savaş sirasinda padişahi korumak olmuştur. Yine savaş dişinda Yeniçeri Agasi şehrin asayişini saglar, çikan yanginlara yeniçeriler müdahale ettirilirdi. Savaş dişinda silah taşimazlar,sadece bir hançer bulundururlardı.

Yeniçeriler ulufe denen maaş dişinda cülüs (tahta çıkma)bahşişide almışlardır. İlk defa bu bahşişi Yıldırım Beyazıd Kosova savaşında padişah ilan edilince vermiş Fatih zamanında gelenek haline gelmiştir. Ancak bu gelenek öyle bir hal almıştır ki 1, Ahmed ve 4, Mehmet zamanında cülus bahşişi bulunamayınca saraydaki altın ve gümüş eşya eritilip darphanede para haline getirilerek askere dağıtılmıştır.

Aslında yeniçeri ocağındaki bozulma devşirme usulünün bozulmasıyla başlamıştır. Kul kardeşligi denen bir şekilde dişaridan yabancilar ocaga alinmiştir. Daha sonra 3,Murat zamaninda yeniçerilerin evlenmesi yayginlaşmiş, çocuklari Kuloglu denilerek acemi ocagina alinmiştir. Yine rüşvet bu ocagin sonunu hazirlamiştir. Ocakta boşalan kadrolar devlete bildirilmeyip ücretleri yeniçeriler arasinda bölüştürülmüştür. Kısacası liyakat sahibi olmayanların her işte başarısız olması gibi liyakatını kaybeden yeniçeriler bir süre sonra ocaklarınıda kaybetmişlerdir.

Bu ocağın bozulma sebeplerini birazda devlet başkanlarında aramak gerekir. Kanuniden sonra sefere çıkmayan pqadişahlar yüzünden yeniçeriler atıl kalmış,yapacak işleri olmayinca bol bol isyan çikarmişlardir. Kazan kaldırma yine yeniçerilerin isyanlarından bize kalan bir ifade olmuştur. Kendilerinin yemek yediği kazanların kutsal olduğuna inanan yeniçeriler bir iş görüşürken bu kazanın etrafında toplanmış ve bu kazanın düşman eline geçmemesine çok büyük özen göstermişlerdir. İsyan sırasında da bu kazanları alıp alanlara çıkmışlar bu kazan kaldırma artık her isyanın habercisi olmuştur.

İlk defa 2, Osman yeniçeriler tarafından öldürülen padişah olmuştur. Yeniçeri ocağını kaldırmayı düşünen padişahın bu düşüncesinin öğrenilmesi sonunu hazırlamıştır.

2, Mustafa, 1, Abdülhmid, ve 3, Selim’in bu ocağı düzeltme girişimleri hep başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Sultan İbrahim döneminde Yeniçeri ağalarının itaatsizliğine karşı onları ortadan kaldırmayı düşünen Hazerpare Ahmet Paşa’nın bu girişimi duyulunca bunun bedelini hayatıyla ödemiş ve cesedi Sultanahmet meydanında parçalanmış bu yüzdende tarihe bin parça(hazerpare) Ahmet Paşa olarak geçmiştir.

Yeniçeri ocağı ancak 2, Mahmut zamanında sancak-ı şerif meydana çıkarılarak ve halkın desteğiyle ortadan kaldırılmış yada ocqak söndürülmüştür. (1826)Bu olaya tarihimizde Vakay- Hayriye(hayırlı olay) denmiştir.Ancak suçu sadece yeniçeriye yükleyerek büyük bir kıyım gerçekleşmiş ve yeniçerilerin mezar taşları bile ortadan kaldırılmıştır. bu dönemden günümüze hiç yeniçeri mezarı kalmamış yada kaldıysada sayı olarak çok azdır. Bununla beraber Fatih'in ordusunun yeniçerilerden oluşması ve bu ordunun Peygember Efendimiz'in övgüsüne mazhar olduğunu düşünürsek yapılan yeniçeri kaldırma işlemidevlet adamlarını suçu sadece yeniçeriye yükleyerek onları ortadan kaldırınca herşeyin düzeleceği yanılgısının başlıca sebebidir.. Ayrıca yeniçeriş ocağı kaldırıldıktan sonra devletin yerine doğru bir ordu koyamayıp , o sırada isyan çıkaran Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya devletin yenilmesi ve O'na bir takım imtiyazlar vermek zorunda kalmasıda üzerinde düşünülmesi gereken bir konuduır. Bu olaya çeşitli tarihler düşürülmüştür. Arif Hikmet Bey bu olayla ilgili şöyle der:

Pir idüp nakş-i nişan her tarafin
Kışlalar sanki sanemhane idi
Yandı sükkanı, o kavmi baği
Layık-ı nar değil ya ne idi.
Bu şiirlerden en meşhuru ise Keçecizade Izzet Molla’nın kıtasıdır:
Tecemmu eyledi meydan-ı lahme
İdüp küfran-ı nimet nice baği
Koyup kaldırmada ikide birde
Kazan devrildi söndürdü ocağı

Kaynaklar

doğuştan günümüze büyük islam tarihi
osmanlı ansiklopedisi(ağaç yayıncılık)
islam ansiklopedisi(diyanet yayınları)

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz