Silikon Vadisine ve Teknoloji Dünyasına İçeriden Bir Bakış
kolai.com
Ana Sayfa
Yazı Ekle
Forumlar
Bilgi Bankası Kategorileri
Son Eklenen Bilgiler
Divan Edebiyatı
Osmanlıca Sözlük
Osmanlı Padişahları
Anadolu Beylikleri

Arama:
Bunlar da var
Sümmanî
Topçu kışlası ve imalâthanesi
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki İmaretler
Seyranî
KANUNİ'NİN BELGRAD KADISINA GÖNDERDİGİ FERMAN
Kuruluş Dönemi Osmanlılar ve Arnavutluk
Osmanlı Ordusu Genel Kuvvetler
XV. Yüzyıl Ortalarından XVI. Yüzyıl Ortalarına Kadar Osmanlılardaki İmaretler
İsyanlar ve Olaylar
Anadolu Beyliklerinde Sosyal ve İlmi Durum

Aradığınız soruların cevabını bulamadınız mı? Forumlarımızda sorun.

yakın tarihi iyi bilmek

Menderes, Türkeş ve Bahçeli

GÜNÜN YAZILARI


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bayram esnasında İzmir'de, 'Menderes'i astınız, Apo'yu astırmadınız' yolunda 'iftiralara' uğradıklarını söylerken 'eski' bir yarayı da deşmiş; Alparslan Türkeş'in Menderes ve arkadaşlarının idamındaki rolü.
Devlet Bahçeli, bir yönüyle haklı. Rahmetli Menderes 17 Eylül 1961'de idam edildiğinde Alparslan Türkeş, Yeni Delhi'de askerî ataşe olarak 'sürgün'. Milli Birlik Komitesi'nden 14 arkadaşı ile birlikte tasfiyesinin ardından neredeyse bir yıl geçmiş. Belki de, 'cunta içindeki cunta'ya kendi kafasını kaptırmadığına şükrederek olayları uzaktan izliyor.

Dolayısıyla Yassıada mahkemelerinin verdiği kararlarda ve idamlarda mevcutlu bir dahli yok. Ama Türkeş, 13 Kasım 1960'ta bir iç darbeyle sürgüne gönderilene kadar 27 Mayıs'ın 'kudretli albayı'dır. Menderes'i ipe götürenlerin 'dava arkadaşı'dır Türkeş, darbenin baş aktörüdür. Bir hukuk ve insanlık cinayeti olan Yassıada duruşmaları başladığında Türkeş ve arkadaşları, cuntanın hâlâ en büyük gücüdürler. Yassıada mahkemesini kuranlar, yargıçlarını ve savcılarını atayanlar zaten Menderes ve arkadaşlarına ne yapacaklarını belirlemişlerdir. Yoksa, mahkeme başkanı Salim Başol, 'sizi buraya tıkan güç böyle istiyor' diyerek kararların adresini verir miydi?

Türkeş, 27 Mayıs'ın günahını sırtında taşıdı ölünceye dek. Milli iradenin tecelligâhı Meclis'i kapatmaları, tüm DP milletvekillerini hukuk dışı bir teşhircilikle yargılamaları ve idamları unutmadı merkez sağ seçmen; Türkeş'e hep mesafeli durdu. Demokrat Partililerin evlatları 1970'lerde ülkücü harekete katılmaya başladıklarında da değişmedi bu, daha sonraları Türkeş demokrasiye güzellemeler yazdığında da.

Yıllarca merkez sağ seçmen ile MHP arasında aşılmaz bir engeldi Türkeş; askerî kimliği, 27 Mayıs'taki rolü ve idamlarla anıldı hep bu çevrelerde. 1997'de Türkeş'in ölümü ve Devlet Bahçeli'nin MHP genel başkanlığına seçilmesinin ardından parti, 1999 seçimlerinde % 18'e ulaşmayı başardı. Başka birçok faktörle birlikte Devlet Bahçeli'nin ismi, kökeni ve liderliği, MHP'yi 27 Mayıs kamburundan kurtardı ve merkez sağ seçmene açtı.

Bütün bunları neden anlatıyorum bugün? MHP, 'sağ siyaset' kulvarında AK Parti'ye alternatif tek siyasal hareket olarak kendini konumlandırırken 'merkez sağ'la sorunlu tarihini hatırlamak ve bunu iyi okumak zorunda.

Milli iradenin devletçi seçkinler tarafından iğfal edilmek istendiği dönemlerde MHP'nin durduğu yer 27 Mayıs'ı hatırlattıkça MHP ile merkez sağ seçmen arasındaki mesafe kapanmayacaktır. 27 Nisan'da yaşananların ardından 22 Temmuz seçimlerinde MHP-CHP ittifakı söylentilerinin MHP'ye Kemalist soldan destek getirirken muhafazakar sağdan oy götürdüğünü, partinin geleneksel olarak güçlü olduğu Orta Anadolu'da gösterdiği performansa bakarak söyleyebiliriz.

MHP, toplumsal tabanı itibarıyla Kemalist-laikçi-seçkinci 'merkez' karşısında bir 'çevre' hareketi olduğunu unuttuğunda merkez sağ siyasete açılımı asla mümkün olmayacağı gibi AK Parti'ye sağdan bir alternatif olma iddiası da havada kalacaktır.

Bahçeli, cumhurbaşkanlığı meselesinde 'CHP'nin peşine mi takılsaydık' derken siyaseten doğru yerdedir. MHP, sağ siyasal kulvarın uçlarında da olsa kendine, 'milliyetçi demokrat' bir siyaset alanı yaratabilir. Ama, demokrat, askerle ve Kemalist laikçilerle mesafeli bir siyasette karar kılmazsa yerini dolduracak bir parti de var; Muhsin Yazıcıoğlu liderliğindeki Büyük Birlik Partisi.

Merkez sağ ile MHP arasındaki konu, Menderes'in idamı da değildir tek başına; Türkeş'in diğer cuntacılarla birlikte 27 Mayıs'ta milli iradeye indirdiği darbedir. MHP ya 'Albay Türkeş'in izinden gidecek ya da 'milliyetçi demokrat' bir çizgide sağ siyasetin demokrasi ve milli irade refleksini dikkate alan bir siyaset tarzı geliştirecek. Ki bu ikincisinin yolu, öncelikle, MHP'yi darbeci ulusalcıların 'operasyon' alanı olmaktan çıkarmaktan geçiyor.


25 Aralık 2007, Salı

Bu sayfayı düzenle

Bize her konuda çekinmeden yazabilirsiniz