Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Hersekzâde Ahmet Paşa
Tarihte Mayıs Ayı Olayları
İstanbul Çeşmeleri Kronolojik Listesi
Çanakkale'yi Kazandıran Ruh
Ayasulug (Selçuk) Aydınoğlu İsa Bey Camii
Ispartalı Halil Hâmit Paşa
Osmanlı'da 'EYALET sistemi' nasıldı?
arşivcilik
Bu ihanet dünyanın neresinde olabilir?
II. Abdülhamid'e Muhalif Karikatürler

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

Ziya Gökalp

Sayfadaki Başlıklar


Hayatı
Şiirleri

Hayatı

1911'de Genç Kalemler dergisinde yayımladığı Turan manzumesi ile "Türklüğün bütünlüğü fıkrini benimsediğini göstermiş olan Ziya Gökalp (1876-1924). I. Dünya Savaşı boyunca, bu hareketin lideri durumundadır, İttihâd ve Terakki Partisi'nin genel merkez üyesi bulunmasından faydalanarak ön plandaki hükümet adamları ile de çok yakın temaslar kurmuş; milliyetçilik hareketinin hükümetçe desteklenmesinde olduğu gibi, İstanbul Üniversitesi'nde verdiği sosyoloji dersleri, sürekli ve bol yazıları ile geniş bir aydın kütlesinin milliyetçilik prensiplerini benimsemesinde ve dolayısıyle millî bir edebiyatın yaratılmasında da başlıca âmil olmuştur. Kuvvetli bir felsefî kültüre sahip bulunan Ziya Gökalp, samimi bir idealist olduğu kadar, Türkiye'nin hali ve geleceği hakkında gerek kendisi ve gerekse başkaları tarafından ileriye sürülen düşüncelerin uygulanma imkânlarını çok iyi ölçebilmekte de büyük bir başarı göstermiş ve teorilerin katı kalıplarına sıkı sıkıya bağlanmadan, onları gerçekleşme imkânlarına göre değerlendirebilmiştir. Siyasî ideolojilerin gerçekleşme güçlerini yine siyasî gelişmelere bağlı gördüğü için, Türkçülüğün hedeflerini olayların gidişine göre ayarlamakta ve bizzat kendi düşünceleri üzerinde de zaman zaman revizyonlar yapmakta tereddüt göstermemiştir. Bu sebebledir ki, 1911 yılında ateşli bir Turancı olduğu halde, yeryüzünde tek hür Türk Devleti olan Türkiye'nin de varlığını tehlikeye düşürecek siyasî gelişmeler karşısında, uzak idealleri bir kenara iterek gerçeklere yatkın bir. yoldan yürümeyi ve her şeyden evvel, Türkiye'nin varlığının devamını ve medenî kalkınmasını hedef tutan, aşırı olmayan bir milliyetçilik anlayışına dayanmayı uygun görmüştür. Türk Ocağı'nın organı olan Türk Yurdu'nun yayınları ile Ziya Gökalp'in denetimi altında çıkan Yeni Mecmua (1917)’nın yayınları arasındaki ayrılık da bunu açıkça göstermektedir. İdeolojileri olaylarla birlikte değerlendirme prensibi onu, 1908-1923 tarihleri arasında çok hızlı bir gelişme gösteren Türk manevî hayatının hemen her yönünde büyük tesirler yapan ve Cumhuriyetten sonraki hamlelere de yön veren milliyetçilik hareketinin esaslarını sistemli bir şekilde açıklamağa götürmüştür. Bu açıklamaları yaptığı Türkçülüğün Esasları (1923) adlı eserinde, Turancılığın Türk milletinin "uzak ideali" olduğunu söyleyerek, uzak idealler için "gerçekleşmenin aranmadığını" belirtmiş ve "ırkçılık teorisini” de şiddetle reddetmiştir. Yine aynı gerçekçi görüş sonucunda, milliyetçilikle bağdaşmaması tabii bulunmakla beraber Türklerin de Müslüman olmaları sebebi ile, I. Dünya Savaşı boyunca aktüalitesini sürdüren İslamcılık ceryanına da zaman zaman yakınlaşmaktan ve onunla uzlaşma imkânları aramaktan da geri kalmamıştır (Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak, 1918).


Kaynak: Akyüz, Kenan, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri, İnkılâp Kitabevi, İstanbul, 1995.

Şiirleri

Tûran

Nabızlarımda vuran duygular ki, târihin
Birer derin sesidir, ben sahîfelerde değil.
Güzide, şanlı, necîb ırkımın uzak ve yakın
Bütün zaferlerim kalbimin tanîninde,
Nabızlarımda okur, anlar, eylerim tebcîl.
Sahîfelerde değil çünki Attilâ, Cengiz.
Zaferle ırkımı tetvîc eden bu nâsiyeler,
O tozlu çerçevelerde, o iftirâ-âmîz
Muhît içinde görünmekte kirli, sermende;
Fakat şerefle nümâyan Sezar ve İskender!
Nabızlarımda evet, çünki ilm için mübhem
Kalan Oğuz Han'ı kalbim tanır tamâmıyle;
Damarlarımda yaşar şân ü ihtişâmıyle
Oğuz Han. İşte budur gönlümü eden mülhem:
Vatan ne Türkiye'dir Türkler'e, ne Türkistan;
Vatan, büyük ve müebbed bir ülkedir : Tûrân...


Türklük

Garbin dinler sesini, garbe sesler dinletir.
Kalbini de söyletir, kalbini de inletir;

Lâkin asla unutmaz Oğuz Han'ın evlâdı
Tûrân denen o yurdu, Tûrân denen o adı.

Ey Türklüğün düşmanı, kitablara göz gezdir:
Fârâbî'ler kimlerdir, Uluğ Bey'ler kimlerdir?

Kimlerdendir unutma büyük İbn-i Sina'lar,
Kimlerdendir unutma kahraman Atillâ'lar.

Türkler bugün bir kavim, lâkin yarın bir millet,
Ona uymayanlara benden yüce bir lâ'net...

Türk hiç geriye gitmez, Türk irticai bilmez,
Lâkin büyük kalbinden altın devri silinmez!


Vatan

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,
Köylü anlar mânâsını namazdaki duanın...
Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'ân okunur,
Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hûda'nın...
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki toprağında başka ilin gözü yok,
Her ferdinde mefkure bir, lisan, âdet, dîn birdir.
Meb'ûsânı temiz, orda Boşo'ların sözü yok.
Hududunda evlâdları seve seve can verir;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bir ülke ki çarşısında dönen bütün sermâye,
Sanatına yol gösteren ilimJe fen Türk'ündür;
Hirfetleri birbirini dâim eder himaye;
Tersaneler, fabrikalar, vapur, tiren Türk'ündür;
Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz